(2577 S. K. m. 15) (2863 S. K. m. 9)
İSTEMİN ÖZETİ: .....’nde, 3. derece arkeolojik sit alanı içinde bulunan, 223 ada, 17 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapıların belediye ve müze denetiminde kaldırılmasına dair İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 08/03/2012 günlü, 622 sayılı kararının ve bu işlemin kaldırılması istemiyle yapılan 10/05/2017 günlü başvurunun reddi ile parsel için koruma kurulu kararı alınmaksızın düzenlenmiş tüm yapı ruhsatlarının iptaline yönelik belediyesince işlem başlatılması yolunda tesis edilen İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26/05/2017 günlü, 8242 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; uyuşmazlık konusu yapıya ilişkin olarak tesis edilen İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 08/03/2012 tarih ve 622 sayılı kararı yönünden; bu işlemin iptali istemiyle daha önceki dönemde açılan davanın Manisa 1. İdare Mahkemesi'nin 21/11/2012 tarih ve E:2012/675, K:2012/1349 sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay 14. Dairesi'nin 03/02/2015 günlü, E:2013/861, K:2015/777 sayılı kararıyla onandığı, karar düzeltme isteminin ise aynı Daire'nin 31/03/2015 günlü, E:2015/4554, K:2015/9316 sayılı kararıyla reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından, bu işleme yönelik olarak davanın 2577 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddine; İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26/05/2017 günlü, 8242 sayılı kararının iptali istemi yönünden ise; kültür ve tabiat varlığı olarak ilân edilen alanlar içinde izin alınmadan yapı inşa edilemeyeceği ve bu durumun varlığı halinde 2863 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde yer alan imar mevzuatına göre de işlem yapılacağına yönelik hükme istinaden, inşa edilen yapıların 3194 sayılı Kanunun 32 nci maddesi uyarınca yıktırılarak, ruhsatlarının iptal edilebileceği, uyuşmazlıkta, münderecâttan geçerek kesinleşmiş olan İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 08/03/2012 tarih ve 622 sayılı kararı uyarınca, davacıya ait taşınmazdaki yapının belediye ve müzesi denetiminde yıktırılması ve bunun yanı sıra imar mevzuatı uyarınca da ruhsatlarının iptal edilmesine karar verilmiş olduğundan ve ayrıca 2863 sayılı Kanun uyarınca izin alınmadan yapılan inşai faaliyet için sonradan izin alınması mümkün olmadığından, kesinleşmiş olan bu işleme dayanılarak izinsiz yapılmış inşaat faaliyetlerinin yıktırılması ve bu yapıya ilişkin ruhsatların iptali yolunda tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle, bu işleme yönelik olarak davanın reddine karar veren Manisa 2. İdare Mahkemesi'nin 11/01/2018 günlü, E:2017/670, K:2018/12sayılı kararının; aynı yerde bitişik konumda olan 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki yapıların aynı hukuki durumda olduğu, aynı yasalara dayanılarak bu yapıların birinin yıkılması ve ruhsatlarının iptali, diğerinin ise bulunduğu yerde korunması yolunda karar verilmesinin birbiri ile çelişkili olduğu, belirtilen bu çelişkili kararların adalet duygularını rencide ettiği, bu yere yürürlükteki koruma amaçlı imar planında 3 katlı yapılaşma koşulu getirildiği, yapılaşmaya açık alanda kalan yapının ruhsatının iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesi nedeniyle yeniden dava açma hakları bulunduğunun kabulü ve çelişkili kararlardan kaynaklanan adalesizliğin giderilmesi gerektiği ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
ALAŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞININ
SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞININ
SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, parselde bulunan yapının yıkılması gerektiği, yeniden yapı yapılmak istenmesi halinde ise öncelikle müze denetiminde sondaj kazısı yapıldıktan sonra yapılaşmaya izin verilip verilmeyeceğinin değerlendirileceği, bu aşamada usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü ve Dördüncü İdari Dava Daireleri Müşterek Kurulunca dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler 27/02/2019 günlü ara kararına yanıt olarak gönderilen bilgi ve belgelerle birlikte incelenerek işin gereği görüşüldü:
Duruşma yapılmasına gerek görülmedi.
Dava, .....'nde, 3. derece arkeolojik sit alanı içinde bulunan, 223 ada, 17 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapıların belediye ve müze denetiminde kaldırılmasına dair İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 08/03/2012 günlü, 622 sayılı kararının ve bu işlemin kaldırılması istemiyle yapılan 10/05/2017 günlü başvurunun reddi ile parsel için koruma kurulu kararı alınmaksızın düzenlenmiş tüm yapı ruhsatlarının iptaline yönelik belediyesince işlem başlatılması yolunda tesis edilen İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26/05/2017 günlü, 8242 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun9 uncu maddesinde,“(1) Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.” hükmüne;
16 ncı maddesinde,“(1) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasaktır. Buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile, koruma amaçlı imar planlarında, plana; sitlerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır.” hükmüne;
17 nci maddesinde, “a) Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur....
(11 inci paragraf) Koruma bölge kurulunca sit alanı olarak ilan edilen yerlerde; bu kararın ilanından önce imar mevzuatına ve onaylı imar plânlarına uygun olarak alınmış yapı ruhsatı ve eklerine göre subasman seviyesi tamamlanmış yapıların inşasına devam edilebilir, ancak bu maddenin (c) bendi uyarınca yapılanma hakkı aktarımını re’sen uygulamaya da ilgili idareler yetkilidir. Subasman seviyesi tamamlanmamış yapıların yapı ruhsatları iptal edilir.Kesin yapılanma yasağı bulunan sit alanlarında bu madde hükümlerinden faydalanılamaz. ...” hükmüne yer verilmiştir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05.11.1999 günlü, 658 sayılı ilke kararında 3. derece arkeolojik sit, “Koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar” olarak tanımlanmış; aynı ilke kararında,
“Bu alanlarda,
a) Geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesine, -Öneri yapı yoğunluğunun, mevcut imar planı ile belirlenmiş yoğunluğu aşmamasına, - Alana gelecek işlevlerin uyumuna, - Gerekli alt yapı uygulamalarına, - Öneri yapı gabarilerine, - Yapı tekniğine ve malzemesine, mevcut ve olası arkeolojik varlıkların korunması ve değerlendirilmesini sağlayacak bir biçimde çözümler getirilmesine,
b) Varsa onaylı çevre düzeni ve nazım plan kararları ile yerleşime açılmış kesimlerinde arkeolojik değerlerin korunmasını gözeterek, koruma amaçlı imar planlarının yapılmasına,
c) Bu ilke kararının alınmasından önce Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmış yerlerde planın öngördüğü koşulların geçerli olduğuna,
ç) Bu alanlarda, belediyesince veya valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarının bu alanlarla ilgili varsa kazı başkanının görüşleriyle birlikte müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilebileceğine,
d) III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen arkeolojik sit alanlarında koruma kurullarının, sondaj kazısı yapılacak alanlara ilişkin genel sondaj kararı alabileceğine,
e) Taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine,
f) Bu alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmamasına, toprak, cüruf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine,
g) Ülke enerji üretimine getireceği katkı ve kamu yararı doğrultusunda bu alanlarda koruma kurulunca uygun görülmesi halinde rüzgar enerji santralleri yapılabileceğine,
h) Sit alanlarındaki su ürünleri üretim ve yetiştirme tesislerine ilişkin yürürlükteki ilke kararının geçerli olduğuna,” denilmek suretiyle, 3. derece arkeolojik sit alanlarında, belirli koşullar altında yapılaşmaya izin verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; .....'nde bulunan 223 ada, 17 parsel sayılı davacıya ait taşınmazı da kapsayan bir kısım alanın İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 23.09.1988 günlü, 514 sayılı kararı ile 3. derece arkeolojik sit olarak tesciline karar verildiği; 13.05.1992 ve 01.12.2011 tarihli kararlarla sit sınırlarının yeniden düzenlenerek son şeklini aldığı, Alaşehir Belediyesince, 25/06.1990 gününde davacıya imar durum belgesi düzenlendiği, parselin 3. derece sit alanı içinde kalması nedeniyle temel kazısının müze müdürlüğü nezaretinde yapılacağı şerhi düşülen imar durum belgesinde parselin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında bitişik nizam 3 katlı ticaret+konut alanında kaldığının, bina yüksekliğinin 9,50 metre olduğunun belirtildiği, bu belgeye dayanılarak uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerine zemin+2katlı inşaat yapılması için 14/08/1990 gününde düzenlenen yapı ruhsatına dayanılarak inşa edilen yapıya 16/12/1991 gününde yapı kullanma izin belgesinin verildiği; 21.05.1996 gününde 3. İlave normal kat yapılması için tadilat yapı ruhsatı düzenlendiği ve bu ilave kat için 25/04/1997 gününde yapı kullanma izin belgesinin verildiği; sonraki dönemde, koruma bölge kurulunun 13/03/2008 günlü ve 26/01/2010 günlü kararları ile antik sur kalıntılarının bulunduğu bölgede 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanı içinde kalan parsellerin numaralarının yapı ruhsatları ile birlikte kurula iletilmesinin belediyeden istenildiği ve belediyenin 16/02/2010 günlü yazısı ile davacıya ait parselin de bu yerdeki parseller arasında olduğuna dair bildirimde bulunulması üzerine belirtilen bu yazışmaya ve belediyece verilen yanıta atıfta bulunularak, bu alandaki yapıların durumunun incelendiği ve 223 ada, 17 parsel sayılı taşınmazın 3. Derece arkeolojik sit alanında kaldığının belirlendiğinden bahisle, taşınmaz üzerindeki izinsiz uygulamaların belediye ve müze denetiminde kaldırılmasına dair İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun iş bu davada da iptali istenilen 08/03/2012 günlü, 622 sayılı kararının alındığı; koruma bölge kurulunun aynı günlü, 08/03/2012 günlü, 623 sayılı kararı ile de komşu 16 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki izinsiz uygulamaların kaldırılması kararı alındığı; belirtilen bu kararlara karşı 17 parsel sayılı taşınmaz maliki davacı tarafından Manisa 1. İdare Mahkemesi'nin E:2012/675 sayısında incelenen davanın açıldığı; bitişiğindeki 16 parsel maliki komşu tarafından ise Manisa 1. İdare Mahkemesi'nin E:2012/676 sayısında incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, aynı hukuki durumda olan bitişik konumdaki iki ayrı parsel için, aynı idari inceleme sonucu tesis edilen, aynı günlü iki ayrı idari işlemden, davacıya ait 17 parsel sayılı taşınmazdaki izinsiz uygulamaların kaldırılmasına ilişkin olarak tesis edilen 08/03/2012 günlü, 622 sayılı koruma bölge kurulu kararına karşı açılan dava Manisa 1. İdare Mahkemesinin 21/11/2012 günlü, E:2012/675, K:2012/1349 sayılı kararıyla reddedilmiş, bu karar temyiz incelemesi sonucunda Danıştay 14. Dairesi'nin 03/02/2015 günlü, E:2013/861, K:2015/777 sayılı kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi de aynı Daire'nin 31/03/2015 günlü, E:2015/4554, K:2015/9316 sayılı kararıyla reddedilerek kesinleşmiş; komşuya ait 16 parsel sayılı taşınmazdaki izinsiz uygulamaların kaldırılmasına ilişkin olarak tesis edilen 08/03/2012 günlü, 623 sayılı koruma bölge kurulu kararına karşı komşu parsel maliki tarafından açılan davada ise Manisa 1. İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen 21/11/2012 günlü, E:2012/676, K:2012/1348 sayılı karar, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay 14. Dairesi'nin 03/02/2015 günlü, E:2013/866, K:2015/778 sayılı kararıyla onanmış ise de, kararın düzeltilmesi istemi kabul edilmiş ve aynı Dairenin 09/12/2016 günlü, E:2015/4606, K:2016/7150 sayılı kararıyla önceki karar kaldırılarak, idare mahkemesi kararı bozulmuş ve bu karara uyularak verilen Manisa 1. İdare Mahkemesinin 24/05/2017 günlü, E:2017/430, K:2017/897 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olduğundan, aynı hukuki durumda bulunan iki komşu parsel için verilen yargı kararları arasında çelişki doğduğundan bahisle, Koruma Bölge Kurulunun 08/03/2012 günlü, 622 sayılı kararının kaldırılması istemiyle, 10/05/2017 gününde davacı tarafından koruma bölge kuruluna başvuruda bulunulmuş ve bu başvuru, iş bu davada iptali istenilen İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26/05/2017 günlü,8242 sayılı kararıyla reddedilmiş ve parsel için koruma kurulu kararı alınmaksızın düzenlenmiş tüm yapı ruhsatlarının iptaline yönelik belediyesince işlem başlatılması kararı alınmıştır.
Anılan hukuki gelişim uyarınca, 08/03/2012 günlü, 622 sayılı koruma bölge kurulu kararına karşı aynı kişi tarafından, aynı taşınmaza ilişkin olarak açılan davanın kesinleşen yargı kararı ile reddine karar verilmesinden yaklaşık beş yıl sonra açılan bu davada, aynı idari işlemin iptali isteminin kesin hüküm nedeniyle incelenmesi olanağı bulunmadığından, idare mahkemesi kararının bu işleme yönelik olarak davanın incelenmeksizin reddine ilişkin bölümünde isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer taraftan, İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26/05/2017 günlü, 8242 sayılı kararının iptali istemi yönünden ise hukuka uygunluk incelemesinin yukarıda anılan hukuki gelişimin dikkate alınması suretiyle yapılması gerektiği; çelişkili yargı kararları verilmesinin hukuki güvenlik ilkesini zedeleyeceği ve davacıya ait 17 parsel sayılı taşınmazın hukuki durumunun bitişiğindeki 16 parsel sayılı taşınmazdan ayrı değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmış ve komşu taşınmaza ilişkin olarak verilen yargı kararlarındaki gerekçeler de incelemeye esas alınarak hukuka uygunluk incelemesi yapılmıştır.
Her ne kadar davacıya ait taşınmaz üzerindeki yapının belediye ve müze denetiminde kaldırılmasına dair İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 08/03/2012 günlü,622 sayılı kararına karşı açılan dava reddedilmiş ise de, komşu 16 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapıya ilişkin olarak, aynı konuda tesis edilen idari işlemin iptali istemiyle açılan davada, yürürlükteki imar planındaki durumunun değerlendirilmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerektiğinden bahisle iptal kararı verildiği hususunun dikkate alınması ve bitişik konumdaki aynı hukuki geçmişe sahip iki parselin durumunun davacı tarafından yapılan sonraki tarihli başvuru üzerine birlikte değerlendirilmesi ve 12.05.2015 günlü, 305 sayılı kararla onaylanan 1/1000 ölçekli Alaşehir Sur İçi 1. ve 3. derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında 3. Derece arkeolojik sit alanında kalan parsele B-3 yapı nizamında (bitişik nizam 3 katlı) ticari alan kullanımı getirildiği hususunun da dikkate alınması suretiyle idari işlem tesis edilmesi Hukuk Devletinin gereği olduğundan, ruhsatlı olarak inşa edilen yapının doğrudan yıktırılması sonucunu doğuracak usulde idari işlem tesis edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen bu durum karşısında, yukarıda anılan 658 sayılı ilke kararı doğrultusunda, belirli koşullarla yapılaşmaya izin verilen 3. derece arkeolojik sit alanı sınırları içinde kalan taşınmazın, halihazırda yürürlükte olan koruma amaçlı uygulama imar planında da bitişik nizam 3 katlı yapılaşmaya müsait alanda kaldığı, belediyece verilen yapı ruhsatları ile inşa edilen bu yapıya yapı kullanma izin belgeleri de düzenlendiği açık olduğundan -komşu parsele ilişkin yargı kararlarında da belirtildiği üzere- yapının durumunun Koruma Bölge Kurulunca incelenmesi ve ilgili mevzuat ile ilke kararları ve imar planı kararları doğrultusunda bu yerde yapılaşmaya izin verilip verilemeyeceği hususunun değerlendirilmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerekirken, bu yolda bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, yapının 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı ve koruma kurulu kararı alınmadan düzenlenen tüm yapı ruhsatlarının iptali gerektiği ve bu yerdeki yapıların kaldırılması için belediyesince işlem başlatılması yolunda tesis edilen Koruma Bölge Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmış ve İdare Mahkemesi kararının bu işleme yönelik olarak davanın reddine ilişkin bölümünde yasal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Manisa 2. İdare Mahkemesince verilen 11/01/2018 günlü, E:2017/670, K:2018/12 sayılı kararın davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine; davanın reddine ilişkin bölümü yönünden ise istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının bu bölümünün kaldırılmasına, İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26/05/2017 günlü, 8242 sayılı kararının iptaline, istinaf başvurusu üzerine verilen karar ile dava kısmen iptal kısmen incelenmeksizin ret kararı ile sonuçlandığından, yargılama giderlerine ve avukatlık ücretine yönelik olarak hükmün yeniden kurulmasına, Aşağıda dökümü gösterilen dava ve istinaf yargılama giderinin 1/2 oranında hesaplanan 341,32-liralık kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 341,33-liralık kısmının ise davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1362,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerce davacıya verilmesine, 1362,00-TL vekalet ücretinin ise davacı tarafından davalı idarelere verilmesine, artan posta ücretinin talep edilmesi durumunda derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince başvurana iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrasına göre kesin olarak 11/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)