(2709 S. K. m. 36) (3194 S. K. m. 8) (2577 S. K. m. 7, 10, 11)
İSTEMİN ÖZETİ: Antalya İli, Alanya ilçesi, ..... Mahallesi, 769 ada, 1 sayılı parsel maliki davacı tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 04/05/2017 tarihli ve 2017-06/02 sayılı kararı doğrultusunda hazırlanan ve 16/06/2017 tarihinde Bakanlıkça re'sen onaylanan Antalya İli, Alanya ilçesi, ..... Mahallesi, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hükümlerinde yapılan değişiklik ile onaylı planın plan hükümlerinin "Turizm+İkinci Konut Alanları" başlıklı bölümüne eklenen "Turizm+İkinci Konut Alanlarında, konut için öngörülen yapılaşma şartları ile ticaret yapılabilir."şeklindeki plan notunun iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; bilindiği üzere mahkemelerin, dava konusu edilen işlemlerin dava konusu edilmemesi halinde ortaya çıkacak hukuki durumdan daha aleyhe sonuç doğuracak şekilde hüküm kuramayacakları, diğer bir ifadeyle davacının dava açmakla içinde bulunduğu hukuki durumunun ağırlaşması ihtimalinin kabul edilmediği, aleyhe hüküm verme yasağı olarak adlandırılan ve yerleşik yargı kararlarında da yer bulan bu kuralın, ilgililerin ihlal edildiğini düşündükleri haklarını korumak amacıyla herhangi bir endişe taşımaksızın dava açabilmelerini sağlamaya yönelik bir uygulama niteliği taşıdığından, Anayasanın 36'ncı maddesinde ifade edilen hak arama hürriyetini temin eden bir yönünün de bulunduğu, her ne kadar davacının münferit teklifi üzerine davalı idare tarafından tesis edilen dava konusu işlem davacının talebini tümüyle karşılar nitelikte olmasa da iptal kararının davacının talebi üzerine yapılan genele şamil değişiklik ile davacıya da taşınmazında konut yapılaşma koşullarıyla da olsa ticaret yapabilme imkanının getirildiği, dolayısıyla verilecek iptal kararı ile davacının bu kazanımının ortadan kalkacağı, bu bağlamda taşınmaz maliki davacı aleyhine sonuç doğurabileceği anlaşıldığından, davalı idarece planlamada eşitlik ilkesi gözetilerek yapılan mezkur plan notu değişikliğinin iptali istemiyle açılan işbu davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Antalya 4. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın reddine ilişkin 24/05/2018 gün ve E:2018/25, K:2018/299 sayılı kararın; davacı vekilince, alt ölçekli bir planın üst ölçekli bir plana aykırı olmayacağı ilkesinin burada ihlal edilmekte olduğu, imar planlarındaki değişikliklerin zorunlu olması ve belirli kriterlerin yerine getirilmesi koşulu ile mümkün olduğu oysa işbu kararda bu hususların dikkate alınmadığı, idari işlem ve kararın kamu yararı ilkesini açıkça ihlal ettiği, bölgenin ve şehircilik esası ve planlaması gereklerine aykırı olduğu açık olmakla birlikte davaya konu idari işlemin iptalinin gerektiği iddialarıyla istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Hukuki dayanaktan yoksun istinaf talebinin reddi ile karanın onanması ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava, Antalya İli, Alanya ilçesi, ..... Mahallesi, 769 ada, 1 sayılı parsel maliki davacı tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 04/05/2017 tarihli ve 2017-06/02 sayılı kararı doğrultusunda hazırlanan ve 16/06/2017 tarihinde Bakanlıkça re'sen onaylanan Antalya İli, Alanya ilçesi, ..... Mahallesi, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hükümlerinde yapılan değişiklik ile onaylı planın plan hükümlerinin "Turizm+İkinci Konut Alanları" başlıklı bölümüne eklenen "Turizm+İkinci Konut Alanlarında, konut için öngörülen yapılaşma şartları ile ticaret yapılabilir."şeklindeki plan notunun iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir" kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanunun "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hususu kurala bağlanmıştır.
Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuru için, 3194 sayılı Kanunun 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. İmar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerekir.
Dosyanın incelenmesinden, Antalya İli, Alanya ilçesi, ..... Mahallesi, 769 ada, 1 sayılı parseli de kapsayan alanda hazırlanan plan değişikliğinin 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 7'nci maddesi davalı Bakanlıkça onaylandığı, bu planların askı-ilan süreçleri için Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Alanya Belediye Başkanlığına gönderildiği, 1/1000 ölçekli planın Alanya Belediyesince 29/06/2017-31/07/2017 tarihleri arasında, 1/5000 ölçekli planın ise Antalya Büyükşehir Belediyesince 21.07.2017-21.08.2017 tarihleri arasında askıya çıkarılarak ilan edildiği, davacı tarafından söz konusu değişikliklere 25/07/2017 ve 26/07/2017 tarihli dilekçeler ile itirazda bulunulduğu, Bakanlığa iletilen söz konusu itirazların Bakanlık Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca görüşülmesi sonucu itirazların 2634 sayılı Kanun uyarınca uygun görülmeyerek bilgilendirmenin 13/11/2017 tarihli ve 235996 sayılı yazı ile yapıldığı, bunun üzerine davacı şirket tarafından işbu davanın açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda; imar planına askı süresi içinde itiraz edildiğine göre, dava açma süresinin İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesi kapsamında belirlenmesi gerektiği açıktır. Bu bakımdan, yapılan itiraza altmış gün içinde bir cevap verilmeyerek reddedilmiş olması nedeniyle ilan tarihinin son gününü izleyen ikinci altmış gün içinde davanın açılması gerekir.
Belirtilen süreler geçtikten sonra cevap verilmesi halinde dava açma hakkının ihya edildiğinden söz edilemez. Zira İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinin ikinci fıkrasında, yetkili idari makamlarca dava açma süresi geçtikten sonra verilen cevap üzerine tebliğ tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği belirtildiği halde 11. maddede, davanın açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, sonradan yetkili makamlarca cevap verilmesi durumunda, işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde davanın açılabileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla yetkili makamlarca ne zaman cevap verileceği belli olmayan bir durumda, dava süresinin yorum yoluyla süresi belirsiz bir zamana kadar uzatılması mümkün değildir.
Olayda 1/1000 ölçekli uygulama planı değişikliğinin 29/06/2017-31/07/2017 tarihlerinde askıya çıktığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ise 21.07.2017-21.08.2017 tarihleri arasında askıya çıktığı ve her iki plan değişikliğine de askı süresi içinde itiraz edildiğine göre, askı süresinin son günü olan (daha geç olan nazım imar planının askı tarihleri esasa alındığında) 21.08.2017 tarihini takip eden 60 günün sonu olan 20.10.2017 tarihinde itirazın zımnen reddedilmiş sayılacağı, zımni ret cevabını takip eden 60 gün içerisinde de dava açılması gerektiği, buna göre dava açma süresinin son gününün 19.12.2017 tarihi olduğu, görülmekte olan davanın ise 11.01.2018 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davada her iki plan değişikliği bakımından da süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmış olup, davanın esastan reddi yönündeki mahkeme kararının gerekçesinde isabet bulunmamakta ise de; neticesi itibariyle kararda isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Antalya 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/05/2018 tarih ve E:2018/25, K:2018/299 sayılı karar sonucu itibari ile hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, istinaf aşamasında yapılan 171,10.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan davacıya iadesine, 2577 sayılı Kanunun 46/1-f maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 07/03/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bakılan uyuşmazlıkta; davaya konu imar planlarına davacı tarafından askı süresi içinde itiraz edilmiş, itirazın reddedilmesi üzerine de bu hususu bildiren yazının tebliğini izleyen 60 gün içinde işbu dava açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinde; “İmar planları; ...Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer yandan; Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğin 33. maddesinde de; “...(1) Çevre düzeni planı ve imar planları onaylandığı tarihten itibaren en geç on beş iş günü içinde otuz gün süreyle herkesin görebileceği şekilde idarelerce tespit edilen ilan yerlerinde asılmak suretiyle ve idarelerin internet sayfalarında eş zamanlı olarak ilan edilir...(4) Planlara itiraz, otuz günlük ilan süresi içinde idareye yapılır ve itirazlar idarece değerlendirilir. İdarenin karar merciince itirazların reddedilmesi halinde, planlar başkaca bir onay işlemine gerek kalmaksızın red kararı tarihinde kesinleşir. İtiraz olmaması halinde planlar askı süresinin sonunda kesinleşir.(5) İtirazlar; askı süresinin dolduğu tarihten itibaren en geç otuz gün içinde ilgili idare karar merciine gönderilir veen geç otuz gün içinde karara bağlanarak planlar kesinleşir.(6) İlan ve askı süresinde yapılan itirazlar üzerine idarelerce, planlarda değişiklik yapılması halinde planın değişen kısımlarına ilişkin olarak yeniden ilan süreci başlatılır..” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Aktarılan mevzuata bakıldığında imar planlarına idari itiraz yolunun özel bir başvuru usulü olarak düzenlendiği, ilan edilerek itiraz için askıya çıkan planların, bu süre içinde kesinlik kazanmadığı, itirazların reddine dair kararın alınmasını müteakip idari bakımdan kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte 2577 sayılı Yasanın 11. maddesindeki itiraz yolu genel başvuru usulünü düzenlemektedir. Şöyle ki; 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kesinleşmiş ve kendi özel mevzuatında özel bir itiraz/başvuru usulü öngörülmemiş işlemler için dava öncesi genel ve ihtiyari bir başvuru usulü öngörmüştür. Bu sebepledir ki, anılan maddenin 2. fıkrasında; hak arama sürecinin fuzuli olarak uzamaması için idarenin 60 gün içinde cevap vermediği takdirde isteğin reddedilmiş sayılacağı ve 3. fıkrasında da, başvuru ile duran dava açma süresinin işlemeye devam edeceği hükme bağlanmıştır.
Hâl böyle olunca; davacının askı süresi içinde imar planına yaptığı itirazın 11. madde kapsamında bir itiraz başvurusu niteliğinde olmadığı, imar mevzuatı uyarınca yapılan özel nitelikli bir itiraz başvurusu olduğu, dolayısıyla anılan maddenin 2. fıkrasında yer alan “60 gün içinde bir cevap verilmezse itirazın reddedileceği” kuralının imar planlarına itiraz usulünde uygulanmasının söz konusu olmadığının kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, yukarıda aktarılan mevzuatta idarece imar planına itirazın görüşülmesi için yasada 15, Yönetmelikte ise 30 günlük süreler öngörüldüğü, olayda da olduğu gibi davalı idarece bu sürelere riayet edilmeyip daha sonra ve gecikmeli olarak itirazların karara bağlanmasının (davanın 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca davanın süre aşımına uğratılması şeklinde ortaya çıkacak) olumsuz neticesinin, bu hususta geç işlem tesis eden davalı idareye değil, imar mevzuatında öngörüldüğü üzere askı süresi içinde usulüne uygun biçimde itirazını yapan davacıya yansıtılması hakkaniyetle ve hukuka güven ilkesi ile de bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, imar mevzuatında öngörüldüğü üzere askı süresi içinde itirazını yapan davacının bu yöndeki itirazının planın idari anlamda kesinleşmesinden önce imar mevzuatı çerçevesinde yapılan özel nitelikli bir başvuru olduğu, bu yönüyle 2577 sayılı yasanın 11. maddesinin ikinci fıkrasındaki “60 gün içinde bir cevap verilmezse itirazın reddedileceği” kuralının olayda uygulanmaması gerektiği, plana karşı dava açma süresinin ise itirazın reddedildiğinin davacıya tebliğinden itibaren başlayacağının kabulünün icap ettiği, buna göre de itirazın reddine ilişkin yazının tebliğinden itibaren süresi içinde uygulama imar planına ve nazım imar planına karşı açılan davada süreaşımı bulunmadığı kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)