(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 13)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, idarenin hizmet kusuru nedeniyle çocukları .....'ın SSPE hastalığına yakalanarak vefat ettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın 31/08/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar veren Van 1. İdare Mahkemesinin 06/03/2018 tarih ve E:2016/1994, K:2018/400 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacılar tarafından, idarenin hizmet kusuru nedeniyle çocukları .....'ın SSPE hastalığına yakalanarak vefat ettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın 31/08/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemesince; davacılar tarafından, idarenin kusurunun aynı hastalığa yakalanan bir çocuğun ailesinin açtığı davaya ilişkin olarak 04/10/2015 tarihinde kamuoyunda çıkan haberle öğrenildiği iddia edilmekte ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca davacıların, zarar doğurucu eylemin idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını, çocukları .....'a konulan SSPE tanısı sonucu şahısta %97 oranında vücut fonksiyon kaybının tespitine ilişkin 13/10/2008 tarihli rapor ile öğrendiklerinin kabulü gerekmekte olup, bu haliyle bu tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvurmak suretiyle idarenin vereceği cevaba göre 60 günlük dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken; Kanun maddesinde öngörülen bir yıllık süre geçirildikten çok sonra 03/10/2016 tarihli dilekçe ile idareye yapılan başvurunun reddi üzerine 13/12/2016tarihinde açılan işbu davanın esasını süreaşımı nedeniyle inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacılar tarafından, anılan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, davanın süresinde açıldığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini; Anayasa'nın 125. maddesi gereğidir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Maddede yer alan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur.
Bu itibarla; ancak, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Bu itibarla, zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliğinin ve yol açtığı zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürelerin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılmaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ve zarara sebep olan eylemin idariliğinin veya maddi olayın bütün unsurlarıyla ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacıların çocuğu .....'ın 10/09/2001 tarihinde doğduğu ve .....'a gezici sağlık elemanlarınca tek doz kızamık aşısı yapıldığı, sonrasında .....'da 2008 yılının ilk yarısından itibaren bayılma, yürüyememe, konuşamama gibi şikayetlerin oluşması üzerine 13/10/2008 tarihli Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu Raporu ile şahsa Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) hastalığı teşhisi koyulduğu ve şahsın %97 vücut fonksiyon kaybının tespit edildiği, .....'ın 28/12/2013 tarihinde vefat etmesi üzerine davacılar tarafından, uygulanan tek doz kızamık aşısının yeterli korumayı sağlayamadığı, dolayısıyla söz konusu hastalığın idarenin hizmet kusuru nedeniyle oluştuğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlarının tazmini istemiyle 03/10/2016 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurulduğu, başvurularının zımnen reddi üzerine de 13/12/2016 tarihinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada Mahkemesince, davacıların çocukları .....'a konulan SSPE tanısı sonucu %97 oranında vücut fonksiyon kaybının tespitine ilişkin 13/10/2008 tarihli rapor ile eylemin idariliğini öğrendiklerinin kabulü ve bu tarihten itibaren 1 yıl içinde idareye başvurulmadığı gerekçesiyle davanın süresinde açılmadığı sonucuna varılmış ise de; uyuşmazlığa konu olayda davacıların manevi zararının çocuğun vefat ettiği 28/12/2013 tarihinde oluştuğu ve eylemin idariliğinin, çocuğa konulan SSPE tanısı ile değil, anılan hastalığın tek doz kızamık aşısı vurulmasından kaynaklı oluştuğu bilgisinin edinilmesiyle öğrenildiğinin kabulü gerekmekte olup, eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve vefat olayının gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine açılan iş bu davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Buna göre, Mahkemesince uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf isteminin kabulüne, Van 1. İdare Mahkemesinin 06/03/2018 gün ve E:2016/1994, K:2018/400 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, Mahkemesince yeni bir karar verildikten sonra yargılama giderlerine hükmedileceğinden, bu aşamada yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, kesin olarak, 14/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)