(5434 S. K. m. 32, 40) (5510 S. K. m. 40, Geç. m. 4) (Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulamasının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik m. 5, 9) (Radyasyon Güvenliği Tüzüğü m. 2)
İSTEMİN ÖZETİ: Davalı idareler tarafından, Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 12.03.2018 tarih ve E:2017/1776; K:2018/399 Sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Ankara 75. Yıl Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde röntgen birim sorumlusu olarak görev yapan davacı tarafından, radyum ve benzeri iyonizan radyasyona maruz kalarak çalıştığından bahisle, fiili hizmet süresi zammından yararlandırılması talebiyle yapılan başvurunun reddine dair 16.03.2015 tarihli işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yosun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; röntgen teknikeri olarak görev yapan davacının, görev yaptığı süre zarfında röntgen, radyum, iyonizan ve radyasyonla çalışılan ortamda fiilen çalıştığı, Radyasyon Güvenliği Tüzüğü'nün 2. maddesinin (K) bendi uyarınca radyasyon görevlisi olarak sayıldığı dikkate alındığında, davacının anılan ortamlardaki fiili çalışmalarından ötürü 5434 Sayılı Kanun'un 32/h maddesi uyarınca fiili hizmet süresi zammından yararlandırılması gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca mesleği olan ve bu sebeple röntgen, radyum ve benzeri iyonizan radyosyonla bilfiil çalışan tabip, teknisyen, sağlık memuru, radyasyon fizikçisi ve teknisyeni ve iyonizan radyasyonla yine bilfiil çalışan bilimum personel ve yardımcılarının, mesleği icabı röntgen, radyum ve benzeri iyonizan radyasyon laboratuarlarında geçen hizmetlerinin her yılı için (3) ay süre ile fiili hizmet süresi zammından yararlandırılması gerektiğinin hükme bağlandığı ve dava konusu işlem hukuka uygun bulunmadığı için davacının fiili hizmet zammından yararlandırılması halinde her bir yıl çalışmasına karşılık 3 ay ilave hizmet süresi alacağı, bu durumda da bir üst kıdem aylığına daha erken ulaşabileceği dikkate alındığında, bu kapsamda maddi kayıplarının oluşabileceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idareler tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
Kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden;
Dosyanın incelenmesinden; davacının 11.12.2013-12.062015 tarihleri arasında röntgen birim sorumlusu olarak görev yaptığı, görevi sırasında rönten çekimi yaptığı, şua izninden faydalandırıldığı, ancak fiili hizmet süresi zammından faydalandırılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacının görevi itibarıyla radyoaktif ışınların etkisinde kaldığından, fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmamasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Davacının fiili hizmet süresi zammından 5434 Sayılı Kanunda öngörülen şekilde yararlandırılıp yararlandırılamayacağı hususuna gelince;
5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun mülga 32/h maddesinde, mesleği olan ve bu sebeple röntgen, radyum ve benzeri iyonizan radyasyonla bilfiil çalışan tabip, teknisyen, sağlık memuru, radyasyon fizikçisi ve teknisyeni ve iyonizan radyasyonla yine bilfiil çalışan bilumum personel ve yardımcılarına, mesleği icabı, röntgen radyum ve benzeri iyonizan radyasyon laboratuarlarında geçen hizmetlerinin her yılı için (3) ay fiilî hizmet süresi zammı verileceği hükme bağlanmıştır.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanun'un 40. maddesinde, bu maddede belirtilen işyerlerinde ve işlerde 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu işyerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayıları, fiilî hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, 360 günden eksik sürelere ait fiilî hizmet süresi zammının, 360 gün için eklenen fiilî hizmet süresi ile orantılı olarak belirleneceği, anılan maddenin 11. bendinde, Radyoaktif ve Doğal ve yapay radyoaktif, radyoiyonizan maddeler, radyoiyonizan maddelerle veya bütün diğer korpüsküler emanasyon kaynakları yapılan işler ile yapılan işlerde çalışanlara bu işlerde geçen hizmetlerinin her 360 günü için 90 gün fiilî hizmet süresi zammı verileceği, bu maddenin birinci fıkrası hükmüne göre hesaplanan fiilî hizmet süresi zammının, yukarıdaki tablonun (13) ve (14) numaralı sırasında yer alan sigortalılar için sekiz, diğer sigortalılar için beş yılı geçmemek üzere uzun vadeli sigorta kolları uygulamasında prim ödeme gün sayısına ekleneceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, 5510 Sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesinin 8. fıkrasında, Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanların kesenek ve karşılıkları, fiili hizmet zammı ve itibari hizmet süresi karşılıkları ile %100 artış farkları hakkında 5434 Sayılı Kanun'un bu Kanunun yürürlüğe girmeden önceki hükümleri uyarınca işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
27.09.2008 tarih ve 27010 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulamasının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin Fiili Hizmet Süresi Zammının Değerlendirilmesi başlıklı 9. maddesinin ikinci bendinde, Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları uygulamasında, birinci fıkraya göre hesaplanan fiili hizmet süresi zammının, sigortalının; Yönetmeliğin 5. maddesinin birinci fıkrasında yer alan tablonun; a) (1) ila (9), (11), (12) ve (15). sıralarında yer alanlar için beş yılı, b) (13) ve (14). sıralarında yer alanlar için sekiz yılı geçmemek üzere prim ödeme gün sayısına ekleneceği, yine, söz konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin dördüncü bendinde ise; 2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 Sayılı Kanun'un mülga 32. maddesi kapsamındaki fiili hizmet süresi zammı ile 2008 yılı Ekim ayı başından sonraki fiili hizmet süresi zammının sigortalılık sürelerine ekleneceği, ancak, önceki süresi Kanunun 40. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen süre sınırlamasından fazla ise önceki sürelerinin değerlendirileceği, sonraki sürelerin ise değerlendirilmeyeceği kurala bağlanmıştır.
Düzenleyici işlemlerin yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki hukuki durumlara uygulanabilecekleri genel hukuk kuralı olmakla birlikte, yeni çıkarılan kanunda yer verilen geçici maddeler ile önceki kanundan kaynaklanan bazı hakların korunmasına ilişkin hususların düzenlenmesi mümkündür. Ancak bu durumda da yapılacak yeni uygulamalarda geçici maddede belirtilen sınırlamaların esas alınacağı aşikardır. 5510 Sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesinin 8. fıkrası ise, aynı Kanunun 4/1-c kapsamında bulunanların fiili hizmet süresi zammı kesenek ve karşılıklarının ne şekilde hesaplanıp gönderileceğine ilişkin olup, yararlanacakları azami fiili hizmet süresi zammı uygulamasıyla ilgisi bulunmamaktadır.
Bu durumda, 5510 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra röntgen biriminde görev yaparak radyasyona maruz kalan davacının, söz konusu hizmetleri için 5510 Sayılı Kanun'un 40. maddesinde öngörülen usule göre ve azami süre sınırlamasına tabi olarak fiili hizmet süresi zammından yararlanabileceği açıktır.
Buna göre; davacının 5434 Sayılı Kanun'un 32/h maddesi uyarınca fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmasına olanak bulunmadığından, Mahkemece 5434 Sayılı Kanun'un anılan maddesi uyarınca fiili hizmet süresi zammından yararlandırılması gerektiği gerekçesinde yasal isabet bulunmamakta ise de, dava konusu işlemin iptali yolundaki hüküm sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.
Kararın dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmına gelince;
Fiili hizmet süresi zammı, doğrudan parasal hak ödemesi niteliğinde olmayıp, gerek 5434 Sayılı Kanun'un 32. maddesinde, gerekse 5510 Sayılı Kanun'un 40. maddesinde öngörülen ağır ve yıpratıcı bazı görev ve hizmetlerde çalışanlara ilave bir hizmet süresi sağlamak suretiyle daha kısa sürede emekli olabilmelerine imkan getiren bir sosyal güvenlik müessesesidir.
Bu itibarla, fiili hizmet süresi zammı, ilgiliye çalışma süresince parasal bir hak artışı sağlamadığından, sadece emekli kesenek ve kurum karşılıklarının farklı hesaplanmasına ilişkin bulunduğundan, davacıya maddi haklarının ödenmesine karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen 12.03.2018 tarih ve E:2017/1776, K:2018/399 Sayılı kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına yönelik davalı idarelerin İSTİNAF BAŞVURULARININ REDDİNE, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmına yönelik davalı idarelerin İSTİNAF BAŞVURULARININ KABULÜ ile kararın bu kısmının KALDIRILMASINA, davacının parasal hak istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, mahkeme ve istinaf aşamasında yapılan 351,90.-TL yargılama giderlerin yarısı olan 175,95.-TL ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 1.700.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, posta gideri avansından varsa artan tutarın davalı idareye iadesine, 27.02.2020 tarihinde oybirliğiyle ve 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi. (¤¤)