(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliği emrinde V.H.K.İ olarak görev yapan davacı tarafından, 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 30.12.2016 tarih ve E:2016/22, K:2016/22 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin yayınlanması üzerine kurum personeli hakkında başlatılan soruşturma sırasında yapılan inceleme ve araştırmada, davacı ile yoğun sosyal ilişki içinde olan ve tanık olarak dinlenen iş arkadaşlarının ifadeleri ile davacı ile aynı kapsamda savunması alınan ve mesai arkadaşı olan başka bir Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni'nin savunmasında yer alan; "davacı ile birlikte FETÖ/PDY yapılanmasının sohbetlerine katıldıkları ve davacının bu sohbetlere 17/25 Aralık tarihinden sonra da devam ettiği" yönündeki ifadelerin ve davacı hakkında yapılan soruşturma sırasında verdiği bilgilerin diğer personelle yüzleştirilmesi üzerine, yalan beyan olduğunun ortaya çıkmasının birlikte değerlendirilmesi sonucu dava konusu işlemin tesis edildiği, Mahkemelerince yapılan ara kararlarına verilen cevaplardan ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemeden de davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli olarak yürütülen soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/111031 soruşturma sayılı dosyası ile devam ettiğinin görüldüğü, bu durumda, somut olay ve mevzuat hükmü birlikte değerlendirildiğinde, terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile hakkında kamu görevinden çıkarma kararı verilen davacı arasındaki bağın somut verilerle ortaya konulduğu, kaldı ki terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile hakkında kamu görevinden çıkarma kararı verilen personel arasındaki bağın "sübut" derecesinde ortaya konulmasının aranmadığı, böyle bir bağın birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amir tarafından değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü, buradaki değerlendirmenin birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirde oluşacak bir kanaati ifade ettiği, bu kanaatin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kamu görevinde kalmasının uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibaret olduğu, Anayasa Mahkemesinin de Devlet mekanizmasında hayati öneme sahip bir birim olduğu hususları dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 2.İdare Mahkemesi'nce verilen 27/06/2018 gün ve E:2017/373, K:2018/1311 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu, hakkında somut bilgi ve belge bulunmadığı, soruşturma açılmadığı ve savunması alınmadan işlem tesis edildiği ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/06/2018 gün ve E:2017/373, K:2018/1311 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin REDDİNE, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan taraf üzerinde BIRAKILMASINA, fazla alınan 134,00TL harç ile posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesi halinde istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 15/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)