(3621 S. K. m. 1, 4, 9, 10) (3194 S. K. m. 18) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Antalya İli, Demre İlçesi, Beymelek Mahallesinde yapılması planlanan revizyon imar planına esas olmak üzere Beymelek sahil şeridini kapsayan bölgede kıyı kenar çizgisinin 3621 Sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına dair Yönetmelik hükümleri gereğince incelenerek tespit, aktarma, iptal ve onama işlemlerinin yapılması istemiyle yapılan 08.08.2016 tarihli başvurunun, söz konusu kıyı kenar çizgisinin değiştirilmesini gerektirecek bilimsel ya da teknik hata bulunmadığından bahisle reddine dair Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 23.02.2017 gün ve E.3531 Sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu alandaki kıyı kenar çizgisinin mevzuat hükümlerine bilimsel verilere uygun olarak belirlenmediğinin anlaşılması ve uyuşmazlık konusu 13.06.1996 tarihinde onaylanan 20.M.III.a paftasındaki ve 09.07.1997 tarihinde onaylanan 20.M.II.d paftasındaki kıyı kenar çizgisinin iptaline yönelik kesinleşmiş Antalya 2. İdare Mahkemesi'nin kararı uyarınca yukarıda yer verilen Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca, kıyı kenar çizgisinin bütünlüğünü ve sürekliliğini sağlayacak şekilde bitişiğindeki onaylı kıyı kenar çizgisi ile birlikte değerlendirilerek, üçüncü kişilerin kazanılmış haklarına hâlel getirmeyerek yeni tespit yapılması gerekirken, davacı idarece, yapılması planlanan revizyon imar planına esas olmak üzere Beymelek sahil şeridini kapsayan bölgede kıyı kenar çizgisinin 3621 Sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına dair Yönetmelik hükümleri gereğince incelenerek tespit, aktarma, iptal ve onama işlemlerinin yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 23.02.2017 gün ve E.3531 Sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Antalya 4. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin 22/12/2017 gün ve E:2017/363, K:2017/1405 Sayılı kararın; davalı Antalya Valiliği vekilince, mahkeme kararına dayanak yönetmeliğin ilgili maddesinin Danıştay kararı ile iptal edildiği, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu; davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekilince ise; bilirkişi raporunun yetersiz olduğu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek mahkeme kararının istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: 3621 Sayılı Kıyı Kanunu'nun 1. maddesinde; Kanunun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplumun yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlendiği, Tanımlar başlıklı 4. maddesinde, Kıyı Kenar Çizgisi'nin, deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırını ifade ettiği, 5. maddede özetle, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu, bu tür yerlerde öncelikle kamu yararının gözetileceği, kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespitinin zorunlu olduğu, 9. maddede; Kıyı kenar çizgisinin, valiliklerce, kamu görevlilerinden oluşturulacak en az 5 kişilik bir komisyonca tespit edileceği, tespit edilen kıyı kenar çizgisinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca onaylandıktan sonra yürürlüğe gireceği, 10. maddesinde; kıyıdaki ve sahil şeridindeki planların bu kanunun ve buna dayanılarak çıkarılacak yönetmeliğin hükümlerine aykırı olamayacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
3621 Sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesinde; Kıyı Kenar Çizgisi; "deniz, tabii ve suni göl ve akarsuları da, alçak-basık kıyı özelliği gösteren kesimlerde kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu, kumsal ve kıyı kumullarından oluşan kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırı; dar yüksek kıyı özelliği gösteren kesimlerde ise şev ya da falezin üst sınırıdır." biçiminde tanımlanmış, 9. maddesinde ise; "Onaylı kıyı kenar çizgileri; a) Kıyı kenar çizgisinin suya düşmesi, b) Mükerrer kıyı kenar çizgisinin bulunması, c) Kıyı kenar çizgilerinin kenarlaşmaması, ç)Yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, d) Daha evvel kıyı özelliği göstermediği halde, malzeme alımı sonucunda oluşan su alanları nedeniyle, bu alanları kıyıda bırakacak şekilde tespit edilen kıyı kenar çizgileri, bu su alanlarının deniz, göl veya akarsu ile doğrudan bağlantılı olmadığının Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca belirlenmesi, halleri dışında değiştirilemez." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin sözü edilen hükmünde kıyı kenar çizgisinin nasıl ve hangi esaslar çerçevesinde tespit edileceği açıklanmıştır. Bu hüküm uyarınca Kıyı Kenar Çizgisi, zemindeki mülkiyet ve yapılaşmalara bakılmaksızın doğal verilere göre bilimsel olarak tespit edilmelidir.
Diğer taraftan, kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıklarda, bilirkişilerce taşınmazın bulunduğu alanda, kıyı kenar çizgisinin hem deniz tarafında hem de kara tarafında muhtelif sondaj çukurları açılmak suretiyle zeminin denizel etki altında bulunup bulunmadığı, bir başka deyişle taşınmazın karasal veya denizel özelliği, belirlenmek suretiyle kıyı kenar çizgisinin mevzuata uygunluğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Dosyasının incelenmesinden; Antalya İli, Demre İlçesi, Beymelek Mahallesi sınırları içerisinde Antalya-Muğla D-400 karayolunun kenarında bulunan sahil boyunca mülga Beymelek Belediyesi tarafından 3194 Sayılı İmar Kanunun 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemi yapıldığı ancak kıyı kenar çizgisinin Antalya-Muğla D-400 karayolunun orta refüjüne rastlaması nedeniyle özel mülkiyetlere yönelik hukuki sıkıntılara sebep olduğu görüldüğünden, yapılması planlanan revizyon imar planına esas olmak üzere Beymelek sahil şeridini kapsayan bölgede kıyı kenar çizgisinin 3621 Sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına dair Yönetmelik hükümleri gereğince incelenerek tespit, aktarma, iptal ve onama işlemlerinin yapılması istemiyle yapılan 08.08.2016 tarihli başvurunun, dava konusu işlemle, söz konusu kıyı kenar çizgisinin değiştirilmesini gerektirecek bilimsel ya da teknik hata bulunmadığından bahisle reddi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, uyuşmazlık konusu 13.06.1996 tarihinde onaylanan 20.M.III.a paftasındaki ve 09.07.1997 tarihinde onaylanan 20.M.II.d paftasındaki kıyı kenar çizgisinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, konu ile ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle Antalya 2. İdare Mahkemesi'nin 07.02.2008 tarih ve E:2006/1042; K:2008/234 Sayılı kararı ile doğal yapıya ve mevzuata uygun olmayan işlemin iptaline karar verildiği, anılan kararın Danıştay 6. Dairesinin 25.06.2010 tarih ve E:2008/8131, K:2010/6693 Sayılı kararı ile bozulduğu, Mahkemece, 16.01.2013 tarih ve E:2012/1489; K:2013/40 Sayılı ısrar kararı alındığı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09.02.2015 tarih ve E:2013/1685, K: 2015/284 Sayılı kararı ile ısrar kararının onandığı, karar düzeltme isteminin de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17.03.2016 tarih ve E:2016/539, K:2016/937 Sayılı kararı ile reddedilerek söz konusu paftalara ilişkin kıyı kenar çizgisinin iptali sonucunu doğuran Mahkeme kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, mahallinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, Dairemizin 27.09.2018 tarihli ara kararı ile ilk derece mahkemesince 3 kişilik bilirkişi heyeti ile (Şehir Plancısı, Jeoloji Mühendisi, Harita Yüksek Mühendisi) ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de; değiştirilmesi istenilen kıyı kenar çizgisinin büyük bir alanı kapsadığı, yapılan keşifte açılan gözlem çukuru sayısının uyuşmazlığın çözümünde yeterli olmadığı, kıyı kenar çizgisinin davacı belediye tarafından yapılacak olan imar planlarına dayanak teşkil edecek nitelikte olması nedeniyle 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinabe suretiyle farklı bir bilirkişi heyeti (Jeoloji Mühendisi, Harita Mühendisi, Şehir Plancısı, İnşaat Mühendisi, Ziraat Mühendisi) ile yeniden mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği ve istinabe suretiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Keşif günü Mahkeme Heyeti ile birlikte her bir Kıyı Kenar Paftasına isabet eden arazi üzerine; mevcut KKÇ'nin deniz tarafında bir, mevcut KKÇ'nin kara tarafında bir olmak üzere zemin profilinin tam görüldüğü şekilde, davacı tarafından temin edilen iş makinelerine GÖZLEM ÇUKURLARI(GÇ) açtırılmıştır. Gözlem Çukurları; toplam 6 adet KKÇ paftasında GÇ1, GÇ2…GÇ12 şeklinde adlandırılmıştır. Gözlem çukurlarından en alt seviyelerden çıkan temiz malzemeden Laboratuar Analizi için 1,5-2,0 kg civarında numuneler alınmıştır. Ayrıca koordinat değerleri alınıp görsel fotoğrafları çekilmiştir. Gözlem Çukurlarının Koordinat değerleri zeminde gösterilmiş ve haritasına işlenmiş gerçek noktalarının gösterildiği haritalar ektedir. Keşif anında alınan toprak numuneleri analiz için, BATI AKDENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ ANALİZ LABORATUARINA(BATEM) verilmiştir. Alınan analiz sonuçları dava dosyasına konulmuş olup rapor ekindedir.
1.Gözlem Çukuru(GÇ1): 20M-II-C paftası içerisinde, KKÇ'nin kara tarafında 180cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %74 KUM, %13 KİL, %13 MİL çıkmış olup %100 KUMLU TIN özelliğindedir.
GÇ1 noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre geçiş zonunda olup alanın kültür toprağı olduğu, kumluk, çakıllık, sazlık ve bataklık alanın bulunmadığı ve bu yerde hemen 2,0mt kuzeyinde sera olduğu ve tarım yapılabilir olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin kara tarafında kalmaktadır. Zeminin denizel etki altında bulunmadığı, karasal özellikte olduğu tespit edilmiştir.
2.Gözlem Çukuru(GÇ2): 20M-II-C paftası içerisinde, KKÇ'nin deniz tarafında 200cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %90 KUM, %3 KİL, %7 MİL çıkmış olup %100 KUM özelliğindedir.
GÇ2noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre hakim temiz plaj kumu alanı olup alanın kültür toprağı olamayacağı, Kıyı Kanunun ilgili maddesine göre kumluk alanda kaldığı, bu haliyle bu zeminin tarım yapılamaz olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin deniz tarafında kalmaktadır. Zeminin denizel etki altında bulunduğu, denizel özellikte olduğu tespit edilmiştir.
3.Gözlem Çukuru(GÇ3): 20M-II-D paftası içerisinde, KKÇ'nin kara tarafında 170cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %56 KUM, %21 KİL, %23 MİL çıkmış olup %100 KUMLU KİLLİ TIN özelliğindedir.
GÇ3 noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre geçiş zonunda olup alanın kültür toprağı olduğu, kumluk, çakıllık, sazlık ve bataklık alanın bulunmadığı ve bu yerde hemen 5,0mt kuzeyinde tarımsal faaliyetlerin olduğu ve tarım yapılabilir olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin Kara tarafında kalmaktadır. Burada KKÇ ana asfaltın ortasında olup hemen kuzeyindeki yolun 15mt genişlikte ilk şeridi ile yola paralel tali yol drenaj kanalı bulunmakta olduğundan GÇ3 ilk uygun yerde açılmıştır. Zeminin denizel etki altında bulunmadığı, karasal özellikte olduğu tespit edilmiştir.
4.Gözlem Çukuru(GÇ4): 20M-II-D paftası içerisinde, KKÇ'nin deniz tarafında 160cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %94 KUM, %3 KİL, %3 MİL çıkmış olup %100 KUM özelliğindedir.
GÇ4 noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre hakim temiz plaj kumu alanı olup alanın kültür toprağı olamayacağı, Kıyı Kanunu ilgili maddesine göre kumluk alanda kaldığı, bu haliyle bu zeminin tarım yapılamaz olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin deniz tarafında kalmaktadır. Zeminin denizel etki altında bulunduğu, denizel özellikte olduğu tespit edilmiştir.
5.Gözlem Çukuru(GÇ5): 20M-III-A paftası içerisinde, KKÇ'nin kara tarafında 170cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %94 KUM, %3 KİL, %3 MİL çıkmış olup %100 KUM özelliğindedir.
GÇ5 noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre hakim temiz plaj kumu alanı olup alanın kültür toprağı olamayacağı, Kıyı Kanunu ilgili maddesine göre kumluk alanda kaldığı, bu haliyle bu zeminin tarım yapılamaz olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin kara tarafında kalmaktadır. Ancak bu noktanın bulunduğu alan kumluk alanlardan olup KKÇ'nin hatalı olduğu tespit edilmiştir. Zeminin denizel etki altında bulunduğu, denizel özellikte olduğu tespit edilmiştir.
6.Gözlem Çukuru(GÇ6): 20M-III-A paftası içerisinde, KKÇ'nin deniz tarafında 190cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %92 KUM, %3 KİL, %5 MİL çıkmış olup %100 KUM özelliğindedir.
GÇ6 noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre hakim temiz plaj kumu alanı olup alanın kültür toprağı olamayacağı, Kıyı Kanunu ilgili maddesine göre kumluk alanda kaldığı, bu haliyle bu zeminin tarım yapılamaz olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin deniz tarafında kalmaktadır. Zeminin denizel etki altında bulunduğu, denizel özellikte olduğu tespit edilmiştir.
7.Gözlem Çukuru(GÇ7): 20M-IV-B paftası içerisinde, KKÇ'nin kara tarafında 190cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %54 KUM, %21 KİL, %25 MİL çıkmış olup %100 KUMLU KİLLİ TIN özelliğindedir.
GÇ7 noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre geçiş zonunda olup alanın kültür toprağı olduğu, kumluk, çakıllık, sazlık ve bataklık alanın bulunmadığı ve bu yerde hemen 5,0mt kuzeyinde tarımsal faaliyetlerin olduğu ve tarım yapılabilir olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin Kara tarafında kalmaktadır. Burada KKÇ ana asfaltın ortasında olup hemen kuzeyinde yolun 15mt genişlikte ilk şeridi ile yola paralel tali yol ve drenaj kanalı bulunmakta olduğundan GÇ7 ilk uygun yerde açılmıştır. Zeminin denizel etki altında bulunmadığı, karasal özellikte olduğu tespit edilmiştir.
8.Gözlem Çukuru (GÇ8): 20M-IV-B paftası içerisinde, KKÇ'nindeniz tarafında 170cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %93 KUM, %3 KİL, %4 MİL çıkmış olup %100 KUM özelliğindedir.
GÇ8 noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre hakim temiz plaj kumu alanı olup alanın kültür toprağı olamayacağı, Kıyı Kanunu ilgili maddesine göre kumluk alanda kaldığı, bu haliyle bu zeminin tarım yapılamaz olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin deniz tarafında kalmaktadır. Zeminin denizel etki altında bulunduğu, denizel özellikte olduğu tespit edilmiştir.
9.Gözlem Çukuru (GÇ9): 20M-IV-C paftası içerisinde, KKÇ'nin kara tarafında 190cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %85 KUM, %11 KİL, %4 MİL çıkmış olup %100 TIN KUM özelliğindedir.
GÇ9 noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre geçiş zonunda olup alanın kültür toprağı olduğu, kumluk, çakıllık, sazlık ve bataklık alanın bulunmadığı ve bu yerde hemen kuzeyinde tarımsal faaliyetlerin olduğu ve tarım yapılabilir olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin Kara tarafında kalmaktadır. Burada KKÇ ana asfaltın ortasında olup hemen kuzeyinde yolun 15mt genişlikte ilk şeridi sonrası yola paralel açıldı. 2-3mt kuzeyi nar bahçesi. Zeminin denizel etki altında bulunmadığı, karasal özellikte olduğu tespit edilmiştir.
10.Gözlem Çukuru(GÇ10): 20M-IV-C paftası içerisinde, KKÇ'nin deniz tarafında 200cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %91 KUM, %9 KİL, %0 MİL çıkmış olup %100 KUM özelliğindedir.
GÇ10 noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre hakim temiz plaj kumu alanı olup alanın kültür toprağı olamayacağı, Kıyı Kanunu ilgili maddesine göre kumluk alanda kaldığı, bu haliyle bu zeminin tarım yapılamaz olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin deniz tarafında kalmaktadır. Zeminin denizel etki altında bulunduğu, denizelözellikte olduğu tespit edilmiştir.
11.Gözlem Çukuru(GÇ11): 20M-IV-D paftası içerisinde, KKÇ'nin kara tarafında 100cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %95 KUM, %3 KİL, %2 MİL çıkmış olup %100 KUM özelliğindedir.
GÇ11noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre hakim temiz plaj kumu alanı olup alanın kültür toprağı olamayacağı, Kıyı Kanunu ilgili maddesine göre kumluk alanda kaldığı, bu haliyle bu zeminin tarım yapılamaz olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin kara tarafında şahıs parseli içinde kalmaktadır. Zeminin denizel etki altında bulunduğu, denizel özellikte olduğu tespit edilmiştir.
12.Gözlem Çukuru(GÇ12): 20M-IV-D paftası içerisinde, KKÇ'nin deniz tarafında 170cm derinliğinde açılmıştır. Malzeme analiz sonucu: %95 KUM, %3 KİL, %2 MİL çıkmış olup %100 KUM özelliğindedir.
GÇ12noktasının bulunduğu alanla ilgili olarak jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler yapılarak, toprak analiz sonucuna göre hakim temiz plaj kumu alanı olup alanın kültür toprağı olamayacağı, Kıyı Kanunu ilgili maddesine göre kumluk alanda kaldığı, bu haliyle bu zeminin tarım yapılamaz olduğu tespiti ile İdarenin KKÇ paftasında KKÇ'nin deniz tarafında kalmaktadır. Bu numune alım yeri deniz kıyısına çok yakın olması ve devamlı denizin etki altında olması nedeniyle ayrıca TUZLU bünyeye sahip olduğu laboratuar sonuçları ile tespit edildi. Zeminin denizel etki altında bulunduğu, denizel özellikte olduğu tespit edilmiştir.
SONUÇ VE KANAATİMİZ
1-)Dava konusu yerdeki tüm KKÇ tanımları; farklı elemanlardan oluşan alçak kıyılar özelliğindedir. Alçak Kıyılar, kıyı dinamiklerinin etkilerinin belirgin olarak görüldüğü geçiş zonlarıdır. Kıyı elemanlarından biri Kıyı Kenar Çizgisidir. Kıyı kenar çizgisi; kıyıyı kara tarafından ve deniz tarafından sınırlar. Kara üzerindeki kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi dava konusu yerde de görüldüğü gibi özellikle geniş kumsalları olan alçak ve basık kıyılarda daima önemli bir problem olmuştur. Kıyı Kenar Çizgisi kıyı doğal kaynağının korunmasındaki çok önemli unsurdur. Zira hatalı kıyı kenar çizgisi belirlemeleri kıyı tahriplerine, kıyı doğal kaynağının korunamamasına, sürdürülebilir kullanımından uzaklaşılmasına neden olmaktadır. Kıyılar kamuya açık, devlet hüküm ve tasarrufunda olan ve korunması gereken doğal alanlardır. Kıyıların bu nitelikleri öncelikle sınırlarının belirlenmesi ile anlam kazanır. Bu belirlemenin doğru yapılması ise jeomorfolojik bir birim olan kıyı ve elemanlarının ayrıca bu kapsam içindeki Kıyı Kenar Çizgisi belirlemelerinin jeomorfolojik tanımlamalara ve analizlere dayandırılması ve uygulanmasına bağlıdır. 2-Dava konusu yerde Kıyı kenar çizgisinin mevzuata uygun olmadığının iddiası ve önceki bilirkişi raporlarında da değişik yerlerden KKÇ geçirilmesi sebebiyle; inceleme ve araştırmalar sonucunda, 12 adet araştırma-gözlem çukuru açılarak her birinden numune alındığı, numunelerden elde edilen verilere göre Bakanlıkça onaylanan KKÇ'nin doğru geçirildiği kanaatine varıldığı; İdarenin onanlı Kıyı Kenar Çizgisi paftaları jeolojik-jeomorfolojik niteliklere ve mevzuat hükümlerine uygun olarak belirlenmiştir. 3- 3621 Sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte onaylı kıyı kenar çizgisinin değiştirilebileceği hallere açıklık getirilmiştir. Bu kapsamda söz konusu yönetmeliğin 9. Maddesinde yer alan “onaylı kıyı kenar çizgileri; A) kıyı kenar çizgisinin suya düşmesi, B) mükerrer kıyı kenar çizgisinin bulunması, C) kıyı kenar çizgilerinin kenarlaşmaması, Ç)yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, D)daha evvel kıyı özelliği göstermediği halde, malzeme alımı sonucunda oluşan su alanları nedeniyle, bu alanları kıyıda bırakacak şekilde tespit edilen kıyı kenar çizgileri, bu su alanlarının deniz, göl veya akarsu ile doğrudan bağlantılı olmadığının kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunca belirlenmesi, Halleri dışında değiştirilemez.” Hükmü doğrultusunda yapılan değişiklik talepleri yukarıdaki hukuki hükümler ışığında ilgili Bakanlığın da uygun bulması durumunda değiştirilebilmektedir. Ancak, yönetmelikte de açıkça belirtildiği üzere, bu haller dışında kıyı kenar çizgileri değiştirilemez. 4- Alçak-basık kıyılarda(dava konusu yer bu özellikte)“Kıyı Kenar Çizgisi” tespiti yapılırken, denizel malzemenin dalga, akıntı ve ikincil olarak da denizel kökenli rüzgârlarla taşınarak depolandığı birikim ortamları kıyıda bırakılmalıdır. Sazlık, bataklık ve lagüner ortamlar da kıyı içinde kalması gereken sulak ya da su ortamlarıdır. Beymelek kıyı şeridinde ön kıyıdan sonra gelen art-kıyı karayolunun etkisiyle özelliklerini kaybetmiş olup, kumtepesi vb. özellikleri barındırmamaktadır. Zaten karayollarının kuzey sınırı şahıslara ait sera ve tarım alanları haline gelmiştir; art kıyı özellikleri kalmamıştır. 5-Sonuç itibariyle; keşif mahallinde yapılan jeomorfolojik, jeolojik, topografik incelemelere, açılan gözlem çukurlarından elde edilen bulgulara, teknik ölçümlere, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere, 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve bu kanunun uygulanmasına dair yönetmelik hükümlerine göre; dava konusu alanın KKÇ'nin pafta pafta değerlendirilmesi gerektiği; buna göre: 20-M-IV-d paftası: Bu paftada 30.05.1988 tarihinde onaylanan, KKÇ'nin 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve bu kanunun uygulanmasına dair yönetmelik hükümlerine göre; daha önceden bilimsel ve teknik yönden doğru olarak tespit edildiği görülmüştür. 20-M-II-c paftası, 20-M-II-d paftası: Bu paftalardaki 09.07.1997 tarihinde onaylanan KKÇ'nin 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve bu kanunun uygulanmasına dair yönetmelik hükümlerine göre; daha önceden bilimsel ve teknik yönden doğru olarak tespit edildiği görülmüştür. 20-M-III-a paftası: Bu paftada 13.06.1996 tarihinde onaylanan KKÇ'nin 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve Bu Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre; daha önce bilimsel ve teknik yönden doğru olarak tespit edildiği, ancak Antalya 2.İdare Mahkemesi'nin 2006/1042E-2008/234K sayılı kararına istinaden değiştirilen Kıyı Kenar Çizgisinin(KKÇ) hem deniz tarafında, hem de kara tarafında açılan Gözlem Çukuru zemin profili görsel incelemelerimiz sonucu ve laboratuar toprak analiz neticesinde denizin etkisinde olan KUMLUK alanlardan olduğu görülmüştür. 20-M-IV-b paftası, 20-M-IV-c paftası: Bu paftada 13.06.1996 tarihinde onaylanan KKÇ'nin 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve bu kanunun uygulanmasına dair yönetmelik hükümlerine göre; daha önceden bilimsel ve teknik yönden doğru olarak tespit edildiği görülmüştür. Dolayısıyla dava konusu alanda KKÇ'nin yukarıda adı geçen paftalarda Bakanlıkça onandığı şekliyle KKÇ'nin doğru geçirildiği kanaatine varılmıştır." görüşü belirtilmiştir.
İstinabe suretiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı itirazları yerinde görülmeyerek hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlikte görülmüştür.
Uyuşmazlıkta, dava konusu 20-M-IV-d, 20-M-III-a, 20-M-IV-b, 20-M-IV-c, 20-M-II-d ve 20-M-II-c sayılı paftalarına ilişkin olarak her bir paftaya ilişkin kıyı kenar çizgisinin hem kara hem de deniz kısmında açılan gözlem çukurlarından alınan numunelerin laboratuvar analizleri de dikkate alındığında, kıyı kenar çizgisinin 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve bu kanunun uygulanmasına dair yönetmelik hükümlerine göre bilimsel ve teknik yönden doğru olarak tespit edildiği anlaşılmakla dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı idarelerin istinaf başvurusunun KABULÜYLE Antalya 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/12/2017 gün ve E:2017/363, K:2017/1405 Sayılı kararın KALDIRILMASINA, davanın reddine, davacı tarafından yapılan dava aşamasına ilişkin 6.271,70-TL ve istinaf aşamasına ilişkin 6.028,80-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idareler tarafından istinaf aşamasında yapılan 170,40-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idarelere ödenmesine, artan posta ve keşif giderinin mahkemesince ilgili taraflara iadesine, kullanılmayan 51,70-TL YD harcının istemi halinde davacıya iadesine, harçtan muaf olması sebebiyle istinaf aşamasında davalı idarelerden alınmayan 314,40-TL istinaf başvuru harçlarının davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili kuruma müzekkere yazılmasına, 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 20.01.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)