(2709 S. K. m. 51) (657 S. K. m. 22)
İstemin Özeti: İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde maarif müfettişi olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın kararı uyarınca 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde iki günlük iş bırakma eylemine katılması nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda getirilen teklif üzerine, Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne maarif müfettişi olarak atanmasına ilişkin 08.03.2017 tarih ve 20229 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; "davacının, üyesi olduğu sendikanın aldığı karar doğrultusunda göreve gelmeme eyleminin, Uluslararası Sözleşmeler ile de güvence altına alınan sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, bu eylem nedeniyle tesis edilen dava konusu atama işleminde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu atama işlemi, davacının, sendikanın aldığı 12/10/2015 tarihli grev kararına uyarak iki gün işe gitmemesi nedeniyle tarafsızlık ilkesine aykırı davrandığı, bundan sonra yapacağı denetim, rehberlik ve inceleme-soruşturma vb. çalışmalarda tarafsız bir müfettiş/denetmen olamayacağı, verimli çalışamayacağı sebebiyle tesis edilmişse de, davacının sendikanın aldığı karar uyarınca iki gün göreve gelmeme eyleminin tek başına, görevinde tarafsızlığını yitirdiği ve verimli olarak çalışamayacağı sonucunu doğurmayacağı, bu hususun bilgi, belge, ifade vb. somut delillerle ortaya konulamadığı dikkate alındığında, bu yönüyle de dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İzmir 2. İdare Mahkemesinin 28/11/2017gün ve E: 2017/698, K:2017/1887 sayılı kararının; kamu yararı ve hizmetin gerekleri gözetilerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: ….. Genel Merkez Yürütme Kurulunun da 10/10/2015 tarih, 98 sayılı kararından dolayı ne kurul üyeleri hakkında ne de alınan yas ve iki günlük grev kararı nedeniyle İzmir İlinde iş bırakma eylemine katılan başta ....... üyeleri olmak üzere, KESK'e bağlı diğer sendika üyeleri ile DİSK TMMOB ve TTB üyesi hiçbir kamu görevlisi hakkında da inceleme ve soruşturma açılmadığı, Sadece davacı ile birlikte 5 Maarif Müfettişi hakkında soruşturma açıldığı, hem "1/30 oranında Aylıktan kesme" cezası verilmesi, hem de Aydın İline atanmasının ikinci bir cezalandırma niteliği taşıdığı, ulusal ve uluslararası hukuk kurallarına ve Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde maarif müfettişi olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın kararı uyarınca 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde iki günlük iş bırakma eylemine katılması nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda getirilen teklif üzerine, Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne maarif müfettişi olarak atanmasına ilişkin 08.03.2017 tarih ve 20229 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Sendika Kurma Hakkı" başlıklı 51. maddesinde; "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir...İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 22. maddesinde; devlet memurlarının, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilecekleri ve bunlara üye olabilecekleri, 26. maddesinde; devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmalarının yasak olduğu hüküm altına alınmış, aynı Kanun'un 76.maddesinde; kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan, Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı İle Maarif Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği'nin 76. maddesinde, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının 14.9.2010 tarihli 27699 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Denetim Görevlilerinin Uyacakları Mesleki Etik Davranış İlkeleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine uymakla yükümlü oldukları kurala bağlanmış, Denetim Görevlilerinin Uyacakları Mesleki Etik Davranış İlkeleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; denetim görevlilerinin; görevlerini herhangi bir baskı, etkileme ve yönlendirme olmaksızın yerine getirecekleri, tarafsızlığına zarar verecek veya çevresinde böyle bir izlenim uyandıracak herhangi bir faaliyet veya ilişkinin içerisinde yer almayacağı, her türlü baskıya karşı tarafsızlığını muhafaza edeceği, siyasi, idari, ekonomik, sosyal ve kültürel etkilerden kaçınacağı, tarafsızlığının etkilenmesi söz konusu olduğunda durumu yetkili makamlara bildireceği düzenlemesi yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrinde Maarif Müfettişi olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu ....... Emekçileri Sendikasının 10/10/2015 tarih ve 98 sayılı kararına istinaden, 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde 2 günlük iş bırakma eylemine katıldığı, bu eylem nedeni ile hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma raporunda muhakkikçe, "..kamu idaresinin iznini ya da muvafakatini almaksızın 12-13 Ekim 2015 tarihinde 'üzgünüz, öfkeliyiz, yastayız ve isyandayız! Katliamı ve katilleri asla unutmayacağız!' şiarı ile yapılan göreve gelmeme eyleminin sendika üyelerinin mali veya özlük sıkıntılarıyla ilgili bir eylem olmadığı, ... adı geçen maarif müfettişlerinin bağlı bulundukları sendikanın almış olduğu grev kararı uyarınca 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara'da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingine yapılan kanlı saldırı sonucu pek çok insanın yaşamını yitirmesi ve yaralanması dolayısıyla 2 gün işe gitmemelerinin ilgili yasanın sendika örgütlerine tanıdığı haklara aykırı olarak, işverenin rızası veya muvafakati olmaksızın çalışma saatleri içerisinde ve örgütün normal faaliyetlerinden olmayan bir amaçla gerçekleştirilen bir faaliyet olduğu, dolayısıyla sendikal eylem kapsamında bulunmadığı, bu yönüyle iç hukukumuza aykırı olduğu ve milletlerarası korumadan da faydalanamayacağı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda kamu görevlilerinin mesaiye gitmesini ve görev yapmasını engelleyecek biçimde karar alma ve faaliyetlerde bulunma yetkisi tanınmadığının açık olduğu, anılan sendikanın yasal olmayan çağrısına uymak suretiyle görevlerini izinsiz ve özürsüz olarak yapmadıkları, bu durumu Aylık Çalışma Çizelgesine yazdıkları ve ifadelerinde de kabul ettiklerinden dolayı söz konusu eylemin "özürsüz" göreve gelmeme kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı" değerlendirmelerinde bulunularak davacı hakkında disiplin yönünden; 657 sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca ''1/30 oranında aylıktan kesme cezası'' ile tecziyesi, idari yönden ise; katılmış olduğu kanunsuz grev ile tarafsızlığına zarar verecek veya çevresinde böyle bir izlenim uyandıracak faaliyette bulunduğu, bundan sonra yapacağı denetim, rehberlik ve inceleme-soruşturma vb. çalışmalarda kendisinin muhatapları tarafından tarafsız bir denetim olarak görülemeyeceği ve verimli olamayacağı da dikkate alınarak kamu yararı, hizmet gerekleri ve görevin sağlıklı koşullarda ifa edilebilmesi hususları göz önünde bulundurularak başka bir ile maarif müfettişi olarak atanmasının uygun olacağı teklifinin getirildiği, getirilen teklif doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlem ile davacının Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne maarif müfettişi olarak atanması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nda “sendikalar”, “kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar” olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanunun “Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri” başlıklı 19.maddesinde kamu görevlileri sendikalarının yetkileri ve faaliyet alanları: “Kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek; a) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek. b) Devlet personel mevzuatında kamu görevlilerinin temsilini öngören çeşitli kurullara temsilci göndermek. c) Verimlilik araştırmaları yapmak, sonuçlarla ilgili raporlar düzenlemek, önerilerde bulunmak ve işverenlerle bu konularda ortak çalışmalar yapmak. d) Üyelerin meslekî yeterliliklerinin artırılması ve sorunlarının çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, bilimsel çalışmalar yapmak ve yayınlarda bulunmak. e) Üyelerin ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatleri ile personel hukukunu ilgilendiren konularda ilgili kurumlara ve yetkili makamlara sunulmak üzere çalışmalar yapmak ve öneriler getirmek. f) Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak. g) Üyeleri ve ailelerinin yararlanmaları için hizmet amacıyla, eğitim ve sağlık tesisleri, dinlenme yerleri, misafirhane spor alanları ve benzeri yerler ile kitaplık, kreş, yuva ve huzur evleri, yardımlaşma sandıkları kurmak ve yönetmek ile herhangi bir bağışta bulunmamak kaydı ile üyeleri için kooperatifler kurulmasına yardım etmek ve nakit mevcudunun yüzde onundan fazla olmamak kaydıyla bu kooperatiflere kredi vermek. h)... aynî ve nakdî yardımda bulunmak, ...” şeklinde belirlenmiştir.
4688 sayılı Kanun'un “Yasaklar” başlıklı 20. maddesinde ise sendikaların; yönetim ve işleyişlerinin Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı olamayacağı; kamu makamlarından maddî yardım kabul edemeyeceği, siyasî partilerden maddî yardım alamayacağı ve onlara maddî yardımda bulunamayacağı; siyasî partilerin kuruluşu içinde yer alamayacağı; siyasî partilerin ad, amblem, rumuz veya işaretlerini kullanamayacağı ve ticaretle uğraşamayacakları hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun “Tarafsızlık ve devlete bağlılık” başlıklı 7. maddesinde “Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar. Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler.” hükmü, "Davranış ve işbirliği" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında da; "Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar." hükmü yer almaktadır.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 19. ve 20. maddeleri ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununu 7. ve 8. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; sendikal faaliyetlerin kapsamının, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, kamu görevlilerinin, 4688 sayılı Kanun çerçevesinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken aynı zamanda kamu görevlisi sıfatını da taşımaları nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer mevzuat gereği kamu görevlilerinin uymakla yükümlü olduğu kurallara da uygun hareket etmeleri gerektiğine şüphe bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; davacının üyesi olduğu ….. Emekçileri Sendikası Tüzüğü, sendikal faaliyet kapsamında grev hakkının kullanılmasını üyelerinin özlük, ücret ve daha iyi çalışma koşullarına kavuşmalarını sağlamak amacıyla toplu sözleşme görüşmelerinde uzlaşmazlık çıkması hali ile sınırlandırmış olup, 10/10/2015 tarihinde Ankara Valiliği tarafından yapılmasına izin verilen Emek, Demokrasi Barış Mitingine katılanlara yapılan saldırıya tepki göstermek amaçlı alınan sendika kararı kapsamında davacının görevine gelmeme eyleminin amacı ve konusu dikkate alındığında, sendika üyelerinin ortak, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumaya yönelik sendikal bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği, alınan sendika kararının davacının eylemini meşru kılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; davacının 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde göreve gelmeme şeklinde sübut bulan eyleminin, sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, davacının, kamu yararı ve hizmet gereği olarak Aydın Milli Eğitim Müdürlüğüne Maarif Müfettişi olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 2.İdare Mahkemesinin 28/112017gün ve E:2017/698, K:2017/1887sayılı istinaf başvurusuna konu kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda ayrıntısı yazılı 320,80-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf başvuru aşamasında davalı idarece yapılan 42,00-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, istinaf başvuru aşamasında Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davalıdan alınmayan 98,10-TL istinaf başvuru harcının Mahkemesince davacıdan tahsiline, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesince yatırana iadesine, 08.05.2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)