(2709 S. K. m. 36)
İSTEMİN ÖZETİ: Van ili, Merkez ........ Mahallesi, 29 pafta, 972 ada, 85 sayılı parselde bulunan ........ isimli binanın, 23/10/2011ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasarlı olarak tespit edilmesi ve sonrasında yıkılması olayında, idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 1.737.128,00-TL taşınmaz bedeli ve 140.000,00-TL taşınmazın yıkım ve enkaz kaldırma masrafları olmak üzere toplam 1.877.128,00-TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Van 3. İdare Mahkemesinin 24/05/2018 tarih ve E:2012/539, K:2018/1143 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulurken, diğer davalılar ve davacı tarafından ise savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Taraflarca ileri sürülen istinaf nedenleri, anılan İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, maddi tazminat isteminin esasına yönelik olarak verilen karar yönünden istinaf istemlerinin reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ancak, söz konusu deprem nedeniyle sigorta şirketi veya şirketleri tarafından davacıya ödeme yapılması durumunda ya da adli yargıda depremden dolayı ilgilinin binanın yıkılmasında sorumluluğu bulunan özel kişilere karşı açılan tazminat davasında, özel hukuk hükümlerine göre hükmedilecek maddi tazminat miktarının veya sigorta şirketince ödenen miktarın tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemesi için yapılacak tazminat ödemelerinde dikkate alınacağı açıktır.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 15.06.2017 gün ve E:2017/88, K:2017/4143 sayılı kararında da bu açıklamaya yer verilmiştir.
Kararın, davalı idareler lehine reddedilen maddi tazminat nedeniyle hükmedilen 1.090,00.-TL maktu vekalet ücretine ilişkin kısmına gelince:
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 30/12/2017 günlü, 30286 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinde; "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 inci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Tarife kuralına göre, sayma yoluyla belirlenen istisnalar hariç olmak üzere, bir davanın konusunun para olması veya para ile değerlendirilebiliyor olması durumunda; davanın sonucunda hükmedilecek vekalet ücretinin Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi olarak belirlenmesi zorunludur.
Aynı kurallara göre, vekalet ücretinin belirlenmesinde, ölçüt, "davanın konusu" olarak belirlendiğinden maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş olması durumunda da, "davanın konusu" olan parasal değer esas alınarak vekalet ücretinin hesaplanması gerekmektedir.
Maddi tazminat davalarının reddi durumunda, davacı tarafından talep edilen miktarın reddi hüküm altına alındığından, reddine hükmedilen miktar esas alınarak nispi vekalet ücretine hükmedileceği açıktır.
Bununla birlikte;
Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen, mahkemeye erişim hakkının da bu çerçevede değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi durumlarında mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin uyuşmazlıkları makul sürede çözebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla, davayı kaybetmesi halinde davacıya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 30/12/2017 günlü, 30286 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin, "Tarifenin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesindeki düzenlemede, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretine, tarifenin üçüncü kısmına göre, yani nispi olarak hükmedileceği, belirlenecek ücretin ikinci bölüme göre hükmedilen maktu ücretten az olamayacağı düzenlemesi yer almaktadır.
Aynı Tarifenin manevi tazminat davalarında ücreti belirleyen 10. maddesinde ise, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Mevcut durum, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla gelen bir uyuşmazlıkta, 07/11/2013 günlü, Başvuru No:2012/791 sayılı kararıyla; hak edilen tazminatın 3/4'ünün vekalet ücreti adı altında idareye verilmesini, Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde değerlendirmiştir.
Bu nedenle, kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle Tarifenin ilgili kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından ihmali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, davalı idare lehine, Tarifenin manevi tazminat davalarına ilişkin 10. maddesi kıyasen uygulanarak reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedileceğinin, ancak bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/02/2016 tarih ve E:2015/3170, K:2016/184 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda; maddi tazminat isteminin reddedilen 1.519.011,07 TL'si nedeniyle davalı idareler lehine 27.437,01 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle:
1- Tarafların maddi tazminat isteminin esasına yönelik istinaf istemlerinin reddine,
2- Anılan kararın davalı idareler lehine reddedilen maddi tazminat için hükmedilen maktu vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın anılan kısmının kaldırılmasına,
3- Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat için belirlenen 27.437,01.-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
İşbu karar, ilk derece yargılaması sonucunda diğer yargılama giderlerine ilişkin olarak kurulan hükümde değişiklik yaratmadığından bu kısma yönelik olarak yeniden bir hüküm kurulmasına gerek olmadığına, davacının adli yardım talebinin kabulü üzerine istinaf aşamasında alınmayan 98,10.-TL harcın davacıdan tahsili için Mahkemesince karar kesinleştikten sonra müzekkere yazılmasına, istinaf başvurusu esasa yönelik olarak reddedildiğinden davalı idareler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin istemde bulunan davalı idareler üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesi'nce re'sen müsteniflere iadesine, 2577 sayılı Yasanın 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 13/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)