(2577 S. K. m. 45, 49) (213 S. K. m. 3) (3065 S. K. m. 29) (4. DD. 17.01.2019 T. 2018/2715 E. 2019/212 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, sahte belge kullanımı nedeniyle takdir komisyonuna sevk edilerek takdir komisyonunca takdir edilen matrah farkları üzerinden re'sen tarh edilen 2010/4, 8, 9, 10 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; uyuşmazlık konusu amme alacağının 2010 yılında doğduğu ve zamanaşımı süresinin 31.12.2015 tarihinde dolduğu, dava konusu cezalı tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin ise 01.10.2016 tarihinde tebliğ edildiğinden zamanaşımı sebebiyle yapılan dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle kabulüne karar veren İstanbul 3. Vergi Mahkemesi'nin 16.01.2017 tarih ve E:2016/2558, K:2017/70 sayılı kararına karşı davalı idare vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Dairemizin 12.10.2017 tarih ve E:2017/1759, K:2017/4250 sayılı kararına davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 17.01.2019 tarih ve E:2018/2715, K:2019/212 sayılı bozma kararına ısrar edilmesine ilişkin Dairemizin 20.06.2019 tarih ve E:2019/1578, K:2019/1824 sayılı kararının Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 19.02.2020 tarih ve E:2019/1526, K:2020/153 sayılı kararı ile "...takdir komisyonuna sevk tarihi, takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi, ihbarnamenin tebliğ tarihi dikkate alınarak olayda zamanaşımının bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi, zamanaşımının bulunmadığının tespiti halinde takdir komisyonu kararının verildiği tarih itibarıyla re'sen tarh nedeninin bulunup bulunmadığı ve re'sen takdir edilen matrahın hukuka uygun olup olmadığı hususları da araştırılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken dava konusu vergi ve cezaların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle verilen temyize konu ısrar kararında hukuki isabet bulunmadığı..." gerekçesiyle bozulması üzerine, yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının esas kaydına alınmasından ibarettir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Vergi Dava Dairesi'nce; Dairemizin 20.06.2019 tarih ve E:2019/1578, K:2019/1824 sayılı kararının Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 19.02.2020 tarih ve E:2019/1526, K:2020/153 sayılı kararıyla bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50/5. maddesi uyarınca bozma kararına uyularak dava dosyası Dairemizin 22.10.2020 tarihli ara kararı uyarınca ibraz edilen bilgi ve belgelerle birlikte yeniden incelenmek suretiyle işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, sahte belge kullandığından takdir komisyonuna sevk edilerek takdir komisyonunca takdir edilen matrah farkları üzerinden re'sen tarh edilen 2010/4, 8, 9, 10 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu, 3. fıkrasında da; bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği belirtilmiş, aynı Kanunun ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49.maddesinin 2. fıkrasında ise; ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması'' bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun vergi kanunlarının uygulanması ve ispatını düzenleyen 3/B maddesinde; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı, kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29’uncu maddesinde, yükümlülerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri öngörülmüş, 34’üncü maddesinde ise indirim yapılabilmesi, indirime konu vergilerin söz konusu belgelerde gösterilmesi ve bu belgelerin yasal defterlere kaydedilmiş olması koşullarının birlikte bulunmasına bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin 2010/4, 8, 9 ve 10 dönemleri matrahının takdiri amacıyla 10.11.2015 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonuna done olmak üzere hazırlanan 15.04.2016 tarih ve 2016-A-1606/17 sayılı vergi tekniği raporunda, 2010 yılında davacının faturalarını defterlerine kaydettiği Tasf. Hal. ... Metal San. Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen katma değer vergisinin indirimlerinden çıkarılması gerektiğinin belirtilmesi üzerine düzenlenen takdir komisyonu kararlarıyla takdir edilen matrah üzerinden yapılan dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı adına fatura düzenleyen İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün mükellefi Tasf. Hal. ... Metal San. Tic. Ltd. Şti. adına tanzim edilen 30.11.2012 tarih ve 2012/160 sayılı vergi tekniği raporu ve eklerinin incelenmesinden; 27.05.2009tarihinde metalden prefabrik yapıların, köprülerin, köprü parçalarının, kulelerin, kafes direklerinin, konstrüksiyon elemanlarının, diğer yapıların ve yapı elemanlarının toptan ticareti işi ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 15.12.2011 tarihi itibari ile tasfiyeye girdiği, 2009 takvim yılında 6111 sayılı Yasa kapsamında katma değer vergisi ve kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunduğu, defter ve belgelerin ibraz edildiği ve tasdikli olduğu, mükellef kurumun ortak ve tasfiye memuru olan ...’ün %90 hisse ile ortak olduğu şirket hakkında sahte belge düzenlemekten inceleme yapıldığı, 03.03.2011 tarihinde yapılan yoklamada; iş yerinin 100 m2 büyüklüğünde asma katlı iş yeri olduğu, aynı adres ...’ün ortak olduğu ... Çelik İnş. Tic. Ltd. Şti.'nin de faaliyet gösterdiği, demir çelik alım-satımı yapıldığı, asma katın büro olarak kullanıldığı, zemin katta muhtelif profillerin olduğu, ...’in kod listesi olarak alınan sakıncalı mükellefler listesinde olduğu, 19.09.2011 tarihli yoklamada; işyerinde bir işçi çalıştığı, faaliyet konusunun profil, demir saç toptan satışı olduğu, imalatların ve kapasite raporlarının bulunmadığı, şube ve deposunun olmadığı, aylık kirasının 600,00 TL olduğu, iş yerinde 10 ton emtia bulunduğunu mükellefin beyan ettiği, iş yerinde demirbaş olarak 1 adet vinç, 2 masa, 4 koltuk, 1 tv, 1 klima, 2 bilgisayar, 1 dolap bulunduğu beyan ve tespit edildiği, 16.01.2012 tarihli yoklamada; şirketin tasfiye halinde olduğu, herhangi bir faaliyetinin olmadığı, çalışanın bulunmadığı, 2010 yılı kurumlar vergisi matrahının 51.735,00 TL, 2011 yılı 34.288,00 TL olduğu, kurum geçici vergi beyannamelerinin verildiği, 2010 ve 2011 yılları muhtasar beyannamelerinde 1-2 işçi çalıştırdığını beyan ettiği, 2010 yılında verilen KDV matrahı toplamının 13.773.575,00 TL, 2011 yılı KDV matrahı toplamının 7.172.995,00 TL olduğu, 2010 ve 2011 yıllarında düzeltme KDV beyannameleri verdiği, tahakkuk eden borçlarından 709,00 TL ödemede bulunduğu, toplam 229.752,00 TL ödenmemiş vergi borcu olduğu, mal veya hizmet alım-satımında bulunduğu mükellefler hakkında olumsuz tespitlerin olduğu, 2010 yılında kullanmış olduğu 13.439.302,00 TL faturanın 13.416.263,00 TL kısmının (%99) hakkında sahte belge düzenlemekten olumsuz tespitlerin olduğu mükelleflere ait olduğu, 2011 yılında faaliyetine ilişkin olarak kullandığı 7.129.065,00 TL tutarında faturaların yaklaşık %97’sini oluşturan kısmının hakkında sahte belge düzenlemekten dolayı olumsuz tespit olan mükellefler tarafından düzenlendiği, 2010 ve 2011 yılları yevmiye defterlerinde herhangi bir demirbaş kaydı yapılmadığı, usulsüz olarak kurumlar vergisi matrahında gider kaydettiği belirtilerek düzenlediği faturaların sahte fatura olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden davacı adına fatura düzenleyen Tasf. Hal. ... Metal San. Tic. Ltd. Şti.'nin yapılan yoklamalarda beyan ettiği ticari organizasyonu gerçekleştirecek faaliyeti olduğunun tespit edilememesi, bu miktarları karşılayacak yeterli iş gücü kapasitesi, şube, depo vb teknik ekipmanının olmaması, emtia alım satımında bulunduğu mükellefler hakkında sahte belge düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunması, tahakkuk eden vergi borçlarını ödememesi, yasal defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak düzenlenmemesi gibi tespitler birlikte değerlendirildiğinde ilgili faturalardaki malların anılan mükelleften alındığı yönündeki iddialara itibar etmek mümkün değildir. Bu nedenle, davacının adı geçen mükelleften temin ettiği faturalarda yer alan katma değer vergisi indiriminin reddi suretiyle re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında yasal isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 19.02.2020 tarih ve E:2019/1526, K:2020/153 sayılı bozma kararına uyulmasına, davanın reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca dava aşamasında davacı tarafından yapılan 124,60 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf ve temyiz aşamasında davalı idare tarafından yapılan 230,30 TL yargılama gideri ile Dairemiz kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.890,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca 54,40 TL maktu karar harcından az olmamak üzere dava konusu miktar üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak nispi karar harcı ile aynı Kanunun 13/j. maddesi uyarınca, istinaf ve temyiz aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 90,80 TL istinaf başvurma harcı ve 329,50 TL temyiz yoluna başvurma harcının davalı idarece davacıdan alınmasına, Dairemizce resmi olarak yapılan 38,00 TL posta giderinin davacıdan alınması için Dairemizce İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'na müzekkere yazılmasına, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 19.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)