(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Ekonomi Bakanlığı bünyesinde Dış Ticaret Uzmanı olarak görev yapan davacı tarafından, Bakan onayı olmadan kendisine cep telefonu tahsis etmesi nedeniyle "Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak" disiplin suçunu işlediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/D-c maddesi uyarınca 1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, öğrenim durumu nedeniyle yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan cezanın brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesi şeklinde uygulanmasına ilişkin 26.04.2017 tarihli ve 2017/5 sayılı Ekonomi Bakanlığı Disiplin Kurulu kararının iptali ile maaşından kesilen tutarın kesinti tarihinden itibaren uygulanacak faiziyle birlikte ödenmesi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle açılan davada; 01.10.2012 tarihinde Varşova'daki görevine başlayan davacının 2012 Aralık ayında yeni Müşavirlik binasına taşınırken kamu hizmeti ifasında oluşabilecek sıkıntılara engel olmak adına aldığını iddia ettiği cep telefonu hattının 16.10.2012 tarihli sözleşme ile göreve başlamasının hemen akabinde, 16.10.2012 tarihli ve 2 yıl süreli cep telefonu hattı sözleşmesini 2014 yılında sonlandırmayarak görev süresinin sonlarına doğru 03.08.2016 tarihinde iptali için ilgili firmaya yazı yazması, bu nedenlerle davacının olayın bilincinde olarak istemli bir şekilde cep telefonunu kendi görev süresinin sonuna kadar kullandığı izlenimini doğurduğu, ilgili cep telefonuna ilişkin olarak Destek Hizmetleri Daire Başkanlığına gönderilen faturaların tercümelerinde bazen "Telekomünikasyon Hizmeti" bazen de " İletişim Hizmeti" adı altında cep telefonu numarası yazılmayıp yalnızca abone numarası belirtilmesi nedeniyle Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığınca harcamaların ödenmesinin sağlanması, davacının, 2007/3 sayılı Genelge uyarınca Müşavirliğe Bakan Onayı olmadan cep telefonu tahsis etmesi, uygulamada Müşavirliklerin sabit hatla ve ofis dışında kendi cep telefonlarıyla gerçekleştirdikleri resmi görüşmeleri söz konusu cep telefonundan gerçekleştirmesi, ayrıca ilgili telefondan internet girişlerinin olması ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına gönderdiği faturaların tercümelerinde cep telefonu olduğunu gizleyerek faturaların ödenmesine yönelik eylemlerinden görevi ile ilgili çıkar sağlamış olduğundan, 657 sayılı Kanun'un 125/D-c maddesinde yer alan "Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak" fiilini gerçekleştirdiği sonucuna varıldığından söz konusu eylemleri nedeniyle dava konusu disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, yargı kararı ile işlemin hukuka uygun olduğunun saptanması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurundan söz edilemeyeceğinden manevi tazminat isteminin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 04/06/2018 gün ve E:2017/2925, K:2018/1323 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 1. fıkrasında," İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir..." hükmüne yer verilmiş; 2. fıkrasında, istinafın temyizin usul ve şartlarına tabi olduğu belirtilmiş, "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddenin 7. fıkrasında, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3. madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hallerde, 2 ve 6. fıkralarda sözü edilen kararların, dosyanın gönderildiği Danıştay’ın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verileceği hükmü düzenlenmiş, aynı Kanunun "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı8/3. maddesinde, "...Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır." hükmü, "Çalışmaya ara verme" başlıklı 61/1. değişik maddesinde, "Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi Temmuzdan otuzbir Ağustos’a kadar çalışmaya ara verirler...." hükmü öngörülmüştür.
Buna göre, 2577 sayılı Kanunda yazılı sürelerin bitmesi, çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği 31 Ağustos gününü izleyen 1 Eylül’den itibaren yedi gün daha uzayarak 7 Eylül tarihinde sona erecektir.
Dosyanın incelenmesinden; Ankara 10.İdare Mahkemesi'nce verilen 04/06/2018 gün ve E:2017/2925, K:2018/1323 sayılı kararın, davacı vekilinin daimi işçisine 16/07/2018 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesinin 08/09/2018 tarihinde Mahkeme kayıtlarına girdiği görülmektedir.
Bu durumda, 16/07/2018 tarihinde tebliğ edilen Mahkeme kararına yönelik (30) günlük istinaf süresinin bitiminin çalışmaya ara verme süresine denk geldiğinden, 7 gün daha uzayarak 07/09/2018 Cuma günü sona ermesine karşın, davalı idare vekili tarafından, istinaf süresi geçirildikten sonra 08/09/2018 Cumartesi tarihinde Avukat Portalı kanalıyla istinaf talebinde bulunulduğu anlaşıldığından; yukarıda anılan Kanun'un 45/1, 8/3 ve 61/1. maddeleri uyarınca istinaf isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf isteminin SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan üzerinde BIRAKILMASINA, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 48. maddesinin 7.fıkrası uyarınca KESİN olarak 18.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)