(3201 S. K. m. 55) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Emniyet Müdürlüğü emrinde 3. sınıf emniyet müdürü olan davacı tarafından, 2.sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine 30/06/2016 tarihi itibariyle terfi ettirilmemesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu'nun 16/07/2017 tarih ve 2017/1 karar no'lu işleminin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının 30/06/2016 tarihi itibariyle iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, özlük haklarına ilişkin talebin kabulüne ve hukuka aykırı olduğu tespit edilen uyuşmazlık konusu işlem dolayısıyla davacının mahrum kaldığı özlük haklarının 3.sınıf emniyet müdürü kadrosuna terfi ettirildiği 30/06/2016 tarihinden itibaren davalı idarece iadesine dair İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 30/05/2018 tarih ve E:2017/1800, K:2018/1103sayılı kararının; işlemin hukuka uygun olduğu, mahkeme kararının hukuka uygun olmadığı iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul Emniyet Müdürlüğü emrinde 3. sınıf emniyet müdürü olan davacı tarafından 2.sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine 30/06/2016 tarihi itibariyle terfi ettirilmemesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun 16/07/2017 tarih ve 2017/1 karar no'lu işleminin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının 30/06/2016 tarihi itibariyle iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "...Bu itibarla; dava dosyasında yer alan Yüksek Değerlendirme Kurulu kararında yer verilen gerekçeler, uyuşmazlık konusu terfi döneminde terfiyi hak eden ve terfi ettirilen personele ilişkin liste ile bu listede yer alan personelin kıdem, sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturma bilgileri gözönünde bulundurulduğunda; davalı idarece liyakat değerlendirmesinde dikkate alınması gereken ölçütlerin, rütbe terfiine aday personel yönünden eşit, objektif ve istikrarlı şekilde uygulandığının ortaya konulamadığı anlaşıldığından, bir üst rütbeye terfi için liyakatli olduğu anlaşılan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, hukuka aykırı olduğu tespit edilen uyuşmazlık konusu işlem dolayısıyla davacının mahrum kaldığı özlük haklarının 3.sınıf emniyet müdürü kadrosuna terfi ettirildiği 30/06/2016 tarihinden itibaren davalı idarece iade edilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, özlük haklarına ilişkin talebin kabulüne ve hukuka aykırı olduğu tespit edilen uyuşmazlık konusu işlem dolayısıyla davacının mahrum kaldığı özlük haklarının 3.sınıf emniyet müdürü kadrosuna terfi ettirildiği 30/06/2016 tarihinden itibaren davalı idarece iadesine karar verilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 55. maddesinde, rütbelere terfi ettirilecek personelin kurullarda görüşülmesinin kıdem sırasına göre, rütbelere terfilerin ise bu maddede öngörülen sınav ve eğitim şartı saklı kalmak üzere liyakata göre yapılacağı kuralı getirilmiş; aynı maddenin devamında ise, komiser yardımcısı, komiser ve başkomiserlerin liyakat koşullarını belirlemek ve terfilerini önermek üzere Genel Müdürlük Merkez Değerlendirme Kurulu oluşturulacağı; kurullarda personelin rütbe terfilerinin görüşülebilmesi için, a) Bulunulan rütbelerdeki en az bekleme sürelerinin tamamlanması, b) Bekleme süresi içindeki yıl sayısı kadar iyi ve çok iyi performans değerlendirme puanının alınması, c) Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olunması, d) Polis Akademisi Başkanlığınca düzenlenecek yöneticilikle ilgili hizmetiçi eğitimde başarılı olunması şartları getirilmiştir. Bu düzenlemedeki buyurucu ifadeler, bir taraftan öngörülen şartları taşımayan personelin terfi değerlendirmesine alınmasını yasal olarak engellemekte, öte yandan değerlendirme kurullarının, personelin değerlendirme dışı bırakılmasındaki yetki sınırını belirlemektedir.
10/05/2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinde, ''Kıdem'', bir rütbeye terfi tarihinden itibaren bulunduğu rütbede geçen hizmet süresi; ''Liyakat'' ise, personelin bir üst rütbedeki görevlerin gereklerini yerine getirebilme niteliği olarak tanımlanmış; 8. maddesinde, polis amirlerinden üst rütbelere terfi ettirilecek olanların kurullarda görüşülebilmesinin kıdem sırasına göre, rütbelere terfilerin ise 12. maddede belirtilen şartları taşımak kaydıyla liyakate göre yapılacağı vurgulanmış; 20. maddesinde; "(1) Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurulları, terfi edecek personel hakkında; a) Bulunduğu rütbedeki performans değerlendirme, başarı ve üstün başarı belgesi bilgilerini b) Mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetlerini, c) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen cezalarını, ç) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, verilen disiplin cezalarını, d) Hakkında devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturma bilgilerini, e) Bu Yönetmelikte belirtilen sınavlar sonucunda elde ettiği başarı durumlarını dikkate alarak belirleyecekleri liyakat koşullarına göre değerlendirerek, edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verecekleri ......(3) Liyakatli olduğu değerlendirilen personel hakkında; terfi edeceği rütbede boş kadro bulunması halinde “Terfi eder”, boş kadro bulunmaması halinde “Kadrosuzluk nedeniyle terfi etmez” kararı verileceği, bir üst rütbeye terfi etmek için yetersiz görülen personel hakkında ise “Terfi etmez” kararı verileceği" hükmü getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuatın değerlendirilmesinden; Değerlendirme Kurulunun, bir amirin üst rütbeye terfi ettirilip ettirilemeyeceği hususundaki değerlendirmesini, kıdemi yeterli olduğu için terfi incelemesine kıdem sırasına göre giren amirin liyakatini göz önünde bulundurmak suretiyle yapacağı, liyakatin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinde ise personelin performansı, başarı belgesi, mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetlerinde almış olduğu cezalar, geçirdiği ve devam eden soruşturmaların niteliği gibi hususlara göre belirlenecek terfi yeterliliği unsurlarının bir bütün olarak dikkate alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Dava dosyasının, davacının UYAP kayıtlarında bulunan diğer dava dosyaları ile birlikte incelenmesinden; davacının, Mayıs 2011 tarihinde yapılan Kurul toplantısında alınan kararla 4. sınıf Emniyet Müdürlüğü rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının Mayıs/2011 tarihinden itibaren iadesine karar verilmesi istemiyle açtığı davada işleyen yargı süreci sonucunda İstanbul 9. İdare Mahkemesince verilen 23/10/2015 tarih ve E:2015/1802, K:2015/1870 sayılı kararla dava konusu işlemin iptaline, bu işlem sebebiyle yoksun kalınan özlük haklarının Mayıs/2011 tarihinden itibaren davacıya iadesine karar verildiği; bu karar üzerine davacının 30/06/2011 tarihi itibariyle 4. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirildiği; sonrasında, idarece davacının 30/06/2016 tarihi itibariyle 3. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmesi üzerine, terfiye esas alınan tarihin yanlış olduğu, terfiye esas tarihin 30/06/2014 olması gerektiği iddiasıyla davacı tarafından açılan davada İstanbul 7. İdare Mahkemesince verilen 27/01/2017 tarih ve E:2016/713, K:2017/190 sayılı kararla davanın davacı lehine karara bağlandığı; buna göre, davacının 3. sınıf emniyet müdürlüğündeki bekleme süresinin 30/06/2016 tarihinde dolduğunun ortaya çıktığı ve dolayısıyla davacının 2. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi edip etmeyeceği yönündeki kararın 2016 yılındaki Kurul toplantısında görüşülmesi gerektiği; ancak, İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 2016/713 esas sayılı dosyasında verilen kararın 2016 yılındaki Kurul toplantısından sonra verilmesi sebebiyle davacının durumunun 2016 yılı Kurul toplantısında görüşülemediği; bu sebeple, 2017 yılında yapılan Kurul toplantısında davacının 2. sınıf emniyet müdürlüğüne terfisiyle ilgili olarak hem 2016 hem de 2017 yılıyla ilgili olarak karar alındığı ve kararda davacının 2016 yılı itibariyle de 2017 yılı itibariyle de terfi ettirilmemesine karar verildiği; bunun üzerine, 2017 yılı Kurul kararının 2016 yılına ilişkin kısmı açısından iş bu davanın, 2017 yılı Kurul kararının 2017 yılına ilişkin kısmı açısından da İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 2017/1631 esas sayılı davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davalı idare tarafından verilen savunmada, 1996 yılında Komiser Yardımcısı olarak göreve başlayan davacıyla birlikte polis amiri olarak göreve başlayan tüm emsalleri hakkında 10/05/2014 tarih ve 2014/1 sayılı Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararının 12'nci maddesi kapsamında kadrosuzluk nedeniyle "terfi etmez" kararı verildiği, yargı kararı gereğince davacının 3. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi durumunun 2016 yılı (2 sayılı) Yüksek Değerlendirme Kurulunda görüşüldüğü ve yapılan değerlendirme sonucunda 30/06/2016 tarihinden geçerli ''Terfi Eder'' kararı verildiği, ancak İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 27/01/2017 tarih ve E.2016/713 K.2017/190 sayılı kararı doğrultusunda davacının 3. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi tarihinin 30/06/2014 olarak düzenlendiği, dava konusu kurul kararında davacının 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak bir üst rütbeye terfi durumunun ayrı ayrı değerlendirildiği hususlarının belirtildiği; dava konusu 2017/1 no'lu Kurul kararı incelendiğinde ise, kararın (2) numaralı maddesinde, "halen görev yapmakta olan (2) yıllık 2. sınıf ve 4. sınıf emniyet müdürleri ile (3) yıllık Emniyet Amirlerinin mevcut rütbelerindeki hizmetlerinde bir yıl daha kalmalarının bu rütbedeki personel ihtiyacı ve kamu yararı açısından uygun olacağı değerlendirildiğinden, bu kapsamda bulunan tüm personelin tamamı hakkında "terfi etmez" kararı verilmiştir" gerekçesinin yer aldığı, bu karar nedeniyle, bu kapsamda bulunan davacı dahil 19 adet personelin kanun önünde eşitlik ilkesi gerekçesiyle 2. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine terfi ettirilmemesine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, "liyakat" değerlendirilmesi ölçüt olarak alınması gerekirken, yapılan değerlendirmede sadece kıdem esas alınıp; sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturma bilgileri gibi liyakate ilişkin hususların hiçbirisi değerlendirilmeden, toplu olarak terfi etmez kararı verildiği görüldüğünden, rütbe terfiine aday personel yönünden kıstas alınacak ölçütlerin eşit, objektif ve istikrarlı şekilde uygulanıp uygulanmadığı konusunda kanaat edinilemediğinden, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunun saptanmış olmasının, davacının doğrudan 2. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmesi sonucunu doğurmayacağı, iş bu yargı kararı üzerine davalı idarenin ilgili kurulunu tekrar toplayarak, iş bu kararda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle davacının durumunun liyakat yönünden "yeniden" değerlendirilmesi ve bir üst rütbeye terfi edip etmeyeceği konusunda yeni bir işlem tesis edilmesi gerektiği dikkate alındığında, terfi edip etmeyeceği belli olmayan davacının, özlük hakkı kaybının varlığından şu an için söz edilemeyeceğinden, davacının bu kısım hakkındaki talebi ile ilgili olarak karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 30/05/2018 tarih ve E:2017/1800, K:2018/1103 sayılı kararının işlemin iptaline yönelik kısmı hakkında yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, istinaf konusu kararın "özlük haklarına ilişkin talebin kabulüne ve hukuka aykırı olduğu tespit edilen uyuşmazlık konusu işlem dolayısıyla davacının mahrum kaldığı özlük haklarının 3.sınıf emniyet müdürü kadrosuna terfi ettirildiği 30/06/2016 tarihinden itibaren davalı idarece iadesine" yönelik kısmı hakkında yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılmasına ve davacının "işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının 30/06/2016 tarihi itibariyle iadesine karar verilmesi" istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına; istinaf aşamasında yapılan 46,50 TL yargılama giderinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına; posta gideri avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine; kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 09/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)