(2577 S. K. m. 45, 49) (213 S. K. m. 30) (5520 S. K. m. 17)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının kanuni temsilcisi olduğu .... İnşaat Mühendislik Gıda Teks. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında tanzim edilen 11.07.2017 tarih ve 2017-A-7439/4 sayılı vergi inceleme raporu uyarınca davacı adına düzenlenen 2017042013504...4,5,6,7,8 sayılı vergi ceza ihbarnamelerine konu 2013/1,2,3,5,7 dönemi 1 kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının iptali istemiyle açılan davanın kabulüne karar veren İstanbul 14. Vergi Mahkemesi'nin 13/03/2018 tarih ve E:2017/746, K:2018/1156 sayılı kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Üçüncü Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu; davacının kanuni temsilcisi olduğu .... İnşaat Mühendislik Gıda Teks. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında tanzim edilen 11.07.2017 tarih ve 2017-A-7439/4 sayılı vergi inceleme raporu uyarınca davacı adına düzenlenen 2017042013504...4,5,6,7,8 sayılı vergi ceza ihbarnamelerine konu 2013/1,2,3,5,7 dönemi 1 kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının iptali istemiyle açılan davanın kabulüne karar veren Vergi Mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. ve 49. maddelerinde; “Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması” kararın kaldırılması nedenleri olarak belirlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin 1. fıkrasında re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi inceleme yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Yasa'nın 10. maddesinde ise; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin, kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiş, son fıkrada ise tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı kurala bağlanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun, İkinci Kısmının "Tasfiye, Birleşme, Devir, Bölünme ve Hisse Değişimi" başlıklı Dördüncü Bölümünde yer alan "Tasfiye" başlıklı 17. maddesine, 5904 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle, 03.07.2009 tarihinden geçerli olmak üzere eklenen 9. fıkrasında; tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflere tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı, limited şirket ortaklarının, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olacakları, bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğunun, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olacağı hüküm altına alınmıştır.
Anılan düzenlemenin gerekçesinde; "tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemine ilişkin olarak kesilecek vergi cezaları dahil her türlü vergi tarhiyatının, tasfiye dönemi için tasfiye memurları adına, tasfiye öncesi dönemleri için kanuni temsilciler müteselsil sorumlu olmak üzere bunlardan herhangi biri adına yapılacağı öngörülmektedir." denilmektedir.
Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 17. maddesinin 9. fıkrasının, tasfiyesi tamamlanmak suretiyle tüzel kişiliği ortadan kalkmış ve hukuk aleminde varlığı sona ermiş mükellefler hakkında, tasfiye dönemine ve tasfiye öncesi döneme ilişkin olarak yapılacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar için uygulanması öngörülmüş; bu hükmün, sadece kurumlar vergisi tarhiyatları için uygulanacağı konusunda bir düzenlemeye yer verilmemiş, aksine madde metninde açıkça "her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar"dan bahsedilmek suretiyle, madde hükmünün, tüm vergi ve cezalar için uygulanması amaçlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının kanuni temsilcisi olduğu, .... İnşaat Mühendislik Gıda Teks. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicili kaydının re'sen terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiğinin 16.07.2014 tarihinde yayımlanan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nden anlaşıldığı, şirket hakkında sahte belge düzenleme fiili nedeniyle yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 23.12.2014 tarih ve 2014-A-1024/55 sayılı Vergi Tekniği Raporuna istinaden düzenlenen 2013 takvim yılına ilişkin 11.01.2017 tarih ve 2017-A-7439/4 sayılı Vergi İnceleme Raporu'yla; 2013 takvim yılına ilişkin yasal defterlere herhangi bir kayıt yapılmadığı ve boş olduğu, katma değer vergisi beyannamelerinde indirilecek katma değer vergisi beyan edildiği, katma değer vergisi beyannamelerine dahil edilmemiş ve düzenlenmiş faturalar bulunduğu tespitleri uyarınca katma değer vergisi beyanları yeniden düzenlenmesi gerektiği kanaatine varıldığı, şirket tüzel kişiliğinin sicilden terkin edilmesi sebebi ile şirket kanuni temsilcisi olan davacı adına, tarh edilen vergi ve cezalara ilişkin olarak dava konusu vergi/ceza ihbarnamelerinin düzenlenerek tebliği üzerine bakılan davanın açıldığı, ilk derece mahkemesi tarafından, "davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkında yapılan incelemenin, şirketin ticaret sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği son bulduktan sonra tamamlandığı görüldüğünden, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatta bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilerek vergi ve cezaların kaldırıldığı görülmekte ise de; Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri, özel hukuk bağlamında şirketin tasfiyesi tamamlandıktan sonra tasfiye süreciyle ilgili sıkıntıların ve hukuksuzlukların olduğunun anlaşılması, bir takım borç veya alacakların şirket lehine karara bağlanmış olması, malvarlığının hukuksuz dağıtılmış olması vesaire gibi mevzularda, şirketin ticari ilişki içerisinde olduğu alacaklılarının veya şirket paydaş ve yöneticilerinin itirazlarının olması noktasında tatbiki mümkün olan, daha ziyade şirket tüzel kişiliği sona erdikten sonra şirket ile paydaşlar veya şirketten alacağı bulunan diğer kişi ve kurumlar arası anlaşmazlıklar ortaya çıkması halinde uygulanabilecek hükümler olup, vergi hukuku açısından bağlayıcılığı bulunmayan hükümlerdir. Zira tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda, şirketten alınması gereken vergi ve cezalar, hem Vergi Usul Kanunu'nun hem de Kurumlar Vergisi Kanunu'nun yukarıda bahsedilen ilgili maddeleri ile şirket ortak ve kanuni tesilcileri sorumlu tutulmak suretiyle zaten teminat altına alınmıştır. Bunun için şirket ihyası prosedürünün işletilmesine lüzum ve kanuni olanak yoktur. Dolayısıyla, tüzel kişiliği sona eren şirket kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına bu nedenle tarhiyat yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, vergi ve cezaların diğer yönlerden hukuka aykırı olup olmadığı irdelenecektir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat başlıklı 3.maddesinin B fıkrasında; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olduğu, aynı Kanunun Vergi İncelemelerinde Maksat başlıklı 134.maddesinde; vergi incelemelerinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu, aynı Kanunun 30.maddesinde; Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunması ve tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması halinin re’sen tarh sebebi olduğu açıklanmıştır.
3065 Katma Değer Vergisi Kanunu’nun Teslim ve Hizmet İşlemlerinde Matrah başlıklı 20.maddesinde; "1-Teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir, 2-Bedel deyimi, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade eder, 3-Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye intikal ettirilmez.” hükmü, aynı kanunun Vergi İndirimi Başlıklı 29/1.maddesinde ise: “Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler, a) Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi, b) İthal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi, c) Götürü veya telafi edici usulde vergiye tabi mükelleflerden gerçek usulde vergilendirmeye geçenlerin, çıkarılan envantere göre hesap dönemi başındaki mallara ait fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi., 29/3.maddesinde ise; İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vukuu bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.” hükmü, aynı Kanunu’nun 34.maddesinde; 1- Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir. 2- Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlemlerde vergi indiriminin nasıl belgelendirileceği Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit olunur hükmü düzenlenmiştir.
Davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkında düzenlenen 11.01.2017 tarih ve 2017-A-7439/4 sayılı Vergi İnceleme Raporu'yla; incelemeye ibraz edilen yasal defter ve belgelerden, 2013 yılı yevmiye defterinin boş olduğu ve hiçbir kayıt yapılmadığı, 2013 yılına ilişkin olarak şirket tarafından verilen beyannamelerde 39.995,47 TL indirilecek katma değer vergisi beyan edildiği ve bu tutarın ret edilerek indirilecek katma değer vergisi hesabından çıkarıldığı, kurumun 30.04.2013 tarihi itibariyle mükellefiyet kaydının re'sen kapatılmasına rağmen 2013 hesap döneminde 02.05.2013 tarihli 8.300,00 TL bedelli satış faturası, 10.07.2013 tarihli 1.750,00 TL bedelli satış faturası düzenlediği, 2013/3 dönemi katma değer vergisi beyannamesinin boş olarak verildiği halde aynı döneme ilişkin olarak 6.160,00 TL tutarında satış faturası düzenlendiğinin tespit edildiği, yapılan tespitler uyarınca haksız yere indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin indirimlerinin reddi, beyannameye dahil edilmeyen ve mükellefiyet kaydının kapatılmasından sonra düzenlenen, beyan edilmeyen faturaların beyanlarına dahil edilmesi suretiyle katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlendiği, ödeme çıkan dönemlere ilişkin olarak dava konusu tarhiyatların yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mükelleflerin indirim haklarını kullanması ancak, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla mümkün olduğundan, davacının kanunu temsilcisi olduğu şirket tarafından yasal defterlere herhangi bir kayıt yapılmadığından katma değer vergisi indirimlerinin reddinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Mükellefin katma değer vergisi beyannamesini boş olarak verdiği dönemde düzenlediği satış faturası ile mükellefiyet kaydının kapatıldığı tarihten sonra düzenlendiği anlaşılan ve beyan edilmeyen satış faturalarına ilişkin katma değer vergilerinin beyanlara eklenerek tarhiyat yapılmasında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, haksız katma değer vergisi indirimlerinin reddi ve eksik beyan edilen katma değer vergilerinin beyanlara eklenmesi suretiyle yeniden düzenlenen katma değer vergisi beyanları uyarınca ödeme çıkan dönemlere ilişkin vergi ziyaı cezalı kama değer vergisi tarh edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 14.Vergi Mahkemesi'nin 13/03/2018 tarih ve E:2017/746, K:2018/1156 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 93,90-TL tutarındaki yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 56,00 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.512,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, reddedilen tutar üzerinden 44,40 TL'den az olmamak üzere binde 4,55 oranında hesaplanacak nispi karar harcı ile istinaf başvuru aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 103,90 TL istinaf başvuru harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, artan posta ücretinin iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 10/04/2019 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)