(3194 S. K. m. 18) (5216 S. K. m. 7)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul ili, …. adresinde ve tapuda 250 no.lu parselde kayıtlı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, taşınmazını kapsayan alanda 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 2981/3290 sayılı Kanunun Ek 1. maddesi uyarınca uygulama yapılmasına ilişkin 23.10.2017 tarih ve 93 sayılı, 25.10.2007 tarih ve 95 sayılı (kapatılan) Bolluca Belediye Encümeni kararlarının, 250 parsel sayılı taşınmaz yönünden, iptali istemiyle açılan davada, "...dava konusu alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi ile 2981/3290 sayılı Yasa'nın Ek1 maddesinin aynı anda uygulandığı ve taksim ve müstakilleştirme yapıldığı, 2981 sayılı Kanun'un Ek1 maddesinin uygulanabilmesi için İmar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce özel parselasyon planı veya tapuda şerh edilmiş rıza-i taksim sözleşmesinin bulunup bulunmadığının uygulamayı yapan belediye tarafından araştırılıp tespit edilmesi gerekmekteyken dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden bunun yapılmadığı anlaşıldığından, 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile 2981 sayılı Kanun Ek 1. maddesinin birlikte uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde 2981 sayılı Kanun'un Ek 1 maddesinin uygulama koşulları açıkça ortaya konulmadığından hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin 21.06.2018 tarih ve E:2016/1619, K:2018/1146 sayılı kararının; mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle ibraz edilen rapor üzerine yaptıkları itirazların dikkate alınmadığı, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması taleplerinin dikkate alınmadığı, olayda 2981 sayılı Kanun'un Ek 1 şartlarının bulunduğu, dava konusu işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun yapıldığı iddialarıyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul ili, …. adresinde ve tapuda 250 no.lu parselde kayıtlı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, taşınmazını kapsayan alanda 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 2981/3290 sayılı Kanunun Ek 1. maddesi uyarınca uygulama yapılmasına ilişkin 23.10.2017 tarih ve 93 sayılı, 25.10.2007 tarih ve 95 sayılı (kapatılan) Bolluca Belediye Encümeni kararlarının, 250 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmış, Mahkemesince mahallinde yapılan inceleme neticesinde, "...dava konusu alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi ile 2981/3290 sayılı Yasa'nın Ek1 maddesinin aynı anda uygulandığı ve taksim ve müstakilleştirme yapıldığı, 2981 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin uygulanabilmesi için İmar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce özel parselasyon planı veya tapuda şerh edilmiş rıza-i taksim sözleşmesinin bulunup bulunmadığının uygulamayı yapan belediye tarafından araştırılıp tespit edilmesi gerekmekteyken dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden bunun yapılmadığı anlaşıldığından, 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile 2981 sayılı Kanun Ek 1. maddesinin birlikte uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde 2981 sayılı Kanun'un Ek 1 maddesinin uygulama koşulları açıkça ortaya konulmadığından hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karara karşı davalı idare tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
3194 sayılı İmar Kanununun "Arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında: "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile ilgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (a) bendinde düzenleme sahasının, sınırı tespit edilerek düzenlenmesine karar verilen saha olduğu; aynı maddenin (b) bendinde, düzenleme sınırının, düzenlenecek imar adalarının imar planına göre yol, meydan, park, genel otopark, yeşil saha gibi umumi hizmetlere ayrılan ve tescile tabi olmayan alanlar ile cami ve karakol yerlerini çevreleyen sınır olduğu; 5. maddesinde ise, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyelerin, belediye encümen kararı ile; dışında valiliklerin, il idare kurulu kararı ile; 5 yıllık imar programlarında öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, yeterli miktarda arsayı, konut yapımına hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tesbit etmek ve uygulamasını yapmak mecburiyetinde oldukları, konut yapımına hazır arsa sayısının, bir önceki yıl verilen inşaat ruhsatından az olmamasına dikkat edileceği, belirlenen düzenleme sahasının bir müstakil imar adasından daha küçük olamayacağı, ancak, imar adasının büyük bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması ve diğer kısmında bir kaç taşınmaz malın tevhid ve ifraz yoluyla imar planı ve imar mevzuatına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin mümkün olduğu hallerde, adanın geri kalan kadastro parsellerinin müstakil bir imar düzenlemesine konu teşkil edebileceği, düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde İmar Kanununun 18. maddesi hükmünün tatbiki mümkün olmayan hallerde, müstakil inşaata elverişli olan kadastro parsellerine plana göre inşaat ruhsatı verileceği; aynı yönetmeliğin 10/a maddesinde, düzenleme ile oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisinin sağlanacağı kuralı, aynı madde (b) bendinde de plan ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesinin sağlanacağı kuralı yer almaktadır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun Büyükşehir Belediyesinin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, çevre düzeni planına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekle nazım imar planını yapmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plana uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar planlarını, bu planlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon planlarını ve imar ıslah planlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar planının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmak veya yaptırmak büyükşehir belediyesinin görevleri arasında sayılmıştır.
2981 sayılı Yasaya 3290 sayılı Yasa ile eklenen Ek 1. maddesi: "İmar planı olan yerlerde, 9/5/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesi gereğince arsa ve arazi düzenlemelerinde, binalı veya binasız arsa ve arazilere bu Kanundan önce özel parselasyona dayalı veya hisse karşılığı satın alınan yerler dikkate alınarak müstakil, hisseli parselleri veya üzerinde yapılacak binaların daire miktarları gözönünde bulundurularak kat mülkiyeti esasına göre arsa paylarını sahipleri adlarına re'sen tescil ettirmeye valilik veya belediyeler yetkilidir." hükmünü düzenlemektedir.
Anılan Yasa ve Yönetmelik hükümlerinin değerlendirilmesinden, parselasyon işlemiyle amaçlanan; imar planı, plan raporu ve imar yönetmeliği hükümlerine göre imar adasının tüm biçim ve boyutu, yapı düzeni, inşaat yaklaşma sınırı ve bahçe mesafeleri, yapı yüksekliği ve derinliği, yerleşme yoğunluğu, taban alanı ve kat alanı katsayısı, arazinin kullanma şekli, mülk sınırları, mevcut yapıların durumu göz önüne alınmak suretiyle üzerinde yapı yapmaya elverişli imar parseli oluşturulması ve yol, yeşil alan gibi kamu alanlarının imar parsellerinde oluşan değer artışı karşılığında düzenlemeye giren parsel maliklerinden bedelsiz olarak alınarak kamunun eline geçmesini sağlamaktır.
Dosyanın incelenmesinden; İstanbul ili, ...... adresinde ve tapuda 250 no.lu parselde kayıtlı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, taşınmazını kapsayan alanda 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 2981/3290 sayılı Kanunun Ek 1. maddesi uyarınca uygulama yapılmasına ilişkin 23.10.2017 tarih ve 93 sayılı, 25.10.2007 tarih ve 95 sayılı (kapatılan) Bolluca Belediye Encümeni kararlarının, 250 parsel sayılı taşınmaz yönünden, iptali istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İlk derece Mahkemesince; "...dava konusu alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi ile 2981/3290 sayılı Yasa'nın Ek1 maddesinin aynı anda uygulandığı ve taksim ve müstakilleştirme yapıldığı, 2981 sayılı Kanun'un Ek1 maddesinin uygulanabilmesi için İmar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce özel parselasyon planı veya tapuda şerh edilmiş rıza-i taksim sözleşmesinin bulunup bulunmadığının uygulamayı yapan belediye tarafından araştırılıp tespit edilmesi gerekmekteyken dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden bunun yapılmadığı anlaşıldığından, 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile 2981 sayılı Kanun Ek 1. maddesinin birlikte uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde 2981 sayılı Kanun'un Ek 1 maddesinin uygulama koşulları açıkça ortaya konulmadığından hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, idare mahkemelerinde geçerli olan resen araştırma ilkesi gereği Mahkeme kararında belirtilen hususların mahkemesince araştırılıp ortaya konulmak suretiyle karar verilmesi gerektiğinden bu gerekçeye dayanılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktaysa da, dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde (bilirkişi raporu), uygulama alanında kadastral yolların kapanması sonucu ihdasen oluşan 5.841,66 m²'lik alanın bulunduğu, kadastral yola isabet eden bu alanın düzenleme ortaklık payı hesabından tenzili, akabinde kalan kısım üzerinden düzenleme ortaklık payı hesabının yapılması gerekirken yoldan ihdas edilen bu parselin belediye adına tahsis edildiği anlaşılmakta olup bu husus alanda hesaplanacak toplam DOP hesabını dolayısıyla da davacının hissesine isabet eden DOP kesintisini etkileyeceğinden yapılan imar uygulama işleminde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Öte yandan, Dairemizin 19.03.2019 tarihli ara kararı ile dava konusu encümen kararının onay için büyükşehir belediyesine sunulup sunulmadığı davalı idareden sorulmuş davalı idarece söz konusu encümen kararlarının onaya sunulduğu hususu ortaya konulamamış olup, işlemin bu açıdan da hukuka aykırı olduğu saptanmıştır.
Bu durumda, davacının parseline ilişkin uygulama işleminin (davacının parseline ilişkin kısmının) yukarıda yer verilen gerekçelerle iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin 21.06.2018 tarih ve E:2016/1619, K:2018/1146 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile REDDİNE, istinaf aşamasında davalı idarece karşılanan ve aşağıda dökümü yapılan 158,60 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasındaki posta gideri avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince davalı idareye iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 30.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)