(3201 S. K. m. 83) (682 S. KHK. m. 8)
İSTEMİN ÖZETİ: .... İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde teknisyen yardımcısı olan davacının, soruşturma neticesinde 16/07/2016 tarihinden itibaren yıllık ve mazeret izinlerinin iptal edildiği duyurulduğu halde yıllık iznini geçirdiği Yalova ilinden 21/07/2016 tarihinde döndüğünün tespit edildiği, isnat edilen eylemin ise 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/3-c/2. alt bendinde düzenlenen "İzinli bulunduğu sürede, hizmet ve görevin gerektirdiği durumlarda görevine derhal dönmesi kendisine sözlü, yazılı ya da herhangi bir iletişim vasıtasıyla duyurulduğu halde kabul edilebilir özrü bulunmaksızın görevine makul sürede dönmemek" fiili kapsamında olduğu değerlendirilerek "onbir gün aylık kesimi" cezasıyla tecziyesine ilişkin 23/11/2017 tarih ve 1838 sayılı İstanbul Valiliği- İl Polis Disiplin Kurulu Kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalacağı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davanın reddine hükmeden İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 13/09/2018 tarih ve E:2018/75, K:2018/1545sayılı kararının, davacı vekili tarafından; müvekkilinin hain darbe girişiminden bir gün önce 21 günlük senelik izne ayrıldığı, görev yaptığı birimden kendisine görevine dönmesi yolunda herhangi bir bildirim yapılmadığı, vicdanen rahatsız olarak kendisinin 19/07/2016 tarihinde personel büro amirliğini aradığı, gelmesi söylenince iznini keserek 20/07/2016 tarihinde görevine başladığı, soruşturma evrakında 21/07/2016 yazıyorsa da personel bilgi portalından kendi beyanının doğru olduğunun anlaşılacağı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğü .... İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Amirliğinde teknisyen yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yapılan soruşturma sonucunda 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/3-c-2. maddesi gereğince "onbir gün aylık kesimi" cezası ile tecziyesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Disiplin Kurulunun 23.11.2017 tarih ve 1838 sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalacağı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "... Bu durumda; yukarıda yer verilen mevzuat hükmü ve taraflarca dosyaya sunulan belge ve bilgilerin birlikte değerlendirilmesinden; davacı hakkında, her ne kadar yapılan disiplin soruşturması neticesinde düzenlenen 23.11.2016 tarih ve 2016/7600 sayılı soruşturma raporu ile ceza tayinine mahal olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de; davalı idarece 16.07.2016 tarihinde izinde bulunan tüm personelin izinlerini keserek derhal göreve dönmesi gerektiği sözlü, yazılı iletişim vasıtasıyla duyurulduğu halde, davacı tarafından bu emre uyulmadığı ve kabul edilebilir özrü bulunmaksızın izinde bulunduğu Yalova İli'nden görevine makul sürede dönmemek fiilini işlediği sabit olmakla, hakkında disiplin cezası verilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasa'nın "suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38.maddesinin 1.fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." hükmüne yer verilmiştir.
29.01.2016 tarih ve 29608 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.1.2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan Emniyet Teşkilat Kanununun 83. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğunu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. (...) şeklinde yasalaşan ve İdareye Tüzük ile suç ve ceza düzenleme yetkisi veren Kanun maddesinin Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "suçta kanunilik" ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan "kanuni düzenleme" ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı üzerine, 04.06.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 83. maddesinin birinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesi gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüş, bu süre içinde emniyet teşkilatı mensuplarına uygulanacak disiplin suç ve cezalarına ilişkin yeni hukuki düzenleme olan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 23.1.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin8. maddesinin 3 fıkrasının (c) bendinin 2 numaralı alt bendinde de "İzinli bulunduğu sürede, hizmet ve görevin gerektirdiği durumlarda, görevine derhal dönmesi kendisine sözlü, yazılı ya da herhangi bir iletişim vasıtasıyla duyurulduğu halde, kabul edilebilir özrü bulunmaksızın görevine makul sürede dönmemek" fiili onbir ila onbeş günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul ili,.... İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde teknisyen yardımcısı olarak görev yapan davacının,"15.07.2016 tarihinde darbeye teşebbüs girişimi nedeniyle 16.07.2016 tarihinden itibaren yıllık ve mazeret izinlerinin basın yayın organları aracılığıyla tüm emniyet personeline duyurulduğu halde" hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucu düzenlenen 09/08/2016 tarihli soruşturma raporunda; 19/07/2016 tarihinde görev yerine gelmesi istenen davacının 21/07/2016 tarihinde geldiğinin tespit edildiği, muhakkik tarafından herhangi bir ceza önerilmemiş ise de bu eylemin 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/3-c/2. alt bendinde düzenlenen "İzinli bulunduğu sürede, hizmet ve görevin gerektirdiği durumlarda görevine derhal dönmesi kendisine sözlü, yazılı ya da herhangi bir iletişim vasıtasıyla duyurulduğu halde kabul edilebilir özrü bulunmaksızın görevine makul sürede dönmemek" fiili kapsamında olduğunu değerlendiren İstanbul Valiliği- İl Polis Disiplin Kurulunca davacının "onbir gün aylık kesimi" cezasıyla tecziyesine karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "suçta ve cezada kanunilik ilkesi" başlıklı 2. maddesinde, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamayacağı, suç ve ceza içeren hükümlerin, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağı hükme bağlanmış, aynı Kanunun "zaman bakımından uygulama" başlıklı7. maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamayacağı ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticelerinin kendiliğinden kalkacağı, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümlerinin farklı olması durumunda, failin lehine olan kanun hükmünün uygulanıp infaz olunacağı kuralı öngörülmüş iken, memur hukukunun temel kanunu sayılabilecek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile benzer nitelikteki diğer mevzuatta 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda belirtilen kurallara koşut düzenlemelerin yer almadığı görülmekle birlikte evrensel ceza hukuku prensibi olan "işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği" ilkesinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde memur disiplin hukukuna da uygulanabileceğinin kabulü gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacıya verilen disiplin cezasına konu eylemin işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünde "İzinli bulunduğu sürede, hizmet ve görevin gerektirdiği durumlarda, görevine derhal dönmesi kendisine sözlü, yazılı ya da herhangi bir iletişim vasıtasıyla duyurulduğu halde, kabul edilebilir özrü bulunmaksızın görevine makul sürede dönmemek" fiili disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında gösterilmediği gibi anılan Tüzüğün disipline ilişkin hükümlerinde bahsi geçen eyleme koşut bir düzenlemenin de yer almadığı, disiplin cezasına konu söz konusu eylemin ilk olarak Tüzüğün dayanağı yasa kuralının Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmesi üzerine yürürlüğe konulan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinde disiplin suçu olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında "işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği" ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olması ve davacıya verilen disiplin cezasına konu fiilin, işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre disiplin suçu olarak öngörülmemiş olması karşısında, davacının 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/3-c-2 bendi uyarınca "11 günlük aylık kesimi" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu İl Polis Disiplin Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Anayasa'nın 125.maddesinin son fıkrasında, idarelerin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu hükme bağlandığından, davalı idarenin hukuka aykırı bulunan işlemi nedeniyle davacının brüt aylığından yapılan kesintinin davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 13/09/2018 tarih ve E:2018/75, K:2018/1545 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan 254,60-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 29/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)