(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 7, 12, 15) (4688 S. K. m. 28, 32, 43)
İSTEMİN ÖZETİ: Tekirdağ İdare Mahkemesi'nin 29/11/2017 günlü, E:2017/1560, K:2017/2000 sayılı kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması, davalı idarece istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesi'nce, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin, işin gereği düşünüldü:
Dava; davalı idare ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm-Bel-Sen) arasında 01.01.2016-31.12.2017 dönemine ilişkin olarak 14.01.2016 tarihinde imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin ''Sözleşmenin kapsamı ve yararlanma koşulları'' başlıklı 5. maddesinin “Yararlanma” başlıklı B bendinin “Toplu İş Sözleşmesinin imzalandığı tarihte sözleşmeye taraf sendikaya üye olmayıp da herhangi bir başka sendikaya üye olan kamu çalışanlarının sözleşmeden yararlanması; sözleşmenin tarafı olan sendikaya bu sendikanın kendi üyelerinden aldığı üyelik aidatının 2 (iki) katı oranında (taban aylığının % 2) kadar dayanışma aidatı ödemeleri koşuluna bağlıdır.” kuralını içeren (d) alt bendi uyarınca dayanışma aidatı kesilmemesi ve yapılan kesintilerin yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle yapılan 14.07.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin 09.09.2016 tarih ve 4634 sayılı Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü işleminin iptali ile mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Tekirdağ İdare Mahkemesi'nin 05/10/2017 günlü, E:2017/67, K:2017/1701 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası arasında 01.01.2016-31.12.2017 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan Toplu İş Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin "Sözleşmenin Kapsamı ve Yararlanma Koşulları" başlıklı 5. maddesinin (d) bendinde; "Toplu İş Sözleşmesinin imzalandığı tarihte sözleşmeye taraf sendikaya üye olmayıp da herhangi bir başka sendikaya üye olan kamu çalışanlarının sözleşmeden yararlanması; sözleşmenin tarafı olan sendikaya bu sendikanın kendi üyelerinden aldığı üyelik aidatının 2 (iki) katı oranında (taban aylığı %2) kadar dayanışma aidatı ödemeleri koşuluna bağlıdır" düzenlemesine yer verildiği, davacının Toplu İş Sözleşmesinin 5. maddesinin (B) fıkrasının (d) bendi uyarınca dayanışma aidatı adı altında kesilen kesintilerin yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesi ve kesintilerin geleceğe yönelik olarak kaldırılması istemiyle yaptığı 14.07.2016 tarihli başvurunun, 09.09.2016 tarih ve 4634 sayılı dava konusu işlemle; 23.08 2015 tarih ve 29454 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara ilişkin 2016 ve 2017 yıllarını kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşmesinin 4. Bölümünün Yerel Yönetim Hizmet Koluna ilişkin Toplu Sözleşme metninin Sosyal Denge Tazminatı başlıklı 1. maddesinin 2. fıkrasında "Sosyal Denge Sözleşmesi imzalayan sendikanın üyesi olmayan kamu görevlilerinden aynı unvanlı personelden alınacak aidatın iki katına kadar taraf sendika Sosyal Denge Sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri söz konusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanır" hükmüne yer verildiği, ayrıca konu hakkında Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına görüş sorulduğu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 03.08.2016 tarih ve .../E: 18217 sayılı cevabi yazısında 01.01.2016 tarih ve 31.12.2017 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan toplu sözleşme hükümlerinin toplu sözleşmenin tarafı dışında kalan sendika ile mevcut sözleşmeyi tadil eden ek protokolün imzalanamayacağı, yapılan sözleşmenin toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanacağı, sosyal denge sözleşmesi imzalayan sendikanın üyesi olmayan kamu görevlilerinden, aynı unvanda olanlardan iki katına kadar sosyal denge sözleşmesi aidatı alınabileceği şeklinde görüş bildirildiği, bu nedenle Sosyal Denge Sözleşmesi Aidatı adı altında kesilerek ilgili sendikaya ödenen aidatların bundan sonraki süreçte kesilmemesi, kesilen aidatların yasal faizi ile üyelere iade edilmesi yönünde yapılacak bir işlem ile mevcut sözleşmenin tarafı olan sendika dışında bir sendikayla mevcut sözleşmeyi tadil eden ek bir protokol imzalanmasının yasal olarak mümkün görülmediği gerekçesiyle reddi üzerine, anılan işlemin iptali ile mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığının anlaşıldığı, bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde Toplu İş Sözleşmesinde taraf olan sendikanın dışında kalan sendikaların üyesi olan ve hiçbir sendikaya üye olmayan kamu görevlilerinden dayanışma aidatı veya başka adlar altında farklı oranlar üzerinden ödenti (aidat) alınmasına imkan sağlayan bir düzenlemeye yer verilmediği, bu bakımdan kamu görevlilerinden herhangi bir aidat kesintisi yapılamayacağı açık olduğundan, davalı İdare ile yetkili sendika arasında imzalanan Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmesinin 5. maddesinin (B) fıkrasının (d) bendine dayanılarak dayanışma aidatı kesilmesinde ve davacının dayanışma aidatı kesilmemesi ve yapılan kesintilerin iadesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 09.09.2016 tarih ve 4634 sayılı dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, T.C. Anayasasının 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlem sebebiyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davalı idarece tazmin edilmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin kabulü ile davacıdan idareye başvuru tarihi olan 14.07.2016 tarihi öncesi yapılan dayanışma aidatı kesintilerinin 14.07.2016 tarihinden itibaren, bu tarihten sonra yapılan kesintilerin ise kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idare, dava konusu işlemin temelini oluşturan yasal mevzuat ve toplu sözleşme hükümleri göz ardı edilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, Türkiye Yerel Yönetim Hizmetleri Kolu Kamu Görevlileri Sendikası tarafından, 23.8.2015 tarihli ve 29454 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme'nin "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" başlıklı 4. bölümünün 1. maddesinin 2. fıkrasının "Sosyal denge sözleşmesi imzalayan sendikanın üyesi olmayan kamu görevlilerinden aynı unvanlı personelden alınacak aidatın iki katına kadar taraf sendika sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri, sözkonusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanır." kuralını içerdiğini, 4688 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca dava konusu sözleşme toplu iş sözleşmesi niteliğinde olmadığından, anılan Yasanın 28. maddesinde yer alan “Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz” hükmünün, dava konusu sosyal denge tazminatı sözleşmesi bakımından uygulanamayacağını, 4688 sayılı Yasanın “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 2908 sayılı Dernekler Kanunu, 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacaklar hakkında kamu görevlilerinin tabi oldukları personel kanunlarının ilgili hükümleri uygulanır” kuralını taşıyan 43. maddesi ile atıf yapılan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 39. maddesinin 4. fıkrasındaki “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bunun için işçi sendikasının onayı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir. İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur.” düzenlemesinin de dayanışma aidatına yönelik sözleşme kuralının dayanağını oluşturduğunu öne sürmekte ve kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 12. maddesinde ise, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu kurala bağlanmıştır.
Belli bir uygulama tarihi esas alınarak istekte bulunulan davalarda, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre uygulama tarihinden itibaren 60 gün içinde, uygulama üzerine davacı tarafından idareye başvurulmuş ise, 12. maddenin yollamada bulunduğu 11. maddeye göre, idarenin bu başvuruya cevap vermemiş olduğu hallerde, uygulama tarihinden itibaren en geç 120 gün, idarenin cevap verdiği durumlarda ise, uygulama tarihine kadar geçen süre de hesaba katılmak koşuluyla cevabın davacıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde idari davanın açılmış olması gerekmektedir.
Başka bir anlatımla dava, davacının idareye başvurduğu tarihten itibaren 120 gün içinde açılmış ise, ilgiliye, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek üzere, başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içindeki ilk uygulama esas alınarak parasal hakların verilmesi, idareye başvuru tarihinden itibaren 120 günlük ya da idarenin cevabının tebliğ tarihinden itibaren 60 günlük süreler geçtikten sonra açılmış olan davalarda ise, ancak dava tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içinde kalan ilk uygulamadan doğan parasal hakların ödenmesi mümkündür.
Uyuşmazlıkta ise, 15.1.2016 tarihinden itibaren sosyal denge tazminatı ödemeleri sırasında dayanışma aidatı kesilen davacı tarafından, yapılan kesintilerin ödenmesi talebiyle 14.7.2016 tarihinde yapılan başvurunun 9.9.2016 tarihli işlemle reddi üzerine 6.10.2016 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davada, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek üzere, başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içindeki ilk uygulama tarihi olan 15.6.2016 tarihinden sonraki (15.6.2016 tarihi dahil) dönemde yapılan dayanışma aidatı kesintilerinin tazminine hükmedilmesi mümkün olup, davanın bu tarihten önceki döneme ilişkin kısmının ise süre aşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işlemin, 15.6.2016 tarihinden önceki dönemde yapılan dayanışma aidatı kesintilerinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmının iptali ve bu döneme ait dayanışma aidatı kesintilerinin yasal faiziyle birlikte tazmini istemi yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, bu kısım yönünden işin esası hakkında karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararının, 15.6.2016 tarihinden sonraki döneme ilişkin kısmının incelenmesinde;
Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm-Bel-Sen) arasında 01.01.2016-31.12.2017 dönemine ilişkin olarak 14.01.2016 tarihinde imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin ''Sözleşmenin kapsamı ve yararlanma koşulları'' başlıklı 5. maddesinin “Yararlanma” başlıklı B bendinin “Toplu İş Sözleşmesinin imzalandığı tarihte sözleşmeye taraf sendikaya üye olmayıp da herhangi bir başka sendikaya üye olan kamu çalışanlarının sözleşmeden yararlanması; sözleşmenin tarafı olan sendikaya bu sendikanın kendi üyelerinden aldığı üyelik aidatının 2 (iki) katı oranında (taban aylığının % 2) kadar dayanışma aidatı ödemeleri koşuluna bağlıdır.” kuralını içeren (d) alt bendinin dayanağını teşkil eden, 23.8.2015 tarihli ve 29454 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme'nin "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" başlıklı 4. bölümünün 1. maddesinin "Sosyal denge sözleşmesi imzalayan sendikanın üyesi olmayan kamu görevlilerinden aynı unvanlı personelden alınacak aidatın iki katına kadar taraf sendika sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri, sözkonusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanır." kuralını içeren 2. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay 11. Dairesi’nin 19/12/2017 günlü ve E:2016/1698, K:2017/6525 sayılı kararıyla; “mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere, sosyal denge tazminatı sözleşmelerinin konusunun, toplu sözleşmelerde belirlenen tavanı aşmamak kaydıyla ilgili kurum ve kuruluşlarda çalışan kamu görevlilerine ödenecek sosyal denge tazminatını belirlemek olduğu; yine Kanun'un 28. maddesinde belirtildiği şekilde sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamayacağı, aksine bir yorumun sosyal denge tazminatının adaletli bir ücret dağılımı yoluyla ekonomik ve sosyal barışı sağlama amacına ve Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, kaldı ki Kanun'un 32. maddesinde böyle bir ayrım yapılmasına imkan sağlayan bir düzenleme bulunmadığı, sendika üyesi olan ile sendika üyesi olmayan ya da başka bir sendikaya üye olanlar arasında bir ayrıma gidilemeyeceği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, bu durumda, sosyal denge sözleşmesinde taraf olan sendikanın dışında kalan sendikaların üyesi olan ve hiçbir sendikaya üye olmayan kamu görevlilerinden dayanışma aidatı veya başka adlar altında farklı oranlar üzerinden ödenti (aidat) alınmasına ilişkin hükümlerin, sosyal denge tazminatının ödenmesinde aynı kadro veya pozisyonlarda bulunan kamu görevlileri arasında ayrım (eşitsizlik) yaratacağı açık olduğundan, dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk bulunmadığı” gerekçesiyle dava konusu 23.8.2015 tarihli ve 29454 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme'nin "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" başlıklı 4. bölümünün 1. maddesinin 2. fıkrasının iptaline karar verilmiştir.
İstikrar kazanmış yargısal içtihatlara göre iptal kararları dava konusu işlemi tesis edildiği tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırarak söz konusu işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan nitelikte kararlardır. Dolayısıyla iptal edilen karara dayanan veya onunla doğrudan doğruya ilişkisi bulunan idari tasarrufların da iptal kararından etkilenmesi kaçınılmazdır. Bu bakımdan, iptal kararlarının sözü edilen hukuki niteliği ve doğurduğu sonuçlar dikkate alındığında, idari işleme dayanak teşkil eden genel nitelikteki tasarrufların idari yargı mercilerince iptali halinde, sübjektif nitelikteki işlemlerin hukuki denetimi sırasında bu kararların ve dayandığı gerekçelerin de dikkate alınması Hukuk Devleti ilkesine uygun düşeceğinden, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme'nin "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" başlıklı 4. bölümünün 1. maddesinin 2. fıkrasının iptali yolunda Danıştay 11. Dairesi’nce verilen 19/12/2017 günlü ve E:2016/1698, K:2017/6525 sayılı kararın, iptal edilen düzenlemeye dayalı olarak Toplu İş Sözleşmesinin imzalandığı tarihte sözleşmeye taraf sendikaya üye olmayıp da herhangi bir başka sendikaya üye olan kamu çalışanlarının sözleşmeden yararlanmasını, sözleşmenin tarafı olan sendikaya bu sendikanın kendi üyelerinden aldığı üyelik aidatının 2 (iki) katı oranında (taban aylığının % 2) dayanışma aidatı ödemeleri koşuluna bağlayan Toplu İş Sözleşmesi kuralını ve bu kural sebebiyle davacıdan dayanışma aidatı kesilmesini sebep unsuru yönünden hukuka aykırı kıldığı açıktır.
Bu durumda, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme'nin "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" başlıklı 4. bölümünün 1. maddesinin "Sosyal denge sözleşmesi imzalayan sendikanın üyesi olmayan kamu görevlilerinden aynı unvanlı personelden alınacak aidatın iki katına kadar taraf sendika sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri, sözkonusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanır." kuralını içeren 2. fıkrasının Danıştay 11. Dairesi’nce verilen kararla hukuka aykırılığı saptanarak iptal edilmiş olması nedeniyle, Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm-Bel-Sen) arasında 01.01.2016-31.12.2017 dönemine ilişkin olarak 14.01.2016 tarihinde imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin ''Sözleşmenin kapsamı ve yararlanma koşulları'' başlıklı 5. maddesinin “Yararlanma” başlıklı B bendinin “Toplu İş Sözleşmesinin imzalandığı tarihte sözleşmeye taraf sendikaya üye olmayıp da herhangi bir başka sendikaya üye olan kamu çalışanlarının sözleşmeden yararlanması; sözleşmenin tarafı olan sendikaya bu sendikanın kendi üyelerinden aldığı üyelik aidatının 2 (iki) katı oranında (taban aylığının % 2) kadar dayanışma aidatı ödemeleri koşuluna bağlıdır.” kuralını içeren (d) alt bendinin de hukuki dayanağını yitirdiği açık olduğundan, bu kural nedeniyle dayanışma aidatı kesintisine son verilmesi ve uyuşmazlık konusu dönemde davacıdan kesilen dayanışma aidatı kesintilerinin iadesi gerektiğinden, adı geçenin bu yönde yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, istinaf başvurusuna konu mahkeme kararının davanın süresinde olduğu anlaşılan, dava konusu işlemin, dayanışma aidatı kesilmemesi ve 15.6.2016 tarihinden sonraki döneme ait dayanışma aidatı kesintilerinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmının iptali ve bu döneme ait dayanışma aidatı tutarlarının yasal faiziyle birlikte tazminine ilişkin hüküm fıkrasının hukuka uygun bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; Tekirdağ İdare Mahkemesi'nin 05/10/2017 günlü, E:2017/67, K:2017/1701 sayılı kararının, dava konusu işlemin, 15.6.2016 tarihinden önceki dönemde yapılan dayanışma aidatı kesintilerinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmının iptali ve bu döneme ait dayanışma aidatı kesintilerinin yasal faiziyle birlikte tazminine yönelik hüküm fıkrasının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddine, kararın hukuka uygun olduğu anlaşılan, dava konusu işlemin, dayanışma aidatı kesilmemesi ve 15.6.2016 tarihinden sonraki döneme ait dayanışma aidatı kesintilerinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmının iptali ve bu döneme ait dayanışma aidatı tutarlarının yasal faiziyle birlikte tazminine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, aşağıda dökümü yapılan 184,95.-TL yargılama giderinin davada haklılık oranına isabet eden 92,47.-TL’sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 92,48.-TL yargılama giderinin ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00.-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan posta giderinden ibaret 191,00.-TL istinaf giderinin istemde haklılık oranına göre belirlenen 95,50.-TL’sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 95,50.-TL istinaf giderinin ve 1.090,00.-TL avukatlık ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, yargılama ve istinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği’nin 47.maddesi uyarınca ilgilisine iade edilmesine, kararın tebliğe çıkarılması için dosyayla birlikte ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 10.04.2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)