(2577 S. K. m. 45, 53, 54) (926 S. K. m. 94)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/06/2018 gün ve E:2017/3609, K:2018/1396 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Astsubay Başçavuş olarak görev yapmakta iken disiplinsizlik nedeniyle 04.09.2000 tarihinde Yüksek Askeri Şura kararı ile 926 sayılı Kanun'un 94/b maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiği kesilen davacı tarafından, 926 sayılı Kanuna eklenen geçici 32. madde hükmünden yararlanma talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1. Dairesinin 04.12.2012 tarih ve E:2012/366 K: 2012/1405 sayılı kararının, yargılamasının yenilenmesi ile 926 sayılı Kanuna eklenen geçici 32. madde hükümlerinden yararlanma talebinin reddi işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 13.İdare Mahkemesi'nce verilen 22/06/2018 gün ve E:2017/3609, K:2018/1396 sayılı kararla; davacının Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Astsubay Başçavuş olarak görev yapmakta iken disiplinsizlik nedeniyle 04.09.2000 tarihinde Yüksek Askeri Şura kararı ile 926 sayılı Kanun'un 94/b maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri'nden re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1. Dairesinin 23.12.2010 tarihli, E:2010/1460, K:2010/1313 sayılı kararıyla süre aşımı nedeniyle reddedildiği, 926 Sayılı Kanun'un Geçici 32. maddesi ile getirilen imkanlardan yararlanmak istemiyle yaptığı başvurunun reddedildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın da, davacının ayırma işlemine sebep teşkil eden fiillerin vasıf ve mahiyeti dikkate alınarak başvurusunun reddinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1. Dairesinin 04.12.2012 tarih ve E. 2012/366, K: 2012/1405 sayılı kararıyla reddedildiği, davacı tarafından mahkeme kararlarında ismi bulunan hakimlerin ''Fetö Terör Örgütü Üyeliği'' sebebiyle tutuklandığı, davadan çekinmesi gereken hakimlerce karar verildiğinden bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu, davacı hakkında ayırma işlemi yapılmasına konu tespitlerin tamamen aksinin ortaya konulmadığı, ibraz edilen belgelerin 2577 sayılı Kanunun 54'ncü maddesinin (a) ve (b) fıkralarında belirtilen mahiyette olmadığı, talep dilekçesinde de davacının emniyet yetkilileri hakkında yaptığı suç duyurularının takipsizlik kararıyla sonuçlandığının belirtildiği, karar veren hakimlerin ''Fetö Terör Örgütü Üyeliği'' sebebiyle tutuklandıkları, bu nedenle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca çekinmesi gereken hakimlerce karar verildiğinden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 34. maddesinin 1. bendinde hakimlerin hangi hallerde davaya bakamayacakları ve çekinmek zorunda olduklarının tek tek sayıldığı, ''Fetö Terör Örgütü Üyeliği'' kapsamında tutuklanmalarının çekinmeye mecbur hakimlerin katılımıyla verilmiş bir kararın varlığından söz edilemeyeceğinden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinin (g) bendinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi sebebi bulunmadığı ve istemin gerekçesinin bahsi geçen kanun hükmünün diğer bentlerine de uymaması nedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuk ve usule aykırı olduğu, aleyhine vekalet ücretine hükmedildiği ileri sürülerek, istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
İlk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmaları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlı olup; davacı tarafından ileri sürülen hususlar, Kararın, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer taraftan,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 27.03.2018 tarih ve 30373 sayılı 2. Mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 23. maddesiyle eklenen Geçici 9. maddesinde ''Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, kaldırılan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin tarafsız ve bağımsız olmadığı iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuru derdest olanlar, bu tarihten itibaren üç ay içinde Ankara idare mahkemelerinden yargılamanın yenilenmesini isteyebilirler. Bu süre içinde istemde bulunmayanlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince münhasıran iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle verilen kabul edilemezlik kararının kendilerine tebliğinden itibaren üç ay içinde de istemde bulunabilirler. Süresinde istemde bulunulması halinde yargılama yeniden yapılarak karar verilir.” düzenlemesi yer almıştır.
Davacı tarafından, istinaf dilekçesinde, AİHM'de sözkonusu Kanun tarihinde derdest başvurusu bulunduğu, henüz bir kararın tarafına gelmediği, bu Kanun uyarınca talebinin kabulü gerektiği ileri sürülmüş, Dairemizin 15.02.2018 tarihli ve E:2018/3004 sayılı Ara Kararı ile söz konusu başvurunun sonuçlanıp sonuçlanmadığı sorulmuş olup, davacı tarafından anılan başvurusuna 27.9.2018 tarihli ''Kabul Edilemezlik Kararı'' verildiği belirtilmiş ise de, istinaf konusu yapılan yargılanmanın yenilenmesi isteminin, bu Yasa çıkmadan önce yapılmış olduğu, bu noktada Yasa kapsamında olmadığı, söz konusu Yasa kapsamında tekrar yargılamanın iadesi talebinde bulunulabileceği açıktır.
Kararın, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1090,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin kısmına gelince;
Uyuşmazlıkta, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) 14.maddesinin 1.fıkrasında yer alan; "Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir."hükmü gereğince vekille temsil edilen idare lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği hususunun açıklığa kavuşturulabilmesi için, idari yargılama usulünde yargılamanın yenilenmesi müessesesinin niteliği, Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Ücret Tarifesi hükümlerinin zikredilen 659 sayılı hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmiştir.
a) İdari Yargıda Yargılamanın Yenilenmesi Müessesesinin Niteliği
Hem 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda (madde 45 ve devamı) hem de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (madde 374 ve devamı) yargılamanın yenilenmesi kanun yolları arasında sayılmış, kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı gidilebilen bir yol olması nedeniyle de gerek hukuk yazınında gerekse yargısal içtihatlarda "olağanüstü kanun yolu" olarak nitelendirilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375.maddesinin (2) numaralı bendinde; "yargılamanın iadesi davasında" ibaresine, 379.maddesinin son fıkrasında; "Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder." hükmüne, 381.maddesinin ilk cümlesinde ise, "Yargılamanın iadesi davası, hükmün icrasını durdurmaz." ifadesine yer verildiğinden Hukuk Muhakemelerinde yargılamanın iadesi kurumunun, bir "dava" olduğu, hem bilimsel görüşlerde hem de yargı içtihatlarında kabul edilmiştir.
2577 sayılı Kanunda ise yargılamanın yenilenmesi kurumu, "istem" veya "istek" kelimeleri ile ifade edilmiş; "dava" olarak nitelendirilmemiştir. İdare Hukukunun kendine has özellikleri nedeniyle idari yargılama usullerinin münhasır bir kanun olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenmesi ve 6100 sayılı Kanun hükümlerinin, sadece 2577 sayılı Kanunda hüküm bulunmaması şartıyla anılan Kanunun 31.maddesinde sınırlı olarak sayılan" hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde" uygulanabilmesi karşısında 2577 sayılı Kanun'da ayrıntılı olarak düzenlenen ve 31.madde ile hakkında herhangi bir atıf yapılmamış olan "yargılamanın yenilenmesi" sürecinde, 6100 sayılı Kanun hükümlerine ve bu Kanuna göre oluşturulan içtihatlara göre hüküm kurulması mümkün değildir, aksi düşünce idari yargının özgün niteliğini bir kenara bırakıp, Hukuk Davalarının ilke ve usullerinin doğrudan idari yargıya taşınması anlamına gelir.
Diğer bir ifadeyle, idari yargıda yargılamanın yenilenmesi, ayrı bir dava değildir, olağanüstü kanun yoludur, kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının Kanunda sayılan şartlar gerçekleştiği zaman yeniden incelenmesine imkan tanıyan süreçtir.
b) Avukatlık Kanunu hükümleri
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164.maddesinde;
"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.
.....
Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir. Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır." hükümleri yer almıştır.
Madde hükmünde avukatlık ücretinin avukatın sağladığı hukuki yardımın karşılığı olduğu belirtilmiş ise de hukuki yardımın tekerrüründen bahsedilmemiş olup, bir davanın başlangıcından itibaren kanun yolları dahil sonuna kadar avukatın yürütmesi gereken bütün işlemler için tek bir vekalet ücretine hükmedileceği açıktır.
c) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
02.01.2017 tarih ve 29936 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2.maddesinde Avukatlık Ücretinin kapsadığı işlere açıklık getirilmiştir. Buna göre;"Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır. Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez. Hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü halinde de avukatlık ücretine hükmedilemez."
(2) Buna karşılık, icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Sayıştay’da temyizen ve bölge idare ve bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir." hükmüne yer verilmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine ekli listede; Yargılamanın İadesi için herhangi bir vekalet ücreti öngörülmemiş, Bölge İdare Mahkemeleri ile Danıştay'da kanun yolu incelemesi suretiyle görülen işlerden sadece duruşmalı olanlar için vekalet ücreti ödeneceği kabul edilmiştir. Bu durumda Tarifede bulunmayan yargılamanın yenilenmesi süreci için mahkemece vekalet ücreti takdirine gidilmesi mümkün değildir.
Tarifenin 2.maddesindeki;"Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan, dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır" cümlesi ise Temyiz safhasından geçerek kesinleşen kararların yargılamanın yenilenmesine konu olması halinde yeniden vekalet ücretine hükmedilmesini haklı kılmaz, bilakis aynı dava sürecinde birden fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin önünü açık bir düzenlemeyle kesme amacına matuftur. Nitekim, aynı maddenin devamında; "Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez." düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre; yargılamanın yenilenmesi istemine konu olan davalarda esas dava hakkında verilen kararda vekalet ücretine hükmedilmiş olduğu, yeniden yargılamaya karar verilmesi halinde de, yeniden yapılacak yargılama sonunda lehine karar verilen taraf lehine vekalet ücretine hükmedileceği, ancak yeniden yargılama yapılmasına karar verilmediği takdirde ortada bir dava olmadığından, sırf -Kanunun emredici hükmünün yerine getirilmesi için- savunma verildiğinden bahisle vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Zira;
a) İdari yargılama usulünde yargılamanın yenilenmesi süreci, ayrı bir dava olmayıp, esas davanın devamı mahiyetindeki olağanüstü bir kanun yoludur.
b) Avukatlık Kanunu'nda kanun koyucu, bir davada (duruşma açılması hali hariç diğer bütün işlemler için) tek bir avukatlık ücretine hükmedilmesi yönündeki temel ilkeyi benimsemiştir.
c) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi eki listede vekalet ücreti verilecek işler, dava ve takipler arasında yargılamanın yenilenmesine yer verilmemiş ve Tarifenin 2.maddesinde Avukatlık Kanunundaki yukarıda sözü edilen ilkeyi tamamlar biçimde bir davada Kanun yolu safhasını da kapsar şekilde tek bir avukatlı ücreti ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
d) 659 sayılı KHK'nın 14.maddesi, idari davalarda davasını vekille temsil eden idare personelinden kimlerin vekalet ücretine hak kazanacağına ilişkin düzenlemeleri içermekte olup, vekalet ücretinin hangi hallerde verileceğinin Tarife hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, yargılamanın yenilenmesi şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle yargılamanın iadesi istemini reddeden Mahkemece, idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinde hukuka, mevzuata ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, istinafa konu kararın bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Ankara 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/06/2018 gün ve E:2017/3609, K:2018/1396 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin kısmına yönelik davacının istinaf isteminin yukarıdaki açıklama ile REDDİNE, anılan kararın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin kısmına yönelik davacının istinaf isteminin KABULÜ ile kararın davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının KALDIRILMASINA, istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 168,10 TL yargılama giderinin haklılığı oranında takdiren 84,05 TL'sinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 80,05 TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesi halinde istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18.04.2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU:
Dava, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Astsuby Başçavuş olarak görev yapmakta iken, disiplinsizlik nedeniyle 04.09.2000 tarihli Yüksek Askeri Şura kararı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen davacının, 926 sayılı Kanun'un Geçici 32. maddesi ile getirilen imkanlardan yararlanmak istemiyle yaptığı başvurunun reddedilmesine dair işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesince verilen 04.12.2012 tarihli ve E:2012/366, K:2012/1405 sayılı kararın yargılamasının yenilenmesi ve 926 sayılı Kanun'un Geçici 32. maddesi ile getirilen imkanlardan yararlanmak istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, davalı idarenin savunması alındıktan sonra yapılan değerlendirmede, davada yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Sözü edilen Kararın, davacı tarafından istinaf edilmek suretiyle kaldırılması istenilmektedir.
Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar Mahkeme kararının davada yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, davacının kararın bu kısmına yönelik istinaf isteminin reddi gerekmektedir.
Karanın, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin kısmına gelince;
Öncelikle, yargılamanın yenilenmesi istemli başvurularda yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi halinde mevzuatta yargılama giderinin hangi tarafa yükleneceği hususunda açık bir düzenleme öngörülmemiştir.
2577 sayılı Kanunun yargılamanın yenilenmesi müessesesinin düzenlendiği 53. ve 55. maddeleri ile, her ne kadar 2577 sayılı Kanunun 31. maddesi uyarınca atıfta bulunulmamış ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 374 ve devamı maddeleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 311 ve devamı maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kesinleşmiş yargı kararlarına karşı, başka bir deyişle, olağan kanun yollarının tüketildiği ve artık mahkemelerin ve kanun yolu mercilerinin el çektiği kararlara karşı gidilebileceğinde duraksama bulunmamaktadır.
Bu nedenle, olağan kanun yolları tüketildikten sonra kesinleşen kararlara karşı yapılan yargılamanın yenilenmesi istemlerinde, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yargılanmanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi halinde, karşı tarafın hukuki emeğinin bulunması koşuluyla, karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin kabulü gerekmektedir.
Kaldı ki, yargılamanın yenilenmesi istemlerine başvurulabilecek sürelerin düzenlendiği 2577 sayılı Kanunun 53. maddesinin değişik 3. fıkrasında yer alan altmış günlük sürelerin yanında, bir yıl ve on yıllık da sürelerin öngörüldüğü hususu göz önüne alındığında, söz gelimi, 9 yıl sonra yapılan bir talebin koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddi halinde, bu durumun, hukuken kesinleşen karara rağmen, halen bu davanın devamı olarak görülmesinin mümkün olamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin, Kararın davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden de reddi gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılamıyorum. (¤¤)