(2577 S. K. m. 45, 49) (2942 S. K. Geç. m. 11)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının hissedarı olduğu İstanbul İli, Eyüp İlçesi, .... Mahallesi, 246 pafta, 582 ada, 6 parsel sayılı taşınmazın 12000/367389 hisseye tekabül eden 120m²'lik taşınmazın imar planında "Eğitim Alanı" olarak ayrılmak suretiyle taşınmaza el atılması sebebiyle 500.000,00-TL kamulaştırma bedelinin ve işlem nedeniyle uğramış olduğu zarara karşılık 1.000,00-TL maddi tazminatın işleyecek faizi ile birlikte davalı idarelerden tahsili istemiyle açılan davada; 2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasında yapılan düzenlemelere göre, uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle tasarruf hakkı hukuken kısıtlanan taşınmazların kamulaştırılması ya da plan değişikliği yapılarak kısıtlamanın kaldırılması için ilgili idarelere tanınan beş yıllık sürenin, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren değil, geçici 11. maddenin yürürlüğe girdiği 07.09.2016 tarihten itibaren işlemeye başlayacağı öngörüldüğünden, bu aşamada söz konusu yasal düzenleme nedeniyle davanın esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine ilişkin İstanbul 11. İdare Mahkemesi'nce verilen 24.10.2017 tarih ve E:2017/535, K:2017/1923 sayılı kararın; davacı tarafından, uzlaşma teklifinin kabul edilmemesi hususunun beş yıllık süre koşulunu bertaraf ettiği, yasa ve hukuka aykırı karar verildiği iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ: Kamulaştırma kanununda yapılan son değişiklik maddesi gereğince davacının ilgili kanunun hükmü gereği beş yıl geçmedikçe dava açamayacağı, mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dosya tekemmül ettiğinden davalının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine gerek görülmeyerek işin esasına girilerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; “görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması” bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvurunun reddine, başvuru aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliğine, kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz gün (30) içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 15.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)