(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125, 130)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 6.İdare Mahkemesi'nce verilen 05/03/2018 gün ve E:2017/1050, K:2018/545 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, davalı idare bünyesinde Tekniker olarak görev yapan davacı tarafından, Bala Bölge İşletme Sorumlusu olduğu dönemdeki fiili nedeniyle hakkında yapılan soruşturma sonucu Devlet memurlarına yasaklanan kazanç getirici faaliyetlerde bulunduğu ve belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmadığından bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/D-h,j maddeleri uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunması nedeniyle brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine ilişkin 09.02.2017 tarih ve 487-2 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 6.İdare Mahkemesi'nce verilen 05/03/2018 gün ve E:2017/1050, K:2018/545 sayılı kararıyla; Bala Bölge İşletme Sorumlusu olduğu dönemde davacının ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunduğu ve belirlenen durum ve zamanlarda mal bildiriminde bulunmadığından bahisle hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma kapsamında ifadesine başvurulduğu, 17.08.2016 tarihli soruşturma raporunda, davacının bahsi geçen fiillerinin sübuta erdiğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/1-D-h,j maddesi uyarınca "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği, söz konusu teklif doğrultusunda davacının "kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunması nedeniyle brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesi" cezasıyla cezalandırıldığı, uyuşmazlıkta, davalı idareye bağlı Teftiş Kurulu'nca hazırlanan soruşturma raporu sonrasında, davacıya Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca savunma hakkı tanınmaksızın disiplin cezası uygulandığı dikkate alındığında, dava konusu disiplin cezasında usul hükümleri yönünden hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare tarafından, istinafa konu Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (D) bendinin (h) alt bendinde,"Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak", (j) alt bendinde de, "Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak," fiilleri, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır
Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak Anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
Hukuka bağlı idarenin nitelikleri arasında sayılan ve adil yargılanma ilkesinin unsurlarından olan savunma hakkı; disiplin ve soruşturma sürecinin bir takım prosedürlerin tamamlanmasından ibaret görülmeyip bu hakkın özünü koruyacak şekilde yürütülmesini, hakkındaki suçlamaların bütün yönleriyle memura bildirilmesini, eğer savunması alındıktan sonraki bir safhada yeni bilgi ve belgeler ortaya çıkmışsa bu yeni bilgi ve belgelerden de haberdar edilerek yeniden savunma alınmasını ve her halükarda memura yapacağı savunmaya yetecek kadar süre verilmesini gerekli kılar.
Savunma hakkının özünün korunması bakımından, yargısal içtihatlarla geliştirilmiş ilkeler de bulunmaktadır: Savunmanın, soruşturma tamamlandıktan sonra alınacağı, ilgilinin bu aşamada soruşturma evrakını görmesine imkan tanınacağı, soruşturma esnasında alınan ifadenin savunma olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca "savunma tutanağı", "savunma ifade tutanağı", "ifade tutanağı" vb. adlar altında alınan ve içeriğini soruşturmacının belirlediği belgelerin, "memurun ifadesi" niteliğinde olduğu, bu tür belgelerin; soruşturmanın tamamlanmasını müteakiben ancak ceza verilmeden önce alınması gereken savunma yerine geçemeyeceği ve savunma hakkının tesisinde yeterli olmadığı, savunma istem yazılarında memura isnad edilen fiiller ile bu fiillerin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açıklanmasının gerekli olduğu hususları, bu ilkeler arasındadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davalı idare bünyesinde Tekniker olarak görev yapan davacının, Bala Bölge İşletme Sorumlusu olduğu dönemde ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunduğu ve belirlenen durum ve zamanlarda mal bildiriminde bulunmadığından bahisle hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma kapsamında önce iddialarla ilgili olarak ifadesine başvurulduğu, daha sonra ise, 08.03.2016 günlü 91258858-660-000062 sayılı "savunma istemi" konulu ve soruşturmayı yürüten Müfettiş ve Müfettiş Yardımcısı imzalı yazısı ile davacıya isnat edilen tüm fiiller belirtilmek suretiyle, 657 sayılı Kanunun 130. maddesi kapsamında 8 gün içinde yazılı savunma vermesinin, aksi halde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağının belirtildiği yazının davacıya gönderildiği, davacının da anılan yazıyı tebliğ etmesi üzerine anılan yazıyı ilgi kurarak 16/03/2016 tarihli dilekçeyle savunmasını verdiği, akabında soruşturmayı yürüten ve savunmasını alan müfettişlerce, davacının "ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunduğu ve belirlenen durum ve zamanlarda mal bildiriminde bulunmadığından" bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-h,j maddeleri uyarınca "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği, söz konusu teklif doğrultusunda davacının "kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunması nedeniyle brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesi" cezasıyla cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda, davacıya isnat edilen fiili nedeniyle hakkında başlatılan soruşturmanın tamamlanmasından sonra ve disiplin cezası verilmeden önce, soruşturmayı yürüten müfettişler tarafından, isnat edilen fiil ayrıntılı olarak belirtilerek ve Yasada öngörülen asgari süre de tanınmak suretiyle davacıdan yazılı savunmasının verilmesinin istenildiği ve davacı tarafından da süresi içinde savunmasının yazılı olarak verilmiş olduğu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 130. maddesinde yer alan; soruşturulan kişinin savunmasının soruşturmayı yapan tarafından da alınabileceğine ilişkin düzenleme karşısında, davacının savunma hakkının kullanılmış olduğu görülmekle, davacının usulüne uygun savunması alınmaksızın işlem tesis edildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, davanın esasına girilerek disiplin cezasına konu eylemin sabit olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince işin esasına geçilerek bir karar verilmesi gerekirken, davacıya Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca savunma hakkı tanınmaksızın disiplin cezası uygulandığı dikkate alındığında, dava konusu disiplin cezasında usul hükümleri yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf isteminin KABULÜ ile Ankara 6.İdare Mahkemesi'nce verilen 05/03/2018 gün ve E:2017/1050, K:2018/545 sayılı kararın, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5.fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA ve yukarıda belirtilen hususlarda gözetilerek yeniden bir karar verilmesini teminen dava dosyasının MAHKEMESİNE İADESİNE, istinaf nedeniyle doğan yargılama giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince gözetileceğinden bu konuda ayrıca karar verilmesine YER OLMADIĞINA, anılan madde uyarınca KESİN olarak 21/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)