(657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: .... Hastanesi Kadın Doğum Kliniğinde asistan doktor olarak görev yapan davacının, muhtelif şikayetlerle kliniğe başvuran hamile bir hastanın serviste yer olmaması nedeniyle takibinde yaşanan eksikliklerden dolayı sezeryanla alınan bebeğin kaybedilmesi olayıyla ilgili soruşturma neticesinde tespit edilen eylemleriyle "Verilen Emir ve Görevlerin Tam ve Zamanında Yapılmasında, Görev Mahallinde Kurumlarca Belirlenen Usul ve Esasların Yerine Getirilmesinde ... Kayıtsızlık Göstermek Veya Düzensiz Davranmak "fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin (A-a) bendi uyarınca "uyarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 03/10/2017tarih veE:18574sayılı .... Hastanesi Yöneticiliği işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddine hükmeden İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 17/07/2018 tarih ve E:2017/2232, K:2018/1192sayılı kararının, davacı tarafından; nöbeti esnasında meydana gelen olayda kendisine isnat edilebilecek hiç bir kusurun bulunmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; .... Hastanesi Kadın Doğum Kliniğinde asistan doktor olarak görev yapan davacının, muhtelif şikayetlerle kliniğe başvuran hamile bir hastanın serviste yer olmaması nedeniyle takibinde yaşanan eksikliklerden dolayı sezeryanla alınan bebeğin kaybedilmesi olayıyla ilgili soruşturma neticesinde tespit edilen eylemleriyle "Verilen Emir ve Görevlerin Tam ve Zamanında Yapılmasında, Görev Mahallinde Kurumlarca Belirlenen Usul ve Esasların Yerine Getirilmesinde ... Kayıtsızlık Göstermek Veya Düzensiz Davranmak"fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin (A-a) bendi uyarınca "uyarma"cezasıyla tecziyesine ilişkin 03/10/2017tarih veE:18574sayılı .... Hastanesi Yöneticiliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince"...dosya içeriğinde yer alan inceleme raporu, tanık beyanları, taraf savunma ve ifadeleri ile diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında, acil ve kritik bir durumda kadın acil doğum ünitesine yaşadığı yoğun ağrı ve sancılar nedeniyle müracaat eden hastanın, acil kliniğinden müşahade altında tutularak tedavisinin yapılması gerektiği halde, hastanede yer bulunmadığı gerekçesiyle yatış işleminin yapılmamasında kusurlu görülen davacının "uyarma"cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde Uyarma cezası; "Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi" olarak tanımlanmış, aynı bendin (a) alt bendinde; "Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak" fiili bucezayı gerektiren haller arasında sayılmıştır.
22/03/2011 tarih ve 12894 sayılı Sağlık Bakanlığı- Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü genelgesinde ise; "... Uzmanlık öğrencilerinin ve pratisyen tabiplerin en iyi şekilde yetişmelerinin temini bakımından, uzmanlık bilgi ve becerisi gerektiren her türlü müdahale ve tıbbi uygulamaların mutlaka ilgili eğitim sorumlusu veya uzman sorumluluğunda ve nezaretinde yapılması gerekmektedir."düzenlemesi yer almaktadır.
Öte yandan; Disiplin hukuku cezalandırılma ilkeleri açısından ceza hukuku ile benzer özellikler taşımakta olup, kişilerin disiplin cezası ile cezalandırılabilmeleri için suç olarak belirlenmiş olan tutum yada davranışın ilgilisi tarafından işlenmiş olduğunun kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanması ve maddi gerçeğin tüm boyutlarıyla ortaya konması gerekmektedir. Ayrıca evrensel ceza hukuku ile Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi disiplin hukuku'nda da uygulama alanı bulunmaktadır. Buna göre; disiplin yaptırımı uygulanacak kişi tarafından ikrar edilmeyen ve eldeki mevcut deliller ile disiplin normuna aykırı fiilin ispatı mümkün olmayan hallerde "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince ilgiliye disiplin cezası verilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Dava dosyası incelendiğinde; aralarında davacının da bulunduğu asistan doktorlar ile sorumlu bir uzman doktordan oluşan ekibin 06/04/2017 tarihinde .... Hastanesi Kadın Doğum Kliniğinde nöbetçi olduğu, aynı hastanenin üroloji servisinde görev yapan ve hamile olan bir hemşirenin çeşitli şikayetlerle aynı gün acil birimine başvurduğu, muayenesini yapan davacının herhangi bir kanama ve su gelişi olmadığını, collumun kapalı ve bebeğin kalp atışlarının normal olduğunu tespit etmesine karşın ultrason, NST, kan, biyokimya, kan vb. tahliller neticesinde erken doğum riski öngörerek diğer asistan doktorları da durumdan haberdar ettiği, uzman doktora ise (uzman doktorun ifadesine göre genel cerrahi servisindeki bir ameliyatta olmasından; bir asistanın ifadesine göreyse bir vakaya gidilmesinden dolayı) saat 00:30 sıralarında bilgi verildiği, bu arada nöbet ekibinin imzaladığı ve özetle "saat 23:00 itibariyle doğum servisinde hiç boş yatak bulunmadığı, diğer servislerde hasta yatışının anne ve bebek sağlığı yönünden uygun görülmediği, bu sebeple çok acil durumlar haricinde hasta yatışı kabul edilmeyeceğine" dair tutanağın hastane yönetimine iletilmiş olduğu, hastanın durumunun tüm ekip tarafından değerlendirilmesi neticesinde uzman doktorun orderı (bir hekimin maiyeti altındakilere hastaya uygulanacak tedavi ve ilaçları yazılı olarak vermesi) düzenlediği ve önce hastanın başka bir merkeze yönlendirilmesini önermişse de hastane çalışanı olduğunu öğrenmesi üzerine hastaya özetle "acil serviste müşahadesine devam edilebileceği fakat isterse çalıştığı klinikte takibinin yapılabileceği, acil bir durum olursa tekrar gelmesi, aksi takdirde ertesi gün yatış yapılarak takibe devam edilmesi" hususunda bilgi verilmesini istediği, bu talimat üzerine saat 01:30'a kadar acil biriminde müşahade altında tutulan hastaya davacı ve bir başka asistan doktorun bulunduğu bir ortamda gerekli bilgilendirmenin yapıldığı, görev yaptığı klinikte takip ve tedaviyi tercih eden hastanın saat 04:00 sıralarında meydana gelen rahatsızlıklar neticesinde bebeğini kaybettiği ve yoğun bakıma alındığı, eşinin yaşanan olaylara ilişkin şikayeti üzerine 12/04/2017 tarihli olur ile açılan soruşturmada özetle "hastanın yer olmaması nedeniyle eve gönderilmek istendiği" iddiasının incelendiği, ifadesi alınan şikayetçi (hastanın eşi) "doğum acilde yer olmadığı ve eve gitmemizi söylediler. Bunu söyleyen iki asistan doktordu." şeklinde beyanda bulunurken, hastanın ağrıdan dolayı olayları net hatırlayamadığını ve geçen zamanı net olarak hesaplayamadığını ifade ettikten sonra özetle; "davacının hastaneye yatışının gerekli olmadığını zaten serviste yer olmadığını ve bu durumun tutanakla süpervisöre bildirildiğini söylediğini; diğer asistanın ise kendisine refakat eden hemşire arkadaşından gelen üroloji servisine yatırılması ve yer açıldığında doğum servisine alınması önerisi karşısında bunun sorumluluğunu alamayacağını, bu gün eve gidip ertesi gün gelmesini söylediğini" beyan ettiği, hastaya refakat eden hemşirenin özetle; "Diğer asistan doktorun (..... isimli) bir reçete vererek bu ilaçları kullansın yarın kontrole gelsin dediğini, yatış yapılamayacağını, yer olmadığını, şu an yatış yapılır da bir şey olursa sorumluluğun kendisine kalacağını söylediğini, kendisinin ise ağrılarından dolayı hastayı eve göndermeye cesaret edemediği ve birlikte görev yaptıkları üroloji kliniğine götürdüğünü" ifade ettiği, buna karşın davacı özetle; "Erken doğum tehdidi konusunu ilettiği hastaya, tutanak altına alındığı üzere boş yatak olmadığından sabah tekrar kontrol edilmek üzere görev yaptığı klinikte uzman doktorun önerdiği takip ve tedavilerin yapılabileceği bilgisini verdiğini" beyan ederken, diğer asistan doktorların genel olarak; ekip tarafından alınan kararın ve uzman doktorun yukarıda belirtilen önerisinin hastaya "diğer asistan doktor (..... isimli) tarafından iletildiği" bilgisinin verildiği, ..... isimli diğer asistan doktorun da bunu kabul ettiği, davacının ifadesindeki "Sabah tekrar kontrol edilmek üzere" beyanından hareket eden muhakkikin bu hususu uzman doktorun talimatına aykırı bularak getirdiği teklif doğrultusunda davacının 657 sayılı Kanun'un 125/A-a alt bendi uyarınca dava konusu "Uyarma" disiplin cezasıyla tecziye edildiği, bunun üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir.
Takip ve tedavi uygulamaları konusunda hastaya verilen bilginin, sorumlu uzman doktorun verdiği talimata uygun olup olmadığından kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde öncelikle yapılan bilgilendirmenin uzman doktorun talimatına aykırı olup olmadığı ve aykırı ise bu bilgilendirmenin davacı tarafından yapılıp yapılmadığı hususlarının, şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde açıklığa kavuşturulması zorunludur.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; hastanın özetle "ağrıdan dolayı olayları net hatırlayamadığını ve geçen zamanı net olarak hesaplayamadığına" ilişkin beyanları nedeniyle davacıya atfettiği "yatışının gerekli olmadığı" şeklindeki beyanın uzman doktorun talimatından sonra mı söylendiği, yoksa davacının daha ilk muayene sonrasında tespit ettiği bulgulara istinaden beyan ettiği şahsi kanaati mi olduğu noktasında bir tereddüt oluştuğu, bu hususun muhakkik tarafından da hastaya açıklatılmadığı; hastanın eşi olan şikayetçinin özetle "iki asistan doktorun kendilerine eve gitmelerini söylediğine" dair beyanına karşın gerek eşine refakat eden hemşirenin gerekse ifadesine başvurulan diğer personelin "bilgilendirmeyi .... isimli diğer asistan doktorun yaptığına" ilişkin ifadeleri karşısında iddiasının davacıya yönelen kısmına itibar edilemeyeceği; muhakkik tarafından davacının ifadesindeki "Sabah tekrar kontrol edilmek üzere" ibaresinden hareket edilmişse de, hastayı bilgilendirme talimatını veren uzman doktorun ifadesine bakıldığında muhakkik raporunun inceleme ve tahlil kısmında belirtildiği üzere sadece hastaya yönelik önerinin "Kadın doğum servisinde müşahadesinin devamı ya da kendi isterse çalıştığı klinikte takibinin yapılabileceği bilgisinin verilmesi" cümlesinden ibaret olmadığı, hastanın kendi isteğiyle üroloji servisine gitmek istediğini beyan etmesi üzerine talimat içeriği önerinin "Acil durumlarda tekrar tarafımıza gelmesi ve aciliyet oluşmaması durumunda ertesi gün yatış yapılarak takibinin devamı" şeklinde devam ettiği, muhakkikin dayandığı davacı beyanından hastanın eve gitmesini isteme gibi bir kanıya kesin olarak ulaşılamayacağı gibi davacının özetle "sabah tekrar kontrol edilmek üzere görev yaptığı klinikte uzman doktorun önerdiği takip ve tedavilerin yapılabileceği" anlamına gelen ifadesinin sadece bir kısmını oluşturan bu ibare nedeniyle uzman doktorun verdiği talimata aykırı bilgilendirme yaptığının da net bir şekilde söylenemeyeceği, dolayısıyla davacıya isnat edilen fiilin şüpheye yer bırakmayacak netlikte ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; disiplin cezasının sebep unsurunu oluşturan fiilin sabit olduğu şüpheye yer vermeyecek bir şekilde tespit edilemediğinden dava konusu işlemde hukuka uygunluk; bu işleme karşı açılan davanın reddi yolundaki ilk derece Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 17/07/2018 tarih ve E:2017/2232, K:2018/1192 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 406,60-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak,12/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)