(6100 S. K. m. 335) (2577 S. K. m. 2, 46) (685 S. KHK. Geç. m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Süleyman Demirel Üniversitesi, Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde bilgisayar işletmeni olarak görev yapan davacı tarafından, 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 4/1-d maddesi uyarınca, FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliğinin, bu örgüte mensubiyetinin, adı geçen örgütle irtibatının veya örgüte iltisakının bulunduğunun değerlendirilmekte olduğundan bahisle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Süleyman Demirel Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 01.12.2016 tarih ve 680 sayılı toplantısında alınan 12 sayılı kararının iptaline ve işlem nedeniyle uğradığı zararların tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının, 6749 sayılı Kanun'un 4/1-(d) maddesi uyarınca Süleyman Demirel Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 01.12.2016 tarih ve 12 sayılı kararı ile kamu görevinden çıkarıldığı ve bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmekte ise de davacının, dava konusu işlemden sonra 06.01.2017 tarih, 29940 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile de tekrar kamu görevinden çıkarıldığı, KHK ile kamu görevinden çıkarılması düzenlemesine karşı İdare Mahkemesinde doğrudan dava açma hakkı bulunmamakla birlikte sonrasında 23.01.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği, bu KHK hükümleri ile başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulacağının ve bu Komisyon kurulduktan sonra Komisyon tarafından başvuruların alınmaya başlanacağı tarihin, anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 1. maddesinin yayımlandığı tarihten itibaren altı ayı geçmemek üzere Başbakanlık tarafından ilan edileceğinin ve Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurmuş veya dava açmış olanlar için de başvuruların alınmaya başlandığı tarihten itibaren 60 gün içerisinde Komisyona başvurulabileceğinin ve Komisyon tarafından başvurusu reddedildiği takdirde de yine aynı KHK ile Komisyon kararlarına karşı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenecek Ankara İdare Mahkemelerinde iptal davası açılabileceğinin düzenlendiği, dava konusu işlem ile KHK uyarınca kamu görevinden çıkarmaya yönelik işlemin aynı sebebe dayandığı, söz konusu sebep unsurunun yeni yasal düzenleme uyarınca önce itiraz yoluyla komisyon tarafından, komisyonca itirazın reddi üzerine ilgili mahkeme tarafından inceleneceği, nihai olarak sebep unsuru yönünden kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka aykırı olup olmadığının saptanacağı anlaşıldığından bu aşamada dava konusu uyuşmazlığın esası hakkında karar verme olanağı bulunmadığı, öte yandan, dava konusu uyuşmazlıkta, yasal düzenleme nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle, haklılık-haksızlık değerlendirmesi yapılamadığından, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, yargılama giderleri ile vekalet ücreti konusunda Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 29.11.2016 tarih ve E.2015/104, K:2016/3970, Danıştay Onaltıncı Dairesi'nin 18.05.2016 tarih ve E:2015/2262, K:2016/3392 sayılı kararlarının da bu yönde olduğu gerekçesiyle Isparta İdare Mahkemesi'nce verilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin 22.09.2017 tarih ve E:2017/50, K:2017/1795 sayılı kararın, davacı tarafından; davanın konusuz kalması müessesinin idare mahkemesince hatalı uygulandığı, idarece dava konusu işlemin geri alınması, değiştirilmesi, düzeltilmesi veya iptal edilmesinin sözkonusu olmadığı, dava konusu işlem ile Kanun Hükmünde Kararname ekinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasına dair işlem arasında bağlandı bulunduğu, dava konusu idari işlemin halen yürürlükte olduğu, işlemden sonra tesis edilen 679 sayılı KHK'nın dava konusu işlemi ortadan kaldırmadığı, davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle verilen kararın usul ve yasalara aykırı olduğu iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce, istinaf yoluna başvuru dilekçesinde davacı tarafından adli yardım talebinde bulunulduğu anlaşılmış ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca adli yardım kabul kararının neticelerinin hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle, ilk derece Mahkemesi'nce kabul edilen davacının adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı kanaatine ulaşılarak işin gereği görüşüldü;
Dava; Süleyman Demirel Üniversitesi, Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde bilgisayar işletmeni olarak görev yapan davacı tarafından, 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 4/1-d maddesi uyarınca, FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliğinin, bu örgüte mensubiyetinin, adı geçen örgütle irtibatının veya örgüte iltisakının bulunduğunun değerlendirilmekte olduğundan bahisle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Süleyman Demirel Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 01.12.2016 tarih ve 680 sayılı toplantısında alınan 12 sayılı kararının iptaline ve işlem nedeniyle uğradığı zararların tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, iptal davaları, "idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar" olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının konularından birini oluşturan bireysel idari işlemler, belli kişiler üzerinde yeni bir hukuki durum yaratma veya değiştirme gibi sonuçlar doğurmakta olup, görevli ve yetkili yargı merciince bu işlemler iptal edilinceye veya işlemi tesis eden idarece geri alınıncaya, kaldırılıncaya, değiştirilinceye veya düzeltilinceye kadar hukuki geçerliliğini korumaktadır. Dolayısıyla bireysel işleme karşı açılmış bir iptal davası söz konusuysa, bu dava sonuçlanıncaya kadar hakkında işlem tesis edilen kişi ile işlem arasındaki ilişki işlemin ilk tesis edildiği hukuki sebeplerle birlikte devam eden bir nitelik arz etmekte olduğundan, iptal davasında idari işlemin hukuka uygunluk denetiminin işlem tarihi itibariyle geçerli olan düzenlemeler esas alınarak yapılacağı da yargısal içtihatlarla kabul görmüştür.
Dava dosyasının incelenmesinden; Süleyman Demirel Üniversitesi, Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde bilgisayar işletmeni olarak görev yapan davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliğinin, bu örgüte mensubiyetinin, adı geçen örgütle irtibatının veya örgüte iltisakının bulunduğunun değerlendirilmekte olduğundan bahisle 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun uyarınca Üniversite Yönetim Kurulu'nun 01.12.2016 tarih ve 12 sayılı işlemiyle kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davayı açtığı, dava konusu işlemden sonra yayımlanarak 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname hükmüne göre ekli listede yer alan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarıldığı ve davacının da bu listede isminin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 6749 sayılı Kanun'un 4. maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerden, aynı Kanun'un 1/d bendinde; "11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla; yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarındaki 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Kanuna tabi personel bakımından ise yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarının en üst yöneticisinin teklifi üzerine, yükseköğretim kurumlarında Üniversite Yönetim Kurulunun, yükseköğretim üst kuruluşlarında ise Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmü getirilmiş, davacı hakkında da bu düzenleme uyarınca Üniversite Yönetim Kurulu kararı ile dava konusu işlemin tesis edildiği görülmüştür.
İdare Mahkemesince, dava konusu işlem ile Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarmaya yönelik işlemin aynı sebebe dayandığı, sözkonusu sebep unsurunun 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca oluşturulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na itiraz yoluyla başvurulabileceği, itirazın reddi üzerine yargı yoluna başvurulabileceği, bu aşamada uyuşmazlığın esası hakkında karar verme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmiş ise de, sözü edilen ve sonradan yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname hükmünün, davacının üniversite yönetim kurulu kararıyla kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemi ortadan kaldırıcı veya değiştirici nitelikte olmadığı, esasen iki işlemin niteliğinin ve hukuki denetiminin farklı hukuki kurallara tabi olduğu görüldüğünden, davanın konusuz kaldığı söylenemez.
Bu durumda; Mahkemece, davacı tarafından iptali istenen ve 6749 sayılı Kanun'un atıf yaptığı yasa hükmüne istinaden yönetim kurulu kararı ile ihracına yol açan işlemin hukuki denetimi yapılarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hukuken denetleme olanağı olmayan Kanun Hükmünde Kararname'nin ve ekindeki listede davacının ismine de yer verildiği hususu dikkate alınarak yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın konusuz kaldığından bahisle verilen "karar verilmesine yer olmadığı" yolundaki kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinaf istemine konu Isparta İdare Mahkemesi'nin 22.09.2017 tarih ve E:2017/50, K:2017/1795 sayılı kararının KALDIRILMASINA, kaldırma kararı doğrultusunda yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Isparta İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, mahkemece verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde doğrudan Dairemiz'e veya Dairemiz'e iletilmek üzere anılan Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan yerlere verilecek dilekçe ile Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 02.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)