(6785 S. K. Ek. m. 7, 8)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı İdarenin mülkiyetinde bulunan Yalova İli, …… Mahallesi 2 ada, 6 parsel sayılı taşınmaza inşaat ruhsatı verilmesi talebinin reddine ilişkin 16.05.2017 tarih ve 4891 sayılı karar ile 29.05.2017 tarih ve 5338 sayılı kararın iptali istemiyle açılan davada, "...imar planında günü birlik tesis alanında kalan taşınmaz için talep edilen yapı ruhsatı başvurusu ekindeki vaziyet planın imar planında öngörülen şartları taşımadığının tespit edilmesi nedeniyle reddedilmesine ilişkin dava konusu 16.05.2017 tarih, 4891 ve 29.05.2017 tarih, 5338 sayılı işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine yönelik Bursa 3. İdare Mahkemesinin 20/04/2018 tarih ve E:2017/1053, K:2018/528 sayılı kararının; davalı idarenin üyesi olduğu birliğin inşa ettirildiği, bina hakkında bilgisinin olmaması imkanının bulunmadığı, davalı idarenin dava konusu yapıyı daha önce kiraladığı, her iki idari işlemde ayrı ayrı hususlar gerekçe olarak öne sürüldüğü, taşınmazın 6785 sayılı yasanın Ek-7 ve Ek-8 maddesi kapsamında olduğu, dava konusu yapının 1969 yılında inşa edildiği, inşa edildiği tarih itibariyle imar mevzuatına uygun tamamlandığı, aksi durumun ise davalı idarece ispatı gerektiği, yapıya ilişkin müktesep hakkın bulunduğu, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddialarıyla kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı İdarenin mülkiyetinde bulunan Yalova İli, ...... Mahallesi 2 ada, 6 parsel sayılı taşınmaza inşaat ruhsatı verilmesi talebinin reddine ilişkin 16.05.2017 tarih ve 4891 sayılı karar ile 29.05.2017 tarih ve 5338 sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Kıyı konusunda, 6785 sayılı İmar Kanununun Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan Yönetmelik ile herkesin kıyılardan mutlak bir eşitlik ve serbestlikle yararlanmasını sağlamak, kıyıların doğal yapısının değiştirilmesini önlemek ve atıklarla kirletilmesini engellemek için kurallar getirilmiş ise de; anılan Yönetmelik 6785 sayılı İmar Kanunu ile birlikte yürürlükten kalkmış olup; Kıyılar yönünden, 1982 Anayasası döneminde yapılan ilk düzenleme 01.12.1984 tarihinde yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan ve 18.05.1985 günlü, 18758 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliktir.
3086 sayılı Yasanın tümü Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı 10.07.1986 tarihini izleyen altı ay sonra ise 3086 sayılı Yasa yürürlükten kalkmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararında, 3086 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan kıyı kenar çizgisi ve kıyı tanımları Anayasanın 43. maddesine aykırı görülmüştür. Anılan Mahkeme kararında, 3086 sayılı Yasanın 6. maddesinin iptali istemine yönelik olarak, Anayasa koyucunun kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeğini gözönünde tutarak, kamu yararı ile kişi haklarını bağdaştırmaya çalıştığı ve sonuçta bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu gerekçesine yer verilmiş; bu çerçevede, 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1 fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasaya aykırı bulunmamıştır.
3086 sayılı Yasanın yerini, 17 Nisan 1990 günü yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu almış ve Anayasanın kıyıya ilişkin kuralları Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak yaşama geçirilmiştir.
Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı görülmeyen 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki kuralın yerini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile getirilen Geçici Maddedeki "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır." kuralı almıştır.
11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 03.08.1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinde kısmi yapılaşma tanımlanmış, anılan Yönetmelikteki kısmi yapılaşma tanımında, 30.03.1994 günlü, 21890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişikliğe gidilmiştir.
Anayasal konumu ortaya konulan kıyılar üzerinde "kazanılmış hak" kavramının ne derece geçerli olduğu konusu, Kıyı Kanunu ve bu Kanunun uygulanması yönünden büyük önem taşımaktadır.
Sahil şeritlerinde kazanılmış hakların korunmasına yönelik olarak iptal edilen 3086 sayılı Yasanın yerini alan ve halen yürürlükte olan düzenleme 3621 sayılı Yasanın Geçici Maddesidir. Buna göre; 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden (17 Nisan 1990) önce kısmen veya tamamen yapılaşmış1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerine geçerlilik tanınmıştır. Kıyı Kanununda değişiklik yapan 3830 sayılı Yasanın Geçici Maddesi ise; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması zorunluluğu getirmiş, kazanılmış haklara ilişkin düzenleme getirmemiş, 3621 sayılı Yasaya göre sahil şeritlerinde kazanılmış hakkın doğmadığı alanlarda imar planı revizyonuna gidilmesini öngörmüş bulunmaktadır.
Bu yasal çerçeveye göre, sahil şeritlerinde 17 Nisan 1990 tarihinden önce olup, geçerlilik tanınan uygulama imar planları; kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlara yönelik bulunmakta; 03.08.1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik, 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumunu kısmi yapılaşma olarak tanımlamaktadır.
3830 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra Yönetmelikte yapılan değişiklikle kısmi yapılaşma benzer şekilde yeniden tanımlanırken; farklı olarak kısmi yapılaşmanın olmadığı alanlardaki plan revizyonları için tarih, 3830 sayılı Yasanın yayım tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihine taşınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; dava konusu taşınmazın Yalova Belediyesince .... İmalathanesi ve .... Birliğine 26.10.1967 tarihinde satıldığı, dava konusu taşınmaz üzerinde 3.056 m² yüzölçümlü soğuk hava deposu olarak kullanılan yapının 1969 yılında inşa edildiği, anılan Birliğin kapatılması üzerine taşınmazın 05.04.2004 tarihinde davacı idareye devredildiği, söz konusu taşınmazın Yalova Belediye Meclisinin 04.10.2016 tarih ve 147 sayılı kararıyla kabul edilen Yalova 1. Etap Uygulama İmar Planı'nda "Günübirlik Turizm Alanı" olarak planlı olduğu, taşınmaza inşaat ruhsatı verilmesi talebi ile yapılan başvurunun 16/05/2017 tarih ve 4891 sayılı işlemle, projenin parselin imar planındaki fonksiyonunun getirdiği şartları sağlamadığı, yine imar durumunda verilen KAKS, çekme mesafeleri ve yükseklik şartlarını sağlamadığı, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 27. Maddede belirtilen cephe şartını sağlamadığı, vaziyet planında belirtilen arsa sınırı ölçütleri, aplikasyon ölçüleri ile uyuşmadığı ve imar durumunda verilen boyalı alanların terkinin yapılması gerektiği bildirilerek reddedildiği, davacı Birlik tarafından, 24/05/2017 tarihinde ruhsat verilmesi talebiyle tekrar yapılan başvurunun ise 29/05/2017 tarih ve 5338 sayılı işlemle taşınmaza ilişkin belediye arşivinde herhangi bir ruhsat ve ruhsat dosyası bulunamadığından talebin değerlendirilemediğinin belirtilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; dava konusu yapının 1969 yılında yapıldığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, 2004 yılına kadar bu yapının .... İmalathanesi ve .... Birliği tarafından kullanılarak bu tarihte Birliğin kapatılması nedeniyle davacı Birliğin mülkiyetine geçtiği, binanın kiraya verilmesi nedeniyle kiracı tarafından yapılacak tadilatlar nedeniyle talep edilen yapı ruhsatının davalı idarece projenin belli şartları sağlamadığı ve terk yapılması gerektiğinden bahisle reddedildiği, ikinci ruhsat başvurusunun ise arşivde ruhsat veya ruhsat dosyası bulunamadığı sebebiyle reddedildiği, öte yandan ruhsatın bulunamamasından kastedilenin ruhsatın hiç alınmamış olması mı yoksa ruhsatın olmasına rağmen bulunamaması mı olduğu hususunun da açık olmadığı, kaldı ki, davalı idarenin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yazdığı başka bir yazıda da, 1999 depremi ve sonrası Belediye Hizmet Binasının taşınması sebebiyle kıyı revizyon planının arşivlerinde bulunamadığının belirtildiğinin görülmesi karşısında, binanın 1969 yılında yapılmış olması nedeniyle davacıların ruhsat başvurularının sadece mer-i imar mevzuatı hükümlerine göre değil 6785 sayılı, 3086 sayılı, 3621 sayılı yasalar ve ilgili yönetmelikler ve bu yasalar hakkında Anayasa Mahkemesince verilen kararlar birlikte değerlendirilip davalı idarenin ruhsat hukuku yönünden bir kazanılmış hakkının mevcut olup olmadığının değerlendirilerek işlem tesis edilmesi gerekirken, yapının bu durumu dikkate alınmadan tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulü ile, Bursa 3. İdare Mahkemesinin 20/04/2018 tarih ve E:2017/1053, K:2018/528 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü gösterilen yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, dava aşamasında müdahil tarafından karşılanan yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesin, posta avansından artan kısmın mahkemesince ilgililerine iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46.maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 08/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)