(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 17.İdare Mahkemesi'nce verilen 08/03/2018 gün ve E:2017/421, K:2018/492 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nda Ürün Denetmen Yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, geçmiş çalışmaları gözönünde bulundurularak, bir alt ceza olan uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 14.11.2016 tarih ve 0041594 sayılı işlem ile bu disiplin cezasına karşı yaptığı itirazının reddine dair Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Merkez Disiplin Kurulu'nun 04.01.2017 tarih ve 2017/1 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara17.İdareMahkemesi'nce verilen 08/03/2018gün ve E:2017/421, K:2018/492sayılı kararla; disiplin soruşturma raporu ve ekleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının, 8-12/06/2015 tarihleri arasında yapılan Ürün Denetmen Yardımcılığına Giriş Sınavına ilişkin başvuran adayların evraklarının kabulü ve başvuru evraklarını değerlendirip, sınava girecek adayları belirlemek için oluşturulan "Başvuru Evraklarının Kabulü ve Değerlendirilmesi Komisyonu"nda görevli bulunduğu, anılı sınava katılan ........'in 2014 KPSS Lisans Sonuçlarında tahrifat yaptığının ÖSYM'den alınan belgeleriyle karşılaştırılması sonucunda tespit edildiğinin görüldüğü, 8-12 Haziran 2015 tarihleri arasında yapılacak sınav için başvuran adayların evraklarının kabulü ve başvuru evraklarını değerlendirip sınava girecek adayları belirlemek için "Başvuru Evraklarının Kabulü ve Değerlendirmesi Komisyonu" oluşturulduğu, davacının da bu komisyonda görevli olduğu, ilgili komisyonda görev ayrımı yapılmamış ise de, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin "Kuruluşların Yükümlülüğü ve KPSS puanlarının kontrolü" başlıklı 16'ncı maddesinin 1.fıkrası dikkate alındığında; sınav evraklarının kabulü ve değerlendirilmesi için ayrıca komisyon oluşturulması sebebinin; adayların evraklarının kabulü yanında sundukları evrakların doğruluğunu da ilgili birimlerden (KPSS çıktılarını ÖSYM'den) teyit edilmesine ilişkin olduğu, davacının görevinin sadece evrak teslim alınmasına ilişkin olmadığı, kaldı ki sadece evrak teslim alma işinin herhangi bir evrak kayıt birimi tarafından da yapılabileceği, bunun için ayrıca bir komisyon oluşturulmasına da gerek olmadığı, davacının görevlendirme içeriğini yani görevinin sadece evrak teslim alma işi olmadığını, teslim aldığı evrakların doğruluğunu da ilgili birimlerden teyit etmesi gerektiğini basit bir araştırma ile tespit edebileceği, dolayısıyla anılı görevini tam olarak yerine getirmede kusurlu olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, öte yandan; davacı tarafından "uyarma" disiplin cezasının, Yasa'da ilgili maddenin hangi bendine dayanılarak verildiğinin belirsiz olduğu ileri sürülmüş ise de; davacıya isnat edilen fiilin, 29.09.2016 tarihli soruşturma raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı, anılan fiilinin 657 sayılı Kanun'un
125/B maddesinin (a) alt bendi kapsamına girdiğinin açıkça anlaşıldığı, disiplin amiri tarafından; geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmalarının olumlu olması ve görevini titizlikle yerine getirme yönünde gayretli çalışması nedeniyle bir alt ceza olan "uyarma" cezası uygulandığı, davacıya verilen "kınama" disiplin cezasının bir derece hafif olanı uygulanarak neticede davacıya "uyarma" disiplin cezası verildiği görüldüğünden davacının bu iddiasının dava konusu işlemleri kusurlandırmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, istinafa konu Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (B) bendinde kınama cezası, memura görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi olarak tanımlanmış, hangi fiil ve hallerin kınama cezasını gerektirdiği sayılmıştır.
Disiplin cezası verilmesine dayanak teşkil eden eylemin tereddüde yer bırakmayacak şekilde delilleriyle ortaya konulması, bu eylemlerin disiplin cezası gerektiren ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde sayılan hangi fiil ve haller kapsamında görüldüğünün belirtilmesi disiplin hukukunun esasına ilişkin en temel iki öge olup, ancak bu iki verinin davalı idarece işlemin tesisinde açıkça ortaya konulması durumunda, gerek eylemin sübut bulup bulmadığı, gerekse sübut bulan eylemin ceza verilmesini gerektirir fiil veya hal kapsamında olup olmadığı yargı merciince incelenerek hukukilik denetimi yapılabilecektir.
Dosyanın incelenmesinden; Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nda Ürün Denetmen Yardımcısı olarak görev yapan davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporunda, muhakkikçe, davacının, 12/06/2015 tarihleri arasında yapılan "Ürün Denetmen Yardımcılığına Giriş Sınavına ilişkin başvuru evrakından "2014 KPSS Lisans Sonuçları" belgesinin kontrolünü yapmadığı, dolayısıyla Kamu Görevlilerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yapılacak Genel Yönetmeliğin "Kuruluşların yükümlülüğü ve KPSS puanlarının kontrolü başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasının hükümlerine aykırı hareket ettiği ve bu nedenle görevine tam olarak yapmada kusurlu davrandığı belirtilerek 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin B. fıkrasında belirtilen kınama cezasıyla cezalandırılmasının önerildiği, bu öneri doğrultusunda davalı idarece davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, geçmiş çalışmaları gözönünde bulundurularak, bir alt ceza olan uyarma cezasıyla cezalandırıldığı, bu cezaya karşı yapılan itirazın da reddine karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işlemde davacıya isnat edilen fiilin, kınama cezasını gerektiren ve 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin alt bentlerinde sayılan fiil ve hallerden hangisine uyduğunun belirtilmediği, hangi fiil veya hale ilişkin tanım kapsamında olduğunun ifade edilmediği görülmekte olup, disiplin cezasını gerektirir fiil ve halin mevzuatta tek tek sayılan tanımlardan hangisi olduğu açıkça ortaya konulmadan disiplin cezası verilmesi durumunda, gerçekleştirilen eylemin hangi tanım çerçevesinde değerlendirileceği belirtilmemiş olacağından, böyle bir durumun işlemin hukukilik denetimini varsayımsal hale getireceği ve bunun da hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacıya isnat edilen eyleme karşılık gelen aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve halin 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin alt bentlerinde yer alan hangi tanıma uyduğunun açıkça ortaya konulması gerekirken, herhangi alt bent belirtilmeksizin "kınama" cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesince, davacıya isnat edilen fiilin, 29.09.2016 tarihli soruşturma raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı, anılan fiilinin 657 sayılı Kanun'un 125/B maddesinin (a) alt bendi kapsamına girdiğinin açıkça anlaşıldığı değerlendirilmekte ise de, gerek soruşturma raporunda muhakkik tarafından getirilen teklifte, gerekse davacıdan istenen savunma istem yazısında, gerekse de dava konusu edilen disiplin cezasında ve bu cezaya karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin işlemde davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B. maddesinin hangi alt bendinden dolayı ceza önerildiği, savunmasının istenildiği ve cezalandırıldığı hususlarının tam olarak açık bir şekilde bent belirtilerek ortaya konulmadığı görüldüğünden bu değerlendirme yerinde görülmemiştir.
Diğer taraftan, davalı idarece, Dairemiz kararının gerekçesi doğrultusunda yeniden bir değerlendirme yapılarak davacı hakkında yeni bir işlem tesis edilebileceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin kabulüne Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 08/03/2018 gün ve E:2017/421, K:2018/492 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 268,50 -TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1362,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin davacıya iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6.fıkrası uyarınca kesin olarak, 15.03.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)