(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, doktora eğitimi için davalı idare tarafından yapılan masrafların mecburi hizmette bulunmak suretiyle ödenmesi yönündeki başvurusunun reddine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitimi Genel Müdürlüğünce tesis edilen 27.03.2017 tarih ve 4092614 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının doktora eğitimine başladığı tarihte yürürlükte olan mevzuatta, öğrenci için yurt dışında yapılan masrafların karşılığının mecburi hizmet olarak ödenmesinde bir engel bulunmadığı, süregelen uygulamanın da bu yönde olduğu, nitekim dava konusu işlemin dayanağı olan 12.05.2015 tarihli Bakan olurunda da bu tarihe kadar uygulamanın bu şekilde olduğu belirtilerek artık zımni bir düzenleyici işlem mahiyetini kazanan uygulamada değişiklik yapılması amacıyla Bakan oluruyla bir işlem tesisine ihtiyaç duyulduğu ve davacının da istikrar kazanmış bu uygulamaya istinaden haklı beklentisinin olduğu, sonradan yürürlüğe giren yönetmelik hükümlerinin ve makam olurunun öncesinde doktora eğitimine başlayan davacıya uygulanmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 13/07/2018 gün ve E:2017/1399, K:2018/1429 sayılı kararın; davalı idare vekilince istinaf dilekçesinde belirtilen gerekçelerle birlikte mevzuata ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunularak talebin reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İstinaf başvurusuna konu edilen mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, 2577 sayılı Yasanın 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına ve posta gideri avansından artan miktarın istinaf başvurusunda bulunana iadesine, anılan Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası gereğince diğer kanun yolları kapalı ve kesin olmak üzere, 30/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
ANKARA
12. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/1399
KARAR NO: 2018/1429
T: 13/07/2018
DAVANIN ÖZETİ: Davacı tarafından, doktora eğitimi için davalı idare tarafından yapılan masrafların mecburi hizmette bulunmak suretiyle ödenmesi yönündeki başvurusunun reddine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitimi Genel Müdürlüğünce tesis edilen 27.03.2017 tarih ve 4092614 sayılı işlemin; davalı idarenin 2015 mayıs ayına kadar ülkeye dönen öğrencilerden tazminat talep etmediği, zorunlu hizmet ile borcunu ifa edeceği yönünde haklı beklentisinin olduğu, bu durumun eşitlik ve idarenin istikrarı ilkesine aykırı olduğu iddialarıyla iptali istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: 12.05.2015 tarih ve 4953059 sayılı makam onayına kadar yapılan uygulamanın yasal boşluğun öğrencilerin lehine kullanılmasından kaynaklandığı, yönetmelik değişikliği ve makam onayı sonrasında bu uygulamadan vazgeçildiği, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; davacının, doktora eğitimi için davalı idare tarafından yapılan masrafların mecburi hizmette bulunmak suretiyle ödenmesi yönündeki başvurusunun reddine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitimi Genel Müdürlüğünce tesis edilen 27.03.2017 tarih ve 4092614 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun'un 19. maddesinin 1. fıkrasında, "Geriye çağrılan talebe ile tahsillerini bitirerek iki ay zarfında avdet eylemeyen, 17 nci ve 18 inci maddeler mucibince müracaat ve teklif olunan hizmetleri kabul etmeyen talebe ile bunlardan mecburi hizmet müddeti içinde istifa eden veyahut memuriyetten ihraç cezasına uğrayanlar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 34 üncü maddesine göre tahsil masraflarını faizleriyle birlikte ödemeye mecburdur." hükmü yer almıştır.
02.10.2014 tarih ve 29137 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Öğrencilerin Yabancı Ülkelerde Öğrenimleri Hakkında Yönetmelik'in 23. maddesinde, "(1) Mecburi hizmet karşılığı yurt dışına gönderilenlerden;
a) Öğrenimlerini gönderiliş amaçlarına uygun bir dereceyle tamamlamayanlar,
b) Öğrenimlerinden vazgeçenler,
c) Öğrenimlerini tamamladıktan sonra yasal sürede görev talep etmeyenler,
ç) Atandığı ya da durumuna uygun teklif edilen göreve başlamayanlar,
d) Yüklenme/taahhüt senetlerindeki hükümlere uymayanlar,
e) Mecburi hizmetlerini tamamlamadan görevlerinden istifa edenler veya devlet memurluğundan ihraç edilenler,
f) Mevzuata aykırı hareketlerden dolayı öğrencilikle ilişiği kesilenler ilgili mevzuat hükümleri uyarınca öğrenim masraflarını faizleriyle birlikte ödemekle yükümlüdür.
(2) Öğrenim masrafları 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili madde hükümlerine göre tahsil edilir. Uygulanan faiz oranları ise 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre hesaplanır." hükmü yer almıştır.
Hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlara ve istikrar kazanmış idari uygulamalara güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu ve istikrar kazanmış idari uygulamalara devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir.
Ancak güvenin korunması, mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında da değerlendirilmemelidir. Hukuki güvenliğin mevcut bir hukuki durum için dokunulmazlık şeklinde algılanması, dinamik toplum yapısının kurallarla statik, durağan hâle getirilmesi sonucunu doğurur ki bu da toplumun çağın gerisinde kalmasına neden olabilir. Bu nedenle kanun koyucu, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabilir ve bu değişiklikler kişilerin beklentilerini etkileyebilir.
Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesinin ön koşullarından biri beklentinin haklı (meşru) beklenti seviyesine ulaşmasıdır. Haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği lehine olan bir kanunda, ya da idarenin istikrar kazanmış bir uygulamasında öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmektedir. Ancak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşulların gerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 27.08.2012-05.09.2016 tarihleri arasında yurt dışında doktora öğrenimi gördüğü, doktora yeterlilik sınavında başarısız olduğu ve doktora eğitimini tamamlayamayarak Türkiye'ye döndüğü, adına öğrenim gördüğü Uşak Üniversitesi'nde mecburi hizmette bulunarak yapılan masrafları ödeme talebinin 12.05.2015 tarih ve 4953059 sayılı makam onayı gerekçe gösterilerek reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacının doktora eğitimine başladığı tarihte yürürlükte olan mevzuatta, öğrenci için yurt dışında yapılan masrafların karşılığının mecburi hizmet olarak ödenmesinde bir engel bulunmadığı, süregelen uygulamanın da bu yönde olduğu, nitekim dava konusu işlemin dayanağı olan 12.05.2015 tarihli Bakan olurunda da bu tarihe kadar uygulamanın bu şekilde olduğu belirtilerek artık zımni bir düzenleyici işlem mahiyetini kazanan uygulamada değişiklik yapılması amacıyla Bakan oluruyla bir işlem tesisine ihtiyaç duyulduğu ve davacının da istikrar kazanmış bu uygulamaya istinaden haklı beklentisinin olduğu, sonradan yürürlüğe giren yönetmelik hükümlerinin ve makam olurunun öncesinde doktora eğitimine başlayan davacıya uygulanmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 344,80-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştikten sonra posta ücreti avansından artan miktarın davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere, 13/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)