(2709 S. K. m. 128) (2577 S. K. m. 17) (5393 S. K. m. 49) (657 S. K. m. 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Bursa İli, Karacabey Belediye Başkanlığı bünyesinde, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. maddesi kapsamında, tam zamanlı sözleşmeli mühendis olarak görev yapan davacının, hizmet sözleşmesinin feshine ilişkin 13/06/2017 tarih ve 2017/380 sayılı davalı idare işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan maaş ve diğer özlük haklarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; gerekçesiyle davanın reddine yönelik Bursa 2. İdare Mahkemesinin 08/01/2018 tarih ve E:2017/1071, K:2018/2 sayılı kararının; 3 yıldan fazla süredir aynı pozisyonda istihdam edildiği, bu süre içerisinde hizmet sözleşmesinin feshini gerektirecek olumsuz bir davranışının bulunmadığı, işlemin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17/2. maddesi uyarınca yerinde görülmeyerek, gereği görüşüldü:
Dava; Bursa İli, Karacabey Belediye Başkanlığı bünyesinde, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. maddesi kapsamında, tam zamanlı sözleşmeli mühendis olarak görev yapan davacının, hizmet sözleşmesinin feshine ilişkin 13/06/2017 tarih ve 2017/380 sayılı davalı idare işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan maaş ve diğer özlük haklarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "...davacının hizmetine ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiği anlaşılmakta olup, davacının 'sözleşmeli personel' statüsü de göz önüne alındığında idarenin takdir yetkisi çerçevesinde tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesinin 3. fıkrasında "...Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, planlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plancısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir..." kuralına yer verilmiş, aynı maddenin 5. fıkrasında da, 3. ve 4. fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 1. maddesinde; bu Kanun'un, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı, sözleşmeli ve geçici personel hakkında ise, bu Kanunda belirtilen özel hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği hükme bağlandıktan sonra, (A) bendinde memur; mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler olarak tanımlanmış; (B) bendinde, sözleşmeli personelin; kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileri olduğu, sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptalinin, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usullerinin Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Anayasa’nın 128. maddesine göre Devletin, genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülebilecektir.
Anayasa Mahkemesinin 10.3.2011 günlü, E:2008/54, K:2011/45 sayılı kararında da belirtildiği üzere; sözleşmeli personel, Anayasa’nın 128. maddesinde sayılan “memurlar” kapsamında olmadığı gibi, idare ile arasındaki sözleşme özel hukuk sözleşmesi olmayıp gördüğü hizmetin niteliği gereği de işçi sayılmamaktadır. İdare, ihtiyaç duyması halinde ve idari hizmet sözleşmesi imzalamak suretiyle sözleşmeli personeli istihdam edebilmektedir.
Nitekim, 16.6.1978 günlü, 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ve 28.6.1978 günlü, 16330 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve Genel Bütçeye dahil dairelerde, katma bütçeli idarelerde, döner sermayeli kuruluşlarda, belediyelerde, özel idarelerde ve kamu iktisadi teşebbüslerinde, özel Bütçeli İdareler ile 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında kalan kuruluşlarda sözleşme ile çalıştırılan personel ile ilgili düzenlemeler yapan "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar"ın 2. maddesinde de, sözleşmeli personelin; mevzuatına uygun olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu görevlileri olduğu belirtilmiş; 7. maddesinde de; hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi durumunda işsonu tazminatı ödeneceği hükmü yer almış, ayrıca sözleşmeli personelin istihdam koşulları ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.
Davacı ile davalı idare arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 8. maddesinde, sözleşmeli personelin, 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 7. maddesinde belirtilen esas ve usuller çerçevesinde ve aynı maddede gösterilen yönteme göre yapılacak hesaplama neticesinde bulunan miktarda iş sonu tazminatı hakkından yararlanacağı, 16. maddede ise; sözleşmenin 01.01.2017 tarihinden 31.12.2017 tarihine kadar geçerli olduğu düzenlenmiştir.
Sözleşme süresi sonunda, sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi konusunda idarenin takdir yetkisi bulunduğu gibi, haklı nedenlerin bulunması durumunda sözleşmeli personelin sözleşme süresi dolmadan sözleşmelerinin feshedilebilmesi mümkün ise de; asli ve sürekli nitelikte kamu hizmeti ifa eden sözleşmeli personelin içinde bulunduğu kamu hukuku bağlantılı, esasları idare tarafından önceden düzenlenmiş, güvenceli durum sebebiyle yenilememenin veya feshin haklı sebeplere dayanması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç duyulması nedeniyle 2014 yılından itibaren davalı idare bünyesinde sözleşmeli mühendis olarak istihdam edildiği, sözleşmenin imzalanmasını müteakip 6 aylık sürenin sonunda ise davacının bu defa hizmetine gerek kalmadığından bahisle hizmet sözleşmesinin 14.06.2017 tarihinden itibaren feshedileceğine dair 13.06.2017 tarih ve 380 sayılı işlemin tesis edildiği, bu zaman zarfında davacının hizmetine duyulan ihtiyacın ne şekilde ortadan kalktığına dair somut herhangi bir gerekçenin davalı idarece ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dosya kapsamında, davacının hizmet sözleşmesinin feshini haklı kılacak nitelikte görevinde başarısız veya yetersiz olduğu ya da hizmetine ihtiyaç kalmadığı hususlarının davalı idarece somut olarak ortaya konulamaması nedeniyle hizmet sözleşmesinin 14.06.2017 tarihinden itibaren feshedileceği yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın 125.maddesinin son fıkrasında, idarelerin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu hükme bağlandığından, davalı idarenin hukuka aykırı bulunan işlemi nedeniyle davacının uğramış olduğu parasal hak kayıplarının davanın açıldığı 25.07.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, Bursa 2. İdare Mahkemesinin 08/01/2018 tarih ve E:2017/1071, K:2018/2 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının uğramış olduğu parasal hak kayıplarının davanın açıldığı 25.07.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan 259,55-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 01/10/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)