(6100 S. K. m. 334) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Davalı idarede İletişim Uzmanı olarak görevli olan bilgisayar mühendisi davacı tarafından, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda yapılanan yasa dışı örgüt ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği, yasa dışı örgüt menfaatleri doğrultusunda hareket ettiği, eylemlerinin milli güvenliği ve kamu düzenini ihlal ettiği ve böylece ''ideolojik veya siyasi amaçlarla kurum içinde örgütlenmek, kurum huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, toplu olarak kamu hizmetlerinin yürütülmesini engellemek veya bunları tahrik ve teşvik etmek'' eylemi ile nitelik ve ağırlık itibariyle benzer eylemlerde bulunduğundan bahisle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 22.12.2016 günlü 2016/5-1 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada; kapatılan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın 23.1.2015 tarihli ve 2015.036491 sayılı ekli yazısında Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.1.2015 tarihli ve 2014/1490 sayılı yazısına atıfta bulunularak TİB kadrolarında bulunan bazı personelin 20.1.2015-22.1.2015 tarihleri arasında şüpheli sıfatıyla gözaltına alındığı ve davacının da aralarında bulunduğu bazı kişilerin tutuklanma istemiyle Mahkemeye sevkedildiği, 657 sayılı Kanun'un 137.ve devamı maddeleri uyarınca davacının görevden uzaklaştırıldığı, hakkında düzenlenen soruşturma raporundan; davacının, Tübitak BİLGEM'de görev yapan bazı şüphelilerden temin edilen İMEI numaraları ve şifreleme anahtarlarını kullanarak Devlete ait kriptolu telefonlarla yapılan iletişimleri herhangi bir Mahkeme kararı olmaksızın hukuka aykırı bir şekilde dinlemeye başlama, böylece elde edilen ses dosyalarını kurum dışına çıkararak FETÖ/PDY terör örgütü arşivine aktarma, İletişim Başkanlığı bilgisayarlarında bulunan verileri silerek yok etme, böylece üst düzey siyasetçi ve bürokratların iletişimlerini dinleyerek Devletin güvenliği, niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri siyasal ve askeri casusluk maksadıyla temin etme, temin edilen ses kayıtlarını FETÖ/PDY terör örgütü amaç ve çıkarları doğrultusunda kullanıp montajlayarak örgütün kontrolünde bulunan yazılı ve görsel medya organlarında yayınlama fiillerine iştirak ettiği, FETÖ/PDY'nin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndaki yöneticilerinden olduğu, ayıklama ve imha komisyonu kurulmadan TİB log kayıtlarını sildiği, TİB Başkanlığı'nda yapılan idari ve adli süreçlere konu olabilecek delilleri yok ettiği ve TİB'de bulunan diğer kişilerin tamamıyla örgütlü şekilde hareket ettiğinin anlaşıldığı, davacının, üzerine atılı ''Silahlı Terör Örgütü Kurma ve Yönetme'' suçundan kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller olduğundan bahisle Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 10.8.2017 günlü E.2015/202 sayılı celsesinde tutukluluğun devamına karar verildiği, usulüne uygun şekilde yukarıda aktarılan eylemler somut bir şekilde isnat edilerek davacıdan savunma istenildiği, davacının 9.9.2016 tarihli dilekçesiyle savunmasını verdiği, soruşturma ve ceza verme zamanaşımının da dolmadığı, bu durumda, davacıya atılı fiillerin ''ideolojik veya siyasi amaçlarla kurum içinde örgütlenmek, kurum huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, toplu olarak kamu hizmetlerinin yürütülmesini engellemek veya bunları tahrik ve teşvik etmek'' eylemi ile nitelik ve ağırlık itibariyle benzer eylemlerden olduğu, bu tür eylemlerin Devlete sadakat ve bağlılık ilkesi ile bağdaşmadığı, davacının da anılan eylemleri gerçekleştirdiği anlaşıldığından 657 sayılı Kanunun 125/E(a) bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziye edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 12.İdare Mahkemesi'nce verilen 12/04/2018 gün ve E:2017/905, K:2018/710 sayılı kararın, savunma vermediği, soruşturma açma ve ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, hakkındaki bazı isnatlardan dolayı ceza mahkemesinde beraat etmesine karşın karara gerekçe yapıldığı, log kayıtlarından dolayı iki defa cezalandırıldığı, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334'üncü maddesindeki koşulların gerçekleştiği görüldüğünden davacının adli yardım isteği kabul edilmek suretiyle, dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
UYAP sistemi üzerinden temin edilen Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve Dosya No:2015/202 Esas, Karar No:2018/196, C. Sav. Esas No:2015/19554 sayılı kararından, davacı .....'ın, ''Bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılmak'', ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' ve ''kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini alenen ifşa etme, Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'' suçlarından dolayı sabit görülen eylemleri nedeniyle hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, anılan Mahkeme kararıyla davacının, diğer sanıklarla birlikte ''Devletin üst kademesinin kullandığı kriptolu telefonların FETÖ tarafından dinlenmesine yönelik eylemleri sabit olmasına rağmen, bu dinlemeler neticesinde elde edilen ses kayıtlarını bizzat yayınladıkları ve bu yolla Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettikleri hususunun sabit olmadığı'' gerekçesiyle beraatine karar verildiği, yine davacının "TCK'nın 314/3. maddesi delaletiyle 220/5. maddesindeki 'Örgüt yöneticilerinin örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılacağı' hükmü uyarınca, diğer bir kısım sanıkların gerçekleştirdiği 'bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma eylemlerinden' de cezalandırılması istenilmiş ise de, sanığın örgüt yöneticisi olduğu hususunun sabit olmadığı gibi, söz konusu eylemlerin gerçekleştirilmesi için talimat verdiğine dair somut ve inandırıcı delil elde edilemediği'' gerekçesiyle atılı suçtan da beraatine karar verildiği görülmüş ise de, bu hususlar yerinde olan İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/04/2018 gün ve E:2017/905, K:2018/710 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun yukarıdaki açıklamayla reddine, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım istemi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 26.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)