(2709 S. K. m. 11, 40) (2577 S. K. m. 7, 11, 45, 52)
İSTEMİN ÖZETİ: 2010 ila 2017 yılları arasındaki muhtelif amme alacaklarının takip ve tahsili amacıyla davacı şirket adına düzenlenen, 27/09/2017 tarih ve 1889 numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle reddeden Kayseri Vergi Mahkemesi'nin 23/02/2018 tarih ve E:2018/231, K:2018/189 sayılı kararının, davanın süresinde açıldığının kabulü gerekliği iddia edilerek kaldırılması ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. ve 52. maddeleri uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava. 2010 ila 2017 yılları arasındaki muhtelif amme alacaklarının takıp ve tahsili amacıyla davacı şirket adına düzenlenen, 27/09/2017 tarih ve 1889 numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarım ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş: 40. maddesinde, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer almıştır.
İdari işlemlere karşı başvuru yollarının farklı düzenlemelerde yer alması, başvuru suresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilebilmesi nedeniyle, işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idarelerce işlemlerde belirtilmesi hukuk devletinde hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir. Anılan Anayasa hükmü ile de, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış, idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
İdarenin, Anayasa'dan kaynaklanan yükümlülüğü yerine getirmesi esas olmakla birlikte, belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma sürelerinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmamaktadır. Anayasanın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağının belirtilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma süresinin işletilmesi zorunludur.
Ancak, idari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarda veya özel maddelerde genel dava açma sürelerinin dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süresi gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak olmayıp, aksine bir yorum, Anayasa’nın 40. maddesinin göz ardı edilmesi sonucunu doğurmaktadır.
Bu itibarla Anayasa’nın 40. maddesi hükmü dikkate alınarak, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliğ tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil vergi davaları için 30 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
2577 sayılı Kanunun 7/1. maddesinde ise, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, Danıştay ve idari mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu hükme bağlanmış, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte bulunan 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde vergi mahkemeleri nezdinde dava açabilecekleri belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlem yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı adına 2010 ila 2017 yılları arasındaki muhtelif amme alacaklarının takip ve tahsili amacıyla 27/09/2017 tarih ve 1889 no’lu ödeme emri düzenlenerek 02/10/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından söz konusu ödeme emrinin iptaline yönelik olarak 09/10/2017 tarih ve 8860 sayılı dilekçe ile davalı idareye müracaat edildiği, yapılan bu başvurunun davalı idare tarafından cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine Kayseri Vergi Mahkemesinde 02/01/2018 tarihinde E:2018/3 sayılı ilk davanın açıldığı, davada Mahkemece K:2018/48 sayılı karar ile dilekçenin reddine karar verilmesini müteakiben, yenileme suretiyle Kayseri Vergi Mahkemesine 22/02/2018 tarihinde E:2018/231 sayılı davanın açıldığı, işbu davada verilen 23.02.2018 gün ve 2018/189 sayılı karar ile de; “davacıya ödeme emrinin 02/10/2017 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığında davacının dava açma süresi içinde, dava açma süresinin son günü olan 09/10/2017 tarihinde davalı idareye başvurarak dava açma süresini durdurduğu, 09/10/2017 tarihinde yapılan başvurunun ise 60 gün içinde cevap verilmemesi nedeniyle 08/12/2017 tarihinde zımnen reddedilmiş sayıldığı, davacının idareye yaptığı 09/10/2017 tarihli başvurusunun zımnen reddedilmesi üzerine kalan dava açma süresi içinde dava açması gerekirken ve dava açma süresinin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 (yedi) gün olması, davacının ise davalı idareye dava açma süresinin son günü olan 08/10/2017 tarihinde başvurmuş olması ve kalan dava açma süresinin olmaması nedeniyle en geç başvurunun zımnen reddedildiği tarihi takip eden 08/12/2017 tarihinde dava açılması gerekirken davacı şirket tarafından Mahkememize açılan E:2018/3 sayılı ilk davanın, süresinden sonra 02/01/2018 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmakla, bakılmakta olan davanın devamı niteliğindeki ilk davada süre aşımı bulunduğundan, yenileme dilekçesiyle açılan işbu, davada da süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına düzenlenen ödeme emri ve tebliğ belgesinde, 7 günlük özel dava açma süresi hakkında herhangi bir bilgiye yer verilmemiş olduğu görüldüğünden, dava konusu anılan ödeme emrine karşı vergi davalarının da genel dava açma süresi olan 30 gün içerisinde dava açılabileceğinin kabulü gerekir.
Bu durumda davanın 08.12.2017 tarihinde zımni tarihinde ret süresinden sonra kalan 23 günlük sürede açılması gerektiği, bu sürenin ise 31.12.2017 Pazar gününe isabet ettiği, 01.01.2018 Pazartesi gününün de resmi tatil olması nedeniyle davanın 02.01.2018 tarihinde açılabileceğinin anlaşılması ve davanın da bu tarihte açılması karşısında, açılan davanın süresinde olduğu sonucuna ulaşıldığından, Kayseri Vergi Mahkemesince süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf isteminin kabulüne, Kayseri Vergi Mahkemesi’nin 23/02/2018 tarih E:2018/231, K:2018/189 sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın tekemmül ettirilerek, esastan incelenerek karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesine, yeniden hüküm verilirken Mahkemesince yargılama giderleri dikkate alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 21/06/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)