(2577 S. K. m. 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Ordu İdare Mahkemesi'nin 30/11/2017 günlü ve E:2017/1630, K:2017/1880sayılı kararının istinaf kanun yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ: İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince dava dosyası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Ordu ili, Altınordu ilçesi, ..... Mahallesinde bulunan, 116 ada, 1 parsel ve 117 ada, 1 parsel sayılı, davacılara ait taşınmazların bulunduğu alanda yapılan ve Altınordu Belediye Meclisinin 09.02.2017 tarih ve 2017/20 sayılı kararı ile kabul edilerek Ordu Büyükşehir Belediye Meclisinin 20.02.2017 tarih ve 2017/043 sayılı kararı ile uygun görülen 1/1000 ölçekli ilave ve revizyon uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır.
Ordu İdare Mahkemesi'nin 30/11/2017 günlü ve E:2017/1630, K:2017/1880 sayılı kararıyla; davacıların plana yaptığı itiraza son ilan tarihi olan 03/04/2017 tarihinden itibaren altmış gün içerisinde cevap verilmemesi nedeniyle 02/06/2017 tarihinde zımni ret işleminin gerçekleştiği, buna göre davacının 02/06/2017 tarihinden itibaren altmış gün içerisinde 01/08/2017 tarihine kadar dava açılması gerekmekte ise de, dava açma süresinin son günü adli tatile denk geldiği için (en geç) 07/09/2017 tarihine kadar dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 18/09/2017 tarihinde dava açıldığı, 12/07/2017 günlü Altınordu Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işleminin de dava açma süresini canlandırmayacağı açık olduğundan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının inceleme olanağı bulunmadığı, nitekim, Danıştay Altıncı Dairesinin 25/04/2017 gün ve E:2013/8054, K:2017/2863 sayılı kararının da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacılar tarafından; davalı belediyenin, 31.03.2017 tarihli itiraz dilekçesindeki taleplerinin 12.07.2017 tarihli yazı ile talebinin reddine dair cevaplarının 18.07.2017 tarihinde tebliğ edildiği, bu cevapla birlikte zımni red işleminin yok hükmüne düştüğü, zımni red işleminin başladığı 02.06.2017 tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi dolmadan davalı belediyenin taleplerinin red cevabının 18.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği ileri sürülerek anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakta ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
Ordu İdare Mahkemesi'nce verilen istinaf başvurusuna konu 30/11/2017 günlü, E:2017/1630, K:2017/1880 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuka ve usule uygun olup, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin (f) bendi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 14/02/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanunun "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde;
1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." kuralı yer almaktadır.
Ayrıca, 5393 sayılı Belediye Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasında, belediye meclisinin, her ayın ilk haftası, önceden kararlaştırdığı günde toplanacağı, 5675 sayılı Yasanın 3. maddesiyle eklenen fıkrasında ise; "Belediye başkanı, acil durumlarda lüzum görmesi halinde belediye meclisini bir yılda üç defadan fazla olmamak ve her toplantı bir birleşimi geçmemek üzere toplantıya çağırır. Olağanüstü toplantı çağrısı ve gündem en az üç gün önceden meclis üyelerine yazılı olarak duyurulur ve ayrıca mutat usûllerle ilan edilir. Olağanüstü toplantılarda çağrıyı gerektiren konuların dışında hiçbir konu görüşülemez." kuralı bulunmaktadır.
Uygulamada, 3194 sayılı Yasanın 8. maddesine göre belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe giren ve askıya çıkarılan planlara yapılan itirazları ve planları, belediye meclisinin, kendisine gönderildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde inceleyerek karar vermesi ve belediye meclisinin yasal olarak olağan ve olağanüstü yapabilecekleri toplantıları dikkate alındığında, itirazlar hakkında belediye meclisi tarafından 2577 sayılı Yasanın 11. maddesine göre oluşan zımnı ret süresi içerisinde karar oluşturulması ve tebliğ edilmesinin özellikle kapsamlı planlarda her zaman için mümkün olmadığı görülmektedir.
Esasen, 2577 sayılı Yasada yer alan kurallar idari usulü belirleyen kurallar olmayıp, yargılama usulünün belirlenmesine ilişkin kurallardır. Yargılama usulünde, dava açılmadan önce, idari yoldan işlemin idare bünyesinde ilgili yönünden yeniden değerlendirilmesine olanak sağlayan ve dava açılmasını idarenin bu değerlendirme sonucuna bağlayan ve bunu dava açma süresi ile ilişkilendiren Yasanın 10, 11, 12, 13. maddesindeki gibi kurallar yer almaktadır. Bu kapsamda yapılacak başvurulara cevap verilmemesi hali ise, dava açma süresine yönelik olarak oluşturulmuştur.
Yukarıdaki hükümler uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında askı tarihleri arasında 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca imar planlarına itirazda bulunulması üzerine; anılan itiraza ilişkin başvurunun Anayasanın 40. maddesi uyarınca yetkili makama geciktirilmeden ulaştırılması ve 74. maddesi uyarınca başvurunun sonucunun gecikmeksizin ilgiliye bildirilmesi gerekmekte olup; ilgilinin haklarının zımni ret süresi ile sınırlandırılması yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere uygun görülmemiştir.
Dava açma süresi içinde idareye yapılan başvurunun, altmış gün içinde yanıtlanmaması durumunun zımni ret sayılması, idarenin keyfi olarak vatandaşın başvurusunu bekletmesine karşı getirilmiş bir güvence olup, idarenin yanıt verme yükümlülüğünü kaldıran bir durum değildir.
Zımni ret sonunda dava açma hakkını kullanmayan birinin, idarenin sonradan vermiş olduğu ret cevabı üzerine dava açma hakkını kullanması Anayasa’nın 74 ve 125. maddelerinin vermiş olduğu hakkın bir gereğidir.
Zımni ret müessesesi, idarenin keyfi olarak cevap vermemek suretiyle dava açma hakkının engellenmesi nedeniyle getirilmiştir. İdari yargıda, idarenin iptal davası ile denetlenmesi esas olup, idarenin cevap vermemek suretiyle, hak arama özgürlüğünün kullanılmasına engel olması zımni ret müessesesi ile ortadan kaldırılmıştır.
Zımni ret süresi sonundan itibaren başlayan dava açma süresi geçtikten sonra idareden gelen açık cevap üzerine süresi içinde dava açılabilecek olup, Anayasanın 125. maddesinin üçüncü fıkrası gereği bu duruma herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır.
2577 sayılı Kanunun "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddenin 3. bendinde “isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde” dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Burada “reddedilme” veya “reddedilmiş sayılma” durumu söz konusudur. Buradan anlaşılması gereken; idare dava açma süresi içinde yapılan başvuruya açıkça ret cevabı verebilir. Bu cevap dava açma süresini başlatır. Bu cevabın altmış günlük dava açma süresi içinde verilmemesi nedeniyle oluşan zımni retten sonra idarenin vermiş olduğu açık ret cevabının dava açma hakkı vermeyeceği şeklinde hükmü yorumlamak, hükmün bir kısmını uygulanamaz hale getirmektedir. Böyle yorumlandığında hükmün “veya” bağlacından önceki kısmının anlamı kalmamaktadır. İdari işleme karşı dava açmadan önce idareye başvuran kişilere, Anayasanın 74.maddesine göre idarenin yanıt vermesi zorunlu olduğundan, idarenin açık yanıtının zımni ret süresi içinde gelmesi gerektiğine dair bir sınırlama madde metninde yer almamaktadır. Madde metni bu yorumda bulunulmayacak kadar açıktır.
Dava açma süresi içinde yapılan başvuruya idarenin altmış gün içinde cevap vermemesi nedeniyle oluşan zımni retten sonra dava açma hakkı olduğunu bilmeyen, idareye olan güven nedeniyle idarenin cevap vermesini bekleyen kişiye zımni ret süresinden sonra idarece verilen ret cevabı üzerine dava açma hakkı veren 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi hak arama özgürlüğünün bir gereğidir.
Buna göre, idarenin Anayasadan doğan yükümlülüğünü zamanında yerine getirmeyerek, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde belirtilen sürenin geçmesinden sonra başvurunun ilgili makama ulaştırılmasından veya başvurunun sonucunun süresinden sonra ilgiliye bildirilmesinden doğan sorumluluğu başvuru sahibine yüklemek mümkün değildir. Başvuruya, yetkili organ tarafından sonradan verilen cevap üzerine, ilgilisinin cevabın tebliğinden itibaren süresi içerisinde dava açabileceği açıktır.
Aksine bir yaklaşım idarenin zımni ret süresi geçtikten sonra ve bu sürenin geçtiğini bile bile kendiliğinden tesis etmiş olduğu bu işlemi, dava konusu edilebilecek nitelikte işlem olma özelliğinden çıkarır ki, bir hukuk devletinde bu yaklaşımın, mülkiyet hakkına ilişkin işlemin sonuçları da dikkate alındığında kabulü uygun görülmemiştir.
Bu değerlendirmeler ışığında, ilgililerin imar planlarına askı süresi içerisinde yapmış oldukları itirazın yanıtlanmayarak reddi üzerine süresi içerisinde dava açabilecekleri gibi, zımni ret işlemi yerine idarece sonradan tesis edilecek ve idarenin gerçek iradesini ortaya koyan işleme karşı da dava açma süresi içerisinde dava açabilmeleri mümkündür.
Uyuşmazlığa konu olayda, taşınmazları ile ilgili olarak imar planına askı tarihleri içinde itiraz eden davacıların; davalı idare tarafından itirazın reddine dair işlemlerin kendilerine bildirilmesi üzerine, dava açma süresi içinde görülen davayı açtıkları anlaşılmakta olup, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, davacıların istinaf talebinin kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması gerektiği düşüncesiyle, aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)