(2577 S. K. m. 15, 45, 49) (2918 S. K. m. 110)
İSTEMİN ÖZETİ : Davacı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı olan ..... plakalı aracın Sakarya ili, Karasu ilçesi, Yalı Mahallesi, İstanbul Caddesi, Shell(Palacı) Petrol önünde tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası yapması sonucunda hasar görmesi nedeniyle poliçe sahibine ödenen 8.930,40-TL hasar bedelinin, idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek halefiyet ilkesi gereği ödeme tarihi olan 14.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan davada; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 19.01.2011 günlü 27820 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik “Görevli ve Yetkili Mahkeme” kenar başlıklı 110. maddesi uyarınca bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren motorlu araç kazalarından dolayı karayolunun bakım ve işletmesinden sorumlu olan kamu kurumlarının hukuki sorumluluğuna ilişkin davaların adli yargı yerlerinde görüleceği ve yalnızca anılan maddenin yürürlük tarihi olan 19.01.2011 tarihinden önce idari yargı yerlerinde açılan davaların idare mahkemelerinde görülmesi gerektiği, dolayısıyla 27.01.2017 günü meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan zararın giderilmesi istemiyle açılan bu davanın da görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine ilişkin Sakarya 1. İdare Hakimliğince verilen 14.11.2017 tarih ve E:2017/949, K:2017/1113 sayılı kararın; taraflarca, davada idari yargının görevli bulunduğu iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; “görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması” bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı, Uyuşmazlık Mahkemesinin yerleşik kararlarına uygun karar verildiği anlaşıldığından ve dilekçelerde ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvuruların reddine, başvuru aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin başvuranlar üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın mahkemesince ilgililerine iadesine, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 13.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)