(2709 S. K. m. 38) (3194 S. K. m. 32, 42) (2577 S. K. m. 2, 45, 46)
İSTEMİN KONUSU: Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin 06/03/2017 tarih ve E:2015/1127, K:2017/483 Sayılı kararının redde ilişkin kısmının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Gaziakdemir Caddesi, 3704 ada, 1 Sayılı parselde bulunan taşınmazın ruhsatsız şekilde yapıldığından bahisle 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca her bir davacı için 11.456 TL para cezası verilmesine ve aynı kanunun 32.maddesi uyarınca söz konusu yapının yıkılmasına ilişkin 23/07/2015 tarih ve 2019 Sayılı Osmangazi Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin 06/03/2017 tarih ve E:2015/1127, K:2017/483 Sayılı kararı ile; "dava konusu işlem ile verilen para cezası, miktar yönünden incelendiğinde yerinde yapılan ölçümlerde dava konusu binanın zemin katı 116 m2 olduğu halde yapı tespit ve tatil zaptında tüm katlar 157 m2 olarak kabul edilerek bina alanının 157 x 3=471 m2 olarak hesaplanması ve binanın gerçeğinden 157 - 116=41 m2 daha büyük hesaplanmasından kaynaklandığı, hesaplanan para cezasında idarece yapılan ölçümün hassas yapılmadığından fark oluştuğu görüldüğünden bu kısım bakımından hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesi ile dava konusu işlemin 45.824,00-TL imar para cezasını konu alan kısmından 42.505,26 TL kısmın çıkarılması sonucu bulunan farka ilişkin kısmın iptaline, davanın yıkım ve 42.505,26 TL imar para cezasına yönelik kısmının ise reddine karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANIN İDDİALARI: Davacı tarafından; mahkeme kararının redde ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu, zemin katla birlikte çatı yüksekliğinin de hatalı hesaplandığı, ayrıca prefabrik olduğu, binanın muris adına kayıtlı olduğu, muris adına yaptırımın uygulanması gerektiği ileri sürülerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Gaziakdemir Caddesi, 3704 ada, 1 Sayılı parselde bulunan taşınmazın ruhsatsız şekilde yapıldığından bahisle 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca her bir davacı için 11.456 TL para cezası verilmesine ve aynı kanunun 32.maddesi uyarınca söz konusu yapının yıkılmasına ilişkin 23/07/2015 tarih ve 2019 Sayılı Osmangazi Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesi kararının yıkım ve yıkım masraflarına ilişkin kısmı yönünden;
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin; 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; 6. fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmü yer almış olup, ilk derece mahkemelerinin nihai kararlarının istinaf yoluyla kaldırılması ise; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4. maddesinde yer alan sebebin varlığı halinde mümkün bulunmaktadır.
İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının yıkıma ilişkin kısmı hukuka uygun olup, davacının istinaf dilekçesinde öne sürülen hususlar, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararının idari para cezası yönünden davanın reddine ilişkin kısmına gelince;
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin 4. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir.” hükmü yer almaktadır.
3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 42.maddesinde; "Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır.
Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır:
a-) Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için; ...3) III. sınıf A grubu yapılara onsekiz, B grubu yapılara yirmi Türk Lirası idari para cezası verilir...,
c-) (a) ve (b) bentlerine göre cezalandırmayı gerektiren aykırılığa konu yapı;
1-) Hisseli parselde diğer maliklerin muvafakati alınmaksızın yapılmış ise cezanın % 30'u,
2-) Kamuya veya başkasına ait bir parselde yapılmış ise cezanın % 40'ı,
3-) Uygulama imar planında veya parselasyon planında "Kamu Tesisi Alanı veya Umumi Hizmet Alanı" olarak belirlenmiş bir alanda yapılmış ise cezanın % 60'ı,
4-) Mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetini tehdit ediyor ise cezanın % 100'ü,
5-) Uygulama imar planı bulunan bir alanda yapılmış ise cezanın % 20'si,
6-) Yapılaşmaya yasaklanmış bir alanda yapılmış ise cezanın % 80'i,
7-) Özel kanunlar ile belirlenmiş özel imar rejimine tabi bir alanda yapılmış ise cezanın % 50'si,
8-) Ruhsatsız ise cezanın % 180'i,
9-) Ruhsatı hükümsüz hale gelmesine rağmen inşaatı sürdürülüyor ise cezanın % 50'si,
10) Yapı kullanma izin belgesi alınmış olmakla birlikte, ruhsat alınmaksızın yeni inşai faaliyete konu ise cezanın % 100'ü,
11) İnşai faaliyetleri tamamlanmış ve kullanılmıyor ise cezanın % 10'u,
12) İnşai faaliyetleri tamamlanmış ve kullanılıyor ise cezanın % 20'si,12) İnşai faaliyetleri tamamlanmış ve kullanılıyor ise cezanın % 20'si,
13) Çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet veriyor ise cezanın % 20'si, (a) ve (b) bentlerinde belirtilen şekilde tespit edilen para cezalarının miktarına göre ayrı ayrı hesap edilerek ilave olunur. Para cezalarına konu olan alanın hesaplanmasında, aykırılıktan etkilenen alan dikkate alınır." hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda aktarılan hükümlerin değerlendirilmesinden; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapıldığı yapılan denetim sonrası anlaşılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre 3194 Sayılı Kanun'un 42.maddesinde belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezasının verileceği açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden, Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Gaziakdemir Caddesi, 3704 ada, 1 Sayılı parselde bulunan taşınmazın üzerinde ruhsatsız olarak toplam 471 m2 alanda meskun 2-1+2. Normal kat üzerine 157 m2 alanda h:2,40 metre yüksekliğinde çelik çatı oluşturulduğunun tespiti üzerine 09/07/2015 tarih ve 66/3288 Sayılı Yapı Tespit ve Tatil Zaptı düzenlenerek yapının mühürlenerek durdurulduğu, aynı kanunun 42. Maddesi gereğince de yapı sahibi sıfatıyla ana taşınmazın hissedarı olan davacıların her biri için 11.456,00-TL idari para cezası verilmesi, ayrıca söz konusu yapının belediyece yıkılmasına yıkım masraflarının inşaat sahiplerinden alınmasına ilişkin alınan 23/07/2015 tarih ve 2019 Sayılı Osmangazi Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi uyarınca, yargı kararı ile idarelerin işlem tesisine zorlanamayacağı gibi idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceğinden; 3194 Sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, temel para cezasının hesaplanmasında, yapı inşaat alanı ve yapı sınıfı ve grubu temel kriterler olarak öngörüldüğünden, temel para cezasının bu kriterlere aykırı olarak hesaplandığının tespit edilmesi halinde, aykırılığı tespit edilen para cezası miktarına (c) bendinde öngörülen artırım oranları uygulanarak belirlenen toplam para cezasının da tamamının iptal edilmesi gerektiği, temel para cezasının hesaplanmasına ilişkin aykırılıklar tespit edildikten sonra, bilirkişinin aykırılıktan etkilenen alan ve/veya yapı sınıfı grubuna ilişkin yaptığı tespitler uyarınca raporda hesaplanan para cezası miktarı esas alınarak dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen davanın reddine karar verilmesi suretiyle, işlemin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı idari yargı denetimi yetkisi aşılarak, idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, bununla beraber, temel para cezasının, 3194 Sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen kriterlere uygun olarak hesaplandığı, ancak, (c) bendinde öngörülen artırım sebebi veya sebeplerinin uygulanması koşullarının oluşmadığının anlaşılması halinde ise para cezasının hukuka aykırılığı tespit edilen artırım sebebine isabet eden kısım yönünden kısmen iptaline karar verileceği açıktır.
Uyuşmazlıkta; davalı idarece, yapının zemin+ 2 normal kattan oluşan bölümünde aykırılıktan etkilenen alanının 471 m², yapı sınıf ve grubunun ise 3/A kabul edildiği, dava konusu imalatların tespit edildiği 2015 yılına ait birim fiyat değerinin (26,94 TL/m²) esas alınarak temel para cezasının belirlendiği ve 3194 Sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 5. ve 8. alt bentlerinin uygulanıp ilave edildiği; hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, aynı yapı sınıf ve grubu benimsenmesine karşın yapının zemin+ 2 normal kattan oluşan bölümünde aykırılıktan etkilenen alanın 430 m2 belirlendiğinden bahisle farklı bir temel ceza hesaplaması yapıldığı, akabinde anılan kanunun 2. fıkrasının (c) bendinin 5. ve 8. alt bentlerinin uygulanması suretiyle dava konusu edilenden başka bir hesap tablosu hazırlandığı, İdare Mahkemesi tarafından da dava konusu edilen belediye encümeni kararıyla belirlenen temel para cezasını esas alan hesap tablosunu değil bilirkişilerce tespit edilen temel para cezasını esas alan hesap tablosunu kriter alarak hüküm kurma yoluna gidildiği görülmektedir.
Bakılan davada, İdare Mahkemesi kararında ve bu karara esas alınan bilirkişi raporunda, idarece tespit edilenden daha az miktarda ruhsata aykırı alan bulunduğundan bahisle dava konusu edilenden farklı bir temel para cezası hesaplama yoluna gidilerek sonuç ve kanaate ulaşılmış ise de; bu durum, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olan idari yargı denetim yetkisinin aşılması, ayrıca idari işlem niteliğinde yargı kararı verilmesi anlamına geleceğinden, dava konusu edilenden farklı bir temel para cezası hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunda ve bu rapora istinaden verilen idare mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu idari para cezasının cezaların şahsiliği ilkesi çerçevesince değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Anayasanın 'Suç ve cezalara ilişkin esaslar' kenar başlıklı 38. maddesinin yedinci fıkrasında, 'Ceza sorumluluğu şahsidir.' hükmü yer almaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel kurallarındandır. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Başka bir anlatımla bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tâbidir.
Dairemizin 07.02.2018 tarihli, E:2017/2109 Sayılı ara kararına cevaben gönderilen davalı idarenin 08.03.2018 kayıt (mahkeme) tarihli yazısı ile dava dosyasında mevcut olan 14.10.1987 tarihli tapu kaydı, bina bildirim suret formu ve fotoğraflar incelediğinde; şüpheye yer vermeyecek ölçüde anlaşıldığı üzere, yapı tatil tutanağına konu edilen ruhsatsız yapılardan zemin + 2 normal katlı yapının 17.04.2003 tarihinde vefat eden muris N. Erken'in sağlığında zaten var olduğu, çelik çatı imalatının ise taşınmazın mirasen davacılara intikal ettiği dönemde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacıların yapı sahibi sıfatına haiz olmadığı anlaşılan zemin + 2 normal katlı ana yapıyı da kapsayacak şekilde hesaplama yapılmak suretiyle verilen idari para cezasına ilişkin belediye encümeni kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının idari para cezasına ilişkin kısmına yönelik istinaf taleplerinin kabulüyle dava konusu işlemin bu kısmının iptali gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, taşınmazın mirasen davacılara intikal ettiği dönem içerisinde yapıldığı anlaşılan çelik çatı imalatı hakkında yapı sahibinin tespiti suretiyle davalı idarece işlem tesis edilebileceği tabiidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1-)2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin 06/03/2017 tarih ve E:2015/1127, K:2017/483 Sayılı kararının yıkıma ilişkin kısmına yönelik İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
2-)2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kararın reddedilen idari para cezasına ilişkin olarak İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile İdare Mahkemesi kararının 42.505,26-TL idari para cezası yönünden davanın reddine ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,
3-) 42.505,26-TL idari para cezası yönünden de dava konusu işlemin İPTALİNE,
4-)Dava sonuç itibarıyla kısmen iptal (idari para cezası), kısmen retle (yıkım) ile sonuçlanmış olduğundan ve İdare Mahkemesince belirlenen haklılık durumu Dairemizce de uygun görüldüğünden ilk aşama yargılama gideri hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-)Davacı tarafından yapılan 180,00.-TL istinaf başvurusunun istemde haklılık oranına göre belirlenen 90,00.-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan 90,00.-TL istinaf giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-)İlk derece mahkemesince davacı lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden bu aşamada tekrar vekalet ücretine hükmedilmesine mahal bulunmadığına,
7-)Artan posta giderinin mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine,
8-)2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinin 6.bendi gereğince kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemesine gönderilmesine,
9-)Aynı Kanun maddesi uyarınca kesin olarak 03/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)