(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 08/06/2018 gün ve E: 2017/3374, K: 2018/1175 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Rekabet Kurumu Başkanlığı Yönetim Hizmetleri Başkanlığı Muhasebe Biriminde İdari Hizmet Yetkilisi olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Kanunun 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziye edilmesine ilişkin 9.10.2017 günlü, 2017/1-6 sayılı işlemin iptali, yoksun kaldığı aylık haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara12.İdareMahkemesi'nin 08/06/2018gün ve E:2017/3374, K:2018/1175 sayılı kararıyla; davalı idarece 7.8.2017 günlü, 10115 sayılı, 7.8.2017 günlü, 10122 sayılı ve 7.8.2017 günlü, 10114 sayılı yazıların, disiplin amirinin davacının devlet memurluğundan çıkarılması yönünde teklifini içerdiği iddia edilmekte ise de, anılan yazıların bu yönde bir teklif içermediği, aksine bu yazıların toplantı bildirimi, raportör ve toplantıya katılacak kıdemli üyenin belirlenmesine dair bilgileri içerdiği, öte yandan; dava konusu 9.10.2017 günlü, 2017/1-6 sayılı Rekabet Kurumu Yüksek Disiplin Kurulu kararı incelendiğinde Rekabet Kurumu Disiplin Amirleri Yönetmeliğin 5.maddesinin atfı gereği Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğine aykırı şekilde ''Hukuk Müşaviri'' sıfatına sahip üye olmadan Yüksek Disiplin Kurulu'nun teşekkül ettiği, ayrıca Yüksek Disiplin Kurulu'nun 5 kişiden oluşması gerekirken 4 kişiden teşekkül ettiği görüldüğünden dava konusu idari işlemin şekil unsuru bakımından sakat olduğu sonucuna varıldığı, gerek dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden gerekse davacının ikrarı uyarınca davacının üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği yönünde kanaat oluşmakla birlikte, disiplin amirinin ''Devlet Memurluğundan Çıkarma'' cezası yönünde teklifinin olmaması ve Yüksek Disiplin Kurulu'nun, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğine uygun şekilde teşekkül etmemesi karşısında davacı hakkında tesis edilen işlemin şekil unsuru yönünden sakat olduğu anlaşıldığından, davacının, 657 sayılı Kanunun 125/E-(g) maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziye edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline, yoksun kaldığı aylık haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, davacının kuruma ait parayı sahte evrak tanzim ederek zimmetine geçirdiği ve bu durumun ikrar edildiği, gerçekleşen eylemin memurluk sıfatı ile bağdaşmadığı, tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması, davacı tarafından ise, işlemin Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğe aykırı kısımlarının düzeltilerek, istinaf isteminin reddine karar verilmesi istenilmektedir.
Davacının istinaf istemine ilişkin olarak; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının 09.07.2018 tarihinde davacıya, 04.07.2018 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idare tarafından, 06.07.2018 tarihinde yürütmenin durdurulması talepli istinaf isteminde bulunulduğu, davalı idarenin istinaf dilekçesinin yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen karar ile birlikte davacıya 06.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 07.09.2018 tarihli dilekçesiyle "düzelterek onama" yönünde istinaf talebinde bulunduğu görülmüş olup, 2577 sayılı Yasa hükmünde belirtilen 30 günlük sürenin dolduğu tarih olan 05.09.2018 tarihinden sonra 07.09.2018 günü dilekçesinin kayıtlara geçtiği anlaşıldığından,(30) günlük istinaf süresinin geçirilmesi nedeniyle istinaf isteminin süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39.maddesinde belirtilen gelir türünden "Yeni kurulacak olan anonim ve limited şirket statüsündeki tüm ortaklıkların sermayelerinin ve sermaye artırımı halinde artan kısmın on binde dördü nispetinde yapılacak ödemeler" kapsamında ilgili şirketler tarafından yatırılan tutarların takibi, kayıtlara alınması ve iade işlemlerinin Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Muhasebe Birimi tarafından yapıldığı, davacının da bu birimde İdari Hizmet Yetkilisi olarak görev yaptığı, Rekabet Kurumu tarafından şirketlere yapılan iade işlemlerinde kullanılan belgeler üzerinde yapılan araştırmalar neticesinde davacının; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39.maddesi kapsamında ilgili şirketler tarafından yapılan onbinde dört ödeme işlemleri sonrasında Kurum tarafından ilgili şirkete yapılan iade işleminde kullanılan Olur ve muhasebe işlem fişi dayanak belgelerini sahte olarak düzenleyerek resmi evrakın gerçekliğine zarar verdiği, söz konusu sahte belgeleri ve eklerini hile ve aldatmaya yönelik kullanarak 32 sayılı gönderme emri ayrıntı listesi kontrol dökümü belgesinin düzenlenmesini sağladığı ve bu belge üzerinde banka tarafından asıl hak sahibine değil farklı bir şahsa ödeme yapılmasını mümkün kılacak şekilde tahrifat yaparak S.Y. isimli şahsa 51.214,00 TL. aktarılmasını, daha sonra da bu tutar üzerinden kendisine 26.214,00 TL. aktarılmasını sağladığı, böylece kendisine ve başkasına haksız kazanç sağlayarak kurum zararına dolandırıcılık ve sahtecilik eylemini gerçekleştirdiği, görevden uzaklaştırılmasını müteakip eyleminden pişmanlık duyarak …. İnşaatçılık ve Turizm Hayvancılık San.ve Tic. Ltd.Şt. adına şirket kuruluş işleminin gerçekleşmemesi gerekçesiyle 31.3.2017 tarihinde davalı idarenin … Bankası nezdinde bulunan hesabına 76.300,00 TL yatırdığı ve suçunu ikrar ettiği, hakkında zimmet ve zimmete teşebbüs suçundan açılan kamu davasının Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde derdest olduğu, Rekabet Kurumu Yüksek Disiplin Kurulunun 9.10.2017 tarih ve 2017/1-6 sayılı işlemi ile davacının memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilinden 657 sayılı Kanunun 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziye edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta; Ankara 12.İdare Mahkemesince, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğe aykırı şekilde ''Hukuk Müşaviri'' sıfatına sahip üye olmadan Yüksek Disiplin Kurulu'nun teşekkül ettiği, ayrıca Yüksek Disiplin Kurulu'nun 5 kişiden oluşması gerekirken 4 kişiden teşekkül ettiği, dava konusu idari işlemin şekil unsuru bakımından sakat olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmüş olup;
7.3.2007 tarihli, 26455 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Rekabet Kurumu Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 1.maddesinde, ''Bu Yönetmeliğin amacı, Rekabet Kurumu personelinin disiplin amirlerini belirlemektir.'', 5.maddesinde de, ''Disipline ilişkin usul ve esaslar bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 17/9/1982 tarihli 8/5336 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır.'' hükmüne yer verilmiş, bu Yönetmeliğe ekli listede ise Kurum başkanının disiplin amiri olduğu düzenlenmiştir.
24/10/1982 tarihli, 17848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde, ''...b) Kurullar bir başkan ve dört üye olmak üzere beş kişiden oluşur. c) Disiplin Kurullarının başkanlıklarına Başbakanlık ve Bakanlıklarda Müsteşar Yardımcıları, diğer kurumlarda kurumların başında bulunan Müsteşar, Genel Müdür ve Başkanların yardımcıları, üyeliklerine ise kurumların üstlendikleri ana görevlerle doğrudan ilgili birim veya birimler ile Hukuk, Personel, Teftiş veya tetkik hizmetlerini yürüten birimlerin başında bulunan memurların yardımcıları arasından görevlendirme yapılır..."düzenlemesine, "Kurul toplantılarına katılamayacak olanlar" başlıklı6.maddesinde, "Kurulların Başkan ve Üyeleri kendilerine, eşlerine, ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımlarına, disiplin cezası verilmesini teklif ettikleri, disiplin soruşturmasını yaptıkları veya atanmasına yetkili oldukları memurlara ait işlerle ilgili Kurul toplantılarına katılamazlar."düzenlemesine, "Toplantı yeter sayısı" başlıklı10.maddesinde,"Üç kişilik Kurullar üye tam sayısı ile üye sayısı 3'den fazla olan Kurullar salt çoğunlukla toplanır.
Kurulların başkan ve üyelerinin görev başında bulunmamaları halinde Kurula vekilleri, seçimle gelenlerin yedekleri katılır.
Kurulların başkanlarının 6. maddedeki sebepler ile toplantılara katılamamaları halinde başkanlık görevi en kıdemli üye tarafından yürütülür.
Yukarıdaki fıkra uyarınca toplantılara katılamayan üyeler toplantı yeter sayısının tespitinde gözönünde bulundurulmaz." düzenlemesine, "Kurulların görüşme usulü" başlıklı 13/1 inci maddesinde ise, oyların eşitliği halinde Başkanın bulunduğu tarafın oyunun üstün sayılacağına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Dava konusu olayda, Kurum Başkanının davacının atamaya yetkili amiri olması sebebiyle söz konusu yönetmeliğin yukarıda belirtilen 6.maddesi uyarınca toplantıya katılamadığı, ancak Yüksek Disiplin Kurulunun en kıdemli üyesi olması nedeniyle Başhukuk Müşavirliğine vekalet eden ........'yü Kurul toplantılarına Başkanlık etmek üzere görevlendirdiği, (ayrıca Başkan Yardımcısı ........'nün Başkanlık Makamının 14.07.2017 tarih ve 9013 sayılı Olur'u ile 17.07.2017-14.12.2017 tarihlerinde Başhukuk Müşaviri olarak vekaleten görevlendirildiği ve Rekabet Kurulu'nun Başhukuk Müşavirliğine asaleten atama yaptığı tarihe kadar fiilen Başhukuk Müşavirliğine vekalet ettiği) anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin 10.maddesindeki, 'yönetmeliğin 6.maddesindeki sebeplerle toplantılara katılamayan üyelerin toplantı yeter sayısının tespitinde gözönünde bulundurulmayacağına' ilişkin düzenleme dikkate alındığında, Yüksek Disiplin Kurulunun dört üye ile toplanmasında usul ve Kanuna aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim, bu sebeplerden kaynaklı olarak Yüksek Disiplin Kurulunun dört üyeden de oluşabileceği ve oylama sonucu oylarda eşitlik olabileceği öngörülerek oylarda eşitlik halinde yine Yönetmelik uyarınca Başkanın tarafının oyunun üstün tutulacağına ilişkin düzenlemeye yer verildiği anlaşılmakla, dava konusu uyuşmazlığa konu Yüksek Disiplin Kurulunun yasal mevzuat çerçevesinde usulüne uygun toplandığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Disiplin amirinin 7.8.2017 günlü, 10114 sayılı yazısında; Devlet memurluğundan çıkarma cezasına yönelik isteğinin (teklif) bulunduğu görüldüğünden, İdare Mahkemesinin; anılan yazıların disiplin amirinin davacının devlet memurluğundan çıkarılması yönünde teklifini içermediğine ilişkin gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, Devlet Memurluğundan çıkarılmayı gerektiren fiilleri düzenleyen 125/E-g maddesinde "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, davacının kuruma ait parayı sahte evrak tanzim ederek zimmetine geçirdiği ve bu durumun kendisi tarafından da ikrar edildiği, dolayısıyla gerçekleşen eylemin memurluk sıfatı ile bağdaşmadığı anlaşılmış olup, dava konusu işlem usul ve hukuka uygun bulunduğundan, davanın reddi yerine dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin süre aşımı yönünden REDDİNE, davalı idarenin istinaf isteminin KABULÜNE Ankara 12.İdare Mahkemesi'nce verilen 08/06/2018 gün ve E:2017/3374, K:2018/1175sayılı kararın KALDIRILMASINA, davanın REDDİNE, dava ve istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 266,50-TL yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan 199,20TL posta gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE, artan posta avansının taraflara İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere 07/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)