(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, davacıların murisinin 24/1171991 tarihinde ........ Köyü tarafından ........ Karakolu'na doğru yol aldığı sırada nöbetçi askerler tarafından açılan ateşin isabet etmesi sonucu ağır yaralanması ve kurtarılamayarak ölmesi olayında, davalı idarenin kusurunun bulunduğundan bahisle ........ (eşi) için 500,00-TL maddi, tüm çocukları (........, ........, ........, ........, ........, ........) için eşit olarak paylaştırılması suretiyle 500,00-TL maddi, ........ (eşi) için 50.000,00-TL manevi, tüm çocukları (........, ........, ........, ........, ........, ........ için ayrı ayrı 30.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 231.000,00-TL'nin olay tarihi olan 24/11/1991'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar veren Van 3. İdare Mahkemesinin 05/04/2018 tarih ve E:2016/1516, K:2018/784 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenmek suretiyle kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacılar tarafından, davacıların murisinin 24/11/1991 tarihinde ........ Köyü tarafından ........ Karakolu'na doğru yol aldığı sırada nöbetçi askerler tarafından açılan ateşin isabet etmesi sonucu ağır yaralanması ve kurtarılamayarak ölmesi olayında, davalı idarenin kusurunun bulunduğundan bahisle ........ (eşi) için 500,00-TL maddi, tüm çocukları (........, ........, ........, ........, ........, ........ için eşit olarak paylaştırılması suretiyle 500,00-TL maddi, ........ (eşi) için 50.000,00-TL manevi, tüm çocukları (........, ........, ........, ........, ........, ........ için ayrı ayrı 30.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 231.000,00-TL'nin olay tarihi olan 24/1171991'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemesince; davacıların yakınının açılan ateş sonucu yaralandığı ve kurtarılamayarak 24/11/1991'de vefat ettiği, uyarı ateşi açan askerler hakkında "Adam öldürmek" suçundan Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:1991/194 sayısına kayıtlı olarak dava açıldığı, açılan davada muhakemenin durdurulmasına, sanıklar ile ilgili lüzumu muhakeme kararı için dosyanın Şemdinli İlçe İdare Kurulu'na gönderilmesine ve sanıkların başka suçtan tutuklu ve hükümlü olmamaları halinde salıverilmelerine karar verildiği, anılan karardan sonra uyarı ateşi açan askerler hakkında lüzumu muhakeme kararı verilmediği, davacılar vekili tarafından 05/05/2016 tarihli dilekçe ile Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne hitaben yazılan dilekçede muhakemenin durdurulmasına karar verildiği belirtilerek yargılamanın ne aşamada olduğunun sorulduğu, verilen cevabi yazıda dava dosyası aslının Şemdinli İl İdare Kuruluna gönderildiğinin belirtildiği, Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin cevabi yazısının mevcut durumda değişiklik yaratacak nitelikte bir durumu ortaya koymadığı, Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/02/1992 tarih ve E:1991/194, K:1992/9 sayılı kararının aynen davacılar vekiline bildirildiği, ancak bu durumun davacılar vekili tarafından bilindiğinin bilgi talebini içeren 05/05/2016 tarihli dilekçeden anlaşıldığı, bu durumda Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/02/1992 tarih ve E:1991/194, K:1992/9 sayılı kararının davacılara tebliğinden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 1 yıl içinde ilgili idareye başvurması yahut ölüm tarihinden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca her halde 5 yıl içinde ilgili idareye başvurması gerekirken bu süre geçtikten sonra (olay tarihinden (24/11/1991) 25 yıl sonra) 10.06.2016 tarihli dilekçe ile İçişleri Bakanlığı'ndan tazminat talebinde bulunulduğu, davalı idarenin tazminat talebini zımnen reddetmesi üzerine 13/10/2016 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacılar tarafından, anılan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, davanın süresinde açıldığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini; Anayasa'nın 125. maddesi gereğidir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Maddede yer alan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur.
Bu itibarla; ancak, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Bu itibarla, zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliğinin ve yol açtığı zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürelerin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılmaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ve zarara sebep olan eylemin idariliğinin veya maddi olayın bütün unsurlarıyla ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; 24/11/1991 tarihinde Hakkari İli, Şemdinli İlçesi'nin Irak'a sınırını oluşturan ........, ........, ........ ve civar köylerinin ilçeye bağlantısını sağlayan yol üzerinde bulunan İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı ........ Karakolu'nda askerlik görevini yapan nöbetçi askerler tarafından gece pusu nöbeti tutulurken sabaha karşı henüz havanın aydınlanmadığı bir sırada ........ Köyü tarafında farları açık bir taksinin geldiğinin görülmesi üzerine araçta kontrol yapılmak üzere yola inildiği, taksiciye dur ihtarında bulunulduğu, ihtara rağmen aracın durdurulmadığı, bunun üzerine uyarı ateşi açıldığı, uyarı ateşi sebebiyle davacılar yakını ….'in göğüs kısmından yaralandığı ve aldığı yara sebebiyle kurtarılamayarak vefat ettiği, bunun üzerine "Adam öldürmek" suçundan Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:1991/194 sayısına kayıtlı olarak nöbetçi askerler hakkında dava açıldığı, anılan davada sanıkların olay tarihinde karakol güvenliğini ve yol güvenliğini sağladıkları ve 3713 sayılı Kanun ile 2935 sayılı Kanun'un 23. maddesine göre görevlendirilmiş personelden oldukları anlaşıldığından Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 253/3. maddesi uyarınca muhakemenin durdurulmasına, sanıklar ile ilgili lüzumu muhakeme kararı için dosyanın Şemdinli İlçe İdare Kurulu'na gönderilmesine ve sanıkların başka suçtan tutuklu ve hükümlü olmamaları halinde salıverilmelerine karar verildiği, davacılar vekili tarafından 05.05.2016 tarihinde Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nden dosyanın akıbetinin sorulduğu, Mahkeme tarafından verilen cevapta ise dosyanın lüzumu muhakeme kararı için Şemdinli İlçe İdare Kurulu'na gönderildiği, Şemdinli Kaymakamlığı arşiv kayıtlarına göre lüzumu muhakeme kararının 17/02/1992 tarihli yazı ile tebliğ için İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı'na gönderildiği yönünde cevap verildiği, akabinde 17/06/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı'na tazminat istemiyle başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmakta olup konuya ilişkin olarak İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı'nın 09/05/2016 tarihli yazılarında ise 2011 yılı Eylül ayında Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı'na yönelik silahlı saldırı sonucu çatı katında bulunan tüm arşiv evraklarının yandığı hususunun belirtildiği görülmektedir.
Bakılan davada tazmini istenen zararın, davacılar yakının askeri personelce açılan ateş sonucu vefatından kaynaklandığı, bu nedenle zarara neden olan eylemin davalı idare personelinin kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi gerekmekte olup, söz konusu belirlemenin ise personel hakkında açılan ceza davası sonucuna bağlı olduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta ise, davalı idare personeli hakkında "Adam öldürmek" suçundan Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:1991/194 sayısına kayıtlı olarak açılan ceza davasında anılan Mahkemece 11/02/1992 tarih ve E:1991/194, K:1992/9 sayılı lüzumu muhakeme kararının verildiği ve dosyanın lüzumu muhakeme kararı için Şemdinli İlçe İdare Kurulu'na gönderildiği, Şemdinli Kaymakamlığı arşiv kayıtlarına göre lüzumu muhakeme kararının 17/02/1992 tarihli yazı ile tebliğ için İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı'na gönderildiği, İlçe Jandarma Komutanlığınca ise lüzumu muhakeme kararı gereğinin yerine getirilmediği ve 2011 yılında çıkan yangında Komutanlık arşiv kayıtlarının yandığı, dolayısıyla eylemin idariliğinin davacılar tarafından öğrenildiğinden söz edilemeyeceği açıktır.
Bu durumda, Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/02/1992 tarih ve E:1991/194, K:1992/9 sayılı kararının akıbetinin sorulması üzerine yapılan başvurunun zımni reddinden itibaren 60 gün içinde ve 13/10/2016 tarihinde açılan iş bu davanın süresinde olduğunun kabulü gerekmekte olup, Mahkemesince uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf isteminin kabulüne, Van 3. İdare Mahkemesinin 05/04/2018 gün ve E:2016/1516, K:2018/784 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, Mahkemesince yeni bir karar verildikten sonra yargılama giderlerine hükmedileceğinden, bu aşamada yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, kesin olarak, 14/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)