(2577 S. K. m. 45, 46, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu belirtilen Muğla İli, Bodrum İlçesi, ....'te bulunan taşınmazın kumsal, şemsiye, şezlong alanı olarak kullanılmak suretiyle 15/05/2015-09/08/2016 tarihleri arasında fuzulen işgal edilmesi nedeniyle 8.940,81-TL ecrimisil istenmesine ilişkin 12/10/2016 tarih ve 4234 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan davada; Mahkemesince yerinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkii, konumu, turizm potansiyeli, işgal konusu alanların işletmeye sağladığı yarar ve taşınmazın bulunduğu bölgedeki rayiç fiyatlar da gözönüne alınarak 236,14 m2 şemsiye şezlong alanı (kumsal alan) (mevsimlik 15/05-15/09 tarihleri arası) 2015 yılı ecrimisil m2 birim değeri 66,00 TL/m2 olarak uygun görüldüğü, yeniden değerleme oranı kullanılarak 2016 yılı için 69,68 TL/m2 belirlendiği, buna göre 05/05/2015-31/12/2015 tarihlerinde 124 gün, şemsiye şezlong alanı işgali için, işgal edilen alan 263,14 m2, 66TL/m2 birim değerinden 5.900,11 TL, 01/01/2016-09/08/2016 tarihlerinde 87 gün, şemsiye şezlong alanı işgali için, işgal edilen alan 109,01 m2, 69,68 TL/m2 birim değerinden 1.810,51 TL, toplam 7.710,62 TL ecrimisil alınmasının uygun olduğu yönünde görüş belirtildiği, işgal edilen alan tespitinin bilirkişi raporunda, idarenin ecrimisil kıymet takdir kararındaki işgal edilen alan tespitinden daha az olduğu, ancak bilirkişi raporunda 2016 yılı m2 birim bedelinin 69,68 TL/m2 esas alınarak hesaplama yapılmışken, davalı idare işleminde 27,74 TL/m2 birim değeri esas alınarak hesaplama yapıldığı, idarenin esas aldığı m2 birim değerinden fazla değer esas alınamayacağından, 2016 yılı için bilirkişinin tespit ettiği işgal alanı 109,01 m2, 87 gün işgal ve idarenin m2 birim değeri 27,74TL/m2 esas alınarak yeniden yapılan hesaplamada 730,78-TL ecrimisil bedeline ulaşılacağı, bilirkişi 2015 yılı ecrimisil tespiti 5.900,11 TL ile bulunan bu bedel ile 730,78 TL ecrimisilin toplanması sonucu 6.630,89 TL ecrimisil bedeline ulaşılacağı, bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgelerle, Mahkemenin E:2017/1396 sayılı dava dosyasında mevcutlu bulunan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu belirtilen Muğla İli, Bodrum İlçesi, ....'de bulunan taşınmazın davacı tarafından, kumsal, şemsiye, şezlong alanı olarak kullanılmak suretiyle 15/05/2015-09/08/2016 tarihleri arasında fuzulen işgal edildiği anlaşılmış olup, bu işgali nedeniyle davacı şirketten 6.630,89-TL ecrimisil alınması gerektiği, bu haliyle dava konusu 8.940,81 TL tutarındaki ecrimisil ihbarnamesinin 6.630,89 TL ecrimisile ilişkin kısmında hukuka aykırılık, 2.309,92 TL ecrimisile ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ecrimisil ihbarnamesinin 2.309,92 TL ecrimisile ilişkin kısmının iptali, 6.630,89 TL ecrimisile ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolunda Muğla 1. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 16/10/2018 tarih, E: 2017/1396, K: 2018/1308 sayılı kararın; davalı idarece ecrimisilin yöntemine uygun olarak, işgal süresi, büyüklüğü ve kullanım biçimi gözönünde bulundurularak belirlendiği, işgalin yerinde teknik ölçümlerle belirlendiği, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, ileri sürülerek iptale ilişkin aleyhe kısmının istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvuru dilekçesine yanıt verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
Bodrum Kaymakamlığı husumetiyle görülen davada; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 97 ve 101. maddeleri ve 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "atıflar" başlıklı 798. maddesinin 1. fıkrası uyarınca husumetin Muğla Valiliği (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Milli Emlak Dairesi Başkanlığı) olarak düzeltilmesine, bu aşamadan sonra yargılamanın davalı olarak anılan hasım ile yürütülmesine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. " kurallarına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde,"1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir...." kuralına yer verilmiştir.
Diğer yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde; "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" hükmüne, aynı fıkranın (i) bendinde ise, "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" hükmüne yer verilmek suretiyle "derdestlik" ve "kesin hüküm" doğrudan dava açma şartları arasında sayılmış, Kanunun 115. maddesinde ise mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmış; 303. maddesinin 1. fıkrasında ise; " Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir" hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda; "derdestlik" ve "kesin hüküm" müesseseleri düzenlenmemiş ve Kanunun 31. maddesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve onun yerine çıkarılan Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış olmakla birlikte, tarafları ve konusu aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından olan derdestlik müessesesinin temelinde yatan, ilk davanın aynısı olan ikinci davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı olgusundan hareketle, ikinci davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Dava, davacı tarafından, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu belirtilen Muğla İli, Bodrum İlçesi, ....'de bulunan taşınmazın kumsal, şemsiye, şezlong alanı olarak kullanılmak suretiyle 15/05/2015-09/08/2016 tarihleri arasında fuzulen işgal edildiği gerekçesi ile 8.940,81-TL tutarlı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dairemizce; her ne kadar davanın açıldığı tarihte davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ihbarname bulunmadığı, bu durumu ile dava tarihinde davacı yönünden tebliğ ile kesin ve etkili bir işlem niteliğinde tamamlanmış bir işlemden sözetme olanağı bulunmadığı görülmekle birlikte; zaten davanın ecrimisilin usulüne uygun tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılmış olması, bu durumun tahsil dairesi olan Bodrum Vergi Dairesi Müdürlüğünün 17.11.2017 tarihli yazısıyla anlaşılmış olması karşısında; idarece etkili işlemlere dayanak alındığı görülen işlem yönünden henüz tebliğ ile tekemmül ettirilmemiş olmasından söz edilemeyeceği sonucuna varılmış; ancak davanın esasının incelenmesi bakımından derdestlik yönünden değerlendirilmesi gerekmiştir.
Olayda; önümüzdeki davanın ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle ve henüz ihbarname tebliğ edilmeden tahsiline yönelinmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek 18.10.2017 tarihinde açıldığı, davanın açılması sonrasında idarece yanlış yapılan tebligat nedeniyle başlanan tahsilat sürecinin düzeltildiği, ihbarnamenin davacıya ilk kez dava sonrası bir tarihte 12.10.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bu tebligat üzerine yaptığı itirazın reddine ilişkin düzeltme ihbarnamesinin tebliği üzerine hem ihbarname, hem de düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle 25.12.2017 tarihinde açtığı davanın da Mahkemenin E:2017/1071 sayılı dosyasında açıldığı, bu durumu ile dava konusu "ecrimisil ihbarnamesi" yönünden iki ayrı davanın derdest olduğu, Mahkemenin her iki davada da ihbarname yönünden uyuşmazlığın esasını inceleyerek hüküm kurduğu görülmektedir.
Bu durumda; her ne kadar önümüzdeki dava ihbarnameye yönelik olarak açılmış ilk dava ise de; usul ekonomisi gereği uyuşmazlığın maddi gerçekliği bakımından esasına yönelik yargılamanın sonraki davada yapılmasının yargılama usulüne ilişkin gerekleri ve usul ekonomisi ilkesi gözönünde bulundurulduğunda; önümüzdeki davanın konusu ecrimisil ihbarnamesine yönelik olarak aynı mahkemede usul ekonomisi gereği yürütülmesi gereken bir başka davanın da "derdest" olması karşısında; önümüzdeki davada "derdestlik" nedeniyle uyuşmazlığın esası incelenmeksizin dava reddi gerekirken; esasının incelenmesinde usul kuralları yönünden hukuksal isabet bulunmadığından; ilk derece Mahkemesi kararının davalı başvurusuna konu "iptale ilişkin" kısmında da hukuksal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Muğla 1. İdare Mahkemesi Hakimliğince "kısmen davanın reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali" yolunda verilen 16/10/2018 tarih, E: 2017/1396, K: 2018/1308 sayılı kararın iptale ilişkin kısmına yönelik davalı istinaf başvurusunun kabulüne, kararın iptale ilişkin kısmının kaldırılmasına, kaldırılan kısım yönünden davanın derdestlik nedeniyle esası incelenmeksizin reddine, ilk derece Mahkemesi kararının istinaf başvurusuna konu edilmeyen redde ilişkin kısmı da gözönünde bulundurularak tarafların haklılık durumuna göre aşağıda ayrıntısı gösterilen 1.439,00 TL dava yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasına ait posta giderinden oluşan 98,00 TL yargılama gideri ile ilk derece Mahkemesince ilk aşamada hükmedilen tutar yönünden mükerrerlik oluşturmamak üzere davalı vekili için kararımızın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00 TL avukatlık ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, her türlü harçtan muaf olması nedeniyle başvurusu sırasında davalıdan alınmayan 98,10-TListinaf yolu başvuru harcının 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Mahkemesince davacıdan tahsilinin tahsil dairesinden istenilmesine, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesince yatıranlara iadesine, 11/04/2019 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.(¤¤)