(2709 S. K. m. 36) (2577 S. K. m. 45) (6100 S. K. m. 323, 326)
İSTEMİN ÖZETİ: Van 3. İdare Mahkemesinin 06/06/2018 tarih ve E:2017/2250, K:2018/1284 sayılı kararının, aleyhlerine olan kısımlarının taraflarca, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalılar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulurken, diğer davalı ve davacı tarafından ise savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Van ili, …. Mahallesi, 226 ada, 30 sayılı parselde bulunan …… Sitesi'nde yer alan davacıya ait bir adet konut ve üç adet dükkanın, 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi ve sonrasında AFAD tarafından yıkılması olayında, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen karşılık olarak bir adet konut için 30.000,00-TL, üç adet dükkan için 180.000,00-TL maddi, 40.000,00-TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; Van 1. İdare Mahkemesinin E:2016/1374 sayılı dava dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapordaki kusur oranları ve dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor esas alınmak suretiyle, davalı idarelerin kusurlarına karşılık gelen 25.867,46.-TL maddi tazminat ile 5.000,00.-TL manevi tazminat isteminin kabulü ile söz konusu tazminatların idarelerin kusurları oranında davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Davalı idareler tarafından istinafa konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının usule ve hukuka aykırı olduğu iddia edilerek kaldırılması, davacı tarafından ise anılan kararın maddi ve manevi tazminat yönünden düşük olarak tayin edildiği ileri sürülerek kaldırılması ve lehlerinde karar verilmesi istenilmektedir.
İdare Mahkemesi kararının maddi tazminatın esasına ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından kararın bu kısmı yönünden, istinaf başvurularının reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kararın, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı aleyhine hükmedilen maddi tazminata hasım düzeltme kararının idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısım yönünden:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13/1 maddesinde, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, idari yargıda dava açılması halinde ise dava açıldığı tarih itibariyle yasal faiz uygulanması Danıştay'ın yerleşik içtihatları ile kabul edilmiştir.
İdare Mahkemesinin 12.03.2018 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden, davacının idarelere başvuru dilekçelerinin bulunup bulunmadığı ve hangi tarihte kayda girdiği hususlarının sorulması üzerine, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından, davacı tarafından idarelerine yapılmış herhangi bir başvuru kaydına rastlanmadığı belirtilmiş ise de; cevap ekinde 11.12.2015 tarihinde İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü kayıtlarına giren dilekçenin eklendiği görülmekte olup, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı aleyhine hükmedilen maddi tazminat için idareye başvuru tarihi olan 11.12.2015 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, hasım düzeltme kararının idareye tebliğinden itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Kararın, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idareler lehine hükmedilen 15.080,60.-TL nispi vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden:
Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen, mahkemeye erişim hakkının da bu çerçevede değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi durumlarında mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin uyuşmazlıkları makul sürede çözebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla, davayı kaybetmesi halinde davacıya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, Tarifenin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı 13. maddesindeki düzenlemede, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretine, tarifenin üçüncü kısmına göre, yani nispi olarak hükmedileceği, belirlenecek ücretin ikinci bölüme göre hükmedilen maktu ücretten az olamayacağı düzenlemesi yer almaktadır.
Aynı Tarifenin manevi tazminat davalarında ücreti belirleyen 10. maddesinde ise, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Mevcut durum, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla gelen bir uyuşmazlıkta, 07/11/2013 günlü, Başvuru No:2012/791 sayılı kararıyla; hak edilen tazminatın 3/4'ünün vekalet ücreti adı altında idareye verilmesini, Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde değerlendirmiştir.
Bu nedenle, kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle Tarifenin ilgili kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından ihmali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, davalı idareler lehine, Tarifenin manevi tazminat davalarına ilişkin 10. maddesi kıyasen uygulanarak reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedileceğinin, ancak bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27.02.2017 tarih ve E:2017/4, K:2017/848 sayılı kararında da (manevi tazminat davalarına ilişkin Tarifenin 10. maddesinin kıyasen uygulanarak, maddi tazminat da nisbi vekalet ücretine hükmedilirken davalı lehine hükmedilen miktarın davacı lehine hükmedilen miktarı geçmemesi gerektiği yorumu bakımından) bu yöndedir.
Bu durumda; kabul edilen maddi tazminat nedeniyle davacı lehine 3.104,09.-TL vekalet ücretine hükmedildiğinden, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idareler lehine 3.104,09.-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
İstinafa konu kararın, manevi tazminat kısmına yönelik davacının istinaf istemi yönünden:
Davacı tarafından, konutu ve işyerlerinin yıkılması nedeniyle duyulan elem ve ızdıraptan dolayı manevi tazminat talep edildiği görülmüş olup, manevi tazminat, ilgilisinin mamelekinde meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracı olduğundan zenginleşmeye yol açmayacak miktarda fakat olayın niteliği ile idarelerin bu olaydaki kusurunun niteliğini, sorumluluğun özelliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanması gerekmektedir. Davalı idarelerin meydana gelen olayda kast niteliğinde bir kusurunun bulunmaması, dava konusu olaydaki sorumluluklarının, yukarıda yer verilen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere denetim görevinin yerine getirilmemesinden kaynaklanması, bunun da kusurun bir türü olan ihmal düzeyinde bir kusur olması ve olayın meydana gelmesinde dava dışı üçüncü kişilerin de kusurunun bulunması nedeniyle, davalı idarelerin davacıların manevi zararlarını tazmin yükümlülüğü belirlenirken, meydana gelen olayda davalı idarelere atfedilen kusur oranları ile kusurlarının türü (ihmal) ve aynı olay sebebiyle açılan ve kesinleşmiş olan yargı kararlarında verilen manevi tazminatlar göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, davacının konutu ve işyerlerinin yıkılmasında duyulan elem ve ızdırap nedeniyle davacıya takdiren 10.000.00-TL manevi tazminatın davalı idareler tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda anılan bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranları dikkate alındığında meydana gelen manevi zarardan dolayı, davalı Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı %20 oranında kusurlu olduğundan 8.000,00-TL, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı %3 oranında kusurlu olduğundan 1.200,00-TL, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı %2 oranında kusurlu olduğundan 800,00-TL olmak üzere toplam 10.000,00-TL manevi tazminatın davalı idareler tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.
İstinafa konu kararın yargılama giderlerinin Genel Bütçe içerisinde yer alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'na yükletilmemesine yönelik kısmına gelince;
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2588 sayılı Kanun ile eklenen 13/j maddesinde, Genel Bütçeye dahil idarelerin yargı harçlarından muaf olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanunun atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 323. maddesinde, mahkeme yargılama giderlerinin neler olduğu belirtilmiş ve yargılama harçları da bunlar arasında sayılmış; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletileceği kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Harçlar Kanunu uyarınca dava açarken Genel Bütçeye dahi olan idareler harçtan muaf tutulmuşlar ise de bunların taraf oldukları davaların aleyhlerine sonuçlanması halinde yargılama giderlerinin bu idareler üzerinde bırakılmasına engel bir durum bulunmamaktadır.
Bu durumda, yargılama sonucunda haksız çıkan ve Genel Bütçe içerisinde yer alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle:
1-) Tarafların maddi tazminat isteminin esasına yönelik istinaf istemlerinin reddine,
2-) Anılan kararın Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı aleyhine hükmedilen maddi tazminata hasım düzeltme kararının idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı aleyhine hükmedilen maddi tazminata idareye başvuru tarihi olan 11.12.2015 tarihinden itibaren faiz işletilmesine,
3-) Kararın, reddedilen maddi tazminat için davalı idareler lehine hükmedilen 15.080,60.-TL vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, reddedilen maddi tazminat nedeniyle 3.104,09.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4-) Anılan kararın manevi tazminat istemine yönelik davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına,
5-)Manevi tazminat isteminin 10.000,00.-TL'lik kısmının kabulüne, 30.000,00.-TL'lik kısmının reddine,
Kabul edilen 10.000,00.-TL'nin; 8.000,00.-TL'lik kısmının Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, idareye başvuru tarihi olan 10.12.2015 tarihinden itibaren, 1.200,00.-TL'lik kısmının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından idareye başvuru tarihi olan 11.12.2015 tarihinden itibaren, 800,00.-TL'lik kısmının Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından idareye başvuru tarihi olan 11.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,
6-)İş bu karar İlk Derece Mahkemesi yargılaması sonucunda yargılama giderlerine ilişkin Kurulan hükümde değişiklik yarattığından ve kararın davalılar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesine ilişkin kısım kaldırıldığından, bu yeni duruma göre;
a-) İstinaf Mahkemesince hükmedilen 10.000,00.-TL manevi ve İlk Derece Mahkemesince hükmedilen 25.867,46.-TL maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.450,10.-TL nispi karar harcının davalı idarelerden kusurları oranında tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
b-) İlk derece ve istinaf aşamalarında davacının adli yardım talebinin kabulü üzerine alınmayan toplam 1.111,10.-TL yargılama giderinin davada haklılık oranına göre 178,10-TL'sinin davalı idarelerden kusurları oranında tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, kalan 933,00.-TL'nin ise davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına,
- Davalı idarelerin istinaf başvurusu reddedildiğinden, idarelerce istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin idareler üzerinde bırakılmasına,
c-) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre, hükmedilen 10.000,00.-TL manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.200,00.-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacı tarafa verilmesine, reddedilen manevi tazminat tutarı için ise, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2 maddesi uyarınca 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, artan posta ücretlerinin Mahkemesince re'sen müsteniflere iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 14/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)