(2577 S. K. m. 45, 49) (213 S. K. m. 107/A)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 2011/6 ve 8 dönemlerine ilişkin olarak re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davada; davacı adına takdir komisyonu kararlarına dayalı olarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine ilişkin 20171220...11, 13 Sayılı ihbarnamelerin 26.12.2017 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edilmesine rağmen yasal dava açma süresi geçtikten sonra, Mahkemeleri kaydına 11.06.2018 tarihinde giren dava dilekçesi ile açılan davanın süresinde olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar veren İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 10/08/2018 tarih ve E:2018/1429, K:2018/2380 Sayılı kararına davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunularak, kararın hukuka uygun olmadığı, dava konusu işlemde ise hukuka uyarlık bulunmadığı iddialarıyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi ile lehlerine avukatlık ücreti verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
KARAR: Davacı adına elektronik ortamda 26.12.2017 tarihinde tebliğ edildiği belirtilen katma değer vergisi ve vergi ziyaı cezalarına karşı 11.06.2018 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğundan bahisle verilen karara davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, aynı Yasanın ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması'' bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Anılan Yasa'nın 7'nci maddesi, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, vergi mahkemesinde 30 gün olduğunu hükme bağlamış, bu sürenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliği tarihini izleyen günden başlayacağı belirtilmiştir.
213 Sayılı Kanun'un "Elektronik ortamda tebliğ" başlıklı 107/A maddesinde; bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93. maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, elektronik ortamda tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, Maliye Bakanlığının, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Kanunun verdiği yetkiye istinaden 27.08.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 456 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de vergi dairelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 Sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın, Gelir İdaresi Başkanlığı aracılığıyla elektronik ortamda tebliğ edilmesi ile ilgili usul ve esasları belirlenmiş, elektronik ortamda tebliğ ile ilgili oluşturulan sistem ve bu sistemin kullanımına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.
Tebligat, yasal bir işlemden ilgili kişinin haberdar edilmesini sağlamak için, yetkili makamın yazı veya ilan yoluyla yapacağı belgelendirme işlemi olup yasal bir işlem hakkında muhatabı bilgilendirmek amacıyla hazırlanan belgenin muhatabına başarıyla ulaştırıldığının biçimsel kanıtıdır. Buradan; tebligatın, teslim, bilgilendirme ve belgelendirme olarak üç fonksiyonu bulunduğu anlaşılmakla tebligatta, "muhataba teslim", "muhatabı bilgilendirme" ve "tebliğin belgelendirilmesi" fonksiyonları tebligattan varılmak istenilen amaçlardır. Tebligattan varılmak istenilen amaç; tüm bunların yanı sıra istikrar ve hukuk güvenliği ilkelerinin tesisine de hizmet eder. İster normal tebligat isterse de elektronik yolla tebligat, bu üç fonksiyonu birlikte sağladığı ölçüde başarılıdır ve anılan bu ilkenin gerçekleştirilmesine hizmet eder.
Elektronik tebligat, bilgisayar ortamında yazılı evrakın, internet üzerinden, e-posta yoluyla iletilmesi olduğuna göre e-tebligat mesajı, tebliğ edilecek içerik veya diğer ekli dokümanlardan oluşan tebligat mesajının tümünün gönderici tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanmış halini ifade etmekte, e-tebligat zarfı ise, e-tebligat mesajını içeren, gönderici ve idare tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanmış ve zaman damgası eklenmiş paket olmaktadır. Buradan; e-tebligat sisteminde, muhatabın e-posta adresine iletilip iletilmediği, iletildiyse ne zaman iletildiğinin belgelendirilebilmesi gerekmektedir. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağına göre, sürelerin tespiti ve kontrolü açısından alındı bilgisinin teyit edilmesi ile birlikte muhatabınca görüldüğünün yahut görülmüş sayıldığı durumların ispatı gerekmektedir. Aksi kabul, tebligattan varılmak istenen amaçla bağdaşmayacaktır. Bu durum; tebliğ memurunun imzasını içeren mazbata yerine, gönderildi ve alındı bilgilerinin geçeceği düşünüldüğünde, daha da önem arz etmektedir. Tebligatı çıkaran merciin internet yoluyla tebligat yapmasıyla eş zamanlı olarak muhatabın cep telefonuna tebligatı bulunduğuna dair mesaj atılması; muhatabın e-posta adresinde yer alan ve tebligat teşkil eden e-postayı açmasıyla eş zamanlı olarak tebligatı çıkaran mercie tebligat alındı bilgisinin ulaşması "belgelendirme" fonksiyonu açısından önem taşımaktadır. Keza muhatabın sistemde kayıtlı olan adresine e-tebligat yapıldığına dair gönderildi, iletildi ve alındı kayıt ve mesajları, tebliğ mazbatasının yerini almaktadır. Bu durumların hukuki süreç içerisinde ve buna uygun olarak varlık kazandığını ispat, tebliği çıkaran mercie ait olup yargılamada somut olay adaletine yaklaşılabilmesinin de ön koşuludur.
Konu ile ilgili olarak yürürlüğe giren 456 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ'de, olay kaydı; elektronik tebligat hizmetinin verilmesi esnasında meydana gelen tüm bilişim sistemi işlem kayıtları olarak tanımlanmış, vergi dairesinin ise muhataplara 213 Sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilecek evrakı düzenleyen daireyi ifade edeceği belirtilmiştir. Dairemizce verilen ara kararında, davacı tarafından, internet vergi dairesi bünyesinde oluşturulan tebliğe elverişli elektronik ortama (elektronik tebligat adresine, yani internet vergi dairesi sistemine) giriş yapılıp yapılmadığı ve bilgilendirme mesajlarıyla ilgili tüm olay kayıtlarının gerekirse ilgili birimlerden temini suretiyle gönderilmesi istenilmiş olmasına rağmen davalı idarece, tebligattan varılmak istenilen amacı gerçekleştirmeye matuf olarak başka bir ifadeyle muhatabın bilgilendirildiği ile bu bilgilendirmeyi ispata yarar belgeler dosyaya ibraz edilmemiş, vergi/ceza ihbarnamelerinin e-tebliğini gösterir ekran görüntülerinin gönderilmesiyle yetinilmiş, alındı kayıt veya mesajlarına ilişkin bir belge dosyaya sunulamamıştır.
Hal böyle olunca, davaya konu ihbarnamelerden daha önceki bir tarihte haberdar olunduğu ortaya konulamadığından, başka bir ifadeyle, davalı idarece, davacı tarafından vergi/ceza ihbarnamelerinin görüldüğü yahut görülmüş sayıldığı durumlar ispat edilemediğinden, anılan vergi/ceza ihbarnamelerinden, dava dilekçesinde bildirilen tarih itibariyle haberdar olunduğunun kabulü gerekmiş olup davayı süre yönünden reddeden kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 10/08/2018 tarih ve E:2018/1429, K:2018/2380 Sayılı kararının KALDIRILMASINA, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri Mahkemesince yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, işbu kararın Mahkemesince taraflara tebliğine, 2577 Sayılı Kanun'un 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak 28.01.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)