(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ......, eski 3-4 pafta, 17 parsel, yeni 245-246 pafta 1870 ada 2 parselde bulunan gecekondusu dolayısıyla 2981 sayılı Yasadan kaynaklanan hak sahipliğinin, tapuya çevrilmesi suretiyle gecekondusunun bulunduğu yerden tarafına arsa tahsis edilmesi, mümkün değilse eşdeğer başka bir yerden arsa tahsis edilmesi ve tapusunun verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 06.10.2017 tarih ve 30535 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı; "...davacının, İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, (eski ......, eski 3-4 pafta, 17 parsel, yeni 245-246 pafta, 1870 ada, 2 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde gecekondusunun bulunduğu, gecekondu nedeniyle 2.000 TL harç makbuzu yatırdığı ve imar affı müracaatında bulunduğu, gecekondunun bulunduğu taşınmazın meri imar planlarında kısmen yolda, kısmen yeşil alanda ve kısmen de sosyal donatı alanlarında kaldığı, ayrıca gecekondunun 2013 yılında yıkıldığı, bu nedenle gecekondunun yerinde korunamayacak olduğunun tartışmasız olduğu, ancak Danıştay 6. Dairesi'nin 16.11.1988 tarih, E:1987/1651, K:1988/1285 sayılı kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere davacıya gecekondusu karşılığında aynı bölgeden veya başka bir gecekondu ıslah veya önleme bölgesinden arsa yada hisse/daire tahsis edilebileceği görüldüğünden, davacının başvurusunun nihai olarak sonuçlandırılmak suretiyle bir işlem tesisi gerekirken, süreci öteleyecek şekilde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden İstanbul 10.İdare Mahkemesinin 17/05/2018tarih ve E:2017/2275, K:2018/967 sayılı kararının; davalı idare tarafından; davacı adına gecekondu tespiti bulunduğundan davacıya 04/10/2012 günlü ve 2012/1271 sayılı encümen kararı ile konut tahsis edildiği, ancak davacının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi nedeniyle konut tahsis edilemediği gibi sözü edilen tahsis kararının da iptal edildiği, davacının talebinin hak sahipliğinin tespiti olmayıp taşınmazın tapusunun adına tescili olduğu, uyuşmazlığın adli yargı yerince çözümlenmesi gerektiği, mahkemece talep dışına çıkılarak karar verildiği öne sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul ve Kanun hükümlerine uygun bulunan mahkeme kararına yapılan davalı idare istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.)45. maddesinin; 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; 6. Fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükümleri yer almaktadır.
İstinaf başvurusu; İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ......, eski 3-4 pafta, 17 parsel, yeni 245-246 pafta 1870 ada 2 parselde bulunan gecekondusu dolayısıyla 2981 sayılı Yasadan kaynaklanan hak sahipliğinin, tapuya çevrilmesi suretiyle gecekondusunun bulunduğu yerden tarafına arsa tahsis edilmesi, mümkün değilse eşdeğer başka bir yerden arsa tahsis edilmesi ve tapusunun verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 06.10.2017 tarih ve 30535 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemi iptal eden ilk derece mahkemesi kararının davalı idare tarafından kaldırılması istemine ilişkindir.
2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 8. maddesinde, temel inşaatı tamamlanmış veya sömel betonları dökülmüş olmak kaydı ile hazine, belediye, il özel idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare etmekte olduğu arsa veya arazilerdeki inşaatına Kanunun 14. maddesinin (f) fıkrasındaki tarihlerden önce başlanmış mesken, kısmen işyeri ve konut olarak kullanılan veya evvelce konut olarak kullanılıp sonra işyerine çevrilen gecekondular ile imar mevzuatına, ruhsat ve eklerine aykırı tüm yapıların Kanun gereğince tespit edilecek olan yapılara dahil olduğu; 10. maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre, hazine, belediye, il özel idaresine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde, gecekondu sahiplerince yapılmış yapıların, 12. madde hükümlerine göre tespit ettirildikten sonra, kayıt maliki kamu kuruluşunca bu yerin hak sahibine tahsis edileceği ve bu tahsisin yapıldığının tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilerek ilgilisine "Tapu Tahsis Belgesi" verileceği; tapu tahsis belgesinin, ıslah imar planı veya kadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas teşkil edeceği; 13.maddesinin 1. fıkrası (b) bendinde, hazine, belediye, il özel idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde olan veya bu Kanun uyarınca mülkiyetlerine geçen arsa veya araziler üzerinde ıslah imar planları ile meydana getirilen imar parselleri içinde hak sahiplerine, yapılarının işgal ettiği arazi de dikkate alınarak ıslah imar planında getirilen ölçülere uygun şekilde arsa veya hisse tahsis edileceği; gecekondusu muhafaza edilemeyen hak sahiplerine aynı bölgede veya diğer gecekondu ıslah veya önleme bölgesinden başka bir arsa veya hisse verileceği; aynı maddenin 2. fıkrasında, bulundukları yerde korunamayan gecekondu sahiplerinden hak sahibi sıfatı taşıyanlara, bir gecekondu önleme veya ıslah bölgesinde veya yakın bölgelerde yapılmış ıslah imar planı içinde meydana gelen boş imar parsellerinin müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esasına göre verileceği hükme bağlanmış; anılan Kanunun 14. maddesinde ise Kanun hükümlerinden yararlanamayacak olan yapılar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
23.07.1986 günlü, 19173 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3290 sayılı Kanun ile Bazı Maddeleri Değiştirilen ve Bazı Maddeler Eklenen 2981 sayılı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde ise, Islah İmar Planı hazırlanıp onaylandıktan ve Kanunun 10. maddesinin (c) bendi gereğince, kesin parselasyon durumu belirlenip tapuya tescil edildikten sonra durumun, belediye veya valilikçe gecekondu sahibinin tapu tahsis belgesi ile birlikte, arsa tahsis eden kuruluşa müracaat ederek satın alma işlemini sonuçlandıracağı ve tapu idaresinden tapusunu alacağı, ıslah planına göre muhafazası mümkün olmayan veya Kanunun 14. maddesinin a,b,c,d,e,g,h ve i bentleri kapsamında kalmaları nedeniyle bulundukları yerde korunamayan gecekondu sahiplerinden, hak sahibi sıfatını taşıyanlara Kanunun 13/b maddesi uyarınca aynı bölgede veya gecekondu önleme veya ıslah bölgesinde veya yakın bölgelerde yapılmış ıslah imar planları içinde meydana gelen boş imar parsellerinin, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esasına göre verileceği; kadastral yol üzerine yapılmış olan ve ıslah imar planı ile korunması mümkün olmayan gecekondu sahiplerinden Kanunun 13 üncü madde (a) bendi uyarınca hak sahibi niteliğini taşıyanlara ise başka bir yerden müstakil veya hisseli arsa verileceği, bu işlem yapılıncaya kadar gecekondunun muhafaza edileceği ve belediye veya valilikçe gecekondu sahibinin hak sahibi niteliklerini taşıdığının gecekondu sahibine yazılı olarak bildirileceği kurala bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ......, eski 3-4 pafta, 17 parsel, yeni 245-246 pafta 1870 ada 2 parselde bulunan gecekondu nedeniyle davacı tarafından 03/05/1983 tarihli, 688 nolu formla af başvurusunda bulunulduğu, 2.000 TL başvuru masrafının yatırıldığı, ancak taşınmazla ilgili hukuki ihtilaf ve belirsizlik sebebiyle tapu tahsis belgesinin düzenlenmediği, gecekondunun bulunduğu taşınmazın onaylı imar planlarında Toplu Konut Alanına ayrılmış olması nedeniyle gecekondunun muhafaza edilmesi ve bulunduğu yerde korunmasının mümkün olmamasından dolayı Toplu Konut İdaresi ile yapılan protokoller uyarınca yıkıldığı, davacının 2981 sayılı yasa ile 4607 sayılı Yasanın 5. maddesine istinaden hak sahipliğinden doğan tapunun verilmesi veya yer tahsisi talebi ile davalı idarece yürütülen kentsel dönüşüm uygulamasına ilişkin uygulamanın yasalara uygun hale getirilerek haklarının verilmesi ve kiraların ödenmesi talebiyle davalı idareye 27/09/2017 gün ve 114919 sayılı dilekçeyle yapmış olduğu başvurunun "... yazımızın tarafınıza tebliğinden itibaren 15 (onbeş) gün içinde müvekkilinizin belediyemizle 197 adet gecekondu malikinin gerçekleştirdiği gibi taahhütname ve muvafakatnameyi imzalayarak noter huzurunda kura çekilişi ile tarafınıza kat irtifakı esasına göre konut tahsis edilmesi için gerekli şartları yerine getirmesi aksi halde Belediye Encümeninin ilgi (e) kararının iptal edileceği ayrıca yoğun talep nedeniyle inşa edilen konutlardaki kontenjanın dolabileceği bu durumda belirtilen protokollerle müvekkilinize ait gecekonduya tanınan hak sahipliğinin kaybedileceği" ve 2012 yılında kendisine konut tahsis edilmesine rağmen üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğinden encümen kararı ile konut tahsisinin iptal edildiği gerekçesiyle 06.10.2017 tarih ve 30535 sayılı işlemle reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu taşınmazda bulunan gecekondu nedeniyle davacı tarafından 2.000-TL makbuz yatırarak 2981 sayılı Kanun kapsamında imar affı başvurusunda bulunulduğu ve gecekonduya ilişkin tespit formu düzenlendiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının 2981 sayılı Kanun uyarınca imar affı başvurusunda bulunduğu sabit olup davalı idarece; davacı tarafından yapılan imar affı başvurusunun 2981 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca tespit ve değerlendirme işlemlerinin tamamlanarak, davacının öncelikle hak sahibi olma niteliğini taşıyıp taşımadığının araştırılması ve bu araştırma sonucuna göre yapı hakkında işlem tesis edilmesi gerekmekte iken davacının başvurusunun idarenin elinde olan belgelerin tekrar istenmek suretiyle reddi yolundaki işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, olayda davacının yıkılan gecekondusunun bulunduğu taşınmazın imar planlarında toplu konut alanına ayrılması sebebiyle gecekondunun bulunduğu yerden tahsis yapılması mümkün olmadığı gibi davalı belediye sınırları dahilinde aynı bölgede veya gecekondu önleme veya ıslah bölgesinde veya yakın bölgelerde yapılmış ıslah imar planları içinde meydana gelen boş imar parsel bulunmadığından davacıya arsa tahsisi yapılamadığı açık olup, davalı idarenin mutlak surette davacıya arsa tahsis zorunluluğu da bulunmamaktadır.
Bununla birlikte davacının sunduğu bilgi ve belgeler değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi ve yapılan inceleme sonucunda ilgili idaresince davacının gecekondusu nedeniyle hak sahibi olduğuna karar verilmesi halinde davacıya hak sahipleri için üretilen yapının bir bağımsız bölümünün tahsis edilmesi gerektiği de ortadadır.
Yine davalı idare tarafından davacıya 04/10/2012 günlü ve 2012/1271 sayılı encümen kararı ile konut tahsis edildiği ancak davacının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi nedeniyle konut tahsis edilemediği gibi sözü edilen konut tahsis kararının da iptal edildiği bu sebeple hak sahibi sayılamayacağı öne sürülmüş ise de; davalı idarece davacının gerekli koşulları taşımadığı yolunda bir tespit yapılarak hak sahipliğinin iptal edilmesi yolunda bir işlemin tesis edilmediği ve hak sahipliğinin Anayasa ile korunan mülkiyet hakkına ilişkin olduğu gözetildiğinde davacının hak sahipliğinden doğan haklarını talep etmesine engel teşkil etmediği tabii olup davalı idarenin bu savunmasına itibar edilmemiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf başvurusuna konuİstanbul10.İdareMahkemesinin 17/05/2018 tarih ve E:2017/2275, K:2018/967sayılı kararında Kanunun 45/4. maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı Kanunun 45/3. maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUNYUKARDA BELİRTİLEN GEREKÇEYLE REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 140,10-TL istinaf yargılama giderinin başvuran üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 26/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)