(2577 S. K. m. 45) (667 S. KHK. m. 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/05/2018 gün ve E:2016/4552, K:2018/1062 sayılı kararın, istinaf incelemesine tabi tutularak, kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, davalı idare bünyesinde Uzman olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik 26/08/2016 tarih ve E.6489 sayılı işlem ile bildirilen 25/08/2016 tarih ve E.228 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/05/2018 gün ve E:2016/4552, K:2018/1062 sayılı kararla; davacının Kamu Denetçiliği Kurumu bünyesinde uzman olarak görev yapmakta iken, davacı ile ilgili yapılan inceleme, araştırma ve sosyal çevre istihbaratı ile tespit edilen bazı bilgiler neticesinde Kamu Denetçiliği Kurumu Genel Sekreteri tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılması yönünde teklifte bulunulduğu, bu teklif üzerine davacının 25/08/2016 tarih ve E.228 sayılı Kamu Başdenetçisi Olur'u ile kamu görevinden çıkarıldığı, bakılmakta olan davanın ise, kamu görevinden çıkarılmaya yönelik bu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalacağı mali hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminden ibaret olduğu, uyuşmazlıkta, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-g maddesi incelendiğinde, "Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu görüldüğünden, Kamu Denetçiliği Kurumunda uzmanlar için birim amirinin hangi makam olduğunun ortaya konulabilmesi için, Mahkemelerinin 27/12/2017 tarihli ara kararıyla 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ve ikincil mevzuat hükümlerine göre hazırlanmış Kamu Denetçiliği Kurumu teşkilat şemasının onaylı bir örneğinin Mahkemelerine gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, davalı idare tarafından gönderilen teşkilat şemaları içerisinde davacının da görev yaptığı Kamu Denetçiliği Uzmanlığı kadrosunun hangi birim içerisinde yer aldığının gösterilmediğinin görülmesi üzerine de, Mahkemelerinin 16/03/2018 tarihli ara kararıyla uzmanlık kadrosunun hangi birim içerisinde yer aldığını gösteren teşkilat şemasının onaylı bir örneğinin Mahkemelerine gönderilmesine karar verildiği, söz konusu ara kararı üzerine davalı idare tarafından gönderilen teşkilat şemasında da uzmanların yer aldığı şemanın gönderilmediği, ancak davacının Kamu Denetçisi ….. nezdinde görevli iken kamu görevinden çıkarıldığının belirtildiği, bu durumda, 667 sayılı KHK'nın 4/1-g maddesindeki düzenleme ile dava konusu olay birlikte değerlendirildiğinde, kamu görevinden çıkarılmaya yönelik teklif yetkisinin birim amirine, onay yetkisinin de atamaya yetkili amire verildiği açık olup, davacının Kamu Denetçiliği Kurumunda uzman olduğu ve kamu görevinden çıkarılması yönündeki teklif yetkisinin Genel Sekreter tarafından kullanıldığı anlaşılmakla, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ve ikincil mevzuatta idari personelin Genel Sekreterliğe bağlı olarak çalışması, Kamu Denetçiliği Uzman ve Uzman Yardımcılarının ise Kamu Başdenetçisine veya Kamu Denetçisine bağlı olarak görev yapması ve yine uzmanların disiplin amirlerinin Kamu denetçisi olması yönündeki düzenlemeler karşısında, 667 sayılı KHK'nın 4/1-g maddesinde belirtilen ve kamu görevinden çıkarılma yönünde teklifte bulunma yetkisine sahip birim amirinin, Kamu Denetçiliği Kurumu uzmanı olan davacı için, davacının bağlı olarak çalıştığı Kamu Denetçisi olduğu kanaatine varılmış olup, teklif yetkisini kullanan birim amirinin yetkisiz oluşu nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığını iddia ettiği mali haklarının tazmini istemine gelince, uyuşmazlık konusu işlem teklif yetkisini kullanan idari birim açısından yetki unsuru bakımından hukuka uygun görülmediği göz önüne alındığında, Mahkemelerin yukarıda belirtilen gerekçesine binaen davacının bağlı bulunduğu Kamu Denetçisi tarafından, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut irtibatı olup olmadığı hususunun somut ve denetime elverişli bir şekilde ortaya konulduktan sonra kamu görevinden çıkarılmasının yeniden teklif edilebileceği ve davacı hakkında kamu görevinden çıkarılması yönünde yeni bir işlem tesis edilebileceği (şayet yetkili birim amiri olan Kamu Denetçisi tarafından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir şekilde ilgisinin olmadığı kanaatine varılır ve kamu görevinden çıkarılma yönünde herhangi bir işlem tesis edilmemiş olur ise, bu durumda davacının işbu uyuşmazlığa konu işlem nedeniyle parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği açıktır.)anlaşıldığından, bu aşamada davacının yoksun kaldığını iddia ettiği mali haklarının tazmini istemi yönünden karar verme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen mali hakların tazmini istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının, davacı tarafından ise karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden hukuka aykırı olduğu öne sürülmekte ve istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
23/07/2016 tarih ve 297779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. Maddesinde, "(1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir." düzenlemesine, "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinde ise, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
....
g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan,6328 Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun, "Kuruluş" başlıklı 4. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında, "Kurum, Başdenetçilik ve Genel Sekreterlikten oluşur. Kurumda, bir Başdenetçi ve beş denetçi ile Genel Sekreter ve diğer Personel görev yapar" hükmüne,"Genel Sekreterliğin oluşumu ve görevleri" başlıklı 9. maddesinde, "Genel Sekreterlik; Kurumun idari ve mali işleriyle sekretarya hizmetlerini yerine getirir. Genel Sekreterlikte Genel Sekreter ve diğer idari personel görev yapar. Genel Sekreterliğin görevleri şunlardır: a) Kurumun büro işlemini yürütmek. b) Personelin şahsi dosyalarını tutmak. c) Kurumun arşiv hizmetlerini yürütmek. ç) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 15 inci maddesi ve diğer mevzuatla mali hizmetler birimi ve strateji geliştirme birimlerine verilen görevleri yapmak. d) Personelin izin ve emeklilik işlemlerini yürütmek. e) Kurumda çalışan personelin özlük işleri ile sağlık ve sosyal hizmet faaliyetlerini yürütmek. f) Kurumun görev alanıyla ilgili hususlarda bilişim sisteminin kullanılmasını sağlamak. g) Kanunlarla verilen veya Başdenetçilik tarafından verilen diğer işleri yapmak." düzenlemesine yer verilmiş, aynı Kanunun 11. maddesinde, Başdenetçi ve denetçilerin TBMM tarafından seçileceği, 25. maddesinde, kamu denetçiliği uzman yardımcılığının genel şartları, 26. maddesinde, en az üç yıl çalışan ve yeterlilik sınavını kazanan uzman yardımcılarının Kamu Denetçisi Uzmanı olacağı, Geçici 1. maddede ise, kamu denetçiliği uzmanlığına bir defaya mahsus 25. ve 26. maddedeki şartlar aranmaksızın mesleklerinde beş yıl çalışmış olanlar arasından doğrudan kamu denetçiliği uzmanının atanabileceği öngörülmüştür.
28/03/2013 tarih ve 28601 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Uzmanlığı Yönetmeliğinin 33/2. maddesinde, uzman ve uzman yardımcılarının verilen görevleri yerine getirmede Başdenetçi ve denetçilere karşı sorumlu olacağı düzenlemesine, aynı tarihte yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin "Disiplin amirleri" başlıklı 4. maddesinde, "Bu Yönetmelik kapsamına giren memurların, memuriyet unvanlarına göre disiplin amiri ve üst disiplin amirleri Ek-1 sayılı listede gösterilmiştir." hükmüne yer verildikten sonra Kamu Denetçiliği Uzmanının disiplin amirinin ilgili Kamu Denetçisi olduğu, üst disiplin amirinin ise Kamu Başdenetçisi olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Davalı idarece, Adalet Bakanlığına yazılan 29.07.2016 tarih ve 5749 sayılı yazıyla, 667 sayılı KHK'nın 4/g maddesinde yer alan "Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmünde geçen birim amirinin Kamu Denetçiliği Kurumunda kim olduğunun sorulduğu, anılan Bakanlık tarafından verilen 02.08.2016 tarih ve 6714 sayılı cevabi yazıda, Kamu Denetçiliği Kurumunda birim amirinin Genel Sekreter, atamaya yetkili amirin ise Başdenetçi olduğu belirtilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece, 667 sayılı KHK'nın 4/1-g maddesindeki düzenleme ile dava konusu olay birlikte değerlendirildiğinde, kamu görevinden çıkarılmaya yönelik teklif yetkisinin birim amirine, onay yetkisinin de atamaya yetkili amire verildiği açık olup, davacının Kamu Denetçiliği Kurumunda uzman olduğu ve kamu görevinden çıkarılması yönündeki teklif yetkisinin Genel Sekreter tarafından kullanıldığı anlaşılmakla, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ve ikincil mevzuatta idari personelin Genel Sekreterliğe bağlı olarak çalışması, Kamu Denetçiliği Uzman ve Uzman Yardımcılarının ise Kamu Başdenetçisine veya Kamu Denetçisine bağlı olarak görev yapması ve yine uzmanların disiplin amirlerinin Kamu denetçisi olması yönündeki düzenlemeler karşısında, 667 sayılı KHK'nın 4/1-g maddesinde belirtilen ve kamu görevinden çıkarılma yönünde teklifte bulunma yetkisine sahip birim amirinin, Kamu Denetçiliği Kurumu uzmanı olan davacı için, davacının bağlı olarak çalıştığı Kamu Denetçisi olduğu kanaatine varılmış olup, teklif yetkisini kullanan birim amirinin yetkisiz olduğuna karar verilmiş ise de; Kamu Denetçiliği Uzmanlığı Yönetmeliği hükmünde, davalı idaredeki uzman ve uzman yardımcılarının Başdenetçi veya kamu denetçilerine karşı sorumlu olarak görev yaptığı belirtilmiş olmakla beraber, bu düzenleme ile murad edilenin, davalı idarenin kuruluşunu düzenleyen 6328 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen asıl kuruluş amacının gerçekleştirilmesi sırasında yapılan kamu denetçiliği fonksiyonu faaliyetleri olduğu, bir kurumun idari yönetimi ve işleyişi ile o kurumun kendisine verilen görevleri yerine getirme fonksiyonunun farklı konular olduğu, davalı idarede bir uzman veya uzman yardımcısının, kendisine göreviyle ilgili olarak verilen kamu denetçiliği faaliyetlerinin elbette Başdenetçi veya kamu denetçisine karşı sorumlu olarak yerine getireceği, ancak Kamu Denetçiliği Kurumunda bir idari işlemin tesisinin ve yönetim ile ilgili bir tasarrufun Kurumun idari yönden işleyişinden kaynaklandığı, idari yönetimin, kamu kurum ve kuruluşlarında genelde ülkemizde oluşturulan Genel Sekretarya birimi veya benzer şekilde örgütlenen birimler vasıtayla yerine getirildiği, kurumun disiplin amirleri yönetmeliğinde uzmanın disiplin amirinin kamu denetçisi olarak gösterilmesinin de dava konusu işlemde yetki yönünden ileri sürülemeyeceği, çünkü dava konusu işlemin bir disiplin cezası işlemi olmayıp 667 sayılı KHK kapsamında tesis edilen bir işlem olduğu, kaldı ki davalı idarece bahsedilen hususta Adalet Bakanlığının görüşünün sorulduğu, anılan Bakanlık tarafından verilen cevapta davalı idarede birim amirinin Genel Sekreterlik olduğunun vurgulandığı hususları göz önüne alındığında, 667 sayılı KHK'nın 4/1- maddesi kapsamında nevi şahsına münhasır bir idari işlem şeklinde tesis edilen davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde birim amirinin Genel Sekreter olarak gösterilmesi bakımından işlemi sakatlayacak boyutta bir hukuka aykırılık görülmemiş olup, işin esasının incelemesine geçilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, 2005 yılında KPSS ile Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumunda müfettiş yardımcısı olarak göreve başladığı, 2013 yılında 6328 Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun Geçici 1. maddesi kapsamında davalı idareye uzman olarak geçtiği, Kamu Denetçiliği Kurumu bünyesinde uzman olarak görev yapmakta iken, davacı ile ilgili yapılan inceleme, araştırma ve sosyal çevre istihbaratı ile tespit edilen bazı bilgiler neticesinde, Kamu Denetçiliği Kurumu Genel Sekreteri tarafından 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılması yönünde teklifte bulunulduğu, bu teklif üzerine davacının 25/08/2016 tarih ve E.228 sayılı Kamu Başdenetçisi Olur'u ile kamu görevinden çıkarıldığı, bakılmakta olan davanın ise, kamu görevinden çıkarılmaya yönelik bu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen mali hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminden ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işleme dayanak alınan sebeplerin, büyük kızının okuduğu ….. Lisesinin orta öğretim kısmındaki eğitimine 17-25 Aralık 2013 sürecinden sonra da devam ettirerek mezun etmesi, sosyal çevresinin genellikle malum yapıya müzahir dernek ve kuruluşlara üye olan kişilerden oluşması ve genelde bu yapının eylem ve söylemlerine uygun şekilde mevcut iktidarı eleştirmesi, 16-17 Eylül 2015 tarihinde davalı idarenin düzenlediği Uluslararası Sempozyumda Cumhurbaşkanı'nın salona girdiği sırada davacının ayağa kalkmaması üzerine bir uzmanın davacıya "vaav A. Hanım bu ne cesaret" demesi, davacının buna cevap vermeyip sonraki bir ortamda "Cumhurbaşkanı kimmiş" demesi, Adalet Bakanlığında idari görevde hakim olarak görev yapan eşi ….'nin muhtemelen 2011 yılında ABD'ye davacıyla birlikte yollanması, eşi …..'nin 17-25 Aralık 2013 sürecinden Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğündeki Daire Başkanlığı görevinden alınarak Ankara Batı Adliyesine atamasının yapılması ve yine eşi …'nin FETÖ/PDY terör örgütüne mensup olduğundan bahisle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 77/1 ve 81/1. maddeleri uyarınca üç ay süreyle görevinden uzaklaştırılması ve yakalama kararı çıkarılması, akabinde de 24.08.2016 tarihli HSYK Genel Kurulu kararıyla meslekten çıkarılmasına karar verilmesi iddiaları olduğu görülmüştür.
Davacının, dava konusu işlemin kaldırılması talebiyle 23.09.2016 tarihinde davalı idareye itiraz ettiği, itiraz dilekçesinde, "Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumunda müfettiş yardımcısı olarak görev yapmakta iken, anılan Kurumda FETÖ'ye yakın olduğunu iddia ettiği yöneticiler tarafından, sürekli şehir dışı görevine verilmesi, gece 12.00'den sonra sosyal hizmet kuruluşlarını teftiş görevi yazılması, başka bir kuruma geçmesinin istenilmesi şeklinde sürekli olumsuz ayrımcılık yapılarak neredeyse çalışamaz hale getirildiğini, bu yüzden aşırı strese bağlı tedavi gördüğünü, bu şartlardaki baskılardan dolayı başmüfettiş olmasına 2 yıl kalmasına rağmen ve 8 yıllık kariyerini hiçe sayarak Kamu Denetçiliği Kurumuna uzman olarak geçtiğini, kızını .... Kolejine kaydetme sebebinin, şehir dışı görevleri olması nedeniyle bu okulun annesinin evine ve kaldığı lojmana yakın olması olduğunu, 17-25 Aralık sürecinden sonra çocuğunun 8. sınıf öğrencisi olması ve TEOG sınavına girecek olmasından dolayı okuldan almayarak bir yıl daha devam ettirdiklerini, akabinde ….. Lisesinden burs kazanmasına rağmen, oraya vermeyip .... Kolejine kaydını yaptırdıklarını, Cumhurbaşkanına bir saygısızlığının olmadığını, aksine Cumhurbaşkanının olay günü katıldığı toplantı resimlerini çekip bu fotoğrafları sosyal medya hesabında paylaştığını, eşinin ABD'ye gönderilmesinin 2011 değil, 2010 yılında olduğunu ve o dönemde CTE Genel Müdürü olan ve halen Danıştay üyesi olan N.K. tarafından gönderildiğini, 2005 yılında kendisinin Ankara'da bulunan SHÇEK'da müfettiş yardımcısı olarak göreve başlaması nedeniyle eşi …..'nin Bolu Mengen Hakimi iken eş durumundan Adalet Bakanlığına geldiğini, eşinin CTE'de daire başkanlığı görevinin asaleten değil, vekaleten olduğunu, bu göreve verilmesinin sebebinin o dönemde eşinin dil bilen tek tetkik hakimi olması olduğunu, buradaki görevinden Batı Adliyesine atanmasının sebebinin, 17-25 Aralık sürecinden sonra merkez teşkilatında görev yapan hakimlerin tamamı hakkında soruşturma açılması olduğunu" 40 yıllık hayatı boyunca adı geçen örgütle bir bağının olmadığını, sempati duymadığını, okul veya yurtlarında kalmadığını, bağış yapmadığını, Bank .... kaydının olmadığını, diğer iddiaların soyut olduğunu" ileri sürdüğü, davacının itirazının Başkanlığını …..'ın yaptığı beş kamu denetçisinden oluşan davalı idare İtirazları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca değerlendirildiği, davacının ifadesinin alındığı, dava konusu işlemin tesis edilmesine dayanak alınan tüm bilgi ve belgelerin yeniden incelendiği, sonuç olarak, dava konusu işlemde birimi amiri olarak Genel Sekreterin teklifinin bulunmasında usul yönünden hukuka aykırılık olduğu, esas yönünden de, davacının kamu görevinden çıkarılmasına esas alınan gerekçelerin (eşinin meslekten çıkarılması hariç) haklı ve yerinde olmadığı, ancak hakim olan eşinin FETÖ mensubu olduğu iddiasıyla meslekten çıkarıldığı, fakat eşinin de bu işleme karşı itiraz ettiği, ancak henüz HSYK tarafından sonuca bağlanmadığı, bu hususun vuzuha kavuşturulmasından sonra bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağının adı geçen İtiraz Komisyonunun 07.11.2016 tarihli kararıyla sonuca bağlandığı, anılan İtiraz Komisyonu Kararından sonra Genel Sekreter S.I. tarafından Başdenetçiye önerilen teklifte de, davacının kamu görevinden çıkarılma işleminin geri alınarak iptali ile tekrar görevine döndürülmesi gerektiğinin belirtildiği, ancak Başdenetçi tarafından, İtiraz Komisyonunun ve Genel Sekreterin teklifinin uygun görülmeyerek 14.11.2016 tarih ve 13209 sayılı işlemle davacının itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve davalı idareden davacı ile işleme yönelik ara kararları yapılmış, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen 14.04.2018 ve 04977714 sayılı yazı ekinde gönderilen tutanak ile davacının bylock kaydının olmadığı, veri tabanında yapılan sorguda bu hususta bir konu ve mail içeriğine rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür.
Öte yandan, davacının eşi ….'nin meslekten çıkarılmasına ilişkin 24.08.2016 ve 31.08.2016 tarihli HSYK Genel Kurulu kararlarına karşı yaptığı itirazın, HSYK tarafından yeniden yapılan inceleme ve değerlendirilmesi sonucunda, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 29.11.2016 tarih ve 2016/434 Ek Karar sayılı kararıyla itirazının kabulüne ve görevine iadesine, geçici görevden uzaklaştırılması kararının da yine HSYK 2. Dairesinin 05.12.2016 tarihli kararıyla kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin 22.02.2019 tarih ve E:2018/2986 sayılı kararı ile davalı idareden; "1)Davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 25/08/2016 tarih ve E.228 sayılı işlemin 6. sayfasında"...açık kimliği yazılı uzmanla ilgili yapılan inceleme, araştırma, sosyal çevre ve istihbari tespit edilen bilgilere göre..."ifadesi yer aldığından, bahsi geçen inceleme, araştırma, sosyal çevre ve istihbari tespit edilen bilgi ve belgelerin asıllarının veya tasdikli birer suretinin gönderilmesinin İSTENİLMESİNE, 2) Davacının kamu görevinden çıkarılmasına dair 25.08.2016 günlü işleme karşı davacı tarafından 23.09.2016 tarihli dilekçe ile yapılan itirazı görüşen davalı İdare İtirazları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunun 07.11.2016 günlü Başdenetçilik Makamına yapılan teklifi, değerlendirerek davacının kamu görevine geri alınması talebinin reddedilmesine ilişkin tesis edilen davalı idarenin 14.11.2016 tarih ve 13209 sayılı işleminin, 4. ve 5. sayfalarında bahsi geçen "müşterek tutanak, Başdenetçi özel notlarına dayanarak sonradan tutulan tutanak ile bu hususta yer alan diğer bilgi-belgeleri" de kapsayacak şekilde davacının kamu görevinden çıkarılmasına dair dava konusu işlemin tesis edilmesine dayanak alınan tüm bilgi ve belgelerin asıllarının veya tasdikli birer suretinin düzenli bir şekilde ve dosya halinde gönderilmesinin İSTENİLMESİNE" şeklinde yapılan ara kararımıza; davalı idare tarafından verilen 26.03.2019 tarihli ara kararı cevabı yazı ve ekinde, davacının eşi …..'nin HSYK kararı ile FETÖ terör örgütü kapsamında açığa alındığı bilgisini kapsayan bir Milli İstihbarat Teşkilatı yazısı ile ifade bilgisi içeriği olduğu belirtilen iki adet bilgi tutanağının gönderildiği görülmüştür.
Dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının görevinden çıkarılması işlemine esas alınan sebeplerden en önemlisinin, hakim olarak görev yapan eşi …..'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile olduğu ileri sürülen mensubiyeti nedeniyle hakimlik mesleğinden çıkarılması olup, yukarıda gün ve sayısına yer verilen HSYK Genel Kurulu kararı ve 2. Dairesi kararları ile sırasıyla davacının eşi …….'nin itirazının kabulüne ve mesleğine iadesine, hakkındaki görevinden uzaklaştırılması işleminin de kaldırılmasına karar verildiği, halen de hakim olarak mesleğine devam ettiği anlaşıldığından, davacının eşinin meslekten çıkarılmasıyla ilgili söz konusu iddianın, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işleme artık hukuken dayanak alınamayacağı, diğer isnatların ise, hukuken kabul edilebilir somut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça ortaya konulamadığı, yapılan ara kararlarına davalı idarece verilen cevap ve gönderilen bilgi ve belgelerle de davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat veya iltisakı bulunduğunun tereddütten uzak bir şekilde tespit edilemediği, kaldı ki, davacının dava konusu işleme karşı yaptığı itirazı görüşen ve yine davalı idarede görev yapan kamu denetçilerinden oluşan davalı idare İtirazları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca, davacının kamu görevinden çıkarılmasına esas alınan gerekçelerin (hakim olan eşinin meslekten çıkarılması hariç) haklı ve yerinde olmadığı, ancak eşinin FETÖ mensubu olduğu iddiasıyla meslekten çıkarılmasına dair işleme karşı yaptığı itirazın HSYK tarafından sonuca bağlanmasından sonra bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağına karar verildiği, dolayısıyla davacının kamu görevinden çıkarılmasına dair işleme esas alınan isnatların, eşi …..'nin meslekten çıkarılması hariç hukuka uygun olmadığı hususunun, davacıyla ilgili yeniden inceleme yapan sözü edilen İtiraz Komisyonunca da ifade edildiği, zaten davacının eşinin HSYK'ya yaptığı itirazının da kabul edilerek mesleğine ve görevine iadesine karar verildiği, ayrıca anılan İtiraz Komisyonu Kararından sonra Genel Sekreter tarafından Başdenetçiye önerilen teklifte de, davacının kamu görevinden çıkarılma işleminin geri alınarak, tekrar görevine döndürülmesi gerektiğinin belirtildiği, davacının da istikrarlı ve sürekli şekilde kendisine yöneltilen iddiaları reddettiği hususları göz önüne alındığında, FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyet, üyelik, irtibat veya iltisakı bulunduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut olarak açıkça ortaya konulamayan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik 26/08/2016 tarih ve E.6489 sayılı işlem ile bildirilen 25/08/2016 tarih ve E.228 sayılı dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının parasal haklara yönelik istinaf istemine gelince;
Davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğuna karar verildiğinden, bu işlem nedeniyle yoksun kalınan mali haklarının da yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmetmek gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin Ankara 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/05/2018 gün ve E:2016/4552, K:2018/1062 sayılı kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına yönelik istinaf isteminin yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE, davacının istinaf isteminin ise KABULÜ ile kararın, işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen mali hakların tazmini istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının KALDIRILMASINA, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalındığı tüm mali haklarının dava açma tarihi olan 27.10.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ÖDENMESİNE, istinaf aşamasında davalı idarece yapılan yargılama giderinin üzerinde BIRAKILMASINA, istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 140,10-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık, 29/04/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU:
Dava, davalı idarede Uzman olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 25/08/2016 tarih ve E.228 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
23/07/2016 tarih ve 297779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir." düzenlemesine, "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinde ise, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
....
g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmüne yer verilmiştir.
667 sayılı KHK’nın amacı ile 4. maddesinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti birlikte dikkate alındığında, anılan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılarak Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunmak istendiği açıktır.
Olayda, davacı hakkında yapılan inceleme, araştırma ile alınan tanık ifadelerine göre; davacının çocuğunun eğitim durumu, sosyal çevresinin genellikle malum yapıya müzahir dernek, kuruluşlara üye olan kişilerden oluştuğu, kurumda bu yapının eylem ve söylemlerine uygun mevcut iktidarı eleştirir siyasi içerikli konuşmalar yaptığı hususları ile 16-17 Eylül 2015 Kamu Denetçiliği Kurumu Uluslararası Sempozyumunda yaşanan olay ve sonrasında bu olaya ilişkin olarak davacının Kurumda yaptığı konuşmalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üyelik, mensubiyet, irtibat ya da iltisakı olduğunu değerlendirmeye elverişli bilgi ve belge bulunan davacının meslekte kalması uygun görülmeyerek kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)