İSTEMİN ÖZETİ: Edirne İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, görevi sırasında kişilere karşı onur kırıcı söz söylediği veya davranışta bulunduğundan bahisle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/3-C/4. alt bendi uyarınca 11-15 günlük aylıktan kesim cezası ile cezalandırılması gerekmekteyse de, geçmişteki çalışmaları ve çok iyi derecede değerlendirme puanı olduğu gözetilerek aynı Kanun'un 7/2. maddesi delaletiyle bir alt ceza olan "Kınama" cezasıyla tecziyesine ilişkin 04/06/2018 tarih ve 75 sayılı Edirne Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine hükmeden Edirne İdare Mahkemesinin 10/10/2018 tarih ve E:2018/1056, K:2018/1125 sayılı kararının, davacı tarafından; sınırdan çıkış yapmak isteyen araçların beklediği sırayı ihlal ettiği için durdurulan ve bu nedenle de sinirlenip kendilerini emniyet müdürünün karısı olduğunu söyleyerek tehdit eden, hakaretlerde bulunan araç sahibinin, aracını yol kenarına çekmesi yönündeki ikazları üzerine de aracı kendi üstlerine sürdüğü, sonrasında araçtan inip küfür ve hakaretlerine devam ederek görevli polisin boğaz ve tişörtünden asıldığı ve yumruk salladığı, tüm bu durumların sıra beklediği için gergin olan gurbetçiler nezdinde infial uyandıracak boyutlara ulaştığı, gurbetçilerin toplanmaya başladığı, şahsa saldırabilecekleri göz önüne alınarak sakinleştirilmek istenmişse de benzer hareketlerini sürdürdüğünden kademeli olarak zor kullanılıp kelepçe takıldığı, çok kısa süre sonra ortamın sakinleştiği görülerek kelepçeler çıkarılmak istenildiğindeyse şahsın buna izin vermediği, onur kırma amacıyla hareket edilmediği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Edirne İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, görevi sırasında kişilere karşı onur kırıcı söz söylediği veya davranışta bulunduğundan bahisle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/3-C/4. alt bendi uyarınca 11-15 günlük aylıktan kesim cezası ile cezalandırılması gerekmekteyse de, geçmişteki çalışmaları ve çok iyi derecede değerlendirme puanı olduğu gözetilerek aynı Kanun'un 7/2. maddesi delaletiyle bir alt ceza olan "Kınama" cezasıyla tecziyesine ilişkin 04/06/2018 tarih ve 75 sayılı Edirne Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "...müdahale şeklinin mesleğin profesyonelliğini zedelediği gibi yurt dışına çıkış yapmak isteyen gurbetçilerin yoğun olarak bulunduğu bir esnada sergilenen bu hareket tarzının hoş olmayan görüntülere sebebiyet verdiği böylece davacının mevzuatla ve talimatlarla belirlenen kurallara aykırı hareket ettiği anlaşılmakla tesis edilen dava konusu işlemde, usule ve hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Takdir Hakkının Kullanımı" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Kanun ile disiplin cezası vermeye yetkilendirilen disiplin amirleri veya kurulları, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun'un 7/1-c bendinde, Aylıktan kesme cezası: "Disiplin cezası verilen personelin, fiilin ağırlık derecesine göre zam ve tazminatlar hariç brüt aylığından onbeş günlüğe kadar kesinti yapılması" şeklinde tanımlanırken, 8/3-c bendinin 4. alt bendinde yer verilen "Görev sırasında kişilere karşı onur kırıcı söz söylemek veya davranışta bulunmak" fiili için onbir ila onbeş günlüğe kadar aylıktan kesme cezası öngörülmüştür.
Yukarıdaki mevzuat hükmünde atıf yapılan ve Anayasanın 13. maddesinde yer verilen "ölçülülük" ilkesinin bünyesinde "elverişlilik", "gereklilik" ve "oranlılık" şeklinde üç alt ilke bulunmaktadır.
Disiplin cezalarının "ölçülülük ilkesine" uygunluğundan söz edebilmek için somut olayın bir bütün halinde irdelenmesi ve söz konusu üç alt ilke (elverişlilik, gereklilik, orantılılık) gereği isnat edilen eylem açısından varsa hukuka uygunluk sebeplerinin veya hafifletici sebeplerin yahut suç vasfının değişmesine neden olacak hususların dikkate alınması zorunlu olup, ancak bu şekilde 7068 sayılı Kanun'da belirtildiği üzere "adaletli" ve "hakkaniyetli" bir sonuca ulaşılacağı tabiidir.
Öte yandan; Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin 5 maddesinin (a), (c) ve (g) bentlerinde yer verilen hallerde kolluk görevlilerinin özetle; suç işlendiğine veya suça teşebbüs ettiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan şüphelileri; görev yaparken mukavemette bulunan veya görevlerinden alıkoymak maksadıyla kolluk kuvvetlerine zorla karşı koyan ve yakalanmadıkları takdirde hareketlerine devam etme ihtimali bulunan kişileri; halkın huzur ve sükununu bozanlardan, yapılan uyarılara rağmen bu hareketlerine devam edenlerle başkalarına saldırıya yeltenenleri ve kavga edenleri yakalayabilecekleri, 6. maddesinde; yakalamanın doğrudan kolluk kuvvetleri tarafından da yapılabileceği belirtilmiş, aynı yönetmeliğin 7. maddesinde ise; "Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arzettiğine ilişkin belirtilerin varlığı halinde kelepçe takılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; aralarında davacının da bulunduğu trafik ekibi ile müşteki şahıs ve kızı arasında yaşanan tartışmanın adli mercilere de intikal ettiği, müşteki ve kızı tarafından özetle; "Ekipte görevli polislerin hakaretlerine ve küçük düşürücü davranışlarına maruz kaldıkları gibi kendilerini sıra bekleyen vatandaşlara hedef gösterdikleri, orantısız güç kullanarak kelepçe takıldığı" ifade edilirken, görevli polisler tarafından özetle; "sırayı ihlal ettiği için durdurulan araçtaki şahsın kendilerine hakaret ve tehditlerde bulunduğu, aracını trafik akışını engellemeyecek şekilde yolun karşı tarafına çekerek şikayetlerini yapabileceği belirtildiğinde aracı ekipte görevli bir polisin üzerine sürüp durduktan sonra araçtan inerek hakaret ve tehditlerine devam ettiği ve görevli polise yumruk sallayıp boğaz ve tişörtünden tuttuğu, bu durumun (araç plakasından dolayı) bir yabancının polise saldırısı şeklinde algılayan ve zaten sıra beklediği için sinirli olan gurbetçileri daha da sinirlendirdiğini, gurbetçi vatandaşların olay yerinde toplanmaya başladığını, böyle bir ortamı sakinleştirmeye çalışmalarına rağmen şahsın direnmeye devam etmesi nedeniyle orantılı güç kullanarak kelepçe takıldığı, kısa süre sonra ortamın sakinleşmesi üzerine kelepçe çıkarılmak istendiğinde şahsın buna izin vermediğinin" beyan edildiği, taraflar dışında ifadesine başvurulan gurbetçi bir tanığın ise; müşteki bayanın görevli polislere hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, aracını polislerin üzerine sürdüğünü, polislerin ise müştekiye hakaret, tehdit darp vb. gibi davranışlarda bulunmadığını belirtirken, kelepçe takılması hususunda aynen "... Bulgaristan ülkesi vatandaşı olduğu sanılan kadını gurbetçiler polise yardım etmek için kadına zarar vermek istediler, üstüne yürüdüler. Fakat buna polisler izin vermedi. Kadını olay yerinden uzaklaştırmaya çalıştılar. Ancak kadın direnmeye devam edince kelepçe takıldı." şeklinde ifade verdiği, müştekinin kızı tarafından emekli emniyet görevlisi olan babasına haber verilmesinin ardından durumun emniyet müdürlüğüne intikal ettirildiği ve 155 biriminde görevli bir polis tarafından olay yerindeki ekiplerle telefon irtibatı kurulduğu, olaya ilişkin telefon görüşmesi çözümleri incelendiğinde ekipteki polisin özetle; "müştekinin kendilerine tehdit ve hakarette bulunup arabayla sürüklediği, toplanan vatandaşların da üzerine yürüdüğü, durdurmaya çalıştıklarını, vatandaşların kendisini döveceğini, kendisine bir şey yapmasın diye kelepçe vurduklarını" söylediği, olay sonrasında müşteki için düzenlenen Dr. Raporunda darp ve cebir izine işaret eden herhangi bir tanıya yer verilmezken, ekipte görevli ...... isimli polis memuru için düzenlenen genel adli muayene formunda cebire işaret eden bulgulardan (hassasiyet, kızarıklık gibi) söz edildiği, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'nın aynı olay nedeniyle polis memurları hakkında "Hakaret" suçlamasıyla açılan ceza soruşturmasında verdiği 15/02/2018 tarih ve Sor. No:2017/11741, Karar No:2018/975 sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın özetle; müşteki, görevli polislerin hakaret ederek onurunu kırdıklarını belirterek şikayette bulunmuşsa da tanık beyanlarının aksi yönde olduğu, atılı eylemin gerçekleştiğine dair bir delil bulunmadığı" şeklinde gerekçelendirildiği, açılan disiplin soruşturmasında ise muhakkik tarafından; polis memurlarının müştekiye "Hakaret" fiilinin sübut bulmadığı belirtilmekle beraber "Kelepçe Takılması" hususunda özetle; Yakalama, Göz Altına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'ne atfen yakalanan şahısların kaçma veya kendisi ya da başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike taşıdığına ilişkin somut belirtiler bulunması halinde kelepçe takılabileceği, kelepçenin en kötü tarafının bireyin çevreye verdiği görüntü nedeniyle yaşayacağı aşağılanma duygusu olduğu belirtilerek, kelepçeyi takan memur için 7068 sayılı Kanun'un 8/2-a maddesi uyarınca kınama; takılmasına yardım eden davacı içinse 8/1-e (Nezaket kurallarına aykırı tavır ve davranışlarda bulunmak) "Uyarma" cezasının önerildiği, konuyu değerlendiren il polis disiplin kurulunun ise; sübut bulan fiilin "Görev sırasında kişilere karşı onur kırıcı söz söylemek veya davranışta bulunmak" kapsamında olduğundan bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir.
Somut olayda; görevli polisler ve müşteki tarafın birbirinden şikayetçi olmaları üzerine konunun adli mercilere intikal ettirildiği ve mıntıkadan sorumlu Jandarmanın olay mahalline intikal ettirildiği, müştekiye yönelen şikayetlerin polise mukavemet, tehdit ve hakaret, üzerine araç sürme suretiyle can, mal ve trafik güvenliğini tehlikeye atma suçlamalarına dayanak olabileceği, böyle bir durumda trafik ekibinde görevli polislerin kolluk gücü olarak müştekiyi yakalayabilecekleri; müştekinin görevli polislere gösterdiği mukavemet ve direncin, civardaki gurbetçilerin polise yardım güdüsüyle toplanarak üzerine yürümesine ve kendisine zarar vermeye itecek kadar yoğun olmasından dolayı "kendi hayat ve vücut bütünlüğüne zarar verecek" nitelik taşıdığı, gerekli adli işlemlerin yapılması için yetkili jandarmaya intikal ettirilen böyle bir süreç sonunda müştekiye kelepçe takılarak mevzuata aykırı bir uygulama yapıldığından söz edilemeyeceği gibi davacının kelepçe takılmasına yardım etmesinin de "müştekinin onurunu kırma" amacıyla gerçekleştirilen bir eylem şeklinde nitelenemeyeceği, dolayısıyla davacıya yöneltilen isnadın sübut bulmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; davacıya isnat edilen suçlama sabit olmadığı halde verilen disiplin cezasında hukuka uygunluk; aksi yöndeki kanaatle davayı reddeden ilk derece Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, Edirne İdare Mahkemesinin 10/10/2018 tarih ve E:2018/1056, K:2018/1125 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 267,90-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 14/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)