(2577 S. K. m. 17, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Van 2. İdare Mahkemesinin 13/04/2018 tarih ve E:2017/2814, K:2018/768 sayılı kararının, aleyhlerine olan kısımlarının taraflarca, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalılar Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulurken, diğer davalı ve davacı tarafından ise savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, davacı vekili duruşma talebinde bulunmuş ise de 2577 sayılı Kanunun 17/2 maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Van ili, ........ Mahallesi, 206 ada, 77 sayılı parselde bulunan ........ Sitesi'nde yer alan davacıya ait konutun, 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde yıkılması olayında, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık tüm davacılar için 25.000,00 TL maddi ve davacılardan ........ için 10.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın, yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; Van 2. İdare Mahkemesi'nin E:2017/191 sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor esas alınarak, davalı idarelerin kusurlarına karşılık gelen 10.737,33.-TL maddi ve 3.125,00.-TL'lik manevi tazminat isteminin kabulü ile söz konusu tazminatların idarelerin kusurları oranında davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Davalı idareler tarafından istinafa konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının usule ve hukuka aykırı olduğu iddia edilerek kaldırılması, davacı tarafından ise anılan kararın maddi ve manevi tazminat yönünden çok düşük olarak tayin edildiği ileri sürülerek kaldırılması ve lehlerinde karar verilmesi istenilmektedir.
İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından kararın bu kısmı yönünden, istinaf başvurularının reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kararın, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idareler lehine hükmedilen 1.711,52.-TL nispi vekalet ücretine ilişkin kısmına gelince:
Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen, mahkemeye erişim hakkının da bu çerçevede değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi durumlarında mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin uyuşmazlıkları makul sürede çözebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla, davayı kaybetmesi halinde davacıya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, Tarifenin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı 13. maddesindeki düzenlemede, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretine, tarifenin üçüncü kısmına göre, yani nispi olarak hükmedileceği, belirlenecek ücretin ikinci bölüme göre hükmedilen maktu ücretten az olamayacağı düzenlemesi yer almaktadır.
Aynı Tarifenin manevi tazminat davalarında ücreti belirleyen 10. maddesinde ise, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Mevcut durum, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla gelen bir uyuşmazlıkta, 07/11/2013 günlü, Başvuru No:2012/791 sayılı kararıyla; hak edilen tazminatın 3/4'ünün vekalet ücreti adı altında idareye verilmesini, Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde değerlendirmiştir.
Bu nedenle, kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle Tarifenin ilgili kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından ihmali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, davalı idareler lehine, Tarifenin manevi tazminat davalarına ilişkin 10. maddesi kıyasen uygulanarak reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedileceğinin, ancak bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27.02.2017 tarih ve E:2017/4, K:2017/848 sayılı kararında da (manevi tazminat davalarına ilişkin Tarifenin 10. maddesinin kıyasen uygulanarak, maddi tazminatda nisbi vekalet ücretine hükmedilirken davalı lehine hükmedilen miktarın davacı lehine hükmedilen miktarı geçmemesi gerektiği yorumu bakımından) bu yöndedir.
Bu durumda; kabul edilen maddi tazminat nedeniyle davacılar lehine 1.288,47.-TL vekalet ücretine hükmedildiğinden, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idareler lehine 1.288,47.-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
İstinafa konu kararın, manevi tazminata yönelik davacıların istinaf istemine gelince;
Davacılar tarafından, murislerine ait konutun yıkılması nedeniyle duyulan elem ve ızdıraptan dolayı manevi tazminat talep edildiği görülmüş olup, manevi tazminat, ilgilisinin mamelekinde meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracı olduğundan zenginleşmeye yol açmayacak miktarda fakat olayın niteliği ile idarelerin bu olaydaki kusurunun niteliğini, sorumluluğun özelliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanması gerekmektedir. Davalı idarelerin meydana gelen olayda kast niteliğinde bir kusurunun bulunmaması, dava konusu olaydaki sorumluluklarının, yukarıda yer verilen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere denetim görevinin yerine getirilmemesinden kaynaklanması, bunun da kusurun bir türü olan ihmal düzeyinde bir kusur olması ve olayın meydana gelmesinde dava dışı üçüncü kişilerin de kusurunun bulunması nedeniyle, davalı idarelerin davacıların manevi zararlarını tazmin yükümlülüğü belirlenirken, meydana gelen olayda davalı idarelere atfedilen kusur oranları ile kusurlarının türü (ihmal) ve aynı olay sebebiyle açılan ve kesinleşmiş olan yargı kararlarında verilen manevi tazminatlar ve davacıların miras payları göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, davacıların murislerinin konutunun yıkılmasında duyulan elem ve ızdırap nedeniyle toplam 6.250,00 TL (Davacı ........ için 2.500,00 TL, davacı ........ için 1.250,00 TL, davacı ........ için 1.250,00 TL, davacı ........ için 1.250,00 TL) manevi tazminatın davalı idareler tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda anılan bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranları dikkate alındığında meydana gelen manevi zarardan dolayı, davalı Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı %20 oranında kusurlu olduğundan 5.000,00-TL, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı %3 oranında kusurlu olduğundan 750,00-TL, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı %2 oranında kusurlu olduğundan 500,00-TL olmak üzere toplam 6.250,00-TL manevi tazminatın davalı idareler tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle:
1-) Tarafların maddi tazminatın esasına yönelik istinaf istemlerinin reddine,
2-) Anılan kararın davalı idareler lehine reddedilen maddi tazminat için hükmedilen 1.711,52.-TL vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına,
-Reddedilen maddi tazminat nedeniyle 1.288,47.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
3-) Anılan kararın manevi tazminata yönelik davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına,
- Manevi tazminat isteminin 6.250,00.-TL'lik kısmının kabulüne, 18.750,00.-TL'lik kısmının reddine,
4-) Kabul edilen 6.250,00.-TL'nin; 5.000,00.-TL'lik kısmının Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından idareye başvuru tarihi olan 30.06.2016 tarihinden itibaren, 750,00.-TL'lik kısmının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından idareye başvuru tarihi olan 29.06.2016 tarihinden itibaren,500,00.-TL'lik kısmının Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından davanın açılış tarihi olan 06/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,
5-) İş bu karar İlk Derece Mahkemesi yargılaması sonucunda yargılama giderlerine ilişkin Kurulan hükümde değişiklik yarattığından bu yeni duruma göre;
a-) İstinaf Mahkemesince hükmedilen 6.250,00.-TL manevi ve İlk Derece Mahkemesince hükmedilen 10.737,33.-TL maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.160,40.-TL nispi karar harcının davalı idarelerden kusurları oranında tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
b-) İlk derece ve istinaf aşamalarında davacının adli yardım talebinin kabulü üzerine alınmayan toplam 548,00.-TL yargılama giderinin davada haklılık oranına göre 186,00.-TL'sinin davalı idarelerden kusurları oranında tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, kalan 362,00.-TL'nin ise davacılardan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına,
- Davalı idarelerin istinaf başvurusu reddedildiğinden, idarelerce istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin idareler üzerinde bırakılmasına,
c-) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre, hükmedilen 6.250,00.-TL manevi tazminat için maktu 1.362,00.-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacı tarafa verilmesine, reddedilen manevi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2 maddesi uyarınca 1.362,00.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, artan posta ücretlerinin Mahkemesince re'sen müsteniflere iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak,14/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)