(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Gaziantep 2. İdare Mahkemesi’nce verilen 26/10/2017 tarih ve E: 2014/693, K:2017/1720 sayılı maddi tazminat isteminin reddi, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın; taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının; dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı Kanunun 45.maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelemek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hürüm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava, davacılar vekili taralından davacılar yakını İ. K.'nın 26.06.2013 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle Gaziantep Nizip Devlet Hastanesinde ve Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan eksik ve yanlış tedaviler sonrası 29.06.2013 tarihinde gerçekleşen ölümünde dayalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla eş Hatice için 10.000.00 TL maddi, 150.000.00-TL manevi, her bir çocuğu için ayrı ayrı 1.000.00-TL maddi ve 40.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 15.000,00-TL maddi, 350.000.00-TL manevi tazminatın olayın gerçekleştiği 26.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; olaya ilişkin olarak Mahkememizce Adi Tıp Kurumuna yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hastanın yakınları tarafından Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edilmesi sonrası hemen Şanlıurfa Eğitim Araştırma Hastanesine götürüldüğü, burada yapılan tetkiklerle, kişinin uygun takip ve tedavisine rağmen 3 gün sonra hastanede 29.6.2013 günü öldüğü, kişinin ölüm olayında 26.6.2013 tarihinde Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edinmesinin etkisinin ve katkısının olduğunun tıbbi delillerinin bulunmadığının belirtildiği ölüm olayı ile müteveffanın Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edilmesi arasında illiyet bağı bulunmadığı ve Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık personellerine atfı kabil bir kusur tespit edilmediği hususunun ortaya konulduğu dikkate alındığında ölüm olayı nedeniyle idarenin tazmin sorumluluğunu doğuran şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacıların maddi tazminat isteminde hukuka uyarlık bulunmadığı, davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince, Sunulan sağlık hizmetinde eksiklik bulunduğu açık olmakla birlikte, bu eksikliğin ölüme katkısının olup olmadığının bilinememesi nedeniyle, idari eylemle zarar (ölüm) arasında nedensellik bağı kurulamadığı ancak öte yandan, olayla ilgili olarak yapılan Adli Tıp Kurumu Raporlarında davacıların yakınına uygulanan tıbbi tedavide eksiklik bulunduğu, davacıların yakınına tıbbın gereklerine aykırı uygulama yapıldığı saptanmış bulunmakta olup, bu durumun davacıların yakınının hayatını kaybetmesinde etkili sebep olmasa bile, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işlemediğini ortaya koyduğu, dolayısıyla davacıların yakını için sunulan yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle duyulan sıkıntı ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilebilmesi amacıyla davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, olayın oluşumu ve niteliği dikkate alınarak takdiren eş H. K. için 40.000.00-TL çocukları için ayrı ayrı 25.000.00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 165.000-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilince, idarenin hizmet kusurunun açık ve ağır olduğu, maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiği hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğundan bahisle davalı idare vekilince ise: davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle kararın aleyhlerine olan kısımlarının kaldırılması istenilmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden: davacıların yakını müteveffa İ.K.'nın 26.06.2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile Nizip Devlet Hastanesine getirildiği, kalça çatlağı teşhisi konularak tabucu edildiği, ambulans talep etmelerine rağmen ambulanslık bir durum almadığı belirtilerek ambulans verilmediği, davacılar tarafından özel araçları ile götürülmesi esnasında İ.K'nın fenalaşması üzerine Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü, burada yoğun bakım servisinde yer olmaması sebebiyle 26.06.2013 tarihinde 23.00 sıralarında Özel OSM Ortadoğu Hastanesine götürüldüğü, buraya yatırıldıktan 3 gün sonra hastanın hayatım kaybettiği Nizip Devlet Hastanesinde yanlış ve eksik tedavi uygulandığından bahisle ölüm olayının gerçekleştiği idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle bakılmakta alan davanın açıldığı anlaşılmakladır.
Olayda davalı idarenin hizmet kusuru olup olmadığının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen Adi Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 22.04.2016 tarih ve 1966 karar nolu raporunda özetle; Kişinin 26.6.2013 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması ile 29.06.2013 tarihinde ölümü arasında illiyet bağının olduğu, Acil hekimi tarafından çağrılan Ortopedi Uzmanı Dr. Volkan Şensoy'un kişiyi muayene ederek tetkik ve grafi istediği, tetkikler sonrası tanının doğru konulduğu, tanıya uygun subampute el parmağı için gerekli cerrahi müdahalenin yapıldığı, pelvis kırığına yönelik stabilizasyonun sarkarak ve korse önerilerek yapıldığı, acilde alınan kan değerlerinin normal düzeyde olduğu, kişinin bel ağrısı ve el parmağında ağrı dışında şikayetinin olmadığı, ameliyat sonrası önerilerde bulunarak taburcu ettiği kişide tespit edilen pelvis kırığının ağırlığı ve özellikleri dikkate alındığında, Dr. Volkan Şensoy tarafından taburcu edilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, ancak hastanın yakınları tarafından Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edilmesi sonrası hemen Şanlıurfa Eğitim Araştırma Hastanesine götürüldüğü, burada yapılan tetkiklerle, kişinin uygun takip ve tedavisine rağmen 3 gün sonra hastanede 29.6.2013 günü öldüğü cihetle; kişinin ölüm olayında 26.6.2013 tarihinde Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edilmesinin etkisinin ve katkısının olduğunun tıbbi delillerinin bulunmadığı, kişinin taburcu edildikten sonra ailesi tarafından götürüldüğü Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait ayrıntılı tıbbi belge düzenlenmemiş olduğu, sadece lab tetkik raporları bulunduğu ve hemogram takibi yapıldığı ve yoğun bakım ihtiyacı nedeniyle hastanın, Özel OSM Ortadoğu Hastanesi'ne sevk edildiği, anlaşıldığından Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan tıbbi muayene ve takip işlemlerinde görev alan doktor ve yardımcı sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği yönünde görüş belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davacılar murisinde tespit edilen pelvis kırığının ağırlığı ve özelikleri dikkate alındığında, Dr. V… Ş… tarafından tabucu edilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, hastanın yakınları tarafından Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edilmesi sonrası kendi araçlarıyla hemen Şanlıurfa Eğitim Araştırma Hastanesine götürülmüş olmasının davalı idarenin hizmet kusurunu ortadan kaldırmayacağı, nitekim davacılar murisinin Şanlıurfa iline ulaştığında derhal yoğun bakıma alındığı ve 3 günlük tedavi süreci sonrası ölümün gerçekleştiği, bu durumun davacılar murisinin Nizip-Şanlıurfa arası kendi imkanlarıyla yaptığı yolculuk arasında sağlık durumunun bozulduğunu gösterdiği, davacılar murisinin taburcu edilmesi ya da ambulans ile nakil edilmemesi şeklinde idari hizmetin kötü işletildiğinin açık olduğu görülmekle, ölüm olayının gerçekleşmesinde % 100 kusurlu olan idarece davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin karşılanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Davacıların maddi tazminat ödenmesi istemine ilişkin olarak:
İdare Mahkemesince yaptırılan hesap bilirkişisi raporunda P.M.F tablosu kullanılarak eş H. K.'nın 166.076,12-TL çocuklar A. K.’nın 11.440.00-TL. Y. K.’nın 13.576.06-TL Z. K.'nın 27.803.72-TL, Z. K.'nın 52.148.93-TL, E. K.'nın 52148. 93-TL maddi zararı olduğu tespitine yer verildiği, Dairemizin 07/11/2018 günlü ara kararı ile davacılar vekilinden bu rapordaki miktarlar uyarınca ıslah hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması üzerine davacılar vekilinin 03/12/2018 günlü ıslah dilekçesinde eş H. K. için dava miktarının toplam 27.076.12-TL çocukları E. K. için 18.921.93-TL Z. K. için 18.948.93-TL ıslah edildiği, diğer davacılar yönünden dava miktarını ıslah etmediği, her ne kadar hesap bilirkişi raporunun TRH 2010 hesap tablosuna göre hesaplanması gerektiği, P.M.F tablosuna göre hesaplamanın Danıştay kararları uyarınca da kabul edilmediği görülmekle birlikte, davacılar vekilinin bilirkişi raporundaki miktarların alında ıslah hakkını kullanması nedeniyle tekrar hesap bilirkişi raporu alınmasına Dairemizce gerek görülmediği, bilirkişi raporu uyarınca belirlenen eş H. K. için 27.076.12-TL çocukları E. K. için 18.921.93-TL Z. K. için 18.948.93-TL. A. K. için 1.000.00-TL. Y. K. için 1.000.00-TL Z. K. için 1.000,00-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna varılmakla, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin idare mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davacıların manevi tazminat ödenmesi istemine ilişkin olarak,
İdare mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmı hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından kararın bu kısmına yönelik tarafların istinaf başvurusunun reddi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
1- Gaziantep 2. İdare Mahkemesince verilen 26/10/2017 tarih ve E. 2014/693, K.2017/1720 sayılı kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı hukuka aykırı bulunduğundan davacıların kararın bu kısma yönelik istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Maddi tazminat istemlerinin kabulüyle eş H. K. için 10.000TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden, 17.076,12-TL maddi tazminatın ıslah dilekçesinin idareye tebliğ edildiği, 21/12/2018 tarihinden itibaren, çocukları E. K. için 1.000-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden 17.921,93-TL maddi tazminatın ıslah dilekçesinin idareye tebliğ edildiği 21/12/2018 tarihinden itibaren, Z. K. için 1.000-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden 17.948.93-TL maddi tazminatın ıslah dilekçesinin idareye tebliğ edildiği 21/12/2018 tarihinden itibaren A. K. için 1.000.00-TL. Y. K. için 1.000.00-TL. Z. K. için 1.000.00-TL maddi tazminatın ise idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine,
3-Karann manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı hukuka uygun bulunduğundan, davalı idarenin kararın bu kısmına yönelik, davacılar vekilinin ise manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurularının reddine, dava kısmen kabul ve kısmen retle sonuçlanmakla yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulmasının gerekmesi nedeniyle,
4- Davada adi yardım kabul kararı bulunduğundan, 1.455.00-TL tutarın davacılardan tahsili amacıyla karar kesinleştiğinde tahsil idaresine müzekkere yazılmasına,
5- Aşağıda dökümü yapılan 1.455.00.-TL yargılama giderinin tarafların haklılık durumuna göre belirlenen 501.70-TL'sının davacılar üzerinde bırakılmasına,
6- Yargılama giderinin 953.27-TL.lik kısmı ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat için belirlenen 7.824.06- TL ile manevi tazminat için belirlenen 15.850.00.-TL olmak üzere toplam 23.674,06- TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
7- Reddedilen manevi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10 ncu maddesine göre belirlenen 15.850.00.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
8- 35.00-TL istinaf posta giderinin 12.00-TL kısmının davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, kalan kısmının davalı idare üzerinde bırakılmasına,
9- Müdâhil yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
10- Davada adli yardım kabul kararı bulunduğundan, hükmedilen miktar üzerinden belirlenen 15.912.60.-TL nispi karar harcının yargılama gideri olarak davalı idareden tahsili için mahkemesince ilgili merciiye müzekkere yazılmasına,
11- İstinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46/1 maddesi uyarınca kararın tebliği tarihini (30) gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 14/01/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)