(2709 S. K. m. 51) (657 S. K. m. 7, 22)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, İzmir İli, Bornova İlçesi, ....... Ortaokulu'nda müdür yardımcısı olarak görev yapmakta iken, hakkında yapılan soruşturma neticesinde İzmir İli, Bayraklı İlçesi, ....... Ortaokulu'na öğretmen olarak atanmasına dair 12.12.2016 tarih ve 1680 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu atama işlemine gerekçe olarak, davacının okul dışında yapılan 29.12.2015 tarihli eylemin sendikal faaliyet kapsamında olmadığı, sendikasının iş bırakma çağrısını ve kararının inceleyip sorgulamadan eyleme katılması, sendikal hakların kullanımı sınırlarını aştığı, görev yerine gelmemek suretiyle eğitim çağındaki bireylerin eğitim alma hakkının engellenmesi durumunun gösterildiği, ancak, davacının görev yaptığı eğitim kurumunda görev yapmaya devam etmesinde sakınca oluşturacak nitelikle eylemlerde bulunduğunun ve eğitim çağındaki bireylerin eğitim hakkının engellendiğine ilişkin somut bilgi ve belge konulamadığı gibi soruşturma konusu eylemin davacının görev yaptığı eğitim kurumu dışında sendikal faaliyet kapsamında gerçekleşmiş olması, atamaya ilişkin gerekçeleri destekler başkaca somut delilin sunulamamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının atanmasını gerektirecek verimsizliği veya olumsuzluğu bulunduğu yönünde somut bir neden belirtilmediği ve salt sendikal eylem nedeniyle atamasının yapıldığı anlaşılmakta, memurların atanmasında aranan kamu yararı ve hizmet gereklerinin, işlemin sebebi olarak gösterilen eylemler ve bu eylemler nedeniyle verilmiş cezaların ağırlık ve niteliği de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmekte olup, davacının bağlı bulunduğu sendikanın aldığı karar uyarınca bir gün göreve gelmemesinin davacının atanmasını gerektirecek nitelik ve ağırlıkta bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İzmir 2. İdare Mahkemesinin 14/12/2017gün ve E: 2016/2000, K: 2017/2071 sayılı kararının; öğrenim hakkının Anayasal güvence altına alındığı, her ne sebeple olursa olsun engellenemeyeceğinin Anayasa'da açıkça ifade edildiği, davacının eyleminin, özlük hakları ya da eğitimle ilgili sendikal faaliyet kapsamında olmadığı, eyleme katılarak ders verdiği okuldaki görevine gelmemesi sonucunda eğitim gören öğrencileri Anayasal hakları olan eğitim alma hakkından yoksun bıraktığı, yasalara aykırı şekilde derse katılmama eyleminin sendikal faaliyet şeklinde değerlendirilemeyeceği ve bu nedenle de mazeret sayılamayacağı, davacının sendikanın almış olduğu karar doğrultusunda eylemde bulunmak istemesi halinde ise, bu eylemin öğrencileri öğrenim hakkından yoksun bırakacak şekilde derslerin olduğu günde olamayacağı, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen mahkeme kararında hukuk ve mevzuata uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının okul dışında katıldığı eylem nedeniyle tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalmadığı, davranışları ile kamu görevlisi olarak kendisine duyulan güveni sarstığı yönünde görev yaptığı kurumda görevini sürdürmesini engelleyecek sakıncalı eylemlerin ortaya konmadığı, davacının görev yerinin değiştirilmesini gerektirecek verimsizliği ve olumsuzluğunun bulunmadığı, okul dışında gerçekleştirilen eyleme katılmasının atanmasını gerektirecek ağırlık ve nitelikte olmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, İzmir İli, Bornova İlçesi, ....... Ortaokulu'nda müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, hakkında yapılan soruşturma neticesinde İzmir İli, Bayraklı İlçesi, ....... Ortaokulu'na öğretmen olarak atanmasına dair 12.12.2016 tarih ve 1680 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi" başlıklı 42. maddesinde,"Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz..." hükmüne, "Sendika Kurma Hakkı" başlıklı 51. maddesinde; "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir...İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 22. maddesinde; devlet memurlarının, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilecekleri ve bunlara üye olabilecekleri, 26. maddesinde; devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmalarının yasak olduğu hüküm altına alınmış, aynı Kanun'un 76.maddesinde; kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri düzenlemesine yer verilmiştir.
17.4.2015 gün ve 29329 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 50. maddesinin (1). fıkrasında; "Haklarında yapılan adli veya idari soruşturma sonucunda o yerde kalmasında sakınca görülen öğretmenlerden görev yeri il içinde değiştirileceklerin atamaları, görevli oldukları yere göre sırasıyla alt hizmet alanlarındaki eğitim kurumlarına; görev yeri il dışına değiştirileceklerin atamaları ise, zorunlu çalışma yükümlülükleri de dikkate alınarak alanlarında öğretmen ihtiyacı olan eğitim kurumlarından birine yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İzmir İli, Bornova İlçesi, ....... Ortaokulunda Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının, Kamu Emekçileri Konfederasyonunun 22.12.2015 tarih ve 92 sayılı kararı uyarınca, üyesi olduğu ....... Emekçileri Sendikasının 25/12/2015 gün ve 121 sayılı kararına istinaden, 29.12.2015 tarihinde 1 günlük iş bırakma eylemine katıldığı, bu eylem nedeni ile hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma raporunda muhakkikçe,"...bir günlük iş bırakma eyleminin sendikal faaliyet kapsamında olmadığı, sendikasının iş bırakma çağrısını ve kararını irdeleyip sorgulamadan katıldığı eylemi ile sendikal hakların kullanımı sınırlarını aşıp, mazeretsiz olarak bir gün okuldaki görevine gelmemek suretiyle eğitim çağındaki bireylerin eğitim alma hakkının engellenerek öğrencilerin zararını hedef alan davranışa girdiği durumunun ortaya çıktığı anlaşıldığından'' değerlendirmelerinde bulunularak davacı hakkında disiplin yönünden 657 sayılı Kanun'un 125/D-ı maddesi uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesi, idari yönden ise il içinde görev yerinin değiştirilmesi teklifinin getirildiği, getirilen teklif doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlem ile davacının Bayraklı ....... Ortaokuluna öğretmen olarak atanması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nda “sendikalar”, “kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar” olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanunun “Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri” başlıklı 19.maddesinde kamu görevlileri sendikalarının yetkileri ve faaliyet alanları: “Kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek; a) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek. b) Devlet personel mevzuatında kamu görevlilerinin temsilini öngören çeşitli kurullara temsilci göndermek. c) Verimlilik araştırmaları yapmak, sonuçlarla ilgili raporlar düzenlemek, önerilerde bulunmak ve işverenlerle bu konularda ortak çalışmalar yapmak. d) Üyelerin meslekî yeterliliklerinin artırılması ve sorunlarının çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, bilimsel çalışmalar yapmak ve yayınlarda bulunmak. e) Üyelerin ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatleri ile personel hukukunu ilgilendiren konularda ilgili kurumlara ve yetkili makamlara sunulmak üzere çalışmalar yapmak ve öneriler getirmek. f) Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak. g) Üyeleri ve ailelerinin yararlanmaları için hizmet amacıyla, eğitim ve sağlık tesisleri, dinlenme yerleri, misafirhane spor alanları ve benzeri yerler ile kitaplık, kreş, yuva ve huzur evleri, yardımlaşma sandıkları kurmak ve yönetmek ile herhangi bir bağışta bulunmamak kaydı ile üyeleri için kooperatifler kurulmasına yardım etmek ve nakit mevcudunun yüzde onundan fazla olmamak kaydıyla bu kooperatiflere kredi vermek. h)... aynî ve nakdî yardımda bulunmak, ...” şeklinde belirlenmiştir.
4688 sayılı Kanun'un “Yasaklar” başlıklı 20. maddesinde ise sendikaların; yönetim ve işleyişlerinin Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı olamayacağı; kamu makamlarından maddî yardım kabul edemeyeceği, siyasî partilerden maddî yardım alamayacağı ve onlara maddî yardımda bulunamayacağı; siyasî partilerin kuruluşu içinde yer alamayacağı; siyasî partilerin ad, amblem, rumuz veya işaretlerini kullanamayacağı ve ticaretle uğraşamayacakları hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun“Tarafsızlık ve devlete bağlılık” başlıklı 7. maddesinde “Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar. Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler.” hükmü, "Davranış ve işbirliği" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında da; "Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar." hükmü yer almaktadır.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 19. ve 20. maddeleri ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununu 7. ve 8. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; sendikal faaliyetlerin kapsamının, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, kamu görevlilerinin, 4688 sayılı Kanun çerçevesinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken aynı zamanda kamu görevlisi sıfatını da taşımaları nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer mevzuat gereği kamu görevlilerinin uymakla yükümlü olduğu kurallara da uygun hareket etmeleri gerektiğine şüphe bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; davacının üyesi olduğu ....... Emekçileri Sendikası Tüzüğü, sendikal faaliyet kapsamında grev hakkının kullanılmasını üyelerinin özlük, ücret ve daha iyi çalışma koşullarına kavuşmalarını sağlamak amacıyla toplu sözleşme görüşmelerinde uzlaşmazlık çıkması hali ile sınırlandırmış olup, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde güvenlik güçlerinin terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonları kapsamında bazı il, ilçe ve mahallelerde uygulanan sokağa çıkma yasaklarını protesto amaçlı alınan sendika kararı kapsamında davacının görevine gelmeme eyleminin amacı ve konusu dikkate alındığında, sendika üyelerinin ortak, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumaya yönelik sendikal bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği, alınan sendika kararının davacının eylemini meşru kılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; eğitimcilik görevini yürüten davacının, eğitim-öğretim faaliyetlerinin fiilen devam ettiği bir zaman aralığında, kamu hizmetinin devamlılığı ve sürekliliği ilkelerine aykırılık teşkil edecek ve öğrencilerin temel hak ve hürriyetleri arasında yer alan eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılmalara yol açacak nitelikte göreve gelmeme şeklinde sübut bulan eyleminin, sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, gerek kolluk güçleri, gerekse de vatandaşların çoğunluğu tarafından bu söylemin terörle mücadeleye karşı olunduğu şeklinde algılanması dolayısıyla davacının aynı okulda görevine devam etmesinin okulda görev yapan diğer öğretmenler, idareciler, öğrenciler ve öğrenci velileri ile arasındaki çalışma barışı ve güveni bozabileceği anlaşıldığından, davacının, kamu yararı ve hizmet gereği il içinde bir başka okula öğretmen olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 2. İdare Mahkemesi'nin 14/12/2017 gün ve E:2016/2000, K:2017/2071 sayılı istinaf başvurusuna konu kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen dava yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf başvuru aşamasında davalı idarece yapılan 28.00 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, istinaf başvuru aşamasında Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davalıdan alınmayan 98,10 TL istinaf başvuru harcının Mahkemesince davacıdan tahsiline, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesince yatırana iadesine, 17.04.2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)