(1319 S. K. m. 11, 32, 33, 34, 37) (2464 S. K. Mük. m. 44)
BAŞVURUNUN KONUSU: Amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen 09.08.2017 tarih ve 1021415 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu ödeme emrinin 2014 ve 2015 yılı Bina Vergisi, Bina Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı ve bu alacaklara bağlı Gecikme Faizi ve Gecikme Faizi (TKV) 'ye ilişkin kısmı yönünden; yapılan ara kararı ile davalı idareden tarhiyata ilişkin ihbarnamenin tebliğine ilişkin bilgi istenildiği, ara kararına istinaden verilen cevapta, 2014 ve 2015 yılları için düzenlenen bina vergisine ilişkin 11639419 sayılı ihbarnamenin 21.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği beyan edilmiş ve savunma ile birlikte dosyaya sunulan ilgili tebliğ alındısının tekrar dosyaya sunulduğunun görüldüğü, söz konusu tebliğ alındısı incelendiğinde ise tebliğ edilen hususa ilişkin bilginin 91511 nolu olduğu, 91511 sayılı işlemlerin ise emlak vergisi ve çevre temizlik vergisi için düzenlenen beyana çağrı olduğu, tebliğ alındısında 11639419 sayılı ihbarnameye ilişkin bir bilginin olmadığının görüldüğü, buna göre yürütmenin durdurulması talebi bu bilgiler ile çözüme kavuştuğu, davalı idarenin 23.11.2017 tarihli YD kararına karşı yaptığı itiraz dilekçesinin incelenmesinden, tapu maliki davacının Belediye Emlak Dairesine başvurusu bulunmadığından, 05.12.2015 tarihinde vergi ceza ihbarnamesi düzenlendiği ve emlak vergisi tarh edildiği, ihbarnamenin 21.12.2015 tarihinde tebliğ edildiğinin, tarh ve tebliğ edilen verginin tahakkuk aşamasında mükellefin bu vergi borcuna itiraz etmeleri sonucu itirazın İzmir Vergi Mahkemesi'ne intikal ettiği ve bu nedenle tahakkukun tamamlandığı yönünde beyanda bulunulduğunun görüldüğü, bunun üzerine UYAP'tan yapılan kontrolde, davacı adına düzenlenen ve 2014 ve 2015 yılı Bina Vergisi, Bina Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı ve bu alacaklara bağlı Gecikme Faizi ve Gecikme Faizi (TKV) ile vergi ziyaı cezasını ihtiva eden 11639419 sıra nolu ihbarnameye karşı İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nin E:2016/58 sayılı dosyasında dava açıldığının, söz konusu davada 11.04.2017 tarih ve E:2016/58 K:2017/289 sayılı karar ile davanın vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmı yönünden kabulü ile vergi ziyaı cezasının kaldırılmasına, kalan amme alacakları yönünden ise reddine karar verildiğinin, söz konusu kararın İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesi'nin 13.12.2017 tarih ve E:2017/1425 K:2017/1487 sayılı kararı ile istinaf başvurularının reddine karar verilerek kararın onandığı ve kararın bu şekilde kesinleştiğinin görüldüğü, Türk Vergi Sisteminde, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin tarh ve tahakkuk usullerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununda, tahsil usulleri ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda düzenlendiğinin, bir kamu alacağının tahsil edilebilmesi için öncelikle 213 sayılı Kanuna göre tarh ve tahakkuk usulleri; 6183 sayılı Kanuna göre de tahsil usullerinin sırasıyla uygulanması gerektiğinin, bu zorunluluğun doğal sonucu olarak, sistematiğin içinde yer alan bir idari işlemin bu amaçla tesis edilebilmesi için bir önceki hukuki durumun tekemmül etmiş olması halinin aranacağı, dolayısıyla bir önceki safha tekemmül etmeksizin bir sonraki safhaya ilişkin idari işlem tesis edilemeyeceği gibi sistematik içinde yer alan herhangi bir işleme karşı dava açılması durumunda ise önceden kesinleşmiş hukuki durumların yeniden incelenmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, gelinen bu aşamada dava konusu ödeme emrinin 2014 ve 2015 yılı Bina Vergisi, Bina Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı ve bu alacaklara bağlı Gecikme Faizi ve Gecikme Faizi (TKV)'ye ilişkin kısmının dayanağı olan ihbarnamenin yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere dava konusu yapılması ve açılan davanın bu kısmının ret ile sonuçlanarak istinaf aşamasından geçmek suretiyle kesinleşmesi karşısında, söz konusu ihbarnameye dayanılarak düzenlenen ödeme emrinde yasal isabetsizlik bulunmadığı(dava konusu ödeme emrinin 2014 ve 2015 yılı Bina Vergisi, Bina Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı ve bu alacaklara bağlı Gecikme Faizi ve Gecikme Faizi (TKV) 'ye ilişkin kısmı yönünden) yasal isabetsizlik bulunmadığı) sonucuna ulaşıldığı, dava konusu ödeme emrinin 2013 yılı Arsa Vergisi, Arsa Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı ve bu alacaklara bağlı Gecikme Faizi ile 2016 yılı Bina Vergisi, Bina Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı, 2017 yılı Bina Vergisi, Bina Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı'na ilişkin kısmı yönünden; yapılan ara kararına istinaden davalı idarece; mükellef adına kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın 08.01.2013 tarih 7 nolu yapı kullanma izin belgesinden anlaşılacağı üzere arsadan binaya dönüştüğü ve idarece 05.12.2015 tarihinde tarhiyat yapılarak vergi ihbarnamesi düzenlendiğinin, 05.12.2015 tarih ve 11639419 sayılı ihbarnamenin 21.12.2015 tarihinde tebliğ edildiğinin, mükellefin en son 26.11.2012 tarihli makbuz ile arsa vergisi ve arsa kültür vergisi ödediği, diğer yıllara istinaden borcuna karşılık ödeme emri düzenlendiğinin, davacıya ait bir adet işyeri ve üç adet mesken olduğunun, emlak vergisi ve çevre temizlik vergisi ödenmesi için 05.12.2014 tarih ve 07.12.2014 tarihli beyana çağrı yapıldığının, mükellef tarafından beyanda bulunulmaması üzerine bina vergisi, kültür varlıkları koruma katkı payı ve gecikme faizine ilişkin vergi ceza ihbarnamelerinin düzenlendiği bir adet dükkan, üç adet mesken için, 2014 ve 2015 vergilerinin oluşturulduğunun, vergi ihbarnamesi tebliğ alındığından tahakkukun kesinleştiği, 2016-2017 vergilerinin beyan aktarımı yolu ile tahakkuk ettirildiği beyan edildiği, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun "Verginin tarh ve tahakkuku" başlıklı 11. maddesinin (b) bendinde; Bina vergisinin ilgili belediye tarafından; 33. maddenin (1) ila (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerle bildirim verilmesi icap eden hallerde, vergi değerini tadil eden sebeplerin meydana geldiği bütçe yılını takip eden yılın Ocak ayı içinde, vergi değerini tadil eden sebep yılın son üç ayı içinde vuku bulmuş ve bildirim, vergi değerini tadil eden sebebin meydana geldiği bütçe yılını takip eden yılda verilmiş ise bildirimin verildiği tarihte, 29. maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh olunacağı, bildirim posta ile gönderilmiş ise verginin bildirim verme süresinin son gününü takip eden yedi gün içinde tarh olunacağı, bu suretle tarh olunan vergilerin, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılacağı ve mükellefe bir yazı ile bildirileceği hüküm altına alındığı, 23. maddesinde; bu Kanunun 33. maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde (geçici ve daimi muafiyetten faydalanılması hali dahil) emlâk vergisi bildiriminin verilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiş, 33/1. maddede; vergi değerini tadil eden nedenler arasında yeni bina inşa edilmesi de sayılmış, 37. maddesinde; bu Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu Kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı ve ek 2. maddesinde; emlak vergisi mükellefleri tarafından en son verilmiş bulunan emlak vergisi beyannamelerinin belediyelerce muhafaza edileceği ve bu kanuna göre ilgili belediyelerce yapılacak tarhiyat sırasında bina ve araziye ilişkin olarak bu beyannamelerde yer alan bilgilerin dikkate alınacağı hükme bağlandığı, diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 34. maddesinde de; ikmalen ve re’sen tarh edilen vergilerin “ihbarname” ile ilgililere tebliğ olunacağı, nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılacağı kuralı getirildiği, taşınmazın "arsa" niteliğinden "bina" niteliğine dönmesi, yukarıda değinilen 1319 sayılı Kanun'un 33/1. maddesi uyarınca vergi değerini tadil eden bir neden olduğundan, bu durumun ortaya çıkması halinde, aynı Kanunun 11. maddesinin (b) bendi hükmü göz önünde bulundurularak vergi değerini tadil eden sebeplerin meydana geldiği bütçe yılını takip eden yılın Ocak ayı içinde 29. maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak belediyece tarh olunacak verginin, ödeme emri düzenlenmeden önce yazılı olarak bir ihbarnameyle bildirilmesi gerektiği, yukarıda değinildiği üzere, davacı adına düzenlenen 11639419 sayılı ihbarnamenin 21.12.2015 tarihinde tebliğ edildiğinin, söz konusu ihbarnamede de sadece 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin bina vergisi, bina kültür varlıkları koruma katkı payı ve gecikme faizi-gecikme faizi (TKV), vergi ziyaı cezası bulunduğunun, dava konusu ödeme emrinin ise 2016 ve 2017 yıllarına ait amme alacaklarını da ihtiva ettiğinin görüldüğü, öte yandan idarece beyana çağrı mektubu düzenlenmiş ise de; söz konusu beyana çağrının 2015 yılında tebliğ edildiği ve dönem olarak bir bilginin bulunmadığının görüldüğü, amme alacağının tarh esasına göre ihbarname düzenlenerek tarh edilmesi yasal bir zorunluluk olduğu, tarh safhası sağlanmadan verginin tahakkuk ettirilmesi ve beyana çağrı mektubu düzenlenerek, borcun ödeme emri ile tahsil aşamasına geçilmesine olanak bulunmadığı, tüm bu veriler ışığında, davalı idare tarafından yukarıda izahı yapıldığı üzere ödeme emri ile istenilen söz konusu amme alacaklarına ilişkin olarak ihbarname düzenlenerek tebliğ edildiğinin ortaya konulamadığının görüldüğü, davacı adına tesis ve usulüne uygun şekilde tebliğ edilen bir tarh işlemiyle kesinleştirilerek tahakkuk ettirilmediğinden, ortada kesinleşmiş bir amme alacağı bulunmadığı sonucuna varılmakla, kesinleşmeyen söz konusu amme alacakları için ödeme emri düzenlenerek tahsiline çalışılmasının yasal olmadığı sonucuna ulaşıldığı, dava konusu ödeme emrinin 2. derece usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı yönünden; yapılan ara kararı ile dava konusu ödeme emri içeriği usulsüzlük cezasının neden kesildiği, maddi ve hukuki dayanağının ne olduğu, söz konusu cezaya ilişkin ihbarname düzenlenip düzenlenmediği, tebliğ edilip edilmediğinin sorulduğu, ilgili ihbarnamenin ve tebliğ alındısının (213 sayılı Kanun'da yer alan tebliğ usullerine uyularak tebliğ edildiğini gösterir bilgi ve belgelerin) dosyaya ibrazı istenilmiş; ancak söz konusu hususları aydınlatacak bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığının görüldüğü, bu nedenle amme alacağının usulüne uygun olarak kesinleştirilip kesinleştirilemediğinin hukuki denetimi yapılamayan olayda, söz konusu cezanın usulüne uygun olarak kesinleştirildiği varsayılamayacağından, ödeme emrinin usulsüzlük cezasına ilişkin kısmında yasal isabet bulunmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu ödeme emrinin 2014, 2015, 2016, 2017 yıllarına ait ilan ve reklam vergisi/ışıksız reklam alacağına ilişkin kısmı yönünden; 26.10.2017 tarihli ara kararını istinaden davalı idarece verilen cevabi yazıda, çevre temizlik vergisi borcu 08.01.2013 tarih ve 7 nolu yapı kullanma izin belgesi esas alınarak, mevcut olan işyerine idarece 20.06.2016 tarihinde tarhiyat yapıldığının, ikinci işyeri ile ilgili olarak 01.01.1995 tarihinde .......... adresine çevre temizlik vergisi bildirimi bulunduğunun, 2013 ila 2017 yıllarına ait beyan aktarımından vergi tahakkuku bulunduğunun, ödeme emrine konu olan ilan vergileri, .......... ye ait olduğu, 28.01.2014 tarihinde mükellef tarafından elden bildirildiğinin, ödenmediğinin görüldüğü ve ödeme emrine yansıtıldığının, 2014 sonu itibarıyla kurumda Bilgi İşlem Programında firma değişikliği nedeniyle ilan ve reklam vergisi şeklinde adlandırılan verginin, 2015 yılından itibaren ışıksız reklam vergisi olarak adlandırıldığının, sonuç itibarıyla aynı bildirimden kaynaklandığının, ayrıca mükellef tarafından kapatma bildirimi bulunmadığından, 2014 elden 2015 ile 2017 aktarımdan ilan ve reklam borcu oluştuğunun, ilan ve reklam vergisi için mükellef tarafından bildirimde bulunulduğunun, Belediye Emlak Vergisi Servisi tarafından davacıya ait bir adet işyeri ve 3 adet mesken olduğunun tespit edildiğinin, emlak vergisi-çevre temizlik vergisi ödenmesi için 05.12.2014 ve 07.12.2014 tarihlerinde beyana çağrı yapıldığının, mükellef tarafından beyanda bulunulmaması üzerine Bina Vergisi, Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı, ve gecikme faizine ilişkin vergi ceza ihbarnamelerinin düzenlendiği bir adet dükkan üç adet mesken için, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tarhiyatlarla 2014, 2015 vergilerinin oluşturulduğunun, vergi ihbarnamesi tebliğ alındığından tahakkukun kesinleştiğinin, 2016-2017 vergilerinin beyan aktarımı yolu ile tahakkuk ettirildiğinin, ödeme emrine konu çevre temizlik vergisi (..........)ait iş yeri mükellefin bildirimi ile, (..........) ait iş yeri idarece düzenlendiğinin, ilan ve reklam vergisi ise mükellef tarafından bildirimde bulunulduğunun beyan edildiği, ayrıca, 01.06.2018 tarihli ara kararı ile, dava konusu ödeme emri içeriği çevre temizlik vergisi, ışıklı reklam-ışıksız reklam ve ilan ve reklam vergisine ilişkin olarak; tarh-tahakkuk ve tebliğ aşamalarına ilişkin bilgi verilerek, konuya ilişkin bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak dosyaya ibrazı istenilmiş, davacı tarafından, 2014 yılında verilen bildirim dolayısıyla devam eden yıllar içerisinde tahakkuklara devam edildiğinin, ancak bu yıllar için vergiyi doğuran olay meydana gelmediği, ilan ve reklam vergisine konu bir olayın söz konusu olmadığı iddia edildiğinden, vergiyi doğuran olay açısından söz konusu hususlara ilişkin bir tespit yoklama vb. bulunup bulunmadığının sorulduğu, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, 2014 yılına ilişkin ilan ve reklam vergisi beyannamesinin 28.01.2014 tarihinde mükellef tarafından elden verildiği ve ödenmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle beyan üzerine tahakkuk eden söz konusu amme alacağının (2014 yılı ilan ve reklam vergisi) ödeme emri yolu ile istenilmesinde yasal isabetsizlik bulunmadığı, ancak devam eden yıllar için davacının bir bildiriminin bulunmadığının, yani 2014 elden 2015 ila 2017 yıllarının aktarımdan ilan ve reklam borcu oluştuğunun anlaşıldığı, idarece söz konusu borcun doğumuna konu olan bir olayın meydana geldiğine ilişkin bir bilgi ve belge sunulamayan, ilan reklam vergisi yönünden davacının herhangi bir yükümlülüğünün olup olmadığına ilişkin tespit bulunmayan olayda, 2014 yılında verilen beyannameye dayanılarak devam eden yıllar için de tahakkuk yapılmak suretiyle 2015, 2016, 2017 yıllarına ait amme alacağının (ışıksız reklam) ödeme emri ile istenilmesinde yasal isabet bulunmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu ödeme emrinin 2013 ila 2017 yıllarına ait çevre temizlik vergisine ilişkin kısmı ile 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait damga vergilerine ilişkin kısmı yönünden; yukarıda da değinildiği üzere,26.10.2017 tarihli ara kararını istinaden davalı idarece verilen cevabi yazıda, çevre temizlik vergisi borcu 08.01.2013 tarih ve 7 nolu yapı kullanma izin belgesi esas alınarak, mevcut olan işyerine idarece 20.06.2016 tarihinde tarhiyat yapıldığının, ikinci işyeri ile ilgili olarak 01.01.1995 tarihinde .......... adresine çevre temizlik vergisi bildirimi bulunduğunun, 2013 ila 2017 yıllarına ait beyan aktarımından vergi tahakkuku bulunduğunun, Belediye Emlak Vergisi Servisi tarafından davacıya ait bir adet işyeri ve 3 adet mesken olduğunun tespit edildiğinin, emlak vergisi-çevre temizlik vergisi ödenmesi için 05.12.2014 ve 07.12.2014 tarihlerinde beyana çağrı yapıldığının, ödeme emrine konu çevre temizlik vergisi (..........ait iş yeri mükellefin bildirimi ile, (.......... ait iş yeri idarece düzenlendiğinin beyan edildiği, 01.06.2018 tarihli ara kararı ile, dava konusu ödeme emri içeriği çevre temizlik vergisi, ışıklı reklam-ışıksız reklam ve ilan ve reklam vergisine ilişkin olarak; tarh-tahakkuk ve tebliğ aşamalarına ilişkin bilgi verilerek, konuya ilişkin bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak dosyaya ibrazı istenilmiş, söz konusu hususlara ilişkin bir bilgi ve belgenin sunulmadığının görüldüğü, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Mükerrer 44. maddesinde çevre temizlik vergisi düzenlendiği, anılan maddede; Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların çevre temizlik vergisine tabi olduğu, bu verginin mükellefinin, binaları kullananlar olduğu, mükellefiyetin binanın kullanımı ile başlayacağı, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisinin, belediyelerce binaların tarifedeki derecelere intibak ettirilmesi üzerine her yılın Ocak ayında yıllık tutarı itibarıyla tahakkuk etmiş sayılacağı, tahakkuk eden verginin, bir defaya mahsus olmak üzere, belediyelerin ilan mahallerinde bir ay süreyle topluca ilan edileceği, iş yeri ve diğer şekilde kullanılan binalarla ilgili olarak tahakkuk eden bu verginin, her yıl, emlak vergisinin taksit sürelerinde ödeneceği hüküm altına alındığı, dosyada bulunan çevre temizlik vergisi bildirimi incelendiğinde, Buca mahallesi 200 sokak, 7/A adresi için 01.01.1995 tarihinde elden, .......... Mahallesi 220 sokak 68/- için 20.06.2016 tarihinde idarece beyan bulunduğu yönünde bilgi bulunduğunun görüldüğü, davalı idare tarafından da ödeme emrine konu çevre temizlik vergisi (.......... ait iş yeri mükellefin bildirimi ile, (.......... ait iş yeri idarece düzenlendiğinin beyan edildiği, ayrıca dosyada bulunan vergi dairesi alındısı incelendiğinde, ..........'ya ilişkin olarak 2012/1 ve 2 dönemi için tahsilat bulunduğunun görüldüğü, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin çevre temizlik vergisine konu vergiyi doğuran olayın tespiti açısından yeterli açıklıkta olmadığının, dava konusu dönemler için söz konusu adreslere ilişkin olarak davacı tarafından bir bildirimin de bulunmadığının anlaşıldığının, idare tarafından da, 08.01.2013 tarih ve 7 nolu yapı kullanma izin belgesi esas alınarak, mevcut olan işyerine idarece 20.06.2016 tarihinde tarhiyat yapıldığının, ikinci işyeri ile ilgili olarak 01.01.1995 tarihinde .......... adresine çevre temizlik vergisi bildirimi bulunduğunun, 2013 ila 2017 yıllarına ait beyan aktarımından vergi tahakkuku bulunduğu yönünde beyanda bulunulduğunun, vergiyi doğuran olayın vuku ve tekemmülü açısından hukuki denetime elverişli bir bilgi ve tespitin ise dosyaya sunulmadığının, 1995 yılındaki beyana dayanılarak hiç bir tespit ve araştırma olmaksızın vergi aktarımı yolu ile tahakkuk yapılması varsayıma dayalı olduğu gibi, zaten ödeme emri içerisinde yer alan hangi çevre temizlik vergisi alacağının hangi taşınmaza ait olduğunun da açık olmadığının, yine idarece oluşturulan beyanın dayanağının, verginin doğumu açısından ilgili mevzuatla belirlenen kurallara uygun olup olmadığının da denetiminin yapılamadığının, nitekim sadece yukarıda bahsedilen bilgilerin dosyaya sunulduğunun, idarece çevre temizlik vergisi için beyana çağrı mektubu düzenlendiği; söz konusu beyana çağrının 2015 yılında tebliğ edildiği ve dönem olarak bir bilginin bulunmadığının, ayrıca adres bilgisinin de .......... Mahallesi, 273/1 sokak olarak göründüğünün, davacı tarafından herhangi bir bildirim de bulunmadığına göre, yapılacak tespit üzerine amme alacağının öncelikle tarh edilmesi, yapılan tarhiyatın ilgilisine ihbarname esasına göre tebliği ve bu aşamalardan geçen verginin tahakkuk edip süresinde ödenmemiş olması durumunda 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme emrinin tanzim ve tebliği gerektiğinin, diğer yandan dosya içerisinde yer alan kentli genel hesap kartı belgesinde damga vergilerinin karşısına beyana dayalı şeklinde not bulunmasına karşın, davacı tarafından 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarda herhangi bir beyan/bildirimin bulunmadığının anlaşıldığının, davalı idareye yapılan ara kararı ile ödeme emri içeriği damga vergilerinin doğuş sebebi sorulmasına karşın herhangi bir bilgi de verilmediğinin, ödeme emri içeriği amme alacaklarının tür itibarıyla farklılık göstermesi, her yıl ve vergi türü için ayrı ayrı değerlendirme yapılması zorunluluğu bulunması, söz konusu amme alacaklarının yasal mevzuatlarının ayrı olması ve ayrı usullere tabi olması (beyan usulü, idarece tarh usulü, kendiliğinden tahakkuk gibi) nedeniyle ayrı ayrı irdelenmesi gerektiğinin, dolayısıyla damga vergilerinin hangi vergi türüne ve hangi beyana dayalı olarak tahakkuk ettiğinin tespitinin dava konusu olayda zorunlu olduğu, buna göre idarece konuya ilişkin bir bilgi ve belge sunulmaması nedeniyle, hukuki denetimi yapılamayan amme alacaklarının ödeme emri ile istenilmesinde yasal isabet bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu ödeme emrinin 2013 yılı Arsa Vergisi, Arsa Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı ve bu alacaklara bağlı Gecikme Faizi ile 2016 yılı Bina Vergisi, Bina Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı, 2017 yılı Bina Vergisi, Bina Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı, 2013 yılı 2. derece usulsüzlük cezası, 2015 ila 2017 yıllarına ait ışıksız reklam alacağı, 2013 ila 2017 yıllarına ait çevre temizlik vergisi, 2014 ila 2017 yıllarına ait damga vergilerine isabet eden kısımları yönüyle davanın kabulü ile ödeme emrinin söz konusu amme alacaklarına isabet eden kısımları yönünden iptaline, dava konusu ödeme emrinin 2014 ve 2015 yılı Bina Vergisi, Bina Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı ve bu alacaklara bağlı Gecikme Faizi ve Gecikme Faizi (TKV) 'ye ilişkin kısmı ile 2014 yılına ilişkin ilan ve reklam vergisine isabet eden kısmı yönüyle davanın reddine ilişkin olarak İzmir 1. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 16/07/2018 gün ve E:2017/973, K:2018/1672 sayılı kararın; Davacı tarafından, 08.01.2013 tarihinde 7 belge numarası ile yapı kullanma izin belgesi alındığı ve bu belgede taşınmazın 3 mesken 1 iş yeri olarak görüldüğü, davacı adına çevre temizlik vergisinin ödenmesi için 07.12.2015 tarihinde, emlak vergisi için de 05.12.2014 tarihinde beyana çağrı evrakı düzenlendiği, tahakkuk servisi tarafından, oturma raporuna istinaden idarece 07.12.2015 tarih ve 96717 sayılı emlak vergisi bildirimi yapıldığı, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu ve 213 sayılı Kanun gereğince ihbarname düzenlendiği, tesis edilen işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İzmir 1. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 16/07/2018 gün ve E:2017/973, K:2018/1672 sayılı karar usul ve yasaya uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, istinaf başvurusunun reddine, aşağıda gösterilen 145,90-TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, 35,90-TL karar harcının davalıdan tahsili için mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 14.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)