(2577 S. K. m. 13, 16, 31) (6100 S. K. m. 307, 309, 311)
İSTEMİN ÖZETİ: Van 3. İdare Mahkemesinin 18/12/2017 tarih ve E:2014/144, K:2017/3029 sayılı kararının; davalı idareler tarafından aleyhlerine olan kısımlarının, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacılar tarafından, 17.11.2012 tarihinde Hakkari ili, Yüksekova ilçesinde meydana gelen toplumsal olaylara polisin müdahalesi sırasında, ……'un sol gözüne gaz fişeğinin isabet etmesi ve sol gözün görme yetisini %35 oranında kaybetmesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine yönelik olarak 5233 sayılı Kanun kapsamında 1.343,85 TL zararın davacılara ödenmesine yönelik 22.11.2013 tarih ve 30.02.2013/626 sayılı Hakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu işleminin iptali ile yaşanan yaralama olayında idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olmak üzere davacı …. için 100.000,00-TL maddi ve 200.000,00-TL manevi; davacı …. için 50.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi; davacı …..için 50.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; işlem yönünden; davacılar tarafından başvurunun İçişleri Bakanlığı'na hitaben yapıldığı ve uğranılan zararın kusur sorumluluğu ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesinin istenildiği, ancak davalı idare tarafından başvuru dilekçesinin Hakkari Valiliği'ne gönderilmek suretiyle anılan işlemin tesis edilmesinin sağlandığı, davalı idare tarafından başvuru dilekçesinin Hakkari Valiliği'ne gönderilmesine ilişkin işlemin, davacılar tarafından ret işlemi olarak değerlendirilerek bu davanın açıldığı, bu durumda Hakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu işleminin idarenin bütünlüğü ilkesi kapsamında değerlendirilerek, davalı idareye yapılan ön başvurunun reddi olarak değerlendirilmesi gerektiği, 2577 sayılı Yasa'nın 13. maddesi kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin işlemin idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmaması sebebiyle, anılan Yasa'nın 13. maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine açılan tam yargı davasında, başvurunun reddine ilişkin işlem yönünden davaya konu olabilecek bir işlem olmadığından incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği, tazminat yönünden ise; dosyada bulunan tüm bilgi, belge ve bilirkişi raporların birlikte değerlendirilmesi sonucu, davacılardan .......'un somut olay sebebi ile yaralandığının açık olduğu, olay her ne kadar toplumsal bir olayın gerçekleşmesi esnasında meydana gelmiş ise de, uyarılara rağmen dağılmayan gruplara davalı idarece gazlı müdahalede bulunulması esnasında olayın meydana geldiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, dolayısıyla davalı idarenin eylemi ile illiyet bağının mevcut olduğu, davalı idarenin kusurlu sorumluluğunun söz konusu olduğu, ayrıca davacı çocuğun toplumsal olaylara karıştığına ilişkin ve uyarılara rağmen dağılmayan göstericilerden olduğuna ilişkin dosya kapsamından bilgi ve belge bulunmadığı değerlendirilerek davacı .......'un sürekli iş gücü kaybına ilişkin maddi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 30/01/2017tarihli bilirkişi raporunda davacı ....... için toplam 322.841,05 TL tutarında efor tazminatının hesaplandığı ve davacı tarafından maddi tazminat isteminin 09.10.2017 tarihli miktar artırımı dilekçesi ile, 322.841,05 TL olarak artırıldığı, başlangıçta talep edilen 20.000,00 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden, geriye kalan 302.841,05-TL tazminatın ise miktar artırım dilekçesinin Mahkeme kaydına girdiği 09.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacı .......'a ödenmesi gerektiği, diğer taraftan 25/04/2014 tarihli feragat dilekçesi ile davacı ....... için talep edilen 100.000,00 TL maddi tazminat isteminin 80.000,00 TL'lik kısmından, 200.000,00 TL manevi tazminatın 125.000,00 TL'lik kısmından; davacı (anne) ..... için 50.000,00 TL maddi tazminat ve davacı (baba) ….. için 50.000,00 TL maddi tazminat isteminden; davacı vekili tarafından Mahkeme kaydına 25/04/2014 tarihinde giren dilekçe ile feragat edildiği, bu nedenle söz konusu istemler hakkında feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden ise; davacı .......'un 17.11.2012 günü meydana gelen olay neticesinde yaralanması sonucu yaşadığı elem ve ızdıraptan dolayı takdiren 50.000,00-TL manevi tazminatın, (anne) … ve davacı (baba) …. için ise çocuklarının anılan olay sebebiyle yaralanması sonucu duyulan elem ve ızdırap sebebiyle her biri için ayrı ayrı 5.000,00 olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminatın, davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, davacı .......'un fazlaya ilişkin 25.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin ise reddi gerektiği, diğer taraftan; davacı .......'un 125.000,00 TL manevi tazminat, davacı (anne) …. için 95.000,00 TL manevi tazminat ve davacı (baba) ….. için 95.000,00 TL manevi tazminat isteminden davacı vekili tarafından Mahkeme kaydına 25/04/2014 tarihinde giren dilekçe ile feragat edildiğinden, söz konusu istemler hakkında feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, gerekçesiyle işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine, 322.841,05 TL maddi tazminat istemi ile toplam 60.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, toplam 180.000,00 TL maddi, 315.000,00 TL manevi tazminat istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalı idarelerce, istinafa konu kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılması gerektiği ileri sürülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31.maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davadan feragat" başlıklı 307.maddesinde; "(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.", "Feragat ve kabulün şekli" başlıklı 309.maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.", "Feragat ve kabulün sonuçları" başlıklı 311.maddesinde; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur." hükümlerine yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 16.maddesinin 4.fıkrasında; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, kesin hükmün sonuçlarını doğuran davadan feragat talebinden sonra feragati etkisiz kılacak şekilde miktar artırımı talebinde bulunulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, olayda mahkeme kaydına 06.05.2014 tarihinde giren feragat dilekçesi tarihi itibariyle davacılar vekilinin davadan feragat etme konusunda yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece verilen 26.12.2014 tarihli ara kararı ile bu durum davacı vekiline bildirilerek, bu yetkiyi içeren vekaletname ve talep sunulması istenilmiş aynı şekilde davacılardan da kısmı vekaletin işleme konulması isteniyorsa bizzat kendileri tarafından imzalanan dilekçe ile açıkça talepte bulunmaları gerektiği bildirilmiştir.
Ara kararı üzerine davacılar vekili tarafından, feragat yetkisinin de bulunduğu yeni vekaletnameyi dosyaya sunmuş ancak yeni bir feragat dilekçesi ile davadan kısmı feragat talebinde bulunulmamış, davacılardan ise yalnızca ....... davacı vekili tarafından önceden mahkemeye sunulan feragati kabul ettiğini bildirmiştir.
Davacı .......'un beyanı diğer davacıları bağlamadığından ve davacılar vekili tarafından feragat yetkisinin verildiği vekaletnameden sonra yeni bir feragat dilekçesi mahkemeye sunulmadığından, davacı ....... için dava değerinin artırılmasına ilişkin 09.10.2017 tarihinde kayda giren dilekçenin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı ....... dışındaki diğer davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm hatalı ise de bu kısım istinaf edilmemiştir.
Sonuç olarak, istinafa konu kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir durum bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen açıklama ile reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesine göre yapılan inceleme sonucu verilen Van 3. İdare Mahkemesinin 18/12/2017 tarih ve E:2014/144, K:2017/3029 sayılı mezkur kararın usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN YUKARIDA BELİRTİLEN AÇIKLAMA İLE REDDİNE, yargılama giderinin istemde bulunan davalı idareler üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesi'nce re'sen müsteniflere iadesine, 2577 sayılı Yasanın 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)