(2709 S. K. m. 51) (657 S. K. m. 22, 76, 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Van İli, İpekyolu İlçesi, ..... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine naklen atanmasına ilişkin 25/08/2017 tarih ve .... sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, davacının, üyesi olduğu .... Sendikasının (....) 20/12/2015 tarihli kararı ile, (...) Cizre ve Silopi ilçelerinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, (...) yaşanan olumsuzluklara dikkat çekmek, çatışmalı ortamın son bulması, öğretmenlerin, öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması, hayatın normalleştirilmesi talebiyle 21 Aralık 2015 Pazartesi günü her devreyi kapsayacak şekilde bir saat derslere girilmemesi, .... Sendikasının (.... bağlı olduğu .... Sendikası Konfederasyonunun 22/12/2015 tarih ve 92 sayılı kararı ile de, "Savaşa Hayır Barışı Savunacağız" ilkesiyle 29/12/2015 tarihinde bir günlük hizmet üretmeme ve basın açıklaması yapılması yönünde kararlar alındığı, bu kararlar doğrultusunda 21-29/12/2015 tarihlerinde söz konusu eylemlere katılmak suretiyle görevine gitmeyen davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, muhakkikler tarafından, 21/12/2015 tarihinde bir saat derse girmediği ve 29/12/2015 tarihinde özürsüz olarak göreve gelmediğinin tespit edildiğinden bahisle, disiplin yönünden; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması gerektiği ve 29/12/2015 tarihinde düzenlenen siyasi içerikli basın açıklamasına/iş bırakma eylemine katıldığının tespit edildiğinden bahisle, disiplin yönünden; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(o) maddesi uyarınca bir yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması gerektiği, söz konusu eylemleri nedeniyle idari yönden de; il dışına atanmasının uygun olacağı yönünde getirilen teklif üzerine, dava konusu işlem ile Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine naklen atanmasının yapıldığı, davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-(b) ve 125/D-(o) maddesine karşılık geldiği belirtilen söz konusu eylemlerinin, davacının çalıştığı yerde görevine devam etmesine engel olabilecek, başka bir deyişle başka bir yere atanmasını gerektirecek nitelik ve ağırlıkta olmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin sebebini oluşturamayacağı sonucuna varıldığından, Van İli, İpekyolu İlçesi, ..... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine naklen atanmasına yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptali yönündeki Van 2. İdare Mahkemesi'nin 12/04/2018 gün ve E:2017/2506, K:2018/723 sayılı kararının; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, 07/09/2017 tarihinde görevine başladıktan sonra davacının atama talebinde bulunması üzerine, Diyarbakır İli, Bağlar İlçesi, ..... İlkokuluna atamasının yapıldığı, davanın konusuz kaldığı ileri sürülerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf aşamasında savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, Van İli, İpekyolu İlçesi, ..... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine naklen atanmasına ilişkin 25/08/2017 tarih ve .... sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76.maddesinde; kurumların görev ve ünvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68.maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri, hükme bağlanmıştır.
17.04.2015 tarih ve 29329 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 50. Maddesinde; "Haklarında yapılan adli veya idari soruşturma sonucunda o yerde kalmasında sakınca görülen öğretmenlerden görev yeri il içinde değiştirileceklerin atamaları, görevli oldukları yere göre sırasıyla alt hizmet alanlarındaki eğitim kurumlarına; görev yeri il dışına değiştirileceklerin atamaları ise, zorunlu çalışma yükümlülükleri de dikkate alınarak alanlarında öğretmen ihtiyacı olan eğitim kurumlarından birine yapılır. ..." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca atamalarda kamu görevlilerine ilişkin kadrolar üzerinde idareye takdir yetkisi tanındığı açık olmakla birlikte bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu ve hukuken geçerli nedenlere dayalı olarak kullanılabileceği idare hukukunda benimsenmiş bir ilke olup işlemin sebep ve maksat yönlerinden yargısal denetimi sırasında takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının saptanması halinde işlemin iptal edileceği yargısal kararlar ile kabul edilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 51. maddesinde; "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz." hükmüne yer verilmiş olup, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 22. maddesinde "Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler" hükmü yer almaktadır.
Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası, "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." şeklindedir.
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin dernek kurma ve toplantı özgürlüğünün düzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, üyesi olduğu sendikanın çağrısına uyarak görevine gitmeyen ve mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırılan iki başvurucu hakkında verdiği 18.09.2014 tarihli, 2013/8463 başvurulu numaralı ve 06.01.2015 tarihli, 2013/8517 başvuru numaralı kararlarında; demokrasilerde vatandaşların biraraya gelerek ortak amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığının sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşeni olduğu, demokrasilerde böyle bir örgütün Devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahip olduğu, istihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikaların, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydana getirerek biraraya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçası olduğu, örgütlenme özgürlüğünün, bireylere topluluk halinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını geliştirme imkanı sağladığı, sendika hakkını kullanan bireylerin, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerinin korunmasından yararlanacağı, şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece sendika hakkı çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilmez olsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerin demokrasiye hizmet edemeyeceği ve hatta tehlikeye düşüreceği belirtilmiş ve başvuruya konu disiplin cezası değerlendirmesinde, dava konusu eylem gününün, tüm ülkede önceden bildirildiği, söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafından itiraz edildiği de ileri sürülmediğinden başvurucunun bu eyleme katılarak sendikal hakkını kullandığına karar verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, sendikal faaliyet kapsamında yer alan (toplantı, basın açıklaması ve grev gibi) fiiller nedeniyle cezalandırılan ve/veya görev yerleri değiştirilen memurların başvuruları üzerine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesine dayanarak Türkiye'yi mahkum eden çeşitli kararlarındaki gerekçelere bakıldığında, sendika üyesi veya yöneticisi olan ilgililerin sendikal faaliyetleri nedeniyle görev yeri değişikliği işlemlerinin sendikal faaliyetlerini yürütme hakkına bir müdahale olduğunu, yasal bir sendikaya üye olan ilgililerin görev yerlerinin değiştirilmesine ilişkin işlemlerin demokratik toplum gereklerine uygun olmadığını kabul ettiği görülmektedir. (Örneğin; Metin Turan/Türkiye No:20868/02, Müslim Çiftçi/Türkiye No:30307/03, Karaçay/Türkiye No:6615/03)
Dava dosyasının incelenmesinden; Van İli, İpekyolu İlçesi, ..... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 50. maddesi uyarınca hizmet gereği Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine naklen atanmasına ilişkin 25/08/2017 tarih ve .... sayılı işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının üyesi olduğu sendikanın sokağa çıkma yasaklarını eleştiren ve bunun eğitim hizmetinin alınması/sunulması üzerindeki olumsuz etkilerini konu edindiği, bir hakkın kullanılması niteliğindeki eyleminin demokratik toplum gereklerine uygun sendikal faaliyet olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Diğer taraftan, davacının, bir gün göreve gelmemesi eyleminin davacının bulunduğu yerde görevine devam etmesine engel teşkil etmediği, okuldaki eğitim öğretim faaliyetinin yürütülmesi üzerinde olumsuz etkiler yaratacak derecede bir sakınca doğurmadığı kanaatine varılmış, idarece de davacının naklen atanmasını gerektirir başkaca bir neden ortaya konulamamıştır.
Bu durumda, davacının, üyesi olduğu sendikanın aldığı bir karar sonucunda gerçekleştirdiği sendikal faaliyet olarak değerlendirilmesi gereken ve hizmet gereği olarak görev yeri değişikliğini gerektirmeyen bir gün göreve gelmeme eylemine katıldığından bahisle tesis edilen dava konusu atama işleminde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 17.12.2012 tarihli E:2008/596, K:2012/2821 sayılı kararıyla, Anayasa Mahkemesi'nin 10.6.2015 tarihli Bireysel Başvuru No: 2014/668 sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle; Van 2. İdare Mahkemesi'nin 12/04/2018 gün ve E:2017/2506, K:2018/723 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda yazılı gerekçeyle reddine, aşağıda dökümü yapılan 67,50-TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, artan posta avansların taraflara iadesine, bu kararın kesin olduğunun taraflara bildirilmesine, 04/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)