İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde uzman doktor olarak görev yapan davacının, 667 sayılı KHK 4/1-d fıkrası ve 668 sayılı KHK'nın 4-8/f maddeleri uyarınca tesis edilen 24.11.2016 tarih ve 425072 sayılı karar ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ile 35.000.-TL maddi ve 50.000.-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nin 18/09/2018 gün ve E:2018/1028, K:2018/1455 sayılı kararının; davacı tarafından, dava konusu işlemin savunma alınmadan, hakkında hiç bir delil bulunmadan tesis edildiği, davalı idareden bilgi ve belge talep edilmeden karar verildiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve istinaf yoluyla işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdare Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde uzman doktor olarak görev yapan davacının, 667 sayılı KHK 4/1-d fıkrası ve 668 sayılı KHK'nın 4-8/f maddeleri uyarınca tesis edilen 24.11.2016 tarih ve 425072 sayılı karar ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ile 35.000.-TL maddi ve 50.000.-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
Benzer nitelikteki bir işlemin iptali istemiyle açılan davada; İstanbul 13.İdareMahkemesinin 28.4.2017tarih ve E:2016/2049, K:2017/782 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararının istinaf incelemesi neticesinde Dairemizin 20.9.2017 tarih ve E:2017/1511, K:2017/1521sayılı kararıyla istinaf talebinin reddedildiği, söz konusu kararın temyiz incelemesi neticesinde Danıştay 5. Dairesi'nin 9.4.2018 tarih ve E:2017/16056, K:2018/1302 sayılı kararı ile; "Bilindiği üzere, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik Devletimize ve milletimize karşı 15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı kararı ile Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan karar 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu çerçevede; Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler yürürlüğe girmiş ve bu Kanun Hükmünde Kararnamelerle, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu belirlenen kişiler, iki yöntemle kamu görevinden çıkartılmıştır. Bunlardan birincisi, Kanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde isimlerine yer verilmek suretiyle başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevinden çıkartılma şeklinde, diğeri ise yine Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer alan "kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlığı altında çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin kamu görevinden çıkartılmasının usul ve esaslarını düzenleyen ve bu kapsamda personelin kendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından tesis edilen işlemlerle kamu görevinden çıkartılma şeklinde olmuştur.
Kanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde isimlerine yer verilmek suretiyle başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevinden çıkartılan personelin açmış olduğu davalarda idare mahkemelerince, genellikle anılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde söz konusu kamu görevinden çıkarılma konusunda idareye herhangi bir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlem kurma yetki ve görevi verilmediği, kanun niteliğini taşıyan hukuki bir düzenleme ile kamu görevinden çıkarılma işlemi gerçekleştirildiği, dolayısıyla davalı idarece tesis edilmiş, idari davaya konu olabilecek bir idari işlemin bulunmadığı ve davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle "davaların incelenmeksizin reddi yönünde" kararlar verilmiştir. Buna karşın, Kanun Hükmünde Kararnamelerde belirlenen usul ve esaslara göre personelin kendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda, idare mahkemelerince uyuşmazlığın esasının incelenmesine devam edilmiştir.
Bu arada, personelin kendi kurumunda oluşturulan kurul tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkin işlemlere karşı açılan davaların incelemesi devam ederken, aynı personelin bu kez Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı hallerde, yasa hükmünde olan Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan sonlandırılmış olması karşısında, idare tarafından oluşturulan Kurulun tesis ettiği kararın kendiliğinden ortadan kalktığı ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle kimi idare mahkemelerince dava hakkında "karar verilmesine yer olmadığı" yönünde kararlar verilmiştir.
Biridari işlem açıkça idare tarafından geri alınmadığı veya bir başka işlemle yürürlükten kaldırılmadığı ya da idare mahkemesince iptal edilmediği sürece hukuk aleminde varlığını sürdürecektir. Bu nedenle, Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listelerde ismine yer verilmek suretiyle hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevinin sonlandırılmasına karşı açılan davalarda idare mahkemelerince, Kanun Hükmünde Kararnamelerin kanun niteliği taşıdığı gerekçesiyle "incelenmeksizin ret" kararları verildiği de göz önünde bulundurulduğunda, personellerin kendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davaların (idari işlemden sonra çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listesinde aynı personelin ismine yer verilmek suretiyle ikinci kez görevine son verilmiş olsa bile idari işlemin hukuken yürürlükte olması nedeniyle) esastan sonuçlandırılması gerektiği açıktır.
Ancak,1.2.2018 tarih ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesi ile Anayasanın 120. maddesi kapsamında ilan edilen ve 21.7.2016 tarih ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuş; Komisyonun, olağanüstü hal kapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi konularındaki başvuruları değerlendirip karar vereceği belirtilmiş, yine aynı Kanun'un "yargı denetimi" başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasında, Komisyon kararlarına karşı idari dava açma hakkı tanınmış olup, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara idare mahkemelerinde iptal davası açılabileceği, "Geçiş hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında ise Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurmuş veya dava açmış olanlar için de 7. maddedeki usul ve sürelerin uygulanacağı, bu dosyalar hakkında yargı mercilerince karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına dosya üzerinden kesin olarak karar verileceği, vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği, bu dosyaların, yeni bir başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Böylece, olağanüstü hal kapsamında doğrudan Kanun Hükmünde Kararnameler ile tesis edilen işlemlere karşı dava açılmadan önce Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurunun zorunlu bir yol olduğu, bu kapsamda Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurulmuş veya dava açılmış ise bu dosyaların da yargı yerlerince yeni bir başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderileceği, dolayısıyla doğrudan Kanun Hükmünde Kararnameler ile tesis edilen işlemlere karşı değil, Komisyonca verilen kararlara karşı iptal davası açılabileceği dikkate alındığında; personelin çalıştığı kurum bünyesindeki Kurul kararı ile ilk olarak kamu görevinden çıkarıldığı, daha sonra da Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle ikinci kez kamu görevine son verildiği hallerde, hem kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararına hem de inceleme Komisyonunca verilen karara karşı iptal davaları açılmasına imkan bulunduğu ve esasen personelin hem kurul kararıyla hem de Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasının "sebep" unsurunun her iki halde de aynı olduğu; yani Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklandığı ve ilgililerin "... Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya irtibatının ..." bulunduğundan bahisle kamu görevinden çıkarıldığı açıktır.
Bu nedenle, anılan her iki işleme karşı açılan davalarda yargı yerlerince verilecek kararların uygulanması aşamasında ortaya çıkabilecek hukuki sorunların da önlenmesi amacıyla Mahkemece; öncelikle personelin ilgili Kanun Hükmünde Kararnamenin ekli listesinde isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkartılması işlemine karşı dava açıp açmadığı, dava açmış ise 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümleri gereğince dava dosyasının İnceleme Komisyonuna gönderilip gönderilmediği, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasına karşı dava açmamış (ya da dava açmış) olsa bile Komisyona başvurma hakkını da kullanabileceğinden, personelin Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvuruda bulunup bulunmadığı ve Komisyonca başvuru hakkında bir karar verilip verilmediği veya Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasının iptali istemiyle açılmış dava nedeniyle 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince Komisyona gönderilmesi gereken bir dosyasının mevcut olup olmadığı (Komisyonca verilecek karar hem personelin hukuki durumunu hem de davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul tarafından verilen kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açtığı davada yargı mercilerince verilecek kararın hukuki sonucunu etkileyeceğinden) araştırılmalı, şayet personelin herhangi bir davası veya Komisyona başvurusu yok ise Anayasanın 36. maddesiyle de koruma altına alınan hak arama hürriyetinin engellenmemesi adına, davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararı ile ihraç edilmesi işleminin iptaline konu uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasına karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurabileceği ve Komisyonun vereceği karara karşı da dava açılabileceği, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameden önce davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurulun kararına karşı açtığı davanın sonuçlandırılması halinde, anılan yargı kararının Komisyonun vereceği kararı etkileyeceği gibi, Komisyon kararına karşı açılacak davada verilecek kararı da etkileyeceği dikkate alındığında, belirtilen hususlar gözetilmeden, anılan Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir" gerekçesiyle kararımızın bozulmasına karar verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde uzman doktor olarak görev yapan davacının, 667 sayılı KHK 4/1-d fıkrası ve 668 sayılı KHK'nın 4-8/f maddeleri uyarınca tesis edilen Üniversite Yönetim Kurulu'nun 24.11.2016 tarih ve 425072 sayılı kararı ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu işlemin iptali ve 35.000.-TL maddi, 50.000.-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan 06.01.2017 tarih ve 29940 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Ekli (1) sayılı listesinde davacının isminin yer alması sebebiyle kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmasına karar verildiği, bu işleme karşı açılan dava sonucu İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nin 18.05.2017 gün ve E: 2017/701, K: 2017/870 sayılı kararı ile, 17.04.2017 tarih ve 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 56. maddesiyle değişik 23.01.2017 gün ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 1. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava dosyasının Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ekli (1) sayılı listesinde isminin yer alması sebebiyle kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmasına ilişkin açtığı dava sonucu dosyanın Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna gönderildiği, Komisyonun vereceği karara karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde dava açılabileceği, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameden önce davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurulun kararına karşı açtığı iş bu davanın sonuçlandırılması halinde, verilecek yargı kararı Komisyonun vereceği kararı etkileyeceği gibi, Komisyon kararına karşı açılacak davada verilecek kararı da etkileyeceği dikkate alındığında, komisyon kararının olumsuz neticelenmesi halinde Ankara İdare Mahkemesi'nde dava açarak işbu davadaki dava açma amacına da ulaşabileceğinden dava konusu işlemin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nin 18/09/2018 gün ve E:2018/1028, K:2018/1455 sayılı kararının kaldırılmasına, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yapılan 620,40-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, peşin yatırmış olduğu 534,88-TLtamamlama harcının (nispi) davacıya iadesine, artan posta avansının resen ilgilisine iadesine, bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 15/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)