(4691 S. K. m. 4) (3194 S. K. m. 5)
İSTEMİN ÖZETİ: ......, 470 ada 2 numaralı parselde hissedar olan davacı tarafından, anılan parseli kapsayacak şekilde yapılan Gebze Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesinin, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 25/02/2014 tarih ve 1558 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve bu plana dayalı olarak yapılan imar uygulamasının iptali istemiyle açılan davada, "...1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kararları teknoloji geliştirme bölgesi sınırlarının ve ana ulaşım bağlantılarının gösterilmesi temelinde planların kademeli birlikteliğine ve planlama bütünlüğüne, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına ve hukuka uygun olduğundan dava konusu Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 28.03.2016 tarihindeonaylanan1/1000ölçekliuygulamaimarplanında hukuka aykırılık, etaplar arasındaki kabul edilebilir ölçülerin üzerindeki DOP oranı farklılığı dikkate alınmaksızın etaplara ait düzenleme sınırlarının belirlenmesi sebebiyle, hakkaniyete, mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmayan Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi 2. Etap İmar Uygulaması (parselasyon) işleminde ise hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu 28.03.2016 tarih ve 1357 sayı ile onaylanan Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının iptali istemi yönünden reddine, Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi 2. Etap İmar Uygulaması (parselasyon) işlemi yönünden ise davacının hissedarı olduğu ......, 470 ada 2 parsel bakımından iptaline ilişkin Kocaeli 1. İdare Mahkemesi'nin 02/05/2018 tarih ve E:2016/335, K:2018/495 sayılı kararının; davacı tarafından "ret"te ilişkin kısmının; dava konusu planın planlama ilkeleri ve kamu yararına aykırı olduğu, üst ölçekli planlara aykırı olduğu, yönetici şirkete menfaat sağlayacak şekilde yapıldığı, imar adalarının oldukça büyük oluşturulduğu iddialarıyla, davalı idare Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından "iptal"e ilişkin kısmının; imar uygulamasının düzenleme sınırının mevzuatı uygun olduğu, alanda yapılacak diğer etaplara ilişkin sınırlarının dikkate alınmadığı, planın bütünü kapsamında etaplaşmaya dair değerlendirme yapılmadan DOP farkı nedeniyle olumsuz görüş oluşturulmasının doğru olmadığı, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu, davanın bu kısmının da reddi gerektiği iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI SAVUNMA ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVACININ SAVUNMA ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, ......, 470 ada 2 numaralı parselde hissedar olan davacı tarafından, anılan parseli kapsayacak şekilde yapılan Gebze Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesinin, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 25/02/2014 tarih ve 1558 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve bu plana dayalı olarak yapılan imar uygulamasının iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının istinaf talebine yönelik olarak;
İdare Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf istemine konu edilen "ret"te ilişkin kısmının dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeler Dairemizce de uygun bulunmuş olup, istinaf dilekçesinde yer verilen iddialar söz konusu kararın istinafa konu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davalı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının istinaf istemine gelince;
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun 4'üncü maddesinde; "Bölge ile ilgili başvurular Kurucu Heyet tarafından yapılır. Başvuruları değerlendirmek üzere Bakanlık Sanayi Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürünün başkanlığında, Maliye Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Bakanlık tarafından belirlenecek teknoloji konusunda faaliyet gösteren bir özel kuruluştan birer temsilcinin katılımı ile Değerlendirme Kurulu oluşturulur. Bakanlar Kurulu, Değerlendirme Kurulunun uygun görüşü ve Bakanlığın teklifiyle Bölge kuruluşu ile Bölgeye ek alan katılmasına ya da Bölge sınırı değişikliğine karar verir. Bu kararlar Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer. Bölgelerdeki planlama sürecinde imar planları ve değişiklikleri, parselasyon planları ve değişiklikleri, çıkacak yönetmeliğe uygun olarak Bölgenin yönetici şirketince hazırlanır ve Bakanlık tarafından onaylanarak yürürlüğe girer. Kesinleşen imar planları, bilgi için ilgili kurumlara gönderilir. Arazi ve bina temini, planlama ve projelendirme, alt yapı ve üst yapının inşası ile ilgili harcamalar yönetici şirkete aittir. Teknik sorumluluğu yönetici şirket tarafından belirlenecek proje müellifi ve fenni mesule ait olmak üzere 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerine uygun olarak hazırlanan veya hazırlattırılan uygulama projeleri Bakanlık tarafından onaylanır.” hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Yasasının 5. maddesinde; "Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumun işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır. Uygulama imar planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak Nazım İmar Planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bölgeleri ayrıntıları ile gösteren plandır tanımlarına yer verilmiş olup, "Plan Kademeleri" başlıklı 6. maddesinde ise; planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından; "Bölge Planları" ve "İmar Planları", imar planlarının ise, "Nazım İmar Planları" ve "Uygulama İmar Planları" olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Yasanın 8/b maddesinde de; imar planının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğunun sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyece yapılacağı ve yaptırılacağı" düzenlemesine, 18'inci maddesinde de; "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez. Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumi hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
İmar Kanununun 18 inci maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde; "Belediye ve mücavir alan sınırı içinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile; dışında valilikler, il idare kurulu kararı ile; 5 yıllık imar programlarında öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, yeterli miktarda arsayı, konut yapımına hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tesbit etmek ve uygulamasını yapmak mecburiyetindedir. Konut yapımına hazır arsa sayısının, bir önceki yıl verilen inşaat ruhsatından az olmamasına dikkat edilir. Belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz. Ancak, imar adasının büyük bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması ve diğer kısmında birkaç taşınmaz malın tevhid ve ifraz yoluyla imar planı ve imar mevzuatına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin mümkün olduğu hallerde, adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlemesine konu teşkil edebilir. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde İmar Kanununun 18 inci maddesi hükmünün tatbiki mümkün olmayan hallerde, müstakil inşaata elverişli olan kadastro parsellerine plana göre inşaat ruhsatı verilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; 11.06.2011 tarih ve 27961 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararı ile dava konusu parsellerin yer aldığı alanın Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi olduğu, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunun 4. maddesi uyarınca da Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 25.02.2014 tarih ve 1558 sayılı karar ile 1/1000 ölçekli Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi Uygulama İmar Planı'nın onaylandığı, bu plan doğrultusunda yapılan ve 06/01/2015-06/02/2015 tarihleri arasında askıya çıkarılan Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi 2. Etap Parselasyon Planı ile de dava konusu taşınmazların imar uygulamasına tabi tutulması üzerine de 1/1000 ölçekli Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi İmar Planının ve davacının mülkiyetindeki taşınmazlara ilişkin olarak yapılan imar uygulamasının iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İlk derece Mahkemesince, "...etaplar arasındaki kabul edilebilir ölçülerin üzerindeki DOP oranı farklılığı dikkate alınmaksızın etaplara ait düzenleme sınırlarının belirlenmesi sebebiyle, hakkaniyete, mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmayan Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi 2. Etap İmar Uygulaması (parselasyon) işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi 2. Etap İmar Uygulaması (parselasyon) işlemi yönünden ise davacının hissedarı olduğu ......, 470 ada 2 parsel bakımından iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin dayanağı uygulama imar planına bakıldığında, alanda yapılacak parselasyon işlemine ilişkin olarak bir takım kurallar getirildiği görülmüştür. Bu kurallardan en önemlisi ise şüphesiz, alanda imar uygulamasının 4 etap halinde yapılması ve bu etapların sınırlarının belirlenmesidir. Davalı idarece de dava konusu imar uygulaması yapılırken bu sınırlar esas alınarak (istisnai kaymalar dışında) düzenleme sınırının oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla düzenleme sınırının, 18. Madde Yönetmeliğinin 6. maddesinde yer alan" imar planlarında gösterilmiş düzenleme sınırları varsa bu durum dikkate alınır." hükmü uyarınca belirlendiği tespit edilmiş olup, bilirkişi raporunda da düzenleme sınırının ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak belirlendiği tespitine yer verildiği ayrıca imar uygulamasının etaplar halinde belirlenmesine yönelik mevzuatta bir sınırlama bulunmadığı öte yandan parselasyon işleminin dayanağı uygulama imar planına karşı açılan davada mahkemesince verilen ret kararına karşı yapılan istinaf talebinin Dairemizce yerinde görülmeyerek reddedildiği dolayısıyla dava konusu parselasyon işleminin dayanağı uygulama imar planının halen yürürlükte olduğu, tüm bu hususlar dikkate alındığında düzenleme sınırının hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, parselasyon işlemi sonucunda davacıya kök parseline mümkün mertebe yakın yerde hisse tahsisi yapıldığı, yeni tahsis edilebilecek parseller için minimum (en küçük) parsel büyüklüğü belirlenmemiş ise de, bölgede teknoloji yoğun küçük ve orta ölçekli işletmelerin yer alması amaçlandığı için ada bazında ve daha büyük ölçekli uygulamaları özendirmek amacıyla yapı ada ve parsellerinin büyük tutulmasına özen gösterildiğinin tespit edildiği ve bu sebeple davacıya müstakil parsel verme olanağının bulunmadığı, uygulama sahasında düzenleme ortaklık payı oranının yasal % 40 barajını aşmadığı, uygulama esnasında daha önceki terklerin de dikkate alındığı tespit edilmiştir.
Bu durumda, dava konusu parselasyon işleminin dayanağı uygulama imar planına uygun olarak parselasyon ilkelerine riayet edilmek suretiyle hazırlandığı, imar mevzuatına, imar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımındaki ilke ve tekniklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup, davanın bu açıdan reddi gerekmekte iken aksi yönde verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf talebinin reddine, davalı idarenin istinaf talebinin kabulüne, Kocaeli 1. İdare Mahkemesi'nin 02/05/2018 tarih ve E:2016/335, K:2018/495 sayılı kararın "iptal"e ilişkin kısmının kaldırılarak davanın bu kısmının da reddine, dava ret ile sonuçlandığından dava ve istinaf aşamasında davacı tarafından karşılanan ve aşağıda dökümü yapılan 2.382,55 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, dava ve istinaf safhasında davalı idarece yapılan 69,25 TL posta gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.075,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, istinaf safhasında fazladan yatırılan 98,10 istinaf başvurma harcının istemi halinde davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince taraflara iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 30/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)