(2577 S. K. m. 45, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Hazineye ait İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, .... Mh., (Eski 51 ada, 1 parsel) 2247 ada, 14 parselde bulunan 354,43 m2 yüzölçümlü taşınmazın, 03.01.2005-10.06.2009 tarihleri arasındaki dönemde bodrum + 4 katlı betonarme bina yapılmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle, davacı ve eski eşi adına 68.834,90-TL ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin 07.04.2016 gün ve 45345 sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile bu ihbarnameye yapılan itirazın reddi yolundaki 15.06.2016 gün ve 78522 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin davacıya yönelik kısmının iptali istemiyle açılan davada; davacı lehine düzenlenen 19/03/1986 tarih ve 1790 ve 08/12/1987 tarih ve 1782 yevmiye no'lu tapu tahsis belgelerinin iptal edilmesinin 26.12.2005 gün ve 66465 sayılı yazı ile istenildiği ancak tapu sicilinin beyanlar hanesindeki şerhin kaldırılması için Ataşehir Tapu Müdürlüğüne 25.03.2016 tarihinde 39443 sayılı yazının yazıldığı ve tapu tahsis belgelerinin iptal edildiğine dair işlemin belge sahiplerine 30.06.2016 gün ve 69214 ve 69215 sayılı yazılarla tebliğ edildiği, bu durumda davacının 30.06.2016 gün ve 69215 sayılı yazının tebliğ edildiği 22.09.2016 tarihinden sonra fuzuli şagil sayılabileceği, diğer bir ifadeyle; davacının tapu tahsis belgesinin iptaline ilişkin yazının tebliğinden önce fuzuli şagil sayılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 24.10.2017 tarih ve E:2017/493, K:2017/2154 sayılı kararın; davalı idare tarafından, hukuka aykırı olduğu, davaya konu taşınmazın Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredildiği ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; “görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması” bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvurunun reddine, başvuru aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 14.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)