(2577 S. K. m. 45) (3402 S. K. Ek. m. 4) (6292 S. K. m. 6, 7)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının Kadastro Kanunu'nun Ek-4. maddesi uyarınca kullanıcısı olduğu yolunda tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunduğu belirtilen İstanbul İli, ...... İlçesi, ...... Mahallesi, 2694 ada, 12 parselde ( eski 1664 ada 1 parsel) kayıtlı taşınmazın, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesi çerçevesinde tarafına doğrudan satılması yolundaki 08.12.2016 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 27.10.2017 tarih ve E:2017/695, K:2017/2195 sayılı kararın; davalı idare tarafından hukuka aykırı olduğu iddialarıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Kadastro Kanunu'nun Ek-4. maddesi uyarınca kullanıcısı olduğu yolunda tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunduğu belirtilen İstanbul İli, ...... İlçesi, ...... Mahallesi, 2694 ada, 12 parselde ( eski 1664 ada 1 parsel) kayıtlı taşınmazın, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesi çerçevesinde tarafına doğrudan satılması yolundaki 08.12.2016 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; uyuşmazlıkta, davalı idarenin taşınmazın Hazine'ye intikal gerekçesinin Orman Kanunu'nun 2/B maddesi olmadığı, Üsküdar 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20.09.1993 tarih ve E:1990/284, K:1993/593 sayılı kararında söz konusu taşınmazın Hazine adına tescil edilen bir yerin eski tapu kaydına dayandırılarak kadastro tespiti suretiyle davalıların evvelki malikleri adına (mükerrer) tapu tesis edilmesinin hukuki değer ifade etmemesine dayandırılmış olduğundan haliyle taşınmaza ait şahıs tapusu iptal gerekçesi 2/b olmadığı hususu gözetildiğinde söz konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un 7. madde hükmüne göre iade kapsamında değerlendirilemeyeceğinin açık olduğu, bu durumda, 6292 sayılı Kanun çerçevesinde, hem 6. madde kapsamında hak sahipliğinin, hem de 7. madde kapsamında hak sahipliğinin bulunması durumunda, 7. madde kapsamındaki hak sahipliğinin önceliği bulunmakla birlikte, davalı idarece Mahkeme kararına uyulmaksızın taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında eski tapu maliklerine hisseleri oranında iade edilmesine hukuken olanak bulunmadığından, davacınınn anılan yasanın 6. maddesi kapsamındaki doğrudan satış başvurusunun değerlendirilmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerekirken, başvurunun zımnen reddedilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 'Hak sahibi, başvuru ve doğrudan satış' başlıklı 6. maddesinde "(1) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31.12.2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır
2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31.12.2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler de hak sahibi sayılır.
Hak sahiplerinden birinci fıkra kapsamında olanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ikinci fıkra kapsamında olanlar ise, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak, bu taşınmazların bedeli karşılığında kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilirler...", '2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar' başlıklı 7. maddesinde ise, "(1) İlgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi halinde;
Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazin adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması halinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir.
Özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskanen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması halinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdi haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz.
Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri halinde, kullanıcılar bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar..." kuralı yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; 6292 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine davacının Kadastro Kanunu'nun geçici 4. maddesi uyarınca kullanıcısı olduğu yolunda tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunduğu belirtilen İstanbul İli, ...... İlçesi, ...... Mahallesi, 2694 ada, 12 parselde kayıtlı taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesi çerçevesinde tarafına devredilmesi yolunda başvuru ücreti olan 2.000 TL'yi de yatırmak suretiyle 03.07.2012 tarihinde başvuruda bulunduğu, Kanun'un öngördüğü süre içerisinde satışla ilgili herhangi bir işlem yapılmaması nedeniyle davacının 08.12.2016 günlü dilekçesiyle, başvurusunun sonuçlandırılarak satış işleminin yapılmasını talep ettiği, başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarece dosyaya ibraz edilen savunma dilekçesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın tapu iptali davası sonunda hazine adına orman vasıflı olarak olarak tescil edildiği, 6292 sayılı Yasanın 7. maddesi kapsamında eski maliklere satışının Bakanlık Makamının 05.05.2015 tarih ve 10833 sayılı oluru ile uygun görüldüğü, dolayısıyla taşınmazın yasanın 7. Maddesi kapsamında eski maliklerine iadesine yönelik işlemlerin başlatıldığı, bu nedenle de davacının talebinin reddine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığının savunulduğuve buna ilişkin belgelerin eklendiği görülmektedir.
6292 sayılı Yasa'nın 6. maddesi ile anılan maddede belirlenen hak sahiplerine söz konusu taşınmazları satın alma hakkı tanınmış ise de, Yasa'nın 7. maddesi ile de taşınmazların tapuda kayıtlı eski maliklerine, taşınmazın iade edilmesi talebinde bulunma hakkı verilmiş olup, anılan maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde de; eski maliklerin iade talebinde bulunduğu taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri halinde, kullanıcıların bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamayacakları düzenlemesine yer verilerek kayıt malikleri yönünden bir öncelik hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davacının hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü İstanbul ili, ...... ilçesi, Çengelköy (......) Mahallesi 2694 ada, 12 parsel sayılı taşınmazın 224 pafta,1664 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın ...... ile ...... adına kayıtlı iken 1971 yılında ...... Tarım Inşaat ve Turizm şirketine satıldığı, idarece de hazine adına tescil edilen taşınmazın hazineden önceki tapuda kayıtlı maliklerine satışının uygun bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda, 6292 sayılı Yasa'nın 7/1-c maddesi ile taşınmazın fiili kullanıcıları karşısında eski maliklere öncelik hakkı tanınmış olması, olayda da eski malikin Yasa'dan kaynaklanan iade hakkını kullanarak idareden talepte bulunmuş olması ve idarece de bu talebin yerinde görülmesi karşısında, tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmazın fiili kullanıcısı olduğu belirtilen davacının 6292 sayılı Yasa'da belirtilen şartları taşısa dahi doğrudan satış hakkından yararlanamayacağı açık olup, davacının başvurusunun zımnen reddine ilişkin davalı idare işleminde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında ise hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 27.10.2017 E:2017/695 K:2017/2195 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 125,40-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalı idarece yapılan 40,50-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, esas ve istinaf safhasında tahsil edilen posta avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra ilgililerine iadesine, kararın taraflara tebliğine, kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz gün (30) içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 13.02.2018 oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)