(2577 S. K. m. 45, 49) (213 S. K. m. 353)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket adına 2014/03,06. dönemleri KDV beyanlarının incelenmesi neticesinde tanzim edilen 05.10.2017 tarih ve 2017-A-4215/20 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden davacı şirketin sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeleri yasal defterlerine kaydederek ilgili dönem KDV beyannamelerinde indirim konusu yaptığından bahisle, 2014/03,06. dönemlerine ilişkin olarak tarhedilen 1 kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 2014/1-12 dönemine ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun 353/1 maddesine istinaden kesilen özel usulsüzlük cezasının iptali istemiyle açılan davada; davacı adına fatura düzenleyen Davutpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün mükellefi .... Matbaa Reklam Promosyon Org. Hiz.Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlene....6.05.2016 tarih ve 2016-A-4394/13 sayılı vergi tekniği raporunda özetle; vergi borçlarını ödemediği ve bir kısım vergi ödevlerini yerine getirmediği tespit edilmiş ise de; bunun dışında bu firmanın ihtilaflı dönemde gerçek bir ticari faaliyetlerinin bulunmadığı, tüm alım ve satımlarının sahte belgelere dayandığı yönünde somut bir tespit yapılmadığı, ihtilaflı dönemde yapılan herhangi bir yoklamanın bulunmadığı, yapılan yoklamaların 2013 dönemine ilişkin olduğu, ba-bs bildirimlerinde uyumsuzluk olsa da, sahte fatura ticareti yaptığını kanıtlayacak nitelikte olmadığı, mükellef tarafından indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin yer aldığı faturaların gerçek bir alım satıma dayalı olmadığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, tespitlerin düzenlenen belgelerin sahte olduğunu ortaya koymak için yetersiz olduğu sonucuna varılmış olup, davacı hakkında tanzim edilen vergi inceleme raporuna istinaden indirim konusu katma değer vergilerinin reddi suretiyle ilgili dönemler için re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına gelince; özel usulsüzlük cezası kesilmesini öngören ve bu cezanın kesilmesine ilişkin koşulları düzenleyen Yasa maddesinde belirtilen unsurların bir arada gerçekleşmediği anlaşıldığından, idari cezalar için de geçerli olan, cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları tamam olmadan failin cezalandırılamayacağı yolundaki genel ceza hukuku ilkesi uyarınca davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren İstanbul 14. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 25/05/2018 tarih ve E:2018/142, K:2018/1831 sayılı kararına davalı idarece istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket adına 2014/03,06. dönemleri KDV beyanlarının incelenmesi neticesinde tanzim edilen 05.10.2017 tarih ve 2017-A-4215/20 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden davacı şirketin sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeleri yasal defterlerine kaydederek ilgili dönem KDV beyannamelerinde indirim konusu yaptığından bahisle, 2014/03,06. dönemlerine ilişkin olarak tarhedilen 1 kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 2014/1-12 dönemine ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun 353/1 maddesine istinaden kesilen özel usulsüzlük cezasının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf başlıklı 45.maddesinin 2.fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3.fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49.maddesinin 2.fıkrasında ise; "görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması" bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Kararın, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunda; kararın bu kısmı için 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinde sayılan nedenler bulunmadığı ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna ulaşıldığından, istinaf başvurusunun anılan kısmında yasal isabet görülmemiştir.
Davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun, vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatına ilişkin kısmına gelince:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3’üncü maddesinin (B) fıkrasında, vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin yemin hariç her türlü delil ile ispatlanabileceği; vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan tanık ifadesinin, ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde, ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu düzenlemesi yer almaktadır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 10’uncu maddesinin (a) bendinde, mal teslim ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılması vergiyi doğuran olay kapsamında sayılmış, 29’uncu maddesinin 1’inci fıkrasının (a) bendinde de, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Anılan kuralların bir gereği olarak, yükümlülerin 29’uncu madde hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı, fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmasıdır.
Vergilendirme işlemi yapılırken, Kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğin ötesine geçilerek muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerekmektedir. Kanun, gerçek mahiyetin ortaya çıkarılmasında yemin hariç her türlü delile izin vermiştir. Bu deliller; tarafların ikrarı, vergiyi doğuran olayla ilişkisi doğal ve açık bulunan tanık ifadesi, muamelenin taraflarının ekonomik ve ticari konumları, belgeyi düzenleyenin iştigal konusu, işyerlerinin durumu, emtia alımlarının gerçekliği, alım-satım için zorunlu veya bu işlemlerin doğal sonucu olarak diğer işlemlerin gerçekleştirilme biçimine ilişkin tespitler olabilir.
Dosyadan; davacı hakkında sahte fatura kullandığından bahisle düzenlenen 05.10.2017 tarih ve 2017-A-4215/20 sayılı vergi inceleme raporunda; 2016 yılında hakkında sahte belge düzenleme sebebiyle rapor bulunan .... Matbaa Reklam Promosyon Org. Hiz. Tic. Ltd. Şti.'den sahte fatura alıp katma değer vergisi indiriminde kullandığının tespit edildiği, anılan firmanın davacı adına düzenlemiş olduğu faturalarda gösterilen katma değer vergileri indirimleri reddedilmek suretiyle uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak re'sen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarh edildiği anlaşılmıştır.
.... Matbaa Reklam Promosyon Org. Hiz. Tic. Ltd. Şti hakkında düzenlenen 16.05.2016 tarih ve 2016-A-4394/13 sayılı vergi tekniği raporunda özetle; şirketin kırtasiye ürünlerinin toptan ticareti faaliyetiyle iştigal etmek üzere 28.11.2013 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 30.04.2015 tarihi itibariyle ilgili vergi dairesince faaliyetine resen son verildiği, şirketin tek ortağı ve müdürü olan ....'ün mernis kayıtlarından adres sorgulamasının yapıldığı, ancak kişiye ait herhangi bir adres bulunamadığı, defter belge isteme yazısının tebliğ edilemediği, ....'ün mükellef kuruma ortaklığı dışında herhangi bir şirketle ortaklığının bulunmadığı, 2014 hesap döneminde toplam 8.807.051,79-TL Kdv matrah beyanında bulunduğu, 2015 dönemi 1,2,3 ve 4. Ayda toplam 2.904.015,39-TL Kdv matrah beyanında bulunduğu, 2014 yılında herhangi bir çalışanının bulunmadığı, iş yerinde yapılan 03.12.2013 tarihli yoklamada mükellef kurum ortağının rahatsızlığı sebebiyle görüşülemediği, yoklama tutanağının .... isimli şahıs tarafından imzalandığı, 10.12.2013 tarihli yoklamada, şirket ortağının adreste bulunmadığı nedeniyle yoklamanın yapılmadığı, 16.12.2013 tarihli yoklamada ise, şirket ortağı ....'ün talebi üzerine yoklamaya gidildiği, 50 metrekarelik bir alanda 1 adet bilgisayar, 3 adet sandalye ve muhtelif rafların bulunduğunun tespit edildiği, 2014 yılı Ba-Bs analiz bilgilerine göre, 2014 yılında çeşitli firmalara 8.656.359,00-TL tutarında mal/hizmet satışında bulunduğu yönündeki bildirimi karşılığında, karşı firmaların mükellef kurumdan 8.230.893,00-TL tutarında mal/hizmet alımında bulunduklarını bildirdikleri, 2015 yılı Ba-Bs analiz bilgilerine göre, 2015 yılında çeşitli firmalara 2.846.753,00-TL tutarında mal/hizmet satışında bulunduğu yönündeki bildirimi karşılığında, karşı firmaların mükellef kurumdan 4.332.668,00-TL tutarında mal/hizmet alımında bulunduklarını bildirdikleri, mükellef kurumun resen terk tarihinden sonra .... Kağıtçılık Dış Tic. Ltd. Şti'ne 1.485.912,00-TL tutarında mal/hizmet satışında bulunduğunu Bs formu ile bildirdiği, yapılan karşıt incelemelerde firma temsilcilerinin ifadelerinde, ilgili firma alımlarını mail ortamında yaptıklarını, promosyon ürünleri aldıklarını, ürünlerin taşımasının mal alımında bulundukları .... Matbaa tarafından yapıldığını, ödemelerin çek ile yapıldığını beyan ettikleri, 2014 döneminde mükellef kurumun .... Kağıtçılık Dış Tic. Ltd. Şti'ne yapmış olduğu 6.259.041,48-TL tutarındaki satışı dolayısıyla mükellef kuruma yapılmış ödeme belgesi olan mükellef kurum adına düzenlenen ve ciro edilen çeklerin ciro silsilesinde yer alan mükelleflerin çoğu hakkında olumsuz tespitlerin olduğu, bazıları hakkında sahte belge düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporunun bulunduğu tespitlerine yer verilerek mükellefin kurulduğu tarihten itibaren düzenlediği faturaların sahte faturalar olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Davacının ihtilaflı dönemde fatura aldığı mükellef hakkında yukarıda anılan vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerden; mükellefin beyan ettiği KDV matrahları nispetinde iş yapabilecek ekip ve organizasyona sahip olmaması, KDV beyanlarının çok yüksek olması ve adı geçen mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki diğer tüm tespitler beraber dikkate alındığında, bu mükellef tarafından davacı adına düzenlenen faturaların gerçek bir mal veya hizmet alımına dayandığının kabulü iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun düşmemektedir. Dolayısıyla, anılan firmanın düzenlemiş olduğu faturaların kayıtlara intikal ettirilmek suretiyle Hazine’ye irat kaydedilmiş bir vergiden bahsedilemeyeceğinden, davacının ilgili dönem matrahının resen takdiri ve faturalarda yer alan katma değer vergilerinin indiriminin kabul edilmemesi suretiyle adına yapılan katma değer vergisi tarhiyatında ve kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık görülmediğinden Mahkeme kararının davayı kabul eden bu kısmının kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine, istinaf başvurusuna konu İstanbul 14.Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 25/05/2018 tarih ve E:2018/142, K:2018/1831 sayılı kararının kısmen kaldırılmasına; dava konusu özel usulsüzlük cezası yönünden verilen karara yapılan istinaf başvurusunun reddine, kararın, .... Matbaa Reklam Promosyon Org. Hiz. Tic. Ltd. Şti.'den alınıp kayıtlara intikal ettirilen faturalara isabet eden katma değer vergisi tarhiyatı ve bu vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin olarak verilen davanın kabulü yolundaki kısmının kaldırılmasına, davanın anılan bu faturaların sahte olması hasebiyle buna isabet eden vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin kısmının reddine, sonuç itibariyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, isteme konu Mahkeme kararının hüküm fıkrası Dairemizin işbu kararıyla değiştirildiğinden yargılama giderlerine yönelik yeniden hüküm kurulmasına gerek görülerek, davadaki haklılık oranına göre aşağıda dökümü yapılan 129,60-TL yargılama giderlerinden takdir olunan 64,80-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, arta kalan 64,80-TL yargılama giderinden davalı idarece istinaf aşamasında karşılanan 32,50-TL'nin mahsubu sonrası kalan 32,30-TL'nin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.512,00-TL avukatlık ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, ilk derece Mahkemesince vekalet ücreti yönünden davacı vekili lehine hüküm kurulduğundan bu hususta yeniden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli 3 sayılı tarife uyarınca reddedilen miktar üzerinden 44,40-TL’den az olmamak üzere binde 4.55 oranında hesaplanacak nispi karar harcı ile harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 103,90-TL istinaf başvuru harcının aynı Kanun'un 13/j maddesinin parantez içi hükmü uyarınca davacıdan tahsiline, posta avansından artan kısmın ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca konusu 144.000,00-TL'yi aşmadığı için kesin olarak 10.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)