(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/03/2018 gün ve E:2017/202, K:2018/726 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, ........ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Kimya Öğretmeni olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, tevhiden 657 sayılı Kanunun 125/B-h maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 31.08.2016 tarihli 28138312.903,99.05/1818 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/03/2018gün ve E:2017/202, K:2018/726 sayılı kararla; dosya kapsamında soruşturma raporu ve tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacıya isnat edilen 16/05/2016 tarihinde ........ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde yapılan TUBİTAK 4006 Bilim Fuarı proje sergi çalışmaları esnasında, elindeki su şişesini ve stant üstündeki çalışmaları sağa sola savurmak, panodaki proje çalışmalarını söküp yırtmak suretiyle etrafa ve çalışmalara zarar verdiği iddiası ile ilgili olarak, Okul Müdürünün de olay nedeniyle fuar alanına geldiği, sorununu anlattığında, sorunu çözeceğini, sakin olmasını söylediği, buna rağmen davacının sakinleşmeyerek bağırmaya devam ettiği, bu şartlar altında proje sergi çalışmasını yapmayacağını Müdüre söylediğinin davacının beyanlarıyla sabit olduğu, okul idarecileri ve öğretmenlerine yönelik "Bu nasıl okul, hepiniz tam meslek lisesi öğrencisi ve öğretmeni oldunuz." ifadelerini kullandığı iddiası ile ilgili olarak; 06/05/2016 tarihinde okulda düzenlenen TUBİTAK Bilim Fuarında, Kimya Öğretmeni davacının, idareci ve öğretmenlere yönelik "Bu nasıl okul, hepiniz tam meslek lisesi öğrencisi ve öğretmeni oldunuz." dediğini kendisinin de savunmasında kabul ettiği, böylece iddianın sübuta erdiği, Okul Müdürüne "Ne biçim organizasyon yapıyorsunuz. Dağ başı mı burası?" diyerek bağırdığı ve hakaret ettiği iddiası ile ilgili olarak; "Okul Müdürü gelerek bana bağırma dedi. Ben de "Ben size bağırmıyorum, olanı söylüyorum, stantlarımı bana vermediğiniz sürece bağıracağım." dediğinin davacının kendi ifadeleri ile sabit olduğu, 19 Mayıs 2016 tarihinde okulda yapılan Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı programına mazeretsiz olarak katılmadığı iddiası ile ilgili olarak; davacının ses kısıklığı rahatsızlığı nedeniyle 16-17/05/2016 tarihlerinde 2 gün raporlu olduğu, 18/05/2016 günü ise dersi olmadığı için okula gelmediği, o nedenle de 17/05/2016 tarihinde yazılan 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı duyuru yazısını imzalamadığı ileri sürülmüş ise de, tören katılım imza sirküsünde imzasının olmadığı, tören için duyuru yazısı çıksın çıkmasın okulda yapılan bayram törenlerine Milli Eğitim Bakanlığı Bayrak Törenleri Yönergesinin 5-1/a maddesine göre raporlu ve görevli öğretmenler dışındaki davacı hariç tüm öğretmenlerin törene katıldığı, davacının da hakkında ileri sürülen iddiayı doğruladığı, törene izinsiz ve mazeretsiz gelmediği ve davacı hakkındaki iddiaların sübuta erdiği anlaşıldığından, hakkında söz konusu eylemleri sebebiyle tevhiden kınama cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuk ve usule aykırı olduğu öne sürülmekte ve istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, "Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller" başlıklı 125. Maddesinin A fıkrasında: "Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: .. e): "Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak" kuralı, aynı maddenin B fıkrasında: "Kınama: Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: .. c): Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak, .. h): İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak, "kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, "Mamak ........ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Kimya Öğretmeni olan davacı hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda teklif doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemde; 16/05/2016 tarihinde ........ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde yapılan TUBİTAK 4006 Bilim Fuarı proje sergi çalışmaları esnasında, elindeki su şişesini ve stant üstündeki çalışmaları sağa sola savurmak, panodaki proje çalışmalarını söküp yırtmak suretiyle etrafa ve çalışmalara zarar verdiğinden bahisle 657 sayılı Kanunun 125/A-a maddesi uyarınca uyarma cezası, okul idarecileri ve öğretmenlerine yönelik "Bu nasıl okul. Hepiniz tam meslek lisesi öğrencisi ve öğretmeni oldunuz." ifadelerini kullandığından bahisle 657 sayılı Kanunun B-h maddesi uyarınca kınama cezası, okul müdürüne "Ne biçim organizasyon yapıyorsunuz. Dağ başı mı burası?" diyerek bağırdığından bahisle 657 sayılı Kanunun 125/B-c maddesi uyarınca kınama cezası, ayrıca 19 Mayıs 2016 tarihinde okulda yapılan Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı programına mazeretsiz olarak katılmadığı fiillerini işlediğinden bahisle tevhiden657 sayılı Kanunun 125/B-h maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği, bu işleme yapılan itirazın reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin hukuku, kamu hizmetinin etkin, verimli ve sürekli olarak yürütülmesi için kamu görevlilerinin mevzuat ile belirlenmiş tutum ve davranışları sergilemeleri, aksi fiil ve hallerinin cezalandırılması amacıyla önceden belirlenen kurallar bütünü olup; memurun, usulünce yapılan soruşturma neticesinde disiplin cezasını gerektiren fiil ve halleri işlediği sübuta erdiği takdirde Kanunda öngörülen disiplin cezalarının uygulanması gerektiği açıktır.
Disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra Kanunda belirtilen süreler içerisinde ilgili memur hakkında soruşturma açılması, bu soruşturma sonucunda oluşturulan soruşturma raporunun değerlendirilerek yetkili disiplin amiri veya kurul tarafından bir disiplin cezası verilmesi kurala bağlanmıştır. Kanun çerçevesinde yapılacak soruşturmalarda ise isnat edilen fiilin çok yönlü olarak ele alınması, öne sürülen iddiaların ve savunmanın muhakkik tarafından denk bir şekilde ele alınması ve araştırılması, olayın şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Aksi tutumla soruşturmanın tek yönlü olarak yürütülmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını önleyeceği gibi eksik soruşturma raporunu esas alarak karar verilen disiplin amirinin veya disiplin kurullarının tam bir kanaatle karar vermesine engel olacağı muhakkaktır.
Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenmeyen "tevhiden cezalandırma" yöntemi, soruşturma raporlarında getirilen teklifler ve verilen cezalarla uygulama alanı bulmuştur. Yapılan soruşturmalarda her bir eylem için hukuki nitelendirmenin ayrı ayrı yapılması gerekmekle birlikte, sonuçta tek bir disiplin cezası teklifinde bulunulması mümkün olduğu gibi, disiplin cezası vermeye yetkili disiplin amir veya kurullarının da fiilin sübuta erdiğine kanaat getirmeleri halinde tek bir ceza verebilmelerine hukuken bir engel bulunmamaktadır.
Nitekim Anayasal bir hak olan "hak arama hürriyeti" gereği kanuni yollara başvuran kişilerin durumlarını daha da ağırlaştıracak şekilde karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığından, ilgililere idare tarafından tevhiden yalnızca bir ceza verilmesinin, bu kişiler lehine bir durum olması nedeniyle bu disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davalarda tevhiden ceza verilemeyeceği ve her fiil için ayrı ceza verilmesi gerektiği yolunda karar verilmesi, dava açan kişiler aleyhine sonuçlar doğuracağından söz konusu Anayasal hakka aykırılık teşkil edecektir.
Buna göre, usulüne uygun olarak yapılmış olan bir disiplin soruşturması sonucunda, ilgiliye isnad edilen birden fazla fiiline yönelik, her bir fiilinin karşılığının ayrı bir disiplin cezasını gerektirdiği belirlendikten sonra, bu cezalardan en ağırını vermek suretiyle tevhiden cezalandırma yöntemiyle tesis edilen disiplin cezalarına karşı, bu işlemin iptali istemiyle yargı yoluna başvurulması halinde, Mahkemece, sadece tevhiden verilen cezaya esas alınan fiil veya hallerin hukuki denetiminin yapılabileceği, daha alt cezayı gerektirdiği tespit edilip tevhiden cezalandırma yapıldığı için bu fiillere yönelik bir ceza öngörülmeyen fiiller için ise Mahkemece hukuki bir denetimin yapılamaması gerekir. (Örneğin, yapılan bir disiplin soruşturması sonucunda, ilgilinin 1. fiilinin uyarma, 2. fiilinin kınama, 3. fiilinin aylıktan kesme cezasını gerektirdiği ortaya konulsa ve ancak en ağırı olan 3. fiilinden dolayı tevhiden aylıktan kesme cezasının verilmesi durumunda, Mahkemece, sadece aylıktan kesme cezası yönünden inceleme yapılması gerekecek, uyarma ve kınama cezasını gerektiren fiiller yönünden hukuki bir inceleme yapılamayacaktır. Çünkü tevhiden de olsa, dava konusu işlem aylıktan kesme cezasıdır ve sadece aylıktan kesme cezasının dayanağı fiiller incelenebilir.) Mahkemece yapılan hukuki denetim sonucunda, tevhiden cezalandırma şeklinde verilen cezanın dayanağı olan fiilin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılması durumunda, alt cezayı gerektirdiği tespit edilen diğer fiiller yönünden herhangi bir inceleme yapılmadan dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekecektir. Öte yandan, Mahkeme tarafından iptal kararı verilmesi durumunda, idarece, hukuki denetimi yapılmayan ve daha alt cezayı gerektiren diğer fiiller yönünden yeniden disiplin cezası işlemi tesis edilebilmesi, ilgili tarafından da bu cezalara karşı isterse idari yargı yerine yine dava açabilmesi mümkündür.
Bu kapsamda, Mahkemece, dava konusu işlemde, davacının salt tevhiden "Bu nasıl okul. Hepiniz tam meslek lisesi öğrencisi ve öğretmeni oldunuz." ifadelerini kullandığından bahisle 657 sayılı Kanunu 125/B-h maddesi uyarınca verilen kınama cezası yönünden inceleme yapılması gerekirken, davacıya isnat edilen tüm fiiller yönünden hukuki denetim yapılmasına ilişkin kararda bu haliyle hukuki isabet bulunmamıştır.
Dava konusu işlemde, davacının tevhiden "Bu nasıl okul. Hepiniz tam meslek lisesi öğrencisi ve öğretmeni oldunuz." ifadelerini kullandığından bahisle 657 sayılı Kanunun 125/B-h maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasına gelince;
Davacının görev yaptığı okulda 16.05.2016 tarihinde TUBİTAK 4006 Bilim Fuarı isimli bir fuarın yapıldığı, sözü edilen Fuar'a okul öğretmenlerinin kendi öğrenci gruplarıyla yapmış oldukları projesini sergiledikleri, Fuar planına göre, her öğretmen ve öğrenci grubu için projelerini sergileyebilmeleri için bir masa ve panonun tahsis edildiği ve bu masalara ilgili öğretmenlerin isimlerinin yapıştırıldığı, davacının öğrencileriyle sergileyeceği projesi için, projelerinin ihtiyacı ve özelliği gereği Fuar Yürütme Komisyonundan kendilerine tahsis edilecek masada priz bulundurulmasını istediği, davacının anılan talebinin kabul edildiği, hatta fuar gününden bir gün önce davacı tarafından yapılan kontrolde de kendilerine tahsis edilen masada priz bulunduğunu gördüğü ve teyit ettiği, ancak Fuarın başladığı 16.05.2016 tarihinde fuar alanına öğrenci grubuyla yaptığı hazırlığın uzaması nedeniyle geç gelen davacının, kendisine tahsis edilen masadan isminin kaldırıldığı ve o masayı fizik öğretmeninin kullandığını görünce bu duruma canı sıkıldığı, bu nedenle fuar alanında bulunan bazı öğretmenler, okul müdürü ve fuarın yürütülmesinden sorumlu öğretmenlerle tartışma yaşadığı, elindeki su şişesini ve stant üstündeki çalışmaları sağa sola savurduğu, panodaki proje çalışmalarını söküp yırtmak suretiyle etrafa ve çalışmalara zarar verdiği, tartışmaya girdiği okul idarecileri ve öğretmenlerine yönelik "Bu nasıl okul. Hepiniz tam meslek lisesi öğrencisi ve öğretmeni oldunuz." ifadelerini kullandığı, okul müdürüne "Ne biçim organizasyon yapıyorsunuz. Dağ başı mı burası?" diyerek bağırdığından bahisle davacı hakkında disiplin soruşturması yapıldığı, yapılan soruşturma sonucunda ise tevhiden okul idarecileri ve öğretmenlerine yönelik "Bu nasıl okul. Hepiniz tam meslek lisesi öğrencisi ve öğretmeni oldunuz." ifadelerini kullandığından bahisle dava konusu kınama cezası ile cezalandırıldığı görülmekte ise de, 31 yıllık öğretmen olan davacının, önceden öğrencileri ile emek vererek hazırladığı projelerine yönelik tahsis edilen prizli masanın fuar günü başka bir öğretmen tarafından işgal edildiğini görünce, projelerini sergileyememe endişesi içinde bulunduğu hal itibarıyla okul idarecileri ve öğretmenlere yönelik "Bu nasıl okul. Hepiniz tam meslek lisesi öğrencisi ve öğretmeni oldunuz." şeklinde sarf ettiği ifadesinin, sitem etme sınırları içinde kaldığı, bu nedenle, anılan eylemi nedeniyle kınama cezası ile cezalandırılmasını gerektirecek ağırlık ve nitelikte bir disiplin suçu olarak değerlendirilemeyeceği karşısında, davacının tevhiden 657 sayılı Kanunun 125/B-h maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında da hukuki isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin kabulüne, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/03/2018gün ve E:2017/202, K:2018/726 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 268,50 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, fazla alınan35,90 TL karar harcı ile artan posta ücretinin davacıya iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6.fıkrası uyarınca kesin olarak, 22.03.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)