(AİHS. m. 6) (2577 S. K. m. 31) (657 S. K. m. 76) (375 S. KHK. Ek. m. 18) (MENEMEN MİNİBÜSÇÜLER ODASI - TÜRKİYE DAVASI)
İSTEMİN ÖZETİ: .... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanunun 76.maddesi, 6639 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen Ek madde 18-ç/2 maddesi gereği İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne Araştırmacı olarak atanmasına dair 03.08.2016 tarih ve 8280511 bakanlık onaylı, 04.08.2016 tarihli ve 77083 sayılı işlem ile ..... isimli şahsın .... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde ilçe milli eğitim müdürü olarak görevlendirilmesine dair 04.08.2016 tarihli ve 77084 sayılı işlemin iptali ile dava konusu atama işleminden doğan mali ve özlük hakları kaybının iadesi istemiyle açılan davada dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle meydana gelen mali ve özlük hak kaybının davacıya iadesine ilişkin İstanbul 9. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/05/2017 tarih ve E:2016/1438, K:2017/1046 sayılı karara; dava konusu işlemin, mevzuatta öngörülen usul ve esaslar doğrultusunda, hukuka uyarlı bir şekilde tesis edildiği, farklı bir yorum ve değerlendirme yapılarak oluşturulan gerekçe ve kararda hukuki isabet bulunmadığı iddialarıyla istinaf talebinde bulunularak kararın bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Birinci İdare Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, .... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanunun 76.maddesi, 6639 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen Ek madde 18-ç/2 maddesi gereği İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne Araştırmacı olarak atanmasına dair 03.08.2016 tarih ve 8280511 bakanlık onaylı, 04.08.2016 tarihli ve 77083 sayılı işlem ile ..... isimli şahsın .... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde ilçe milli eğitim müdürü olarak görevlendirilmesine dair 04.08.2016 tarihli ve 77084 sayılı işlemin iptali ile dava konusu atama işleminden doğan mali ve özlük hakları kaybının iadesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin "davanın ihbarı" hususunda, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61. maddesinde, taraflardan birinin davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceği hükmüne yer verilmiş olmakla birlikte 2577 sayılı Kanunun 31. maddesinde ise, davanın ihbarının Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Dairesi 09.12.2008 tarihli Menemen Minibüsçüler Odası-Türkiye davasında, yargıya erişim hakkının sadece yargılanma hakkından ibaret olmadığı, haklarına müdahale edilen bir kimsenin açık ve kesin bir şekilde bu işleme itiraz edebilmesinin erişim hakkının etkin olabilmesi için gerekli olduğu; üçüncü şahısların müdahil olma yöntemlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na bırakıldığını, ancak İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin özü itibarıyla, hakimin ilgili tüm kişilere açılan idari davaları resen bildirmesi gerektiği hükmünün yer aldığı, bu maddedeki çok açık ifadelere rağmen, başvuranın ulusal mahkemeler tarafından söz konusu dava hakkında bilgilendirilmediği, başvuranın ilk yargılamanın ancak temyiz safhasında müdahil olabildiği, esas hakimi önünde kendisini savunmasına imkan verilmediği, Danıştay önünde bir itiraz davasının kabul edilebilirlik şartlarının kurallara bağlı ve sınırlı sayıda (numerus clausus) olması nedeniyle Danıştay önünde de esasa ilişkin görüşlerini dile getiremediği, ulusal mahkemelerin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesindeki usul hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle, başvuranın hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen bir ihtilaf konusunda kendisini savunamadığı, bunun sonucu olarak başvuranın mahkemeye erişim hakkından yoksun bırakıldığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Olayda, davacı tarafından iptali istenilen işlemlerden birinin, .....'nın atanması da olması nedeniyle bakılmakta olan davanın adı geçen şahsı doğrudan ilgilendirdiği, yukarıda yer alan mevzuat ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı doğrultusunda davanın ilk derece aşamasında mutlaka anılan şahsa ihbar edilmesi gerektiği, buna karşın Mahkemece bu zorunluluk yerine getirilmeden karar verildiği anlaşıldığından, istinafa konu kararın kaldırılması gerekmektedir.
Nitekim, Danıştay 8., 13. ve 17. Daireleri'nin bu husustaki kararları da bu yönde olup, bu kararlara emsal olarak Danıştay 8. Dairesi'nin 18.12.2015 tarih ve E:2015/11587, K:2015/12472 sayılı kararı, Danıştay 13. Dairesi'nin 09.12.2015 tarih ve E:2015/3072, K:2015/4463 sayılı kararı, Danıştay 17. Dairesi'nin 25.05.2016 tarih ve E:2016/370, K:2016/4006 sayılı kararı gösterilebilir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 9. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/05/2017 tarih ve E:2016/1438, K:2017/1046 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 5.fıkrası uyarınca dava dosyanın mahkemesine gönderilmesine, yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına 22.02.2018 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)